ALEKSİTİMİ: KURAMSAL ÇERÇEVE TEDAVİ YAKLAŞIMLARI ve İLGİLİ ARAŞTIRMALAR

Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, May 2002

Bu çalışma aleksitimi ile ilgili geni bir literatür taramasını içeren bir derleme çalı masıdır. Aleksitimin ne oldu u, tarihsel geli imi, temel özellikleri, kuramsal temelleri ve ilgili tedavi yakla şımları hakkında bilgi verilmektedir. Makalede ayrıca aleksitimi ilgili olarak yapılmış yerli ve yabancı ara tırmaların genel bir özeti de sunulmaktadır

A PDF file should load here. If you do not see its contents the file may be temporarily unavailable at the journal website or you do not have a PDF plug-in installed and enabled in your browser.

Alternatively, you can download the file locally and open with any standalone PDF reader:

http://dergipark.gov.tr/download/article-file/509274

ALEKSİTİMİ: KURAMSAL ÇERÇEVE TEDAVİ YAKLAŞIMLARI ve İLGİLİ ARAŞTIRMALAR

ALEKS T M : KURAMSAL ?ER?EVE TEDAV YAKLA IMLARI ve LG L ARA TIRMALAR Anahtar S?zc?kler: Aleksitimi. This article is a literature study, including a general review of the concept of the alexithyma. The author tries give recent information about alexithyma focusing on ?t's meaning, definition, historical background, clinical and demographic features, theoretical (etiological) approaches, and treatments. In addition the article also includes the summaries of researches and investigations, made in Turkey and abroad. - Giri Psiko-sosyal bir varl?k olan insan?n, varl? ?n? s?rd?rmek ve ihtiya?lar?n? kar ?lamak i?in toplu halde ya amaya di er insanlarla ileti im kurmaya gereksinimi vard?r. Bu ileti im s?reci insan? di er varl?klardan ay?ran en ?nemli ?zelliklerinden biridir. Bireyin g?nl?k ya am?nda sa l?kl? ve dengeli ili kiler kurmas?nda duygu, d? ?nce, davran? ve fizyolojik tepkilerinin bir b?t?n olarak i lev g?rd? ? bilinen bir ger?ektir. Bu b?t?nl? ?n bozulmas? sosyal varl?k olarak denge ve uyum aray? ?nda olan insan i?in bir tehdit olu turmaktad?r. Bu a??dan bak?ld? ?nda sa l?kl? ve dengeli ili kiler kurmadaki b?t?nl? ? sa layan en ?nemli unsurlardan birisi beki de en ?nemlisi i? d?nyam?z?n aynas? olan duygular?m?zd?r. ??nk? duygular ya am?n t?m?n? etkileyebilecek ya am?n amac?n?, tad?n? ve anlam?n? olu turacak ?zelli e ve ?neme sahiptir. nsan duygu ve d? ?nceleri fark edip anlamland?rarak, s?zel olarak ifade etmesiyle ve kurdu u ileti imle evrendeki di er canl?lardan farkl?la maktad?r. Psikologlar?n ve felsefecilerin anlam? ?zerinde y?llard?r tart? t?klar? duygunun tan?m?n? yapmak olduk?a zordur. Birbirinden farkl? y?zlerce duygu tan?m?ndan s?z edilmektedir. Kelime anlam? olarak duygu (emotion) Latince?de harekete ge?me, devinim anlam?na gelmektedir. Duyguyu tan?mlama giri imleri M. ? Y?llarda Aristotales?e kadar uzanmaktad?r. Ona g?re duygular ne eli veya ne esiz anlar?m?zda alg?lar?m?z ve beklentilerimizle birlikte ortaya ??kan refakat??lar?m?zd?r. Youg?a (1982) g?re, duygu i?inde bulunulan ortam?n alg?lanmas?yla ortaya ??kan bireyin i? d?nyas?n? harekete ge?iren bedensel, davran? sal ve zihinsel ?zellikleri i?eren duyusal s?re?tir. Lazarus (1984) ise duyguyu bireyin ?evresindeki uyar?c?lar? alg?lamas? ve de erlendirmesi sonucu olu an i? ya ant?lar olarak tan?mlamaktad?r. Sosyo-biyolojik yakla ?m ?er?evesinde ise duygular?n evrimsel s?re?den ge?erek geldi i ve insano lunun ?evreye uyum sa layarak bug?ne kalmas?na yard?mc? olan i? ya ant?lar olarak yorumlanmaktad?r. Crook ve Stein (1991), Izard (1993) gibi baz? d? ?n?rler duygunun tan?mlanmas?n?n m?mk?n olamayaca ?n? vurgulayarak ?ncelikle duygular?n bile enlerinin saptanmas? gerekti i savunmaktad?rlar. Duygunun; 1-N?robiyolojikkimyasal 2-Motor-duyusal 3-Davran? sal-g?d?sel 4Bili sel-?znel olmak ?zere d?rt temel bile eninin oldu u konusunda uzmanlar fikir birli i i?indedirler. Goleman (1996) ise duyguyu bu kadar dar bir tan?mla s?n?rland?rman?n m?mk?n olamayaca ?n? vurgulamakta ve duyguyu bir his ve bu hisse ?zg? belirli d? ?nceler, psikolojik ve biyolojik haller ve bir dizi hareket e ilimi olarak tan?mlamaktad?r. N?ro-fizyolojik temelde, duygular?m?z ve heyecanlar?m?z sempatik sinir sisteminin ?al? mas?yla ortaya ??kan ya ant?lar?m?zd?r. Bir ba ka tan?m?yla, duygular ve heyecanlar fizyolojik, bili sel ve davran? sal bile enleri i?eren derin uykudan yo un gerginli e kadar de i ebilen genel uyar?lm? l?k hallerine verilen isimlerdir. Bu uyar?lm? l?k halinin derecesi az olan?na duygu, fizyolojik belirtileride ?zerinde ta ?yan daha iddetli olan?na ise heyecan denir ( Pakinson, 1996 ., Morgan,1984., C?celo lu,1991) . Duyguyu tan?mlamak kadar s?n?fland?rman?n da zor oldu u bilinen bir ger?ektir. ??nk? duygular?m?z bir?ok bile eni i?eren karma ?k s?re?lerdir. Ve bir insan k?sa bir s?re i?inde ?ok farkl? duygular ya ayabilir. Duygular?n s?n?fland?rmas? ile ilgili ilk etkili ?al? ma Arnold taraf?ndan yap?lm? t?r. Arnold (1960) duygular?m?z?n en basit d?zeyde nesnelere yakla mam?z? ve uzakla mam?z? sa lay? lar?na g?re s?n?fland?r?labilece ini, s?ylemektedir. Ancak bu a??dan bak?ld? ?nda duygular?m?z? olumlu ve olumsuz gibi iki kategoriye ay?rman?n ?ok zor oldu u g?r?lmektedir. ??nk? duygularda g?d?ler gibi basit yakla ma ka??nma tepkilerinin ?ok ?tesinde karma ?k davran? lar? harekete ge?iren s?re?lerdir. K?sacas? kar? ?mlar?, ?e itlemeleri, mutasyonlar? ve n?anslar?yla y?zlerce duygudan s?z edilebilir (Konrad,Hendl,1997) . Lazarus (1991) ise duygular? 1-Zararlardan ortaya ??kan duygular 2Faydalardan do an duygular 3-S?n?rda olan duygular 4-Duygu olmayanlar, eklinde d?rt temel kategoride s?n?fland?rmaktad?r. Baz? uzmanlar ise duygular?n pozitif ve negatif olarak iki z?t boyut ?zerinde s?n?fland?r?labilece ini ileri s?rmektedirler. Onlara g?re insanlar?n duygusal ya ant?lar? bir ?izgi ?zerinde negatif (ac? veren) ve pozitif (haz veren) kutuplar aras?nda gidip gelmektedir. (Allik ve Realo,1997; Carver ve Scheier,1990) . Duygular? en etkili bir ekilde tan?mlama ve s?n?flama giri imlerinden biriside Plutchik (1980) taraf?ndan yap?lm? t?r. Plutchik duygular?, insanlar? ve hayvanlar? uyum ve denge sa lay?c? davran? lara s?r?kleyen i? fakt?rler olarak tan?mlamakta olup duygular? sekiz temel kategoriye ay?rmaktad?r. Kendisinin duygu ?emberi olarak adland?rd? ? sekiz duygu kategorisinde; tiksinti, ?fke, umut, korku, hayret, ?z?nt?, sevin? ve kabul yer almaktad?r. Plutchik yukar?da say?lan temel duygular?n birle mesi yada kar? mas?yla yeni duygular olu abilece ini s?ylemektedir. ?rne in ?z?nt? ve hayret birle irse hayal k?r?kl? ? duygusu ya anabilir. Veya umut ve sevincin bir arada olmas?yla da iyimserlik olu abilir. Plutchik ayr?ca iddeti ve ya and? ? yo unlu a ba l? olarak da duygu ?e itlili inin artabilece ini belirtmektedir (Plutchik, 1980., Morris,1996) . G?nl?k ya am?m?zda, hafif?e ?z?ld? ?m?zde veya sevindi imizde ?duyguland?m? deriz. Duygular?m?z ya amsal varl? ?m?z?n en temel ? elerinden biri olup bu g?n sahip oldu umuz organlar?m?z gibi i levleri vard?r. Duygular?m?z?n genel i levi do aya ve topluma uyum sa lamak ve b?ylece hayatta kalma ihtimalimizi art?rmakt?r. Bu y?zden evrim s?recinde duygular?m?z hayatta kalma ihtimalimizi art?rm? t?r. ?rne in varl? ?m?z? tehdit eden bir tehlike fark etti imizde yo un bir korku duygusuyla ka?ar?z. Bu davran? bizim hayatta kalmam?za yard?mc? olur. D?kmen?e (2000) g?re bir canl?n?n normal, s?radan bir ya am s?rebilmek i?in duygular?na ihtiyac? vard?r. Ancak insan duygulara iki defa ihtiya? duyar. Birincisi g?nl?k ya am?n? s?rd?rebilmek i?in bir motivasyon kayna ? olarak ikincisi ise varolu d?zeyini y?kseltmek kaliteli, s?ra ?st? ya ayabilmek i?in duygulara ihtiyac? vard?r. Bireyin kendisine ait duygular?n? ve isteklerini fark edip ifade etmesi otantik ya ayabilmesi i?in gereklidir. Otantik ya ama becerisini geli tirmek isteyen birey duygu ve isteklerini fark edebildi inde i?indeki do al g?ce ula abilir. Duygu, d? ?nce ve davran? lar birbiriyle ili kilidir. Ancak aralar?nda bir neden sonu? ili kisi olup olmad? ? ara t?rmalarca kan?tlanamam? t?r. Duygular, dil ve bilin? bir b?t?nd?r. Bu b?t?nl?k insan?n varolma s?recinde ?ok ?nemli i leve sahiptir. Duygular hedefe y?nelik davran? lar?m?z?n itici g?? kayna ?d?r. D? ?ncelerimiz ise hedefe ula mak i?in hangi davran? lar? sergileyece imiz konusunda bize yard?mc? olmaktad?r. ?rne in bizi tehdit eden bir davran? kar ?s?nda ilk ?nce korkar?z. Korku duygusu bizi bir eyler yapmaya s?r?kler. Ka?abilir, saklanabilir, bizi korkutan eye sald?rabiliriz. te burada hangisini se?ip nas?l yapaca ?m?z konusunda d? ?ncelerimiz devreye girer. Duygular ve d? ?neler aras?ndaki i b?l?m?n? D?kmen (2000) ?yle bir benzetmeyle ortaya koyar. ?Mant?kl? d? ?nceler geminin d?meni, duygular ise geminin yak?t?d?r?. Bu ya am gemisinin sa l?kl? ilerleyebilmesi i?in d? ?nce ve duygular?m?z? uyumla t?rmaya ihtiyac?m?z vard?r. Goleman?a (1996) g?re ise beynimizde duygu merkezi olarak bilinen amigdala ile neokorteks aras?ndaki ba lant?lar, ak?l, d? ?nce kalp duygu ve davran? lar aras?ndaki ba lant?lar? g?steren ana merkezdir. Bu y?zden en ak?lc? kararlarda bile duygunun etkisi g?z ard? edilemez. Ayr?ca olumsuz duygular?n t?bbi a??dan beden direnicini, v?cudun savunma g?c?n? azaltt? ? olumlu duygular?n ise panzehir etkisi yaparak ifa g?c? verdi i bilinmektedir. nsan ya am?nda bu denli ?neme sahip olan duygular?m?z? fark etmek ve ifade etmek de bir o kadar ?nemlidir. Fakat ?e itli sebeplerden ?t?r? bir?o umuz duygular?m?z? fark edip ifade etmekte sorunlar ya ar?z. Temelde, duygular?m?z?n alt?nda yar?na kalma ve rahat ya ama arzular?m?z vard?r. G?r?n?rdeki, daha ?ok g?r?n?r?n bir basamak alt?ndaki duygular?m?z?,yani toplumsal etki ile bast?r?lm? bize ait duygu ve isteklerimizi fark etmek ve ifade etmek sa l?kl? ve dengeli ili kiler kurmam?zda ?nemlidir. Spontanl? ?m?zla birlikte duygular?m?z? fark edip ifade etti imizde i?imizdeki b?y?k potansiyeli kullanma ans?m?z artar. Bunu ba ar?rsak kendimiz olmu oluruz. Taylor ve arkada lar? (1992) duygular?n? ifade edemeyen bireylerin benlik sayg?s? d? ?k ve ba ?ml? ki iler olduklar?n? belirtmektedirler. Bozkurt (1989) yapt? ? y?ksek lisans tez ?al? mas?nda duygular? ifade edememenin bireylerde geli me ve ba ar? eksikli ine, ac? ?ekme yorgunluk ve ?lser gibi psikosomatik belirtilere neden oldu u ayr?ca depresyonu ate lemede ?nemli rol oynad? ? sonu?lar?na ula m? t?r. Baymur (1983) ise bireyin kendi i?ine kapanarak duygular?n? ifade edememesinin ileti imi ve ?retkenli i s?n?rlad? ?n? s?ylemektedir. leti im insanl? ?n her d?neminde ?nemli olmu tur ancak sanayile me ve ehirle me ile birlikte karma ?kla an ili kiler yuma ?nda kendi yaln?zl? ?na b?rak?lan g?n?m?z modern toplumlar?nda ?nemi katlanarak artm? t?r. Ki iler aras? ili kilerde ?at? malar?n ??kmas?n?n nedenlerinden biriside duygular?n fark edilip ifade edilememesidir. Duygular?n s?zel olarak ifade edilmesinin engellendi i durumlarda bedenin, ?o unlu u somatik yak?nmalardan olu an farkl? tepkiler g?sterdi i ve aleksitimik yatk?nl? ?n artt? ? anla ?lm? t?r (Cooper, Holmstrom, 1984) . Duygusal fark?ndal?k olmadan bireyin d? ?nmesi, davran? ta bulunmas?, fizyolojik tepkiler vermesi, b?t?n bunlar?n sonucu olarak ileti im ve ili kide bulunmas? m?mk?nd?r. Ancak duygusal fark?ndal?k olmadan bireyin kendi i? d?nyas?n? fark etmesi kendi istek ve duygular?n?n bilincinde olmas? buna ba l? olarak kendini tan?mas? olduk?a zordur. Kendini tan?makta yetersiz olan bireyin kendisiyle ilgili do ru ve sa l?kl? karar vermesi beklenemez. Bu anlamda kendi i? d?nyas? ile ilgili ileti im sorunu ya ayan bireyin d? d?nya ile ileti imde, ki iler ars? ili kilerde sorun ya amas? yads?namaz. Duygular? fark edip tan?ma becerisi asl?nda ?duygusal zekan?n? temel becerilerinden biridir. ?o u kimse duygular?n?n fark?nda oldu unu kendini ?ok iyi tan?d? ?n? zanneder. Fakat biraz d? ?nd? ?m?zde ger?ekten ne istedi imizi ve neler hissetti imizi bilmedi imizi anlar?z. Birine son derece k?zg?n olmak ile k?zg?n oldu unu fark edip u an sana kar ? k?zg?nl?k hissediyorum demek farkl? eylerdir. Duygular?n? fark edip ifade edenler onlarla nas?l ba a ??kacaklar?n? da bilirler. Kendi fenomenal alanlar?n?n fark?ndad?rlar. Kendilerine g?ven duyarlar ve kendilerini kontrol edebilirler (Konrad ve Hendl, 1997) . Duygular? fark edip ifade edebilmek, duygular ile bedensel duyumlar? ay?rt edebilmek birey i?in her zaman kolay olmamaktad?r. G?nl?k ili kilerde bireyin duygular?n? fark edip ifade etmesi ileti im i?inde oldu u insanlar?n duygular?n? anlamas? kalp kalbe ileti im kurmas?na yard?mc? oldu u i?in ileti im ?at? malar?na girme e ilimini azaltt? ? bilinmektedir. Duygu, d? ?nce ve isteklerinin fark?nda olan birey kendini daha iyi tan?r ve otantik ya ama ans? artar. Kendini iyi tan?yan birey g?nl?k ya amda daha sa l?kl? ili kiler kurarak, mutlu ve ?retken birisi olarak ya am?n? daha anlaml? yapma ans? artar. Duygular?n insan ya am?nda bu denli ?nemli olmas?, duygusal problemlerle yak?ndan ilgili olan aleksitiminin incelenmesi tedavi edilmesi gereklili i daha iyi ortaya koymaktad?r. K?sacas? co kulu, doyurucu, ba ar?l? ve anlaml? bir ya am s?rd?rebilmek i?in duygular?m?za ihtiyac?m?z oldu u a??k bir ger?ektir. Ancak bireyin ya am?nda bu denli ?neme ve i leve sahip olan duygular? fark edip ifade edebilmek insanl?k tarihi boyunca problem ola gelmi tir. Bu t?r problem ve yetersizlikleri anlatmak i?in kullan?lan bir s?zc?k olan aleksitimi (alexithymia) ba lang??ta psikosomatik hastal?klara ?zg? bir terim olarak ruh sa l? ? alan?nda kullan?lan bir kavram olmu tur. Ancak daha sonralar? yap?lan ara t?rmalarda hasta pop?lasyonun yan?s?ra sa l?kl? bireylerde de aleksitiminin, yayg?n bir ?zellik oldu u anla ?lm? t?r ( ahin, 1991). ?zerinde yap?lan farkl? yorum tan?mlamalara ra men aleksitimin; hayal kurma ve d? lem ya ant?s?nda k?s?tl?l?k, duygular? fark etme ve ifade etme g??l? ?, d? a d?n?k olma ve i lemsel d? ?nme e ilimi gibi ?zellikleri ?zerinde, uzmanlar?n fikir birli i i?inde olduklar? anla ?lmaktad?r (Lesser, 1981; Ta ylor,1991 ). Gerek?e ve Ama? Aleksitimi ba lang??ta psikoanalitik kuramc?lar taraf?ndan psikosomatik hastal?klara ?zg? bir semptom olarak ortaya at?lm? t?r. Aleksitiminin klinik tan?mlamas?nda somatizasyonun ?ok ?nemli bir yer tutmas?na ve psikosomatik hastal?klara yak?n bulunmas?na ra men, yap?lan ara t?rmalarda aleksitimi ile psikosomatik hastal?klar aras?nda do rudan net bir ili ki oldu u s?ylenememi tir. Ayr?ca son y?llarda (1980 sonras?) yap?lan ara t?rmalarda aleksitiminin yaln?zca klinik hastalarda, psikosomatiklerde g?r?len bir ?zellikle olmad? ?, ayn? zamanda normal pop?lasyonda sa l?kl? bireylerde de s?k?a g?r?ld? ? tespit edilmi tir. Hatta g??m?zde yayg?nl? ?n?n h?zla artt? ? g?zlenmektedir. ?a ?m?z?n modern toplumlar?nda h?zla artan n?fus ve geli en teknoloji ile birlikte karma ?k ve doyumsuz insan ili kileri aras?nda yaln?zl? a s?r?klenen g?n?m?z insan?nda bilgisayar ve Internet kullan?m?n?n yayg?nla mas?na paralel olarak aleksitimik ?zelliklerde art? lar oldu u g?zlenmektedir. Normal pop?lasyonda yayg?nla arak devam eden ve toplumsal sa l? ? olumsuz etkileyen aleksitimi ile ilgili bilimsel ?al? malara ihtiya? oldu u a??k?a g?r?lmektedir. Ancak, ?lkemizde aleksitimi ile ilgili ?zelliklede normal pop?lasyonda yap?lan bilimsel ?al? malar?n yok denecek kadar az oldu u anla ?lm? t?r. Bu nedenle ?lkemizde aleksitiminin ne oldu unun bilinmesi ve tan?t?lmas?na ihtiya? oldu u d? ?ncesi bu ara t?rman?n en ?nemli gerek?esini olu turmaktad?r. Bu kuramsal ?al? man?n ?lkemizde aleksitimi ile ilgili olarak yap?lacak ba ka ara t?rmalar? te vik edici olmas? umulmaktad?r. Ayr?ca aleksitiminin ne oldu u, ilgili kuramsal yakla ?mlar, ili kili oldu u de i kenler ve ilgili ara t?rmalar verilerek alana y?nelik bir eksikli in giderilerek katk? sa lanmas? ama?lanmaktad?r. ALEKS T M ?ZELL KLER KAVRAMI VE TEMEL Aleksitimi Kavram? Aleksitimi ba lang??ta psikosomatik kuramc?lar taraf?ndan ruh sa l? ? alan?nda psikosomatik bir durumu ve belirtiyi anlatmak amac?yla ortaya at?lm? bir kavramd?r (Blanchar, Arena ve Pallmayer,1981) . Ancak daha sonralar? aleksitiminin sadece psikosomatiklere ?zg? bir durum olmad? ?, sa l?kl? bireylerde de s?k?a g?r?ld? ? anla ?lm? t?r. lk defa Sifneos 1972 y?l?nda Avrupa?da bir konferans?nda bu t?rden duygusal sorunlar? anlatmak i?in aleksitimi kavram?n? kullanm? t?r. Kelime anlam? olarak aleksitimi Yunanca?da a= yok, lexis= s?z, thymos= duygu anlam?na gelen kelimelerin birle mesinden meydana gelmi bir kavramd?r (Derebo y 1990 ). Bu kavram? T?rk?e?ye ?duygular i?in s?z yoklu u? eklinde ?evirmi tir (Derebo y,1990 ). ahin ise aleksitimiyi sadece ?duygular i?in s?z yitimi? anlam?na gelen duygulara kar ? ?dilsiz? olmakla s?n?rland?r?lamayaca ?n?, ??nk? aleksitimik bireylerin ayn? zamanda duygular?na kar ? ?sa ?r? olduklar?n? vurgulamaktad?r. Buradan hareketle ( ahin,1991). Aleksitimi i?in ?duygusal ahrazl?k? tan?m?n? ortaya atm? t?r (D?kmen 2000) ise aleksitimi kar ?l? ? olarak ?d? ?nce k?leli i? kavram?n? ?nermektedir. En basit tan?m?yla duygular?n? fark etme, tan?ma, ay?rtetme ve ifadeetme g??l? ? olarak tan?mlanan aleksitimi klinik alanda ortaya ??km? bir terimdir. Aleksitiminin klinik tan?mlamas?nda somatizasyonun ?ok ?nemli bir yer tutmas?na ra men yap?lan ara t?rmalarda aleksitimi ile psikosomatikler aras?nda do rudan bir ili ki oldu u kan?tlanamam? t?r. Yani aleksitimik ?zellikler ile psikosomatikler aras?nda etiolojik (neden-sonu?) ili kisi oldu unu s?ylemenin m?mk?n olmad? ?, sadece bir benzerlikten bahsedilebilece i vurgulanmaktad?r (Beach, 1994) . Bu y?zden aleksitiminin bir hastal?ktan ?ok, ki ilik ?zelli i, yetersizlik oldu unu savunanlar vard?r. Taylor (1984) ve Sifneos?a (1988) g?re aleksimi bir hastal?k de il daha ?ok ki ilikle ilgisi vard?r. Ancak aleksitiminin ortaya ??kmas?nda sosyo-k?lt?rel fakt?rlerin etkiside ?nemli yer tutar. Ruesch analitik terapiye ald? ? baz? bireylerin duygular?n? ve rahats?zl?klar?n? bedensel tepkiler olarak ortaya koyduklar?n? g?zlemler. Ruesch daha sonradan aleksitimik olarak tan?mlanacak bu hastalar?n?n duygular?n? s?zel ifade yerine bedensel tepkiler olarak a?? a vurduklar?ndan dolay? ?ocuksu ki ilik (?nfantil personality) oloarak tan?mlam? t?r. (Akt; Lesser,1981) . Aleksitiminin ki isel bir e ilim, sosyal destek eksikli sonucu ortaya ??kan durum, hastal?k, psikosomatik belirti, bili sel bozukluk, beceri eksikli i-yetersizlik, n?rolojik bir ar?za, oldu unu savunan farkl? g?r? ler vard?r. Bu kadar ?ok farkl? g?r? ve yorumlardan dolay? bir ki iye aleksitimi te hisi koymak zorla maktad?r. Asl?nda aleksitimi ya hep ya hi? fenomeni de il. Aleksitimi var yada yok yerine aleksitimik ?zelliklerin d?zeyinden bahsetmek daha do ru bulunmaktad?r (Paez,1997). Bundan ba ka aleksitimik ?zelliklerin kal?c? m? (trait) yoksa ge?ici mi oldu u konusunda g?r? ayr?l?klar? vard?r. Ancak Freyberger (1977) bu problemi birincil ve ikincil aleksitimi ayr?m? yaparak bir anlamda ??zm? t?r. Ona g?re birincil aleksitimi psikosomatik hastalarda bedensel tepkilerin ve ikayetlerin ortaya ??kmas?n? sa layan s?reklilik g?steren etmendir. kincil aleksitimi ise kanser gibi a ?r bedensel hastalarda, yo un bak?m hastalar?nda ve travma ge?iren bireylerde ortaya ??kan ge?ici bir durumdur. Baz? uzmanlara g?re aleksitimi tamamen sosyo-k?lt?rel bir olayd?r. ??nk? aleksitimi zaten ilk olarak duygular? s?zel olarak ifade etmenin sa l?kl? ve olgunluk belirtisi olarak kabul edildi i bat? toplumlar?nda ortaya ??km? t?r. Ancak baz? toplumlarda insanlar ?ocukluktan itibaren ya ad?klar? ?evrede duygular? ifade etmek yerine gizlemeyi ve bast?rmay? ? renmektedirler. ?o u do u toplumlar?nda duygular bedenselle tirilerek kullanmaya d?n? t?r?lmektedir. Buna d?n? t?rme yada bedenselle tirme bozuklu u da denilmektedir (Lesser,1985) . ?lkemiz bu a??dan duygular?n somatik tepkilere d?n? t?r?ld? ? do u toplumlar?na daha yak?nd?r (Be tepe, 1997) N?rofizyolojik yakla ?m? benimseyen uzmanlara g?re ise aleksitimi beyin yar?m k?releri aras?ndaki kopukluk sonucu ortaya ??kan durumdur. Onlara g?re aleksitimi limbik sistemden neokortekse gitmek i?in harekete ge?en duyusal uyaranlar?n bloke edilmesi sonucu, bilin?li duygusal ya ant?lara d?n? ememesiyle olu an ar?zad?r. Von Rad (1984) aleksitimiyi nesne ili kileri g?r? ?nden hareketle a??klamaya ?al? m? t?r. Ona g?re aleksitimi ayr?lmabirle me s?recindeki aksama sonucu ortaya ??kan beden emas? bozuklu udur. Psikoanalitik kuram a??s?ndan aleksitimi i?in duygusal bast?rma kavram? kullan?lm? t?r. Baz? kuramc?lar ise duygusal ya ant?lar konusundaki bilgisizlik ve anlamland?ramamaya ba l? olarak aleksitimikler i?in duygusal cahillilik kavram?n? ?nermektedirler. Bili sel kuram? benimseyen ara t?rmac?lara g?re ise aleksitimi bili sel geli im d?nemlerindeki baz? eksikliklerden kaynaklanan yada bili sel s?re?lerdeki ?arp?tmalar, mant?k d? ? d? ?nceler sonucu olu an bir durumdur. Yani aleksitimi bili sel s?re?teki ?arp?tmalar i levsel olmayan uyum bozucu otomatik d? ?nceler sonucu olu an bir rahats?zl?kt?r. Pennebaker?a (1989) g?re aleksitimik ?zellikler kendini yans?tma (self-reflection) becerisi eksikli i ve duygusal ketlenme (emotional-inhibition) ile ili kilidir. ??nk? duygular?n bili sel s?re? i?inde i lenmesindeki yetersizlik nedeniyle birey duygusal uyar?mlar?n bedensel ? eleri ?zerine odakla ?r. Bu durum aleksitimiklerdeki bedensel yak?nmalarla uygunluk g?stermektedir. Ketlenme asl?nda bili sel ka??nmay? ve duygusal bast?rmay? i?eren ba etme tarz?d?r. Ketlenme, bast?rma yada aleksitimi eklinde kendini g?sterebilir. Gerisinde a ?r? stres, sosyal destek azl? ? yada travmatik bir olay olabilir. Bu nedenle aleksitimi ka??nmac?, ketleyici ba etme tepkileri ile ili kilidir ve bili sel yeniden de erlendirmeyi engeller. Ki isel bir e ilim ve ba etme tarz? olarak aleksitimi d?rt temel ?zelli e sahiptir. 1.Duygularla ilgili d? ?nmede yetersizlik. 2.Duygularla ileti imde yetersizlik. 3.Duygusal ve bedensel tepkiler ars?nda bir ??z?lme. 4. S?r verme e ilimi ve bu e ilimi bast?rma aras?nda bir ?at? ma. (Paes ve ark,1997). Aleksitimik Belirtiler-Ki ilik ?zellikleri Aleksitimi kavram?n?n yarat?c?s? olan Sifneos (1972) aleksitimik bireyler i?in u ifadeleri kullanmaktad?r. Aleksitimi ?ncelikle bireyin duygusal i levlerinde ve ki iler aras? ili kilerinde g??l?k ?ekmesi eklinde ortaya ??kan bir sorundur. Duygular?n merkezi bir ?neme sahip oldu u toplumsal ya ant?da aleksitimikler yabanc?, hatta ba ka bir d?nyadan gelmi izlenimi verirler. Aleksitimiklerin en belirgin ?zellikleri duygular?n? fark edip ifade etme g??l? ? ?ekmeleridir. G?nl?k ya amda d? ?nebilen, anlatabilen, ili kiler kurabilen kimselerdir. Ancak duygu ve d? ?nceleri aras?nda ba kurup ay?rt etmekte ve bunlar? ifade etmekte sorunlar ya arlar. Zeki olabilirler fakat bu zekalar?n? daha ?ok duygular?ndan ka?mak i?in kullan?rlar (Sifneos,1988) . Aleksitimi kavram?na ili kin farkl? yakla ?mlar?n yorum ve tan?mlamalar?ndaki farkl?l?k, aleksitimik ?zeliklerin saptanmas?nda da ge?erlidir. ?rne in Ta ylor (1991 ) aleksitimik ki ilik ?zelliklerini d?rt ana ba l?k alt?nda toplan?labilece ini d? ?nmektedir. 1 Duygular?n? tan?ma tan?mlama g??l? ?. 2 Duygusal uyar?mda bedensel duyumlarla duygular? ay?rt etmede yetersizlik. 3-Hayallerde azl?k,s?n?rl? imgesel s?re?ler. 4-D? a d?n?k bili sel tarz. Aleksitimik bireylerin ?zellikleri a??klan?rken kar ?m?za ??kan ?? temel kavram vard?r; Duyu (affect) zihinsel bir y?nelimdir hem biyolojik hem psikolojik ? eler i?erir. Duygu (emotion) a r? ,istek, umut gibi zihinsel ya ant? durumudur. His (feeling) ho nutluk yada ac? ?ekme, duygusal olarak etkilenme durumunun sonucu olarak tan?mlanmaktad?r (Sifneos,1988) . ?zerinde yap?lan farkl? yorum ve tan?mlamalara ra men konunun uzmanlar? aleksitimik ki ilik ?zellikleribelirtileri?nin d?rt temel ba l?k alt?nda toplanmas? konusunda fikir birli i i?inde olduklar? anla ?lmaktad?r (Leser,1981, Siifne-os,1988., Ta ylor,1991 ). Bu ?zellikler; 1-Duygular? fark etme,ay?rt etme ve s?ze d?kme g??l? ?. 2-Hayal kurma, d? lem (Fantasy) ya ant?da k?s?tl?l?k 3- e vuruk i lemsel (Operational Thinking ) d? ?nme. 4-D? merkezli-uyum bili sel yap? (bili sel tarz) sa lamaya y?nelik 1- Duygular? Fark etme, Ay?rtetme Ve S?ze D?kme G??l? ? Aleksitimik bireylerin en belirgin ?zelli i duygular?n? tan?ma ve ifade etmedeki g??l?kleridir. Bu insanlar ?zg?l bir bi?imde duygular?n? tan?yamaz ve tan?mlayamazlar. Duygular?n? ?ok kabaca, ?rahatlama ve rahats?z olma? gibi basit kelimelerle ifa edebilmekte veya ?gev eme ve gergin olma? gibi bedensel tepkilerle g?sterebilmektedirler. Kendilerine duygular? soruldu unda sanki bu kelimenin anlam?n? bilmez gibi g?r?n?rler. Konu malar? tekrarlay?c? ve ayr?nt?l?d?r. S?k s?k bedensel yak?nmalar?ndan s?z ederler. Duygusal ya amlar?ndaki k?s?tl?l?k, bazen duru lar?ndaki donukluk ve duygular?n?n y?zlerinden anla ?lmamas?yla da kendini belli eder (Sifneos, 1977, Lesser, 1981) . Aleksitimik kimselere ya ad?klar? tats?z bir olay s?ras?nda neler hissettikleri soruldu unda, o anda neler d? ?nd?klerini, neler yapmak veya s?ylemek istediklerini ayr?nt?l? olarak anlat?r. Duygular?ndan bahsetmesi i?in ?srar edildi inde ise ne zaman duygular?ndan ne zaman d? ?ncelerinden s?z etmekte oldu unun bilemedi i g?zlenebilir (Dereboy, 1990). Buradan aleksitimiklerin bir duyguyu di erlerinden ay?rt etmekte zorland?klar?, duygular? soruldu unda kendilerini karma ?k hissettikleri; genellikle ?zg?nm?? yorgunmu? a?m?? yoksa hastam?? olduklar?n? anlatamad?klar? anla ?lmaktad?r. Bedensel belirtileri ile duygular? aras?ndaki farklar? kavrayamad?klar?ndan sanki ezberlemi gibi tekrarlay?c? ifadelerde bulunurlar (Krystal, 1979 ve Sifneos, 1988) . K?sacas? aleksitimik kimseler g?nl?k ya amda ili kiler kurabilen, d? ?nebilen, anlatabilen ancak duygu ve d? ?nceleri aras?ndaki fark? ay?rtetmede ve ba lant? kurmada, duygular?yla bedensel duyumlar?n? ay?rt etmede ve b?t?n bunlar? ifade etmekte g??l?k ya ayan bireyler olduklar? bilinmektedir. Bu ?zelliklerinden dolay? aleksitimiklerin i?g?r? kazand?rmaya y?nelik terapilerde ba ar? sa layamad?klar? d? ?n?lmektedir. (Lesser, 1981, Faryna ve ark, 1986) . 2- Hayal Ya am?nda K?s?tl?l?k Kurma, D? lem (Fantasy) Aleksitimik ?zellik g?steren bireylerin hayal g?c?de olduk?a zay?ft?r. Nadiren de olsa hayal kursalar bile bunu bir zaman kayb? olarak alg?larlar. Kurduklar? hayaller genellikle ger?eklik s?n?rlar? i?inde, tutku ve ?zlemlerin silik bir bi?imde yans?d? ? kuru ve renksiz fantazilerdir. Aleksitimikler hayal etmesi istenilen ya ant?lar?n? canl?, yo un, duygu y?kl?, olarak canland?ramazlar. ?o u kez de duygular?n? ?a r? t?racak hayallerden uzak durmay? tercih ederler. Hatta yeti kin ya amlar?nda hayal kurmay? hi? beceremedikleri iddia edilmektedir (Lesser, 1981, Ta ylor ve ark. 1988 ). Sifneos, aleksitimik kimselerin d? lem ve fantezi ya ant?lar?ndaki eksiklik, onlarda olaylar?n daha ?ok detaylar?na dikkat etmeye ve i lemsel (operative) d? ?nmeye neden olmaktad?r (Krystal, 1979, Sifneos, 1988) . Buda aleksitimiklerin r?yalar?n?n daha ?ok ikincil s?re?lerle ili kili oldu unu g?stermektedir. Bu nedenle aleksitimik bireylere imajinasyona dayal?, psikodrama gibi tekniklerin uygulanmas? terapist/dan? man i?in sorun olu turabilir. R?yalar?n? ?ok seyrek hat?rlarlar, r?yalar?ndaki anlat?mlar?n?n daha ?ok g?nl?k olaylara ili kin ger?ekleri i?erdi i ve somut nitelikte oldu u g?zlenmi tir. Hayal kurma becerilerindeki eksikliklerine ba l? olarak yarat?c? olmakta zorlanabilirler. Eylem ve d? ?nceleri daha ?ok d? uyaranlar do rultusundad?r. Aleksitimik kimseler genellikle ?evrelerindeki insanlar taraf?ndan donuk, s?k?c? kaba ve duygusuz olarak tarif edilirler (Sifneos, 1988) . 3- lemsel- e Vuruk (Operational Thinking) D? ?nme E ilimi Aleksitimik bireyler duygular?n? tan?ma ve ifade g??l? ? ya amalar?na d? lem ve fantezi ya ant?lar?ndaki k?s?tl? a ra men, ?evreleriyle uyum i?inde ya ayabilmektedirler. ??nk? pragmatik ve mekanik tarzda d? ?nme e ilimindedirler. Kendi i? d?nyalar?ndan uzak son derece sade, mekanik, robot gibi bir ya ant?lar? vard?r. Kar ?la t?klar? sorunlara somut ve kestirme ??z?mler bulmaya y?nelirler. Sorunlar?n k?kenine inmektense g?r?nen y?zeysel nedenlerle ilgilenmeyi tercih ederler. Aleksitimiklerin bu tutumlar? ?evreyle kurduklar? ili kilere de yans?maktad?r. Sorunlar?n?n k?keninde yatan duygusal etmenleri, engellemeleri, ?at? malar? aranmaz sadece y?zeysel nedenlerle yetinirler. Kar ?la t?klar? sorunlara ili kin konuyu en k?sa yoldan kapaman?n y?ntemlerini ara t?rmaya ve ayn? sorunu yeniden ya amamak i?in gerekli tedbirleri d? ?n?p ?nlem alma ya ?al? ?rlar. (Taylor, 1991 , Lesser,1985). Bu ?zelliklerinden dolay? aleksitimikler genellikle ?evreleriyle b?y?k ?l??de uyumlu ve sorunsuz insanlar gibi g?r?n?rler. (Ta ylor,1991 , Dougal, 1982, Lesser,1985). 4- D? Merkezli Uyuma Y?nelik Yap? (Bili sel Tarz) Bili sel Aleksitimik bireyler daha ?ok d? a d?n?k ki ilik ?zellikleriyle ?ne ??karlar. ??nk? mekanik, pragmatik ve uyum sa lamaya y?nelik d? ?nme e ilimim i?indedirler. ?evreleriyle olan ili kilerinde tutum ve davran? lar?na i? etkenler ve onlara ba l? duygular de il daha ?ok d? uyaranlar a ?rl?kl? olarak y?n verir. Aleksitimikler uyum i?in g?sterdikleri a ?r? istek ve ?abalardan dolay? ?evreleriyle sorunsuz, uyumlu ili kiler kurabilen ki iler olarak bilinebilirler (Ta ylor,1991 ). Bu durum onlar?n d? a d?n?k bili sel yap? geli tirmi olmalar?ndan kaynaklanmaktad?r. Mc Dougal ise bu uyumu ?yalanc? normallik? (psedenormality) olarak yorumlamaktad?r (Dougal, 1982). Aleksitimikler g?nl?k ya amda herhangi bir olayla kar ?la t?klar?nda ?evresel beklentilere ve ayr?nt?lara ?ok fazla ?nem verirler. Bu y?zden aleksitimikler daha ?ok d? kontroll? olup yaln?zl? ? tercih ederler. Zeki olabilirler ancak bu zekalar?n? daha ?ok duygular?n? gizlemek ve uyum sa lama ?abalar? i?in kullan?rlar. Aleksitimik insanlarda belirgin olarak g?r?len bu d?rt temel ?zelliklerin yan?s?ra ikinci derecede ?nemli ?zelliklerinde s?k?a bulundu u konunun uzmanlar?nca s?ylenmektedir. Bu ?zellikleri ?yle s?ralamak m?mk?nd?r. 1. Aleksitimik kimseler ?evresel ayr?nt?lara ili kin d? ?nce yo unlu u ve ?e itli bedensel belirtilerden yak?nma gibi nedenlerden dolay? nevrotik adland?r?labilirler. Fakat aleksitimikler belirli ?zellikleriyle nevrotiklerden kesin olarak ayr?l?rlar. Duygu ve d? lem yoklu u nevrotik ki ilerde psikolojik ?at? ma alan?yla s?n?rl? kal?rken, aleksitimiklerde her alana yay?lm? durumdad?r. Duygular? ile d? ?nceleri uygunluk g?stermeyebilir (Krystal,1979, Sifneos, 1977) . 2. Aleksitimik bireyler ?ok seyrek r?ya g?r?rler ve r?yalar?n ? eleri aras?nda ili ki kurmalar? istendi inde bunu ger?ekle tirmekte zorland?klar? g?r?l?r (Krystal, 1982) . 3. Aleksitimiklerin yarat?c?l?ktan yoksun, robot gibi, mekanik bir ya am s?rmeyi tercih ettikleri bilinmektedir. 4. Ba kalar?yla e duyum yapma, onlar? anlama, empati kurma yetenekleri zay?ft?r (Krystal, 1979) . 5. Aleksitimikler ?ok nadiren a lamas?na ra men ya anan ?fke ?z?nt? ve kederlere ba l? olarak bazen a ?r? d?zeyde a lamalar? da olabilir. 6. Daha ?ok ba ?ml? olma e ilimleri vard?r. D? kontroll? olup yaln?zl? ? tercih ederler, insanlardan ka?arlar. D? a ba ?ml? olduklar?ndan ?evresel ayr?nt?lara ?ok dikkat ederler (Sifneos, 1988) . 7. Aleksitimikler narsistik, psikosomatik, pasif, agresif veya pasif-ba ?ml? ki ilik ?zellikleri g?sterebilirler. 8. Hassas de illerdir, d? ?nmeden davranma e ilimleri vard?r. Kendilerini s?radan zay?f, aciz g?sterme ?abalar?n?n yan?s?ra, gergin ve kat? kurall?d?rlar. Ayn? konu ?zerinde ?srarl? ve tekrarlay?c? konu malar?, kendi bildi ini yapan davran? merkezli olmalar? aleksitimik bireylerin belirgin ?zelliklerindendir (Sifneos,1988) . 9. Barksky ve Klerman??n (1983) ileri s?rd?kleri hipoteze g?re duygular?n? i leme de g??l?k ya ayan aleksitimikler duygulara ba l? bedensel duymalar?n? abart?r ?ok ani tepkiler verirler. Buna ba l? olarak aleksitimiklerin yeme bozukluklar?, psikoaktif madde ba ?ml?l? ?, kendine zarar verici saplant? davran? lar? a??klanmaktad?r. 10. Aleksitimik kimseler bedensel belirtilerini ezberlemi gibi, nazik bir dille hikaye gibi d?zenlemeden duygu ve d? ?nceleri aras?nda ili ki kurmadan da ?n?k ve ?srarc? bir ekilde tekrarlayarak anlat?rlar. 11. Aleksitimikler genellikle birlikteli i seven ve payla ?ma a??k bireylermi gibi g?r?nmeyi tercih ederler. Ancak bu konuda do al davranamazlar. Sosyal durumlara uyum sa l?yor g?r?n?rler fakat di erleri gibi olamad?klar?n?n da fark?ndad?rlar ve bunu gizlemeyi tercih ederler. 12. Aleksitimik bireyler stresli yada depresyonda olsalar bile ?o unlukla bunu inkar ederler. Depresyonlar? hakk?nda bilgilendirilseler bile bu kez a??klamakta zorlan?rlar. Basit?e s?rt?m a r?yor, can?m ac?yor kalbim s?zl?yor gibi s?zc?klerle ifade ederler. Yukar?da sayd? ?m?z belirgin aleksitimik ?zelliklerin bir?ok ara t?rmac? ve d? ?n?r taraf?ndan payla ?lmas?na ra men bir kimseye aleksitimik te hisi koyman?n kolay olmad? ? vurgulanmaktad?r. ??nk? aleksitimik ?zellikler i?in gerekli minimum kriter konusunda hen?z kesin bir a??klama yoktur. Bu y?zden aleksitimi var yada yok yerine aleksitiminin d?zeyinden bahsedilebilir. (Taylor, 1984, Ta ylor, 1991 ). Ayr?ca Freyberger aleksitimik ?zelliklerin ge?ici ve s?rekli olabilece inden bahsederek; birincil aleksitimi psikosomatik hastal?klarda bedensel bozukluklar?n ortaya ??kmas?na ve s?rmesine neden olan s?rekli devam eden bir durumdur. kincil aleksitimi ise travmatik hastal?klar yada a ?r bedensel hastal?klar sonunda ortaya ??kan ge?ici yada kal?c? bir durum olarak tarif edilmektedir (Freyberger, 1977) . Aleksitimi Kavram?n?n Tarihsel Geli- imi Aleksitimi ba lang??ta psikosomatik hastal?klara ?zg?n olarak belirli ki ilik ?zelliklerini tan?mlamak amac?yla ortaya ??km? t?r. Ortaya ??kt? ?ndan beri aleksitimi gerek klinisyenler gerekse ara t?rmac? ve kuramc?lar?n ilgisini toplayan bir kavram ola gelmi tir. lk olarak 1948 y?l?nda Ruesch analitik terapiye ald? ? psikomatik hastalarda yapt? ? g?zlemlerde, bu hastalar?n di er nevrotiklerden farkl? olarak duygular?n? ve rahats?zl?klar?n? s?zel yada sembolik olarak ifade edemediklerini belirtmi tir. Psikosomatik ikayetlerle gelen bu ki ilerin duygular?n veya gerilimlerini ifade etmenin tek yolu bedensel tepkilerle a?? a vurmaktad?rlar. Ruesch bu ?zellikleri psikosomatik hastal?klar?n temelinde yatan as?l sorun olarak g?rm? ve bu ?zellikleri ??ocuksu ki ilik? ??nfantil personality? olarak kavramsal-la t?rm? t?r. Ona g?re ?ocuksu ki ilik yap?s? psikosomatik hastal?klar?n temelinde yatan sorunun ?z?n? te kil etmektedir. Duygu ve heyecanlar?n? s?zel olarak ifade edemeyen bireyler bu durumlar?n? bedensel yak?nmalarla a?? a vururlar (Akt. Lesser,1981) . K?sa bir s?re sonra 1949 y?l?nda Mac Lean bir makalesinde psikosomatik hastalarda duygular?n? s?ze d?kmekte zihinsel bir yetisizlik oldu undan bahsetmi tir. Mac Lean psikosomatik ki ilerin duygular? neokortekse ula ?p s?zel yolla simgesel anlat?m bulamad? ?ndan ?otonom? yollarla ifade edilmekte yani ?organ diline? ?evrilerek, bedensel belirtiler olarak kendini g?sterdikleri eklinde vurgulamaktad?r. Yani psikosomatiklerde ya anan duygular hipotalamus?dan ge?erek neokorteks?e ula am?yor, amigdala da tak?l?p kalmaktad?r (Akt.Taylor, 1984,) . Freedman ve Sweet (1954 ) duygular?n? s?zel olarak ifade edemeyen kimseleri, psikosomatik hastalar? duygu cahilleri (emotional illiterates) olarak tan?mlam? lard?r. Bu kimseler kayg?lar?n? bedenselle tirdiklerinden duygusal ya ant?lar?n?n da fark?nda de ildirler. 1963?te ise Frans?z psikanalistlerden bir grup Marty ve M. Uzan psikosomatik ikayetleri olan insanlarda fantezi k?s?tl? ?, duygusal ya amda k?s?tl?k, i e-vuruk, pratik, faydac? d? ?nme e ilimi, hayal kurma ve s?zel ifade g??l? ? gibi belirgin belirtileri tespit etmi lerdir (Akt.Lesser, 1981) . Fransa?daki ?al? malardan habersiz olarak 1968 y?l?nda Krystal ve Raskin post travmatikler ve ila? (i?ki, uyu turucu) ba ?ml?s? olan ki ilerde de psikosomatiklere benzer ekilde duygular?n? tan?ma ve ifade g??l? ?, fantezi ve hayal ya ant?lar?nda azalma oldu unu tespit etmi lerdir (Taylor,1984) . Nemiah ve Sifneos 20 psikosomatik hastan?n g?r? me kay?tlar?ndan u sonu?lara ula m? lard?r. Hastalar?n b?y?k ?o unlu unun duygular?n? tan?ma ve s?zel ifade etmede zorland?klar?, hayal ve fantezi ya ant?lar?nda k?s?tl?l?k oldu unu tespit etmi lerdir. Nemiah ve Sifneos ayn? zamanda g?r? mecilerin bu hastalar?, donuk, ?lg?n, s?k?c?, faydac?, d? a d?n?k (externally oriented) hayal k?r?kl? ? duygusuna kap?lm? kimseler olarak tan?mlad?klar?n? belirtmektedirler (Lesser,1981) . 1972 de ise Sifneos o zamana kadar ?zelliklede psikosomatik hastalar ?zerinde y?llard?r ?e itli klinisyenler ve ara t?rmac?lar taraf?ndan tespit edilmi olan; duygular?n? tan?ma ve s?zel ifade g??l? ?, hayal ve fantezi ya am?nda k?s?tl?k, i e vuruk d? ?nme e ilimi, ?at? ma ve engellenme durumlar?ndaki problemlerini bedensel belirtiler olarak yans?tma gibi ?zellikleri ?aleksitimik ?zellikler? olarak tan?mlam? t?r. Sifneos t?bbi olarak hasta olmayan ancak bedensel yak?nmalar? olan baz? ki ilik ?zelliklerini, duygular?n? ifade g??l? ?n? vurgulamak amac?yla, aleksitimi kavram?n? kulland? ?n? belirtilmektedir. Ona g?re bu kavram? kullanmas?n?n temel nedeni aleksitimik bireylerdeki en temel ?zellik olan duygular? ifade etme g??l? ? n? vurgulama d? ?ncesidir (Sifneos,1977) . Krystal (1982,1983) art?k aleksitimi kavram?n?n psikosomatik bozukluklarda oldu u kadar, psikiyatrik bozukluklarda da temel nedenlerin anla ?lmas?nda ?nemli ipucu olarak ?ne s?rmektedir. Bu a??klamalardan da anla ?ld? ? gibi aleksitimi kavram? ilk defa psikosomatik hastal?klar?n ifadesi i?in kullan?lm? t?r. Aleksitiminin klinik tan?mlamas?nda somatizasyonun ?ok ?nemli bir yer tutmas?na ra men veya aleksitimi psikosomatik hastalara yak?n bulunmas?na ra men ara t?rmalarda aleksitimi ile psikosomatik hastal?klar aras?nda do rudan net bir ili ki oldu u s?ylenememi tir. Sonu? olarak aleksitimi ile psikosomatikler aras?nda etiolojik bir ili kiden ?ok (neden-sonu? ili kisi) benzerlik oldu unu s?ylemek daha do ru olur (Shipko, 1982, Beach, 1994) . ??nk? son y?llarda yap?lan ara t?rmalarda aleksitiminin yaln?zca psikosomatik hastalara, klinik bozukluklara ait bir ?zellik olmad? ?, ayn? zamanda normal pop?lasyonda, sa l?kl? bireylerde de s?k?a g?r?ld? ? tespit edilmi tir. Aleksitimin Kuramsal Alt Yap?s? Aleksitimi yeni bir kavram olmas?na ra men, olu nedenini a??klamaya y?nelik bir?ok kuram vard?r. Bu kuramlar psikoanalitik kuram, sosyal ? renme, davran? ??, geli im, bili sel, n?rofizyolojik yakla ?mlar olarak toplanabilir. N?rofizyolojik Yakla ?m Aleksitiminin etiolojisine ili kin ilk temel ?al? malardan birisi komiss?rotomili hastalar ?zerinde yap?lm? t?r. Bu hastalarda aleksitimik ?zellikler g?r?lmesinden yola ??kan uzmanlar aleksitimik bireylerde de beynin sa ve sol yar?m k?releri aras?nda ba lant? kopuklu u oldu unu ?ne s?rmektedirler. Beynin sa yar?m k?resinde birincil s?re?teki d? ?ncelerle sol yar?m k?resindeki ikincil s?re?teki d? ?nceler aras?nda kopukluk oldu u vurgulanmaktad?r (Hoppe ve Bogen, 1977) . Bu hipotezi test etmek ve geli tirmek i?in bir?ok ara t?rma yap?lm? t?r. Bu ara t?rmalar?n ?o unda hastalar?n karpus kollasumlar? kesilerek beyin yar?mk?releri aras?ndaki ba lant? kopar?lm? . Ve sonu?ta bu hastalar?n yo un somatik ikayetler ve tepkiler g?sterdikleri anla ?lm? t?r. Psikosomatik hastalar ?zerine yapt? ? ara t?rmalarla tan?nan Mac Lean 1949?da psikosomatik hastalar?nda limbik sistem ile neokorteks aras?nda bir ba lant? bozuklu undan s?z etmi tir. Daha sonralar? Nemiah (1975) bu g?r? lerden yararlanarak aleksitimikler i?in n?rofizyolojik bir hipotez geli tirmi tir. Bu hipoteze g?re aleksitimiklerde izofrenlerdekinin tersine limbik sistemden neokortekse gitmek ?zere harekete ge?en duyusal uyaranlar (sensory ?nputs) striatumda bloke edilmektedirler. Yani neokortekse ula ?p bilin?li duyusal ya ant?lara d?n? ememektedirler. Aleksitimik bireylerdeki bu durumu Sifneos (1996) duygular?n afazisi olarak yorumlamaktad?r. Aleksitimiklerde sol yar?m k?rede donukluk oldu unu ?ne s?ren Flannnery ve Taylor ara t?rmalar?n?n bu tezlerini destekledi ini s?ylemektedirler Kaplan ve Wogan (1977) yapt?klar? bir deneysel ?al? mada, a r?l? uyaran verilirken hayal kuram?n ve buna e lik eden sa yar?mk?re etkinli inin alg?lanan a r? iddetinin artmas?n? ?nledi i g?zlenmi tir. Aleksitimik bireylerinki psikosomatik hastal?k geli tirmeye yatk?n olmalar?n?n nedeninin beyinin sa yar?m k?resindeki aktivite eksikli inden olabilece i s?ylenmektedir. Sa yar?m k?resi konu ma losyonlar?n? tutan bir lejyon nedeniyle bloke olmu bir hasta da aleksitimik ?zellikler g?zlenmi tir. Yine ba ka bir ara t?rmada, yaln?zca sa elini kullanan kimselerin yaln?zca sol elini veya her iki elini kullananlara k?yasla aleksitimik ?zelliklerinin anlaml? ?l??de yo un oldu u tespit edilmi tir (Fricchione ve Howanitz, 1985) . Lane, Ahern, Schwrtz (1997) yapt?klar? deneysel bir ara t?rmada beynin ?n kabu unun, duygular? i leme ve bunlara tepki verme s?recinde ?nemli i leve sahip oldu unu tespit etmi lerdir. Bu a??dan bak?ld? ?nda onlara g?re aleksitimi beynin ?n kabu unda meydana gelen i lev bozuklu udur. Beyin yar?m k?relerinin uzmanla mas? ile ilgili geli tirilen yeni modeller bili sel tarzlar? vurgulama e ilimindedirler. Bu noktada sol yar?m k?renin analitik a amal? i lemler gerektiren mant?k ve matematik gibi bili sel g?revler ?zerine uzmanla t? ? sa yar?m k?renin ise birle tirici, k?yaslanabilen duygusal ya ant?lar a ?rl?kl? uzmanla t? ? s?ylenmektedir (Burgess ve Simpson, 1988) Aleksitimik bireylerde ise uzmanla ma sol yar?m k?re ?zerinde yo unla maktad?r. Bu nedenle aleksitimiklerde g?r?len hayal ya ant?s?nda k?s?tl?l?k ve kat? d? ?nce yap?s? buna ba lanmaktad?r. Sol beyni sa beyne oranla daha yo un kullanan bireylerde bedensel yak?nmalar, duygusal ya ant?larda k?s?tl?l?k ve panik bozukluk g?r?lmesi aleksitimik ?zelliklerle ba da t?r?lmaktad?r (Taylor, 1984, Burgess ve Simson, 1988) . Psikoanalitik Yakla ?m Bilindi i gibi psikoanalitik yakla ?m ?z?nde ac? verici alg? veya duygular?n yads?nmas?n?n, s?zel olarak ifade edilememesinin nedenini, sa l?ks?z ego savunma mekanizmalar?na veya duygusal travmalara ba lamaktad?r. Bu a??klama aleksitimi i?in de ge?erli olabilir. Freud kuram?n?n ?z?nde duygular? ho ve ho olmayan kayg?lara ba lam? t?r. E er bast?r?lm? libido, hayal ve fantezi olarak ger?ekle im bulamazsa sonraki ya ant?larda kayg? olarak ortaya ??kmaktad?r. Bu kayg?da psikolojik sa l?k a??s?ndan ?nemli bir tehdit olu turmaktad?r. Freud?a g?re bir uyar?c?n?n s?zel olarak ifade edilebilmesi i?in bilin? d? ?ndan bilin? d?zeyine gelmesi gerekir. Oysa bilin? d? ?na itilen duygu, ?at? ma ve gerilimleri ya ar?z ancak bunun i?eri ini bilin?li olarak alg?layamaz ve ifade edemeyiz. Bilin? d? ?nda ifade edilmeyen ve s?zel olarak payla ?lmayan duygu, ?at? ma, gerilimler ve beden dili (somotik) ile anlat?m bulur. Bu y?n?yle aleksitimiklere benzemektedir. (Stoudemire, 1991, s.365-370) Ancak Nemiah nevrotik savunmalar? tart? t? ? bir yaz?s?nda yads?ma ile bast?rman?n ay?rt edilmesinin zor oldu unu s?ylemektedir. Mc Dougall ise aleksitiminin ?e itli psikolojik kaynaklardan do abilece ini, burada kullan?lan savunma d?zeneklerinin yads?ma ve bast?rmadan farkl? olarak psikotik do ada oldu unu ileri s?rm? t?r. Mc Dougal?a g?re erken d?nem anne?ocuk ili kilerindeki bozukluk ?ocukta i?sel temsiller olu turma, imge kurma yetene ini engeller. Anne imgesini olu turma ans? bulamayan ?ocuk daha sonralar? i?sel gereksinimleri i?in gerekli olan hayal kurma ve fantezi yetene inden yoksun kalacakt?r. Benzer ekilde erken ya taki anne-?ocuk ili kilerindeki d?zensizlik ger?ek benli in olu mas?n? engelledi i buda i?g?d?lerin s?zel ifadesini g??le tirdi i i?in aleksitimik ?zelliklerin olu umuna zemin haz?rlamaktad?r. Yani aleksitimik ?zelliklerin psikotik nitelikli ?at? ma ve kayg?lara kar ? bir savunma mekanizmas? oldu u iddia edilmektedir (Mc Dougall , 1982) . Psikoanalitik kuram a??s?ndan erken d?nem anne-?ocuk ili kisindeki bozuklu u vurgulayan d? ?n?rlerden biride Wolff?dur (1977). Ona g?re ?ocu un duygusal y?nden kendini ifade etmesini, duygusal ?z anlat?m?n? (emotional self expresion) ve oyunculu unu (playfullness) reddeden ebeveynler ?ocu un duygu ve fantezilerini peki tirmek yerine en yak?nlar? ile bile payla mas?n? engellediklerinden ?ocuk zamanla duygusuz ileti im kurarak sahte bir benlik (false-self) geli tirir. Duygusal alanda olu turulan bask? ve karma alar ?ocu u duygular?n? tan?mamaya hatta ya amamaya ifade etmemeye y?neltmektedir. Psikosomatik hastalar?n ?ocu un a ?r? koruyucu yada ?st? kapal? reddedici tutumu olan annelere sahip olduklar? bilinmektedir. Bu annelerin ??z?mlenmemi narsistik ?at? malar?n? ?ocuklar?na yans?tmaktad?rlar. Annesi bebe ini kendi bedenin bir par?as? gibi alg?layarak ?ocu un bedensel tepkilerine a ?r? dikkati ve kontrol?; ileriki ya larda ?ocu un bedenin ?z temsilindeki yetersizli e ba l? olarak aleksitimik belirtilerin olu mas?na neden olmaktad?r (Luminent, 1994). Von Rad (1984) ise ayr?lma birle me s?recindeki aksamaya ba l? olarak ?z temsil ve kimlik duygusunun eksik geli mesi sonucu aleksitiminin ortaya ??kt? ?n? ileri s?rmektedir. Krystal aleksitimin olu umuna ili kin psikoanalitik kurama dayal? geli im merkezli a??klamalar yapm? t?r. Ona g?re baz? aleksitimik bireyler travmatize olduklar? i?in duygusal geli imin ilk d?nemine saplan?p kalm? yada gerilemi olabilirler. Travma sonras? olu an aleksitimik ?zellikler bebeklikte anneyle kurulan sembiyotik ili kinin yetersiz olmas?ndan kaynaklanmaktad?r. Krystal ?ocu un duygusal ileti im kapasitesinin geli mesinin; tamamen ailenin kurdu u ili kilerle ?ocu unun duygusal ya ant?s?n? tan?y?p geli tirip zenginle tirmesine ba l? oldu unu vurgular. Ona g?re ?ocuk ba lang??ta duygular?n? bedensel olarak ifade edebilir. Duygular? hen?z farkl?la mam? t?r ve bedenseldir. Fakat ?ocu un geli imine ba l? olarak duygular? da farkl?la arak bedensellikten (desomatization) ayr? arak s?zel ifadeye d?n? mektedir. Ancak bu geli im s?reci ?zerinde bebeklikte ya anan bozuk ili kilerin veya olumsuz bir olay?n dondurucu ve geriletici etkisi bulunmaktad?r. Bu nedenle baz? aleksitimikler ?ocuklukta ge?irdikleri olumsuz olay ve y?k?c? ili kiler nedeniyle duygusal geli imlerini tamamlayamam? , duygusal geli imin ya ilk d?nemine saplanm? yada gerilemi olan bireylerdir. Bu nedenle Krystal aleksitimiklerdeki hayal ve fantezi yoksunlu u, yarat?c?l?k ve kendine bak?m eksikli i gibi ?zellikleri; erken ?ocuklukta ya anan duygusal geli imi engelleyici y?k?c? olay ve ili kilere ba lamaktad?r. Bu durumda aleksitimi geli imsel bir ba ar?s?zl?k yada psikolojik bir travma sonucu ortaya ??kan duygusal s?k? ma ve gerileme olarak d? ?n?lebilir (Krystal, 1979) . Sosyal ? renme-Davran? ?? Yakla ?m Bu yakla ?m her t?rl? insan davran? lar?n?n sosyal ili kiler ortam?nda ? renme sonucu meydana geldi i tezine dayanmaktad?r. Bireyin normal ve normal d? ? olarak kabul etti imiz t?m davran? lar? do umdan itibaren ba layan ? renme ve e itim sonucu olu ur. Her insan?n i?inde do up b?y?d? ? bir aile ve ailenin de i?inde yer ald? ? sosyok?lt?rel yap? ve ileti im bi?imi vard?r. Bireylerin ileti im ve davran? tarzlar? duygu ve d? ?ncelerini ifade bi?imleri bu sosyal k?lt?rel yap? i?inde ekillenmektedir. Bu d? ?nceler paralelinde Lesser duygular?n s?zel olarak ifade edilmesinin sa l?kl? ve olgunluk belirtisi olarak kabul eden bat? k?lt?r? ve felsefesinin ?r?n? oldu unu s?ylemektedir. Buna kar ?l?k baz? do u k?lt?rlerinde duygular?n a?? a vurulmas?n?n ho kar ?lanmad? ? hatta baz? dillerde belirli duygular i?in kelime bile bulunamad? ? bilinmektedir. Borens ve ark, psikosomatik hastalar ?zerine yapt?klar? ara t?rmaya g?re ise; d? ?k sosyo ekonomik d?zeyde ve geli memi toplumlarda ya ayanlar?n daha fazla aleksitimik ?zellik g?sterdikleri saptanm? t?r (Lesser, 1985) . Stoudemire bireylerin ileti im kurma yeteneklerinin aile i?inde ? renme, model olma sonucu ortaya ??kt? ?n? vurgulamaktad?r. Ona g?re ?ocuklar aile i?inde ve ya ad?klar? ?evrede kendilerini duygu ve d? ?ncelerini ifade etmeyi ? renecekleri yerde bast?rmay? yada bedensel ifade etmeyi g?r?yorsa ?hasta rol?ne adapte? olarak aleksitimik ?zellikler g?stermeye zemin haz?rlamaktad?r. K?sacas? bu yakla ?ma g?re bireylerdeki aleksitimik ?zelliklerin ortaya ??kmas?; i?inde ya ad?klar? sosyo k?lt?rel ortamdaki ? renme sonucudur. Aleksitiminin bireyin g?rg? e itim ve ya ant?yla ilgili k?lt?re ba l? sosyal k?kenli bir olgudur. (Stoudemire, 1981). Bili sel Yakla ?m Bili , i?sel duygu, d?rt? ve d? ?nceleri ile birlikte d? d?nyay? alg?lama ve yorumlama bi?imidir. Psikolojik bir sorunda bili sel kuram?n bak? a??s?n? di erlerinden ay?ran en ?nemli ?zellik, bireyin tepkileri ile uyar?c?lar aras?na giren zihinsel s?re?lere yap?lan vurgulamad?r. Bili sel kuram?n kurucular?ndan olan Beck?e (1995) g?re bireydeki psikolojik sorunlar?n alt?nda d? ve i? d?nyadan gelen uyar?c?lar?n fonksiyonel olmayan, bozulmu bili sel s?re? nedeniyle ?arp?k bir ekilde alg?lanmas? ve ger?e e uygun olmayan bir ekilde yorumlanmas? yatmaktad?r. Ya am?n ilk y?llar?ndan itibaren sosyalle me s?recinde, deneyim ve ? renmelere ba l? olarak bireyde baz? temel d? ?nce ve inan? sistemleri, varsay?mlar ve genellemeler olu ur. Bu temel varsay?mlar tekrarlanarak emalar? olu turur. Bu emalar ise g?nl?k ya amda birey taraf?ndan alg?lar? organize etmede d? d?nya ve olaylar? yorumlay?p anlamland?rmada kullan?l?r. Ancak emalar bazen son derece kat? diren?li, orant?s?z a ?r?l?k ?zellikleri ta ?d? ?ndan i levsel ve uyum sa lay?c? de illerdir. Beck?e g?re bu emalar?n i?eri inde de ersizlik, yetersizlik, keyfi ??karsama, ki iselle tirme, a ?r? genelleme, abartma k???mseme, kendini su?lama ba ar?s?zl?k ve ikili d? ?nme gibi bili sel ?arp?tmalar bulunmaktad?r. Baz? bili sel d? ?n?rlere g?re duygular? ifade etme ayn? zamanda bili sel geli im s?recinden de etkilenmektedir. Ki ilerdeki bili sel ?arp?tmalar onlar?n duygu ve davran? lar?n? belirledi ine g?re aleksitimide buna ba l? olarak a??klanabilir. E er bir kimse ?evresindeki uyaranlar? tehdit edici olarak alg?larsa bunlar? tehlike y?n?nde abartarak yo un kayg? ya ar. Bunun sonucunda da tehlike, tehdit, zay?fl?k ve zarar g?rme i?erikli bili sel emalar olu ur. Bu emalar bireye ?zg? olup aile ve k?lt?rden k?ken alarak erken ?ocukluktan itibaren sosyalle me s?recinde yerle ir. Bu ba lamda aleksitimik ?zeliklerde bili sel emalarda yer alan i levsel olmayan bili sel ?arp?tmalar?n bir sonucu olabilir. Lazarus?a(1982 ) g?re de duygular?n alt?nda bili sel de erlendirmeler, ? eler yatmaktad?r. Duygu bireyin ?evre ile etkile iminde yapt? ? bili sel de erlendirmelerin bir sonucudur. Lazarus bili sel de erlendirmelerin basitten karma ? a do ru bir derece izledi in vurgular. Bili sel de erlendirmenin en ilkel, basit bi?imi dil ?ncesi bilin? ve bilin? d? ?d?r. Geli mi olan bi?imi ise bilin?tir ve burada d? ?nce, imgeleme ve duygular?n s?zel, simgesel ifadesi yer al?r. Lazarus?un bu d? ?ncesine dayanarak Martin ve Pihl aleksitimiklerin Lazarus?un bahsetti i ilkel bili sel emalar kulland?klar?n? ?ne s?rmektedirler. Onlara g?re aleksitimik bireylerde bili sel de erlendirme en alt d?zeyde simgesel ve s?zel olmayan bir bi?imde yap?l?r. Bu y?zden aleksitimikler duygular?n? ay?rt edemez ve fizyolojik tepkiler olarak sergilerler. Bu kimseler bili sel ?arp?tmalar? nedeniyle stres ve kayg? gibi duygular?n?n ne fark?nda olabilir nede ya ayabilirler. Duygu durumlar?n?n fark?na varamad?klar? i?inde ya ad?klar?n? bedensel tepkiler olarak (psikosomatik belirtiler) ifade ederler (Martin ve Pihl, 1986) . Piaget?in bili sel geli im kuram?n? temel alan Lane ve Schwartz (1987 ) geli tirdikleri bili sel geli im modeline g?re duygu olarak ya an?lan her ey duygusal uyar?mlar?n bili sel i lemden ge?mesiyle olu ur. Piaget?in bili sel geli im s?reci hiyarar ik bir yap?da en basitten en karma ? a be adet duygusal duyarl?l?k basamaklar?ndan olu maktad?r. Onlara g?re aleksitimikler bu basamaklar?n alt evresi olan duygular?n ayr? mad? ?, bedensel nitelik ta ?d? ? basmaklarda tak?l?p kalm? geli im ?z?rl? bireylerdir. Aleksitimiyi bili sel yakla ?m a??s?ndan a??klama ya ?al? an Stoudemire?e (1991 ) g?re ise; aleksitimik bireylerdeki duygular? ifade etme g??l? ? bili sel geli im d?nemindeki baz? eksikliklerden kaynaklanmaktad?r. Ba ka bir ifade ile aleksitimiklerin duygular?n? tan?ma ve ifade g??l? ? ?ekmeleri, duygusal durumlar?n? bedensel tepkiler olarak ifade etmeleri; bu kimselerin bili sel geli iminin duyusal-hareketsel (sensory-motor) d?nemi ile i lem ?ncesi (pre-operational) d?nemi aras?na odakla malar? veya tak?l?p kalmalar?ndan kaynaklanmaktad?r. Sonu? olarak bu kurama g?re aleksitimikler hen?z duygular?n ayr? mad? ? bedensel olarak ifade edildi i alt ilkel bili selduygusal geli im s?recinin evlerinde tak?l?p kalm? duygusal geli im ?z?rl? bireyler olarak tan?mlanmaktad?r. (Stoudemire, 1991) . Aleksitimik ?zelliklerin Bili sel-Davran? ?? A??klamas? Olu umunun Bireyin psiko-sosyal geli im s?recinde d? ?nce, davran? , fizyolojik durum ve duygular?n?n birbirlerini etkiledi i bilinen bir ger?ektir. Baz? d? ?n?rlere g?re duygu bireyin ?evre ile etkile iminde yapt? ? bili sel de erlendirmelerin bir sonucudur. Literat?rde duygular?n a??klamas?yla ilgili olarak William James, Freudian (i? g?d?sel), Darwinci, Davran? ??, Cannon Bord ve Bili sel olmak ?zere alt? temel kuramsal yakla ?m bulunmaktad?r. Bunlardan en sonuncusu ve en g?ncel olan? duygular?n bili sel a??klamas?d?r. Duygular? bili sel unsurlarla a??klama ?abalar?nda, duygular?n olu umunda, uyar?c?lar? yorumlamada, onlara anlam verme ve beklenti olu turmada bili sel unsurlar?n birincil sorumluluk ?stlendi i g?r? leri temel al?nmaktad?r. Bili sel unsurlar?n duygusal ya am ?zerindeki etkisini bilimsel olarak inceleyip ilk a??klayanlar ars?nda Gemelli (1949) ve Michotte?u (1950) vard?r. Her ikisi de ?ncelikle duyum ve duygunun ayr? oldu unu vurgulam? lard?r. Onlara g?re duygu; bireyin bir duyumdan hareketle kar ? kar ?ya kald? ? uyar?c? ile d? ?ncelerinde ?zel bir ili ki kurmas?d?r. Magda Arnold?un (1960) duygu kuram? daha sonraki bili sel kurama ba l? a??klamalara ? ?k tutan ilk temel a??klamad?r. Arnold temelde duygular?n a??klanabilmesi i?in, her eyden ?nce bireyin olaylarla ilgili bili sel de erlendirme-lerinin (cognitive appraisal) anla ?lmas? gerekti ini s?ylemektedir. Ona g?re, ki i yeni bir uyar?c? ile kar ?la t? ?nda, hemen ge?mi te ya anm? , belle inde depolanm? emalardaki duygusal ya ant?larla k?yaslayarak ?iyi ve k?t?? eklinde de erlendirilir. te bireyde olu acak duygu hali yada duygusal ya ant? bu de erlendirmenin bir sonucudur (Akt. ?zer, 1994). Duygusal ya ant?larla bili sel unsurlar aras?ndaki ba lant? sadece ara t?rma bulgular?yla s?n?rl? kalmay?p, deneysel ?al? malarca da desteklenmi tir. Duygularla bili sel unsurlar aras?ndaki ili kinin bu kadar net olmas? aleksitimik ?zelliklerin de bili sel unsurlarla a??klanabilece inin bir g?stergesidir. Duygular? ifade edebilme bili sel geli im s?recinden etkilenmektedir. Bili ler, bili sel ?arp?tmalar, say?lt?lar bireyin duygu ve davran? lar?na ?ncelik etti ine g?re aleksitimin olu umu da buna ba l? olarak a??klanabilir (Akt, Martin ve Pihl, 1986) . Lazarus?a (1982 ) g?re de duygular?m?z?n alt?nda bili sel de erlendirmeler yatmaktad?r. ??nk? duygular bireyin ?evresiyle kurdu u etkile im ve ya ant?lar sonucu yapt? ? bili sel s?recin sonucudur. Bu arada bili sel kuram?n ?nc?s? olan Beck?e g?re de bili lerle davran? lar aras?nda neden-sonu? ili kisi kurulamaz. Ancak Beck (1995) bili ?nceli ini (primacy of cognition) vurgulamaktad?r. Buna ba l? olarak Beck bili lerin depresyonun olu umunda etiolojik bir rol oynamad? ?n? fakat depresyonunda duygulan?mdan ?ok bili sel bir bozukluk oldu unu ?srarla vurgulam? t?r. Yani aleksitimik ?zellikler de depresyon gibi bili sel emalarda yer alan i levsel olmayan say?lt?lar?n, bili sel ?arp?tmalar?n, otomatik d? ?ncelerin bir sonucu olarak a??klanabilir. Bireyin ?ocukluk d?neminde ya ad? ? olumlu ve olumsuz olaylar?n ki ilik geli iminde etkili oldu u bilinmektedir. Aleksitimik ?zelliklerin olu mas?nda da geli im d?nemleri ?zelliklede ?ocukluk d?ne-minde ya an?lan olumsuz sars?c?, y?k?c? olaylar?n etkisi g?z ard? edilemez. Bili sel kuram?n ?nemli savunucular?nda Lazarus?a (1982 ) g?re de duygu bireyin ?evre etkile iminde yapt? ? bili sel de erlendirmelerin bir sonucudur. Lazarus bili sel de erlendirmelerin basitten karma ? a do ru dereceli bir s?re? izledi inin alt?n? ?izmektedir. Ona g?re dil geli iminin en alt evresi dil ?ncesi d?nemdir. Geli mi olan bi?imi ise bilin? olup, burada duygu ve d? ?nceler s?zel anlat?m bulur. Benzer ekilde Piaget?in bili sel geli im s?recide hiyarar ik bir yap?da basitten karma ? a do ru giden be adet duygusal duyarl?l?k basamaklar?ndan olu maktad?r. Gerek Martin ve Pihl (1986) gerekse Lane ve Schwartz (1987) Lazarus ve Piaget?in yukar?da bahsedilen bili sel kuramlar?na dayanarak yapt?klar? ??kar?m udur. Aleksitimik bireyler bu bili sel geli im s?recinde duygular?n ayr? mad? ?, s?zel de il bedensel tepkiler olarak anlat?m buldu u en alt basamaklardan birinde tak?l?p kalm? lard?r. Bu y?zden aleksitimikler ilkel bili sel emalar kullanan bili sel geli im ?z?rl? bireylerdir. Duygular?n?n fark?nda olamaz, duygular?n? basit?e somatik tepkiler olarak ortaya koyarlar. Aleksitiminin bili sel davran? ?? a??klamas?na dayanarak ?yle bir ??kar?mda bulunabiliriz. Bili sel k?kenli bir sorunun ??z?m?de ancak bili sel yakla ?m merkezli bir psikolojik yard?mla m?mk?n olabilir. ??nk? aleksitimik bireyin ba lant?l? bili lerinin de i tirilmesine ihtiya? vard?r. Bili sel geli imin alt basamaklar?nda tak?l?p kalm? bir kimseye (aleksitimik) uygun ortamda bir ?st basamaktan verilir. Gerek duyulursa bu mesajlar drama ,rol oynama ve oyunlarla desteklenir. Bu mesajlar yard?m?yla dan? an?n ?eli kiler ya amas? ve bulundu u basamaktaki bili leri sorgulamas? sa lan?r. Sokratik sorgulama, kan?t arama ve y?zle tirme teknikleriyle de bu bili ler ve ona ba l? irrasyonel d? ?nceler ??r?t?l?r. Yerine bir ?st basama a ait olan rasyonel, ger?ek?i, i levsel d? ?nceler konarak aleksimiklerin tedavisi m?mk?n olabilir. ?ocu un i?inde bulundu u sosyal ?evrede, ailesinde ya ad? ? y?k?c?, sars?c? olaylar bili sel duygusal geli imlerini engellemektedir. Bu ? renmeler, duygusal d?nyas?yla ilgili ya ad? ? olumsuzluklar ald? ? tepkilerle peki erek devam eder. Bu ya ant?lar i?inde i levsel olmayan, uyum bozucu, d? ?nce ve inan?lar?n say?lt?lar?n, bili sel ?arp?tmalar?n yer ald? ? bili sel emalar ekillenir. Bu emalarda duygularla ilgili bili sel ?arp?tmalar, mant?k d? ? ger?ek?i olmayan d? ?nceler, i levsel olmayan say?lt?lar olu ur. Bunlar: Duygular?m? gizlemek zorunday?m. Duygular?n s?ylenmesi ay?pt?r, Duygular?m? s?yler-sem terslenirim, horlan?r?m ba ?m derde girer, yaln?z kal?r?m. nsanlara g?venim yok. Bu y?zden duy-gular?m? s?ylemem. Duygular?m? s?ylersem kimse beni sevmez. Duygular?m? s?ylersem zay?f ve g??s?z oldu um anla ?l?r v.s olabilir. leri ki ya larda duygularla ilgili ki ileraras? ili kilerde ya an?lan olumsuzluklar ve al?nan tepkiler, geri bildirimler bu olumsuz d? ?nceleri peki tirmektedir. Bu peki tirmelere ba l? olarak otomatik d? ?nceler olu ur. Bunlar?n sonucu birey duygular?n? fark edip ay?rt edemez, ifade etmekte g??l?k ya ar. Duygular?n? ifade etmek yerine bedensel tepkiler olarak ortaya koyar ve aleksitimik belirtiler kendini g?sterir. Sonu?ta g?nl?k ya amda bu ?zelliklere ba l? olarak ya an?lan olumsuzluklar ve al?nan olumsuz tepkiler yine aleksitimik ?zelliklere kaynakl?k eden bili sel ?arp?tmalar?, otomatik d? ?nceleri peki tirir. Bu ger?ek?i olmayan d? ?nceler de aleksitimik ?zelliklerin artarak devam etmesine neden olmaktad?r. Bu s?re? k?s?r d?ng? i?inde devam edebilir. Bu a??klamalar ayr?ca a a ?da ematik olarak g?sterilmi tir. ema Aleksitimik ?zelliklerin Olu umun Bili sel-Davran? ?? Modeli olurum onlar? ?zerim, bana k?zarlar yaln?z kal?r?m. nsanlara g?venilmez. Bu y?zden duygular asla s?ylenmez. G?nl?k Ya amda Duygularla lgili Bu D? ?nceler E li inde Ki ileraras? li kilerde Ya an?lan Olumsuzluklar ve Al?nan Olumsuz Tepkiler (so uk, donuk ve doyumsuz ili kiler insanlar?n onlar? s?k?c? robot gibi bulup uzakla mas? emalardaki Duygularla lgili rrasyonel D? ?ncelerin levsel Olmayan Say?lt?lar?n Peki mesi ve Olumsuz Otomatik D? ?ncelerin Olu umu ALEKS T M K BEL RT LER-?ZELL KLER Duygular? fark edip ay?rt etmede, s?zel olarak ifade etmekte g??l?k, ya ama. Duygular? bedensel tepkiler olarak ortaya koyma. Somatik belirtiler g?sterme. e vuruk i lemsel d? ?nme Hayal ve d? lem ya am?nda k?s?tl?l?k. D? a d?n?k uyuma y?nelik d? ?nme e ilimi Not: Bu model, Beck?in bili sel yakla ?m? ve depresyonun bili sel modeli, Lazarus?un aleksitimi ile ilgili bili sel yakla ?m?, Krystal?in psikoanalitik kurama dayal? geli im merkezli yakla ?m?, Piaget?in bili sel kuram?n? temel alan Martin ve Pihl, Lane ve Schwartz??n yap?land?rd?klar? bili sel geli im modeli, Stoudemire ve Lesser?in (1985) a??klamalar?, Safran?n bili sel-ki ileraras? yakla ?m? ? ? ?nda uyarlanarak ara t?rmac? taraf?ndan haz?rlanm? t?r. Aleksitiminin Transaksiyonel Analiz A??s?ndan Yorumu Transaksiyonel analiz (TA) yakla ?m?n?n yap?sal analizinde bireyin ego durumlar? Ebeveyn, Yeti kin ve ?ocuk ego durumlar? olarak ?? kategoride incelenmektedir (Akko yun, 1998 ). TA?de ki ili in b?l?mleri olarak tan?mlanan bu ?? benlik durumunu D?kmen (1994) ki isel roller olarak adland?rmaktad?r. Bir insan g?nl?k ya amda ki iler aras? ili kilerde bu ?? temel role fakl? d?zeylerde girebilir. Ana-baba rol?ne girerek ana-baba gibi davran?r, yeti kin rol?ne girer yeti kin davran? lar sergiler, ?ocuk rol?ne girip bir ?ocuk gibi davranabilir. Ana-Baba Benlik Durumu: Ana baba benlik durumu bireyin ya am?nda yer alan ebeveyn fig?rlerinin ya and? ?, duygu, d? ?nce ve davran? lardan olu maktad?r (Akko yun, 1998 ). D?kmen?e (1994) g?re ise ana-baba benlik durumu bireyin ki ili inin, insanlara nas?l davranmalar? gerekti i konusunda ? ?tler, emirler veren k?sm?d?r. Bu benlik durumu ki ide Koruyucu ana-baba ve Ele tirici ana-baba olarak iki ekilde ortaya ??kar. Koruyucu ana-baba olarak, kar ?m?zdaki ka? ya ?nda ve kim olursa olsun onun sa l? ?n? ve ??karlar?n? korumaya y?nelik tavsiye ve ? ?t verici davran? larda buluruz. Bu benlik rol?nde bireyin fedakarl?k ve ba kalar? i?in bir ey yapma iste i yo un olur. Ele tirici ana-baba rol?nde ise toplumsal kurallar?, de erleri kurmaya ve bunlara uymayanlar? ele tirmeye ve gerekti inde cezaland?rmaya y?nelik davran? lar sergiler. K?sacas? ana-baba benlik durumu; koruyucu, ele tiri, toplumsal kurullara ve de erlere sad?k, onlar? aktaran, nakilci, ezberci gibi ?zelliklerle kendini g?sterir. ?ocuk Benlik Durumu: ?ocuk benlik durumu ki ili imizin az geli mi ya da ?ocuksu y?n?n? yans?tmaktad?r. Ya ?, stat?s? konumu ve e itim d?zeyi ne olursa olsun her birey, ?ocuk benlik durumu sergileyebilir. ?ocuk benlik durumu; spontan, uslu, asi, merakl?, do al, yarat?c? fiziksel ihtiya?lara ve ??karlar?na ?ncelik verme, inat??, yaramaz gibi ?zelliklerle kendini g?stermektedir. D?kmen?e (1994) g?re ?ocuk benlik durumu ?? b?l?mden olu maktad?r. A ? Bunlar Do al-?ocuk, Uslu-?ocuk ve Asi?ocuktur. Asi ?ocuk y?n?n? ortaya koyan birey otoritenin iste inin z?tt?na inat?? davran? lar sergiler. Do al-?ocuk y?n?n? g?steren birey otoriteye bakmaks?z?n kendi istedi i, i?inden geldi i gibi spontan davran?r. Uslu ?ocuk davran? lar? sergileyen birey ise kendi iste ini bir tarafa b?rak?p otoritenin istedi i gibi davran?r. Do al ?ocuk ba ?ms?zd?r. Ancak Asi ve Uslu?ocuk ba ?ml?d?r. Asi ?ocuk otoritenin z?tt?n? yapt? ? i?in ba ?ml?d?r (D?kmen, 1994). Yeti kin Benlik Durumu: Yeti kin benlik durumu, ki ili in ak?lc?, ger?ek?i yan?n?n yans?tmaktad?r. Alg?lama, bellekte tutma, verileri i leme, yorumlama gibi etkinlikler yeti kin benli in i levidir. Yeti kin benlik yan?m?z bazen Ana-baba bazen ?ocuk benli imizden, bazen de d? ardan gelen uyar?c?lar?, verileri kodlar, depolar, hat?rlar ve kullan?r. Yeti kin benlik Anababa ve ?ocuk benlik yan?m?z? uzla t?r?c? ve dengeleyici rol oynar. Bu y?zden ne sadece yarg?lay?c? nede duygusal olmadan ak?lc? olmak, akl?n ?ng?rd? ? gibi davranmak yeti kin benli imizin ?zelli idir. Yeti kinlik benlik yan?m?z bir anlamda verileri ak?lc? bir ekilde i leyen de erlendiren ve olas?l?k hesaplar? yapabilen, bir bilgisayara benzer. ?zetlemek gerekirse yeti kin benlik objektif, ger?ek?i, fiziksel ger?ekli e ?nem veren, bireyselle mi , uzla t?r?c? veri toplayan, g?zlemci ve rasyonel olma gibi ?zelliklerle kendini g?sterir (D?kmen 1994). Ruh sa l? ? yerinde olan birey bu ?? benlik durumunu yerine ve zaman?na g?re dengeli kullan?r. Yeti kin benlik durumu Ana-baba ve ?ocuk benlik durumunu uzla t?r?c? ve koordine edici i leve sahiptir. Ancak g?nl?k ya amda ?? benlik durumunu dengeli kullanmakta bazen ba ar?s?z oluruz. Baz? insanlar yeti kinin denetimi alt?nda Ana-baba ve ?ocuk benliklerini yerinde ve zaman?mda kullanmay? beceremez. Sadece Ana-baba sadece Yeti kin yada sadece ?ocuk rol?n? sergileyen bireylerin sosyal ?er?eveyle uyumu bozulabilir, yaln?zl?k ya ama olas?l?klar? artar. ema Aleksitimi Ve Ki ilik-Benlik Rolleri Ak?lc?, ger?ek?i, kat? kuralc?, her eye mant?k a??s?ndan bakarlar. Robot gibi donuk y?zl?, tats?z, tuzsuz ?zellikleri belirgindir. Duygusal rol alma ve empatik tepki verme becerileri eksiktir. ?ZELL KLER Burada konumuz gere i yeti kin benli in yayg?n olmas?, yani Ana-baba ve ?ocuk rollerinin minimuma indirgeyerek sadece yeti kin roller sergilemenin ?zerinde durulacakt?r. ??nk? yeti kin benlik durumunun yayg?n olmas? ile aleksitimik ?zellikler aras?nda bir ili ki olabilece i d? ?n?lmektedir. ekil5?de de g?r?ld? ? gibi D?kmen?e (1994) g?re yaln?zca yeti kin yan?n? sergileyen bireyler giderek bir robota d?n? ebilir, mant?kl? fakat tats?z, tuzsuz bir insan halini alabilir. Bu ?zeliliklerin aleksitimik ?zelliklerle ba da t? ? a??k?a g?r?lmektedir. ??nk? aleksitimik bireylerde daha ?ok rasyonel ak?c? davranmay? tercih ederler. Zeki olabilirler ancak zekalar?n? duygular?ndan ka?mak ve gizlemek i?in kullan?rlar. Daha ?ok i lemsel d? ?nmeyi tercih ederler. Rasyonel faydac?, mekanik davranmaya ?zen g?sterdikleri i?in ?evrelerindeki insanlar taraf?ndan so uk, donuk, duygusuz, d?z, banal s?k?c? ve robot gibi ?zellikleri yle tan?n?rlar (Sifneos, 1988 ve Ta ylor, 1991 ). Aleksitimiklerin yukar?da say?lan bu ?zelliklerinin b?y?k ?o unlu unun yeti kin rol?n? yayg?n kullanan bireylerin ?zellikleriyle ?rt? t? ? anla ?lmaktad?r. D?kmen?e (1994) g?re sadece yeti kin benlik rol?n? sergileyen bireyler bilgisayar gibi davran?r ve aleksitimiklerde oldu u gibi kat?, kuralc?, her eye mant?kl? bakan, y?z? d?n?k robot gibi ?zellileri bask?n olur. ??nk? b?yle kimseler Anababa ve ?ocuk y?nlerini geri plana att?klar? i?in i?inden geldikleri gibi spontan davranamaz, aka yapamaz ? ?t vermezler. Bireyin ?st d?zeyde bir empati kurabilmesi Yeti kin Ana baba ve ?ocuk benlik durumlar?n? dengeli kullanabilmesine ba l?d?r. Yani Ana-baba, Yeti kin ve ?ocuk benlik durumlar?na yeterli d?zeyde sahip olmayanlar, ya da ???ne de sahip olduklar? halde yerine ve zaman?na g?re dengeli kullanamayanlar kar ?s?ndaki ki ilerle ya empati kurmay? istemezler ya da isteseler de beceremezler (D?kmen, 1994). Yeti kin benlik durumu di er benlik durumlar?na bask?n olan birey sadece alg?sal ve bili sel rol olma yoluyla empati kurabilir. Duygusal rol alma ve empatik tepki verme becerilerinden yoksun olduklar? i?in de ger?ek anlamda empati kuramazlar. Ara t?rma sonu?lar?nda aleksitimik bireylerinde empatik becerilerde yetersiz olduklar? anla ?lm? t?r (K?ystal, 1979). Empatik beceri eksikli i a??s?ndan da aleksitimik bireylerle yeti kin benlik yan?n? yayg?n kullanan bireylerin benze ti i g?r?lmektedir. Bu bulgular aleksitimik ?zellikler ile yeti kin benlik durumu aras?nda ili ki oldu u tezini g??lendirmektedir. Bu konuda kapsaml? koralatif bir ara t?rma yap?lmas? yerinde olacakt?r. Aleksitimide Uygulanan lojik Yard?m-Tedavi Y?ntemleri Ba l?ca Psiko Klinik g?zlemlerde ve psikosomatik hastal?klarla birlikte ortaya ??kmas?ndan dolay? ba lang??ta aleksitimi ile ilgili ?e itli klinik tedavi yakla ?mlar? ?nerilmi tir. Ancak daha sonralar? aleksitiminin sosyo-k?lt?rel ve bili sel y?n?n?n ke fedilmesiyle psikolojik yard?m yakla ?mlar? tercih edilmeye ba lanm? t?r. Ba lang??ta aleksitimiklerin temel ?? ?zelli ine ba l? olarak; d? lem ve fantezi ya am?ndaki k?s?tl?l?k, duygu, d? ?nce ve fizyolojik tepkileri ay?rt etmedeki yetersizlik, duygular?n? tan?ma ve ifade etmedeki g??l?klerinden dolay? psikoterapi merkezli tedavilerin zor ve tatmin edici olmad? ? g?r? ? yayg?nd?. ??nk? aleksitimikler i?in ank-siyete uyand?ran ve duygular?n fark?nda olmala-r?n? gerektiren terapi ortamlar?, aleksitimiklerin kayg?lar?n?n artmas?na ve buna ba l? olarak fizyolojik tepkilerinin artmas?na neden olmaktad?r. Sifneos ve arkada lar? da duygular?n?n fark?nda olmalar?n? gereken durumlara sokuldu unda, aleksitimiklerin anksiyete ya ad?klar? bu nedenle psikodinamik psikoterapi yakla ?mlar? ?nerme-mektedir. Aleksitimik ?zelliklerin giderilmesi yada tedavisinde hangi yakla ?m?n daha etkili oldu u konusunda yap?lan ara t?rmalar hen?z yetersizdir. Ama burada, ?e itli yakla ?mlar a??s?ndan aleksitimik bireylere nas?l psikolojik yard?m verildi i, tedavi edildi i incelenmeye ?al? ?lacakt?r. Son zamanlarda klinik a ?rl?kl? psikoterapi y?nelimli yakla ?mlar?n somatik yak?nmalar? k?r?klemesinden dolay? destekleyici ve e itici yakla ?mlar?n tercih edilmesi gerekti i vurgulanmaktad?r (Sifne-os, 1988). Psikoanalik kuram? benimseyen sa alt?m yakla ?mlar?n?n ?o u aleksitimik bireylerin duygular?n? i leme, duygular?n? farketme tan?ma yetersizliklerinden ?ok bi?im ?zerine odakla maktad?rlar. Bu y?zden aleksitimik bireylerin psikoanalitik y?nelimli yard?mlardan ve terapilerden yaralanamayaca ? y?n?nde yayg?n bir g?r? hakimdir (Sifneo, 1977; Krystal, 1983). Bu g?r? ? savunanlardan Pierloot ve Vinck ans yoluyla se?tikleri aleksitimik bireylerden bir k?sm?na psikodinamik psikoterapi di erlerine ise davran? ?? merkezli terapi uygulam? lard?r. Ara t?rma sonucunda aleksitimik bireylerin bir-?o unun psikodinamik psikoterapi tedavisini s?rd?rmeyip yar?da kesti i ve bir?o unun alek-sitimik ?zellikler g?stermeye devam etti i anla- ?lm? t?r (Akt; Lesser, 1989). Ayr?ca Krystal geleneksel psikodinamik tekniklerle uygulanan terapilerin ve yard?m hizmetlerinin ba ar?s?z oldu unu ileri s?rer. Fakat ona g?re geleneksel psikodinamik terapi tek-niklerinde yap?lacak baz? de i iklik ve uyar-lamalarla aleksitimiklere etkili bir sa alt?m hizmeti verilebilir (Krystal, 1983). B?yle bir yakla ?m i?inde Krystal?a g?re terapist; aleksitimik bireye, kendisinin duygular?n? hissetmekten ?ok fizyolojik ve beden duyumlar? bi?iminde yans?tt? ?n? ve bu nedenlerde di er insanlardan farkl? oldu u a??k?a s?ylenmelidir. Bu sayede dan? an?n duygu durumuna e lik eden somatik yak?nmalar?na ve beden diline dik-kat ?ekmi oluruz. Terapistin ?ncelikli amac? hastan?n duygular?n?m tolerans? geli tirmesini sa lamak olmal?d?r. Bunu ba ard?ktan sonra aleksitimik bireyin kendi i?ine d?nerek duygular? farketmesini ve bu duygular? i?in, uygun kelimeler bulmas?na yard?mc? olunmal?d?r. Bu yava , s?k?c? ve emek gerektiren bir i tir (Krystal, 1983). Daha sonralar? Krystal (1983) destekleyici e itim yakla ?mlar?na a ?rl?k verilmesi gerekti ini vurgulam? t?r. Bu konuda kendine g?re de d?rt temel ilkeyle dayanan teknik geli tirerek kullanm? t?r. 1. Aleksitimik bireyi duygulan?m ve bili lerinde ne tip bir sorunu oldu u konusunda bilgilendirmek. 2. Duyguya dayanma g?c?n? art?rmak, duygular?n? sinyal olarak kullanmaya ba lamas?na yard?mc? olmak. 3. Aleksitimik bireyin ?zbak?m (selt-care) becerileri yetersiz ise, bilgilendirerek bu becerilerin geli mesine yard?m etmek. 4. Aleksitimik bireyin duygular?n? farkedip s?zel olarak ifade etmesi, empatik beceri geli tirmesi i?in destek vermek. Psikoanalitik kuram temelli sa alt?m? benimse-yenlerden Taylor (2000) ise aleksitimik bireylerin g?r? me s?ras?nda ya ad?klar? can s?k?nt?s?, bunal?m, engelleme ve bezginlik gibi durumlar?n?n dan? an?n yans?tmal? ?zde im savunma mekanizmas?n? kulla-nmas?ndan kaynakland? ?n? ileri s?rmektedir. Bu olumsuz duygular ise asl?nda bilin? d? ?ndaki derindeki yans?mas?ndan kaynaklanmaktad?r. Ona g?re, sa alt?m, ?yle olmal?d?r. Aleksitimiklerin bu olumsuzluklar? kar ?t transferans olarak anla ?l?p aktar?m yorumu yap?larak dan? ana iletildi inde ortaya psikotik nitelikte bir aktar?m ??kar. Bu durumda aleksitimik bireyin bilin? d?zeyinde aleksitimi ?r?nt?s? giderek aralan?r ve yava yava iyile me ger?ekle ir. Ancak son zamanlarda yap?lan baz? ara t?rma sonu?lar?nda psikosomatik hastalar?n (aleksitimik) daha a ?r i levsel bozukluk ve yetersizlik g?stermelerine ra men, psikiyatrik tedaviye daha az motive olduklar? ve daha az yararland?klar? anla ?lm? t?r. Bu tip hastalar?n ?o unun, somatik sorunlar? ile ya am sorunlar? ve ?at? malar? aras?nda ba lant? kura-mad?klar? i?in i?g?r? kazanamad?klar? g?zlen-mektedir. Wolff?a g?re aleksitimik ?zelliklerin olu umunun nedeni anne ve babalar?n?n, ?ocuklar?n?n duygusal anlat?mlar?n? (emotional-self expression) ve oyuncuklar?n? (playfulness) reddetmeleridir. B?ylesi bir aile ortam?nda yeti en ?ocuk ili kilerinde duygular?n? bast?r?r, sahte benlik geli tirir. K?sacas? ona g?re aleksitimi ?ocukluk ya ant?lar?na ba l? olarak geli tirilen bir sahte benlik olu umudur. B?yle bir benli in tedavisinde, drama ve oyun teknikleri etkili olmaktad?r. Aleksitimik bireylerin duygular?n? farketme ve ifade etmede, adaptasyon ve ba etme de, bili sel kapasitelerinde ?nemli ba ar?s?zl?klar oldu u ara t?rmalarca da desteklenmi tir. Bu nedenle aleksitimik ?zelliklerin sa alt?lmas?nda bili sel yakla ?ma dayal? teknik ve uygulamalara ?zel ?nem verilmelidir. Aleksitimik bireylerin duygusal fark?ndal?klar?n? art?rma, i?g?d?sel gerilimlerini azaltma, duygularla ilgili bili sel ?arp?kl?klar?, otomatik d? ?nceleri farketme ve de i tirmede bili sel s?re?ler i e yaramaktad?r. Bu bili sel s?re?ler yans?tmal? d? ?nme, s?zel ileti im, duygular? ba kalar?yla payla ma, hayal kurma ve oyun oynama y? bile i?erebilir. Taylor (1991 ) bu konuda unlar? s?ylemektedir. Bili sel y?ntem ve teknikler aleksitimik bireyin aleksitimik yap?y? yorumlayarak kuramla t?rmas?na yard?m eder. B?ylece aleksitimik birey duygu ve d? ?ncelerini ay?rt etmeyi ? renir ve duygusal geli im basamaklar?n? alt d?zeyden ?st d?zeylere do ru ilerletir. Buda bedenselle tirmeyi azaltarak duygular?n s?zel ifadesini ve kendini ifade etmeyi kolayla t?r?r. Aleksitimik ?zelliklerin giderilmesinde bili -sel yakla ?m?n yan?s?ra davran? ?? yakla ?m (Sifneos,1978), Psikodrama ve ge talt yakla ?m? (Wolf,1977) , kendi kendine gev eme e itimi ve ba lanma terapisi (Warnes, 1986) , biofeedback (Rickles, 1982), gibi yakla ?mlar denenerek ?nerilmi tir. Aleksitimiklerin sa l?kl? bireylerde az?msanmayacak yayg?nl?kta oldu u bilinen bir ger?ektir. Ayr?ca aleksitimik ?zellikleri azaltman?n zor oldu una ili kin yayg?n bir gir? de vard?r. Bu a??dan Sifneos ve Nemiah (1975) yorumlay?c?dan ?ok destekleyici terapileri ?nermektedirler. Taylor, Krystal, Swiller, Apiel-Savitz gibi uzmanlar ise aleksitimik bireylere y?nelik ?zg?n bireysel ya da grupla terapi teknikleri ?nermektedirler. Alfel-Savitz ve arkada lar? (1977) etkile im grubu ya ant?s?n?n aleksitimiklere iyi geldi ini s?ylemektedirler. Post miyokard enfarkt?s? ge?iren hastalara etkile im merkezli grupla psikolojik dan? ma ger-?ekle tirmi ler. Etkile im grubu olarak se?tikleri deney grubunda duygular?n s?zel ifadesi, r?ya ve hayal eksersizleri, rahatlama gev eme teknikleri, s?zs?z ileti im ve rol oynama gibi kar? ?k teknikler uygulam? lar. Ara t?rma sonucunda hastalar?n aleksitimik ?zelliklerinde ve psikosomatik ikayetlerinde anlaml? d?zeyde azalma oldu u g?zlenmi tir. Fre yberger?a (1985 ) g?re aleksitimikler i?ebak? ? yetersiz, d? merkezli, donuk, duygusuzluk i?inde olan bireylerdir. Bu nedenle psikodinamik yakla ?ma dayal? bir sa alt?m i?in d? ?k motivasyon g?sterirler. Freyberger psikodinamik ilkelere ba l? geli imsel merkezli bir terapiyi uygun bulmakta ancak ba lang??ta destekleyici ve e itici yakla ?mlar?n tercih edilmesini ?nemli bulmaktad?r. Ona g?re dan? ma s?recinde alek-sitimik bireyin oral-narsistik gereksinimlerinin kar- ?layabilen bir ili kinin kurulmas? vazge?ilmez bir unsurdur. Freyberger aleksitimik bireylere uygu-lanacak destekleyici ve e itici bir grup ?al? mas?n?n aleksitimiklerin bedensel-somatik belirtileri, ge?mi ya ant?lar? ve imdiki durumlar? aras?ndaki ili kiyi anlamalar?n? sa lamas? a??s?ndan yararl? bulmaktad?r. Ve bu konuda ?? a amal? bir s?re? ?nermektedir. 1- Aleksitimik bireyin grup i?erisinde hastal?k hastas? eklinde ortaya ??kan kayg?lar? ifa etmelerine izin verilmeli cesaretlendirilmeli. B?ylece kendileri ve bedenleri ile ilgili konu malar?na zemin haz?rlanm? olur. 2- Hayal, d? lem ve duygularla ilgili, ?z, g?zel bir dil kullanarak duygular?n? s?ze d?kmeleri ?zendirilmelidir. 3- Y?zeysel yorumlar yaparak aleksitimik bireyde ?at? ma bilincinin geli mesine yard?mc? olmak. Winnicott ?kolayla t?r?c? ortam? (facilitating evniroment) ad?n? verdi i ?gev eme teknikleri?ni ?nermekte ve b?yle bir ortam?n hastan?n nesne ile ilk ileti im kurmas?na, ili kiye ge?mesine olanak sa layaca ?n? vurgular. Stephanos ise aleksitimik hastan?n psi ik s?re?lerine girebilmeyi ?abukla t?ran ?gev eme teknikerinin? yararlar?n? ?yle belirlemektedir. Hasta terapisine g?venirse gev emeyi ?ge?ici nesne? olarak kullanmaya ba lar. Bu tedavide ama? hastada eksik olan ?iyi imge? (good image) yap?s?n?n olu turulmas?d?r ( Akt; Warnes, 1986) . Lesser, aleksitimik bireylerin temel problemlerinin duygular?n? tan?ma ve ifade etme g??l? ? olmas?ndan dolay? geleneksel-klasik yakla ?mlarla aleksitimiklerin tedavisinin zor oldu u belirtmektedir. Ona g?re aleksitimiklere verilecek psikolojik yard?mda ya an?lan andaki duygular?n ifadesine ?nem verilmelidir. En ger?ek?i yakla ?m varolu sal ve bili sel merkezli yakla ?mlarda da kullan?lan ?burada ve imdi? tekni idir. Lesser ayr?ca empatik dinlemenin aleksitimiklerinin bedensel belirtilerini ifadelerinin duygusal forma ?evrilmesinde yard?mc? olaca ?n? d? ?nmektedir. Bu d? ?nceler ? ? ?nda Lesser ?Destekleyici Grup Terapisinin? aleksitimikler i?in uygun bir psikolojik yard?m olaca ?n? ?ner-mektedir (Lesser,1985) . Ayr?ca Sifneos ve arkada lar? yapt?klar? ara t?rmalarda, aleksitimik bireylerde, yol g?sterici, e itimsel merkezli yapt?klar? grup terapilerinden yararl? sonu?lar ald?klar?n? belirtmektedirler (Sifneos, 1988). ?ner (1988) psikolojik dan? mada grup ya ant?s?n?n, ?yeleri aras? g?ven ortam?n?n olu mas?na ba l? olarak, bast?r?lm? duygu ve d? ?nceleri a?? a ??kararak ya anmam? duygu-lar?n ya anmas?na yard?mc? oldu unu s? ylemek-tedir. Begrson (1990 ) ise dinamik e ilimli grup terapilerinin ba lang??ta olmasa bile oturumlar ilerledik?e, ?yelerin giderek daha ?ok duygu belirten s?zc?kler kulland?klar?n? ve duygular?n? daha kolay a?maya ba lad?klar?n? tespit etti ini s?ylemektedir. Ayr?ca ?evik ve Bing?l (1989) dinamik oryantasyonlu etkile im grubu ?al? malar?nda Yolom?un ?? imdi ve Burada ?? ilkesinin uygulanmas?na ba l? olarak ?yelerde giderek younla an duygusal ve bili sel ? renme ger?ek-le ti i ve bu ? renmenin ?yelerin duygular?n? ifade etmelerini kolayla t?rd? ?n? g?zlemlemi -lerdir. ?zetlemek gerekirse; aleksitimi ile ilgili yap?lan tedavi yakla ?mlar?nda ara t?rmac?lar un-lar? tavsiye etmektedirler. ?ncelikle aleksiti-miklerin ?evresiyle ?zelliklede hayatlar?ndaki ?nemli ki ilerle etkile imlerini g?zlemleyerek desteklerini almak, aleksitimiklerin duygular?n? ifade etmelerinde k? k?rt?c? olabilir. Ayr?ca bireysel terapinin yan?s?ra e veya aile dan? malar? da yapmak olduk?a yararl? sonu?lar vermektedir. Aleksitimik bireyin daha ?nce fark?nda olmad? ? duygu ve fantezi ya ant?lar?n? su y?z?ne ??kartmas?n? sa layacak ge talt ve bili sel merkezli grup terapilerinin yan?s?ra bedensel davran? lara dikkatin yo unla t? ? tekniklerin kullan?lmas? yararl? bulunmaktad?r. ?evik ve Berksen ise yapt?klar? tedavi uygulamalar?nda dinamik y?nelimli psikoterapilerin ve relaksosyon terapilerinin aleksitimiklerde duygu belirten s?zc?klerin kullan?m?nda anlaml? d?zeyde art? sa lad? ?n? belirtmektedirler. Bunun yan?s?ra his, arzu ve bedensel duyumlar? k? k?rt?r?c?, hayal ve fantezi ya ant?lar?n?n payla ?ld? ? ?yarat?c? oyun? tekniklerini olduk?a yararl? oldu u ara t?rmalarla orta ya konmu tur (?evik, Berkson, 1990 ) Swiller ve arkada lar? aleksitimik bireylerle yapt?klar? grup ?al? malar?nda Yolom?un grup terapisindeki iyile tirici fakt?rleri Piaget?in bili sel geli im a a-malar?n? temel olarak uygulad?klar?n? ve olduk?a ba ar? sa lad?klar?n? belirtmektedirler. Swiller aleksitimik bireylerin grup i?indeki etkile imlerinde, duygusal ya ant?lar? di er bireylerde de g?rd?klerinden kendi duygular?n? farkederek kolayl?kla ifade eder duruma geldiklerinin belirtmektedir. Ayr?ca aleksitimikler grup ya ant?s?nda ?yelerden ald?klar? geri bildirimlerle sosyal ili ki ve ileti imlerde neden geri kald?klar? konusunda ve ya ad?klar? duygusal problemler hakk?nda i?g?r? kazanmaktad?rlar. Bili sel merkezli grup terapisi alek-sitimiklerin empati becerisini geli tirmektedir. B?t?n bunlar?n yan?s?ra Swiller aleksitimik bireylerde bireysel ve grupla psikolojik dan? man?n birlikte kullan?lmas?n? ?nermektedir. ??nk? ona g?re bireysel terapi entelek-t?el ? renmeyi sa lar, i?g?r? kazand?r?r, grup terapisi ise ya ant?lar yoluyla bu birikimlerin transferans edilmesine ya ama aktar?lmas?na yard?mc? olur. Birey-sel ve grupla terapinin birlikte kullan?lmas? aleksitimiklerde etkili ve yarat?c? bir psikolojik yard?m sa lamaktad?r (Swiller, 1988 ). Bu bilgiler ? ? ?nda d? ?n?ld? ?nde duygu, d? ?nce ve davran? ve fizyolojik tepkiler; ars?ndaki ili kileri ve bunlarla ilgili t?m sorunlar? i?eren duygu d? ?nce ve ya ant?sal fark?ndal?k sa lamaya y?nelik bili sel davran? ?? yakla ?m eksenli grup terapisinin aleksitimiklerin sa alt?m?nda etkili olabilece i s?ylenebilir. Aleksitimi Ara t?rmalar le lgili Yurt D? ?nda Yap?lan Yap?lan literat?r taramas?nda yurt d? ?nda aleksitimi ile ilgili deney ve kuramsal d?zeyde ?ok say?da ara t?rman?n yap?lm? oldu u g?zlenmi tir. Aleksitimi kavram? psikosomatik ve klinik ?al? malar sonucu ortaya ??kan bir kavram olmas?ndan dolay? belli bir s?re ara t?rmalar klinik a ?rl?kl? olarak yap?la gelmi tir. Ancak daha sonralar? yap?lan ara t?rmalarda aleksitimik ?zelliklerin psikosomatik ve psikiyatrik hastalar d? ?nda normal pop?lasyonda da dikkati ?ekecek bir oranda g?r?ld? ? tespit edilmi tir. Ve ara t?rmalar?n ?e itlili i artarak devam etmi tir. Bu k?s?mda aleksitimi ile ilgili yap?lan ara t?rmalar tarihsel s?ralamas?na ?zen g?sterilerek verilmek-tedir. Aleksitimi ?ncelikle bireyin ileti im bi?imin-de kendini g?steren psi ik fonksiyonlardaki bozukluk olarak tan?mlanm? t?r. lgili literat?r taramas?nda ba lang?c?ndan itibaren olduk?a uzun bir s?re aleksitiminin psikosomatik bireyler, yani ?at? ma ve sorunlar?n? bedensel tepkiler olarak ifade eden hastalar olarak kabul edilmi olup klinik g?zlem ve ara t?rmalar bu alanda yo unla m? t?r. lk olarak 1948?li y?llarda Ruesch, psikosomatik hastalarla yapt? ? ara t?rmalarda bu kimselerin ?o unun nevrotiklerden farkl? olarak duygular? s?zel-sembolik olarak ifade etmekte zorland?klar?n? tespit etmi tir. Ruesch psikosomatik hastalar?n ortaya ??kard? ? bu ?zelliklerini ?infantil-?ocuksu? ki ilik olarak isimlendirmi tir (Akt. Taylor, 1984) . Bundan sonrada Maclean (1950) psikoso-matik hastalarda duygular?n? s?ze d?kmede ve ifade etmede ?zel bir yetisizlik oldu unu vurgulam? t?r. Maclean bu bireylerin uyar?c?lara ba l? olarak harekete ge?en duygular?n?n neo-kortekse ula amay?p, amigdalaya tak?l?p kald? ?n-dan ve buna ba l? olarak da s?zel yolla anlat?m bulamad?klar?n? ?ne s?rm? t?r. S?zel yolla anlat?m bulamayan duygular psikosomatiklerde otomatik olarak, beden diline ?organ diline? ?evrilerek fizyolojik belirtiler olarak ortaya ??kmaktad?r. 1954?de Freedmen ve Sweet (1954) psikosomatikler ?zerinde yapt?klar? incelemelerde; bu hastalar? ?duygu cahilleri? (emotional-illiterates) olarak isimlendirmi ler ve bu bireylerin problem ve ?at? malar?n? bedenselle tirmede olduk?a ba ar?l? olduklar?n? ve duygusal ya amlar?n?n fark?nda olmad?klar? belirtmi lerdir. Krystal nazi toplama kamplar?ndan kurtulan a ?r travma ge?irmi , pos-travmatik bozukluk ya ayan hastalar ?zerinde yapt? ? ara t?rmada u sonu?lara ula m? t?r. Bu hastalar?n duygular?n? tan?ma ve ifade etmede g??l?k ?ektiklerini, d? lem ve fantezi ya ant?lar?nda k?s?tl?k oldu u g?zlenmi tir. Ayr?ca benzer ?zelliklerin madde ba ?ml?s? bireylerde de ortaya ??kt? ?n? tespit etmi tir (Krystal, 1968) . Nemiah ve arkada lar?n?n (1970 ) 20 psikosomatik hastan?n ?al? ma kay?tlar?n? inceleyerek yapt?klar? ara t?rmada a a ?daki sonu?lara yer vermi lerdir. Yirmi hastadan onalt?s?n?n s?zel ifade etme ve tan?mada zorland?klar?, i?sel uyar?c?lardan ?ok d? olaylara odakland?klar? saptanm? t?r. Bu ki iler ayn? zamanda psikolojik yard?m veren uzman taraf?ndan da donuk, ?lg?n, renksiz, s?k?c? ve engellenme edilmektedir. duygusu eklinde tarif Y?l 1972?ye geldi inde o zamana kadar tespit edilip ortaya konmu olan; duygular? tan?mada zor-lanma, s?zel ifade g??l? ?, hayal (fantasy) ya am?nda k?s?tl?l?k, i e vuruk d? ?nme ?at? ma, problem ve duygular? bedensel tepkiler olarak yans?tma gibi psikosomatik belirtileri Sifneos (1972) ?aleksitimik? ?zellikler olarak ifade etmi tir. Freyberger (1971) yapt? ? baz? g?zlem ve ara t?rmalar sonucu aleksitimik ?zelliklerin ge?ici (state) ve s?rekli (trait) olabilece ini belirtmi tir. Bunu da birincil ve ikincil aleksitimi olarak ikiye ay?rm? olup, kar? ?kl? ?n giderilmesine yard?mc? olmu tur. Birincil aleksitimi psikosomatik hastalarda bedensel bo-zukluklar?n ortaya ??kmas?na yatk?nl?k sa layan uzun s?reli olan ki ilik ?zelli idir. kincil aleksitimi ise a ?r stres alt?nda ?al? an, ?z?c? bir olay sonucunda travma ya ayan bireylerde ortaya ??kan, ge?ici ve kal?c? olabilen bir ?e it savunma mekanizmas?d?r. Blanchard ve arkada lar? (1981) ?Aleksitiminin Psikometrik Belirtilerini ?l?me? konulu yapt?klar? ara t?rmada; 230 ?niversite ? rencisinden k?zlar?n % 1.8?inin erkeklerin ise % 8.2?sinin aleksitimik ?zellikler ta ?d? ?n? saptam? lard?r. Parker (1989) ve arkada lar?n?n havaalan? ve tren garlar?n?n bekleme salonlar?ndaki Kanadal? yolcular ?zerinde Toronto Aleksitimi ?l?e i (TAS) kullanarak yapt?klar? ara t?rmada u sonu?lar? elde etmi lerdir. 52 erkek ve 49 kad?n?n kat?ld? ? ara t?rmada aleksitimik ?zelliklerin sa l?kl? birey-lerdeki yayg?nl? ? % 18.8 olarak tespit edilmi tir. Cooper ve Halmstrom?un (1984) ?Aleksitimi ve Somatik ikayetler Aras?ndaki li ki? konulu ara t?rmalar?nda; aleksitimi ile bedensel ikayet-belirtileri aras?nda ili ki oldu u ve ayn? zamanda kad?nlarda aleksitimik ?zelliklerin erkeklere oranla daha fazla g?r?ld? ?n? tespit etmi lerdir. Martin ve Pihl ?Normal Bireylerde Aleksitimik ?zelliklerin Stresle li kisi? konulu ara t?rmada a a ?daki bulgulara ula m? lard?r. Ara t?rma sonunda aleksitimik ?zellikleri y?ksek d?zeyde olan normal bireylerin di erlerine k?yasla y?ksek d?zeyde kayg?ya sahip olduklar? ?e itli ve ?ok say?da stres tepkileri sergiledikleri g?z-lenmi tir (Martin ve Pihl, 1986) . Kontrol grubu olarak sa l?kl? bireylerin kullan?lmad? ? bir?ok ara t?rmada hastal?k gruplar?na g?re saptanan aleksitimik birey oranlar? ?yledir. Kronik bron itlerde % 43. Bron it ast?m hastalar?nda % 44. Akci er tbc hastalar?nda % 57. Hipertansiyon hastalar?nda % 4 Migren hastalar?nda % 16. Madde ba ?ml?s? olanlarda ise % 5 Postravmatik stres bozuklu u olan hastalarda ise % 41 oran?nda aleksitimik oldu u tespit edilmi tir (Shipko ve ark, 1983). Taylor ve arkada lar?n?n (1992 ) ?Psikiyatri D? ?nda Aleksitimi ve Somatik ikayetler? adl? ?al? malar?nda u bulgulara ula m? lard?r. Taranto Aleksitimik ?l?e inin (TAS) kullan?ld? ? bu ara t?rmada aleksitimik ?zellik g?steren bireylerin g?stermeyenlere oranla bedensel tepki ve ikayetlerinin daha yo un oldu u anla ?lm? t?r. Ayr?ca aleksitimik ?zelliklere sahip bireylerin fazla ba ?ml?, d? ?k ego g?c? sergiledikleri ve d? ?n-cesiz kaba davran? lar yapma e iliminde olduklar? tespit edilmi tir. Arthur ve Morn 18-32 ya grubunda bulunan ?niversiteli 40 erkek ? renciyi kapsayan ara t?rmalar?nda, olumlu ve olumsuz duygular?n ifade edilmesini incelemi lerdir. Ara t?rmada ? ren-cilerin, olumsuz duygular?, olumlu duygulara g?re daha fazla ifade ettikleri bulunmu tur. Ara -t?rmac?lar, olumlu ve olumsuz duygular?n yo un olarak ya anmas?n?n bireylerde daha fazla a??lma iste inin do mas?na, bunun da daha yak?n ili kilerin kurul-mas?na yol a?t? ?n? belirtmi lerdir. Fricchione ve Hwanitz (1985) yapt?klar? ara t?rmada beyninin sa yar?m k?resi zarar g?rm? hastalar?n aleksitimik belirtiler g?sterdi ini saptam? lard?r. Bunun yan? s?ra aleksitimiyi beynin yar?m k?releri aras?ndaki ili ki ba lam?nda inceleyen ara t?rmalar bulunmaktad?r. Bu ara t?rmalar?n ?o unda; aleksitiminin benin sa ve sol yar?m k?releri aras?ndaki kopukluk sonucu olu tu u, sa yar?m k?renin duygular? i lemede ve d?zenlemede, dilin duygusal ? elerini tan?ma ve ifade etmede ?nemli rol oynad? ? buna ba l? olarakta alek-sitimik belirtilerin olu tu u bulgular?na ula m? lard?r (Gross, 1995., Lane ve ark,1997., Hope ve Bogen, 1997., Bucci, 1997., Parker ve ark, 1999) . Boyatzis ve arkada lar? (1992 ) ?Okul ?ncesi E i-timi G?ren ?ocuklar?n Y?z fadelerini Tan?ma Bece-rilerini anlamaya y?nelik bir ara t?rma yapm? lard?r. Ara t?rman?n ?rneklemini, 16?s? 3-5 ya , 16?s? 5 ya ?nda olan, cinsiyetin e it olarak da ?ld? ? toplam 32 okul ?ncesi ?ocuk olu turmu tur. Uyar?c? olarak, 7 ya ?ndaki bir erkek ?ocu unun k?zg?nl?k, tiksinti, korku, mutlu, ?zg?n ve s?rpriz duygular?n? ifade eden foto raflar? kullan?lm? t?r. Ara t?rma sonunda k?zlar?n duygular? tan?mada, erkek ?ocuklara g?re daha ba ar?l? olduklar?; 3-5 ya ?ndaki ?ocuklar?n, 5 ya ?ndaki erkek ?ocuklar kadar do ru tan?yabildikleri ve her iki cinsiyet i?in olmak ?zere y?zdeki duygular? tan?ma ve ifade etme yetene inin, ?ocuklar?n ya lar? b?y?d?k?e geli ti i bulgular? tespit edilmi tir. V?ngerhoets ve arkada lar? (1992) yapt?klar? ilgin? bir ?al? mada, a lama ile ki ilik, ba ar? ve bireysel sa l?k durumu aras?ndaki ili kiyi incelemi lerdir. Ara t?rman?n ?rneklem grubunu Hollanda ve Bel?ikal? 16-59 ya lar? aras?nda 131 bayan olu turmaktad?r. ?al? ma sonu?lar?na g?re, a lama s?kl? ? ile aleksitimi ve ba arma becerisi aras?nda bir ili ki bulunurken; yine a lama s?kl? ? ile kendini su?lama, so uk olma, hayal kurma ve duygular? ifade etme aras?nda y?zeysel bir ili kinin oldu u ortaya konmu tur. Ara t?rmac?lar a laman?n aleksitimi ve so uk olma ?zelliklerinin ?nemli bir yorumlay?c?s? oldu unu g?zlemlemi ler ve aleksitimi ile a lama aras?nda saptanan bu negatif ili kinin kendilerini a ?rtmad? ?n? ifade etmi lerdir. Yine Vingerhoets ve arkada lar?n?n y?r?tt? ? bir ba ka ?al? mada g?n?ll? 55 erkek ve 149 bayan denek ile yap?lm? t?r. Bulgulara bak?ld? ?nda, erkeklerdeki a lama s?kl? ? ile nevrotizm aras?nda pozitif bir ili ki ??kmas?na ra men, aleksitimi ile negatif bir ili kinin oldu u, yani erkeklerde a lama s?kl? ? artt?k?a aleksitimik ?zelliklerin azald? ? g?r?l-m? t?r. Bayan deneklerde, erkeklerde g?r?len bu sonuca ek olarak, a lama s?kl? ?ndaki y?kseklik ile, y?ksek heyecan ve durgun ki ilik ?zellikleri aras?nda ters y?nde bir ili ki ortaya ??km? t?r. Elde ettikleri bu bulgular? de erlendiren ara t?rmac?lar, a laman?n duygular?n bo al?m? oldu unu, aleksi-timik bireylerin ise duygular?n?n tam olarak bilincinde olmad?klar?ndan, a lama ile aleksitimi aras?nda saptanan negatif ili kinin kendileri i?in s?rpriz olmad? ?n? a??klam? lard?r (Vingerhoe ts ve ark,1992 ). Parker ve arkada lar? (1993 ) ise, Ontorio ?niversitesine devam etmekte olan 131 k?z, 85 erkek, toplam 216 ? renci ?zerinde aleksitimi ile y?zdeki duygu ifadeleri aras?ndaki ili kiyi ara -t?rm? lard?r. Ara t?rmac?lar, dokuz farkl? insan?n, stresli, hayret, merak, i renme, utan?, k?zg?n, korku, zevk, k???mseme, a a ?l?k duygular?n? ifade eden siyahbeyaz foto raflar? uyar?c? olarak g?stermi lerdir. Denekler, uygulanan TAO?dan ald?klar? puanlara g?re d? ?k, orta, y?ksek alek-sitimik gruplar olarak s?n?flanm? t?r. Ara t?rma sonucunda, y?ksek aleksitimik grubun, d? ?k aleksitimik gruba g?re y?zdeki duygu ifadelerini anlaml? bir ekilde daha az tan?yabildi i, y?zdeki duygu ifadelerini tan?yabilme yetene i a??s?ndan cinsiyetler aras?nda anlaml? bir fark?n olmad? ? g?zlemlenmi tir. Ara t?rmac?lar, bu bulgulara dayanarak, aleksitimik ?zellikler ile duygular? s?zel olarak ifade edememek aras?nda da bir ili ki bulundu unu a??klam? lard?r. Wise ve Man (1993) sa l?kl? denetim oda ? ile aleksitimi aras?ndaki ili kiyi, aleksitiminin sa l?kl? denetim oda ?ndan farkl? olup olmad? ? a??s?ndan incelemi lerdir. Ara t?rmac?lar, psiki-yatrik olmayan 78 hastaya Toronto Aleksitimi ?l?e i (TA?), Sa l?kl? Denetim Oda ? (HLC) ile nevrotizmi, d? a d?n?kl? ?, uyumlulu u ve d?r?stl? ? ?l?en 5 fakt?r ?l?e ini uygula-m? lard?r. Ara t?rma sonucunda, d? sal denetim oda ? ile aleksitimik ?zelliklerdeki art? aras?nda anlaml? bir ili ki oldu u, nevrotizmin, aleksitimide ki art? ? en iyi tahmin eden de i ken oldu u bulgular? elde edilmi tir. Berenbaum (1993) , bireyin tercih etti i ya ant?daki duygulan?m ?e itleri ile duygular?n? tan?ma becerisi aras?ndaki ili kiyi ara t?rm? t?r. Toplam 186 ?niversite ? rencisi ?zerinde yap?lan ?al? mada TA?, Beck Depresyon ?l?e i ve ? rencilerin hangi sinema filmlerini tercih ettiklerini g?steren bir test uygulanm? t?r. Ara t?rma sonunda duygular?n? tan?ma g??l? ? ?eken aleksitimik bireylerin ?ekmeyenlere g?re olumsuz (k?t?mser, karamsar) filmleri seyretme e iliminde olduklar?, hem aleksitimik hem de depresyon d?zeyleri y?ksek olan bireylerin iddet ve k?zg?nl?k i?eren filmlerden daha ?ok, korku ve heyecan i?eren filmleri seyretme e iliminde olduklar? ortaya konmu tur. Beach ve arkada lar? (1994) ara t?rmalar?n? daha ?nce yap?lm? ?al? malarda, aleksitimik ?zellikler ile somotizasyon aras?ndaki ili kileri destekler nitelikte bulgular elde edildi ini ancak, aleksitiminin somatoform bozukluklar ile di er psikiyatrik tan?larla olan ili kinin pek fazla de erlendirilmemi oldu u d? ?n-cesinden hareketle yapm? lard?r. Ara t?rmac?lar, ?al? malar?nda 45 psikiyatrik olmayan hastaya TA? ve Semptom Tarama Listesi-90 (SCL-90 R) uygula-m? lard?r. Ara t?rma sonucunda, aleksitimik bireylerin SCL90 R de ?ok fazla psikolojik belirti g?sterdikleri, aleksitiminin DSM-III R?deki somatoform bozukluk ve di er tan?larla ili kisi olmad? ? tespit edilmi tir. Ara t?rmac?lar, bu bulgulara dayanarak aleksitimik ?zelliklerin, bedensel belirtiler ?zerindeki rol?n? tam olarak de erlendirebilmek i?in daha fazla psikometrik ?l??mlere, klinik de erlendirme ve verilere ihtiya? oldu unu ifade etmi lerdir. Lumley ve arkada lar? (1994 ) sigara i?mek, niko-tin ba ?ml?l? ? ve sigara b?rakmak aras?ndaki ili kiyi ara t?rm? lard?r. Ara t?rmac?lar, bu ?al? malar?n? 271?i kad?n, 166?s? erkek, toplam 437 ?niversite Lumley ve arkada lar? (1994 ) aleksitimi sigara i?mek, nikotin ba ?ml?l? ? ve sigara b?rakmak aras?ndaki ? rencisi ?zerinde Toronto Aleksitimi ?l?e ini (TA?) uygu-layarak yapm? lard?r. Ara t?rma ?? ?al? ma halinde y?r?t?lm? t?r. Birinci ?al? mada, sigara i?en 67 gencin hi? sigara i?meyen 370 gence oranla daha fazla aleksitimik ?zelliklere sahip oldu u; ikinci ?al? mada 99 kronik sigara i?ici ? rencideki nikotin ba ?ml?l? ? ile aleksitimik ?zellikler aras?nda anlaml? bir ili kinin olmad? ? g?r?lm? t?r. ???nc? a amada ise, sigara i?en ? rencilere bili sel davran? sal terapi uygulanm? t?r. ?al? malar sonunda, aleksitimik ?zelliklerin, sigaray? b?rakma program?nda olumsuz bir rol? oldu u anla ?lm? t?r. Ziotkowski ve arkada lar?n?n (1995 ) aleksitimik ?zellikler g?steren 60 erkek alkolik hasta ?zerinde yapt?klar? ara t?rmada a a ?daki bulgulara ula m? lard?r. Toronto Aleksitiik ?l?e i (TAS) kullanarak yap?lan ara t?rmada; erkek alkolik-lerdeki aleksitimik ?zelliklerin, zevk alma, zevk almaktan ka??nma ve alkol? b?rakma ?zerinde olumsuz etkileri oldu u tespit edilmi tir. Lumley ve Robby, aleksitimi ile patolojik kumar tutkusu-al? kanl? ? aras?ndaki ili kiyi ara t?rm? lard?r. Ara t?rman?n ?rneklemi 456?s? erkek, 691?i kad?n 17-55 ya lar? aras?nda toplam 1147 ?niversite ? rencisinden olu maktad?r. Ara t?rma sonucunda hem kad?n hem de erkeklerde, pato-lojik kumar oynama al? kanl? ? olan bireylerin, olmayanlara k?yasla aleksitimik ?zelliklerinin daha fazla oldu u saptanm? t?r. Bu bulgudan yap?lan yorumda, aleksitimik ?zelliklerin patolojik kumar oynama davran? ? i?in bir risk olu turdu u ve patolojik kumar oynayanlarda aleksitimik ?zelliklerin giderek artt? ? vurgulanmaktad?r. Bu verilere dayanarak aleksitimik ?zelliklerin sa l?kl? olma ile yak?n ilgili oldu una dikkat ?ekilmektedir (Lumley ve Raoby, 1995). Loas ve arkada lar?n?n (1995) normal pop?lasyonda (n?fusda) aleksitimin yayg?nl? ?n? ara t?rd?klar? ?al? malar?nda; 263?? ?niversite ? rencisi ve 183?? ? renci olmayan toplam 446 bireye TAS?? uygulam? lard?r. Ara t?rma sonucunda aleksitiminin normal pop?lasyondaki yayg?nl? ? % 23 ? renci grubunda ise % 17 olarak tespit edilmi tir. Kokkonen ve arkada lar?n?n (2001 ) ?ok geni bir ?rneklem grubu (n=5993) ?zerinde aleksitiminin yayg?nl? ? ve sosoyo-demografik fakt?rlerle ili kisini ara t?rm? lard?r. Ara t?rma sonucunda erkeklerin % 9,4??n?n, k?zlar?n ise % 5,2?sinin aleksitimik ?zellikler g?sterdi i sap-tanm? t?r. Ayr?ca aleksitiminin d? ?k e itim d?zeyi, d? ?k gelir d?zeyi, d? ?k sosyal stat? ve bekarl?k ile ili kili oldu u bulgular? elde edilmi tir. Troisi ve arkada lar? (1996 ) duygusal fark?ndal?k ile s?zel olmayan ifadeler aras?ndaki ili kiyi inceledikleri ?al? malar?n?, psikiyatrik bo-zuklu u olmayan g?n?ll? 24 denek ?zerinde TA??y? kullanarak yapm? lard?r. Ara t?rma so-nucunda, duygular?n? g??l?kle tan?mlayabilen ve a??klayan deneklerin duygular?nda k?s?tl?l?k, s?zel olmayan ifade ve kendini kontrol edici davran? kal?plar?n?n gerilim ve anksiyete ya ad?klar?na bir g?sterge oldu u tespit edilmi tir. Ayr?ca, deneklerin d? sal merkezli d? ?nme (axtenally oriented thinking) e ilimi i?in de olduklar?, g?r? me s?ras?nda ise daha ?ok ka??nma davran? lar? g?sterdikleri g?r?lm? t?r. Aleksitiminin duygusal ve ki ileraras? davran? lar?n her ikisi ile ili kili oldu u sonucuna ula ?lm? t?r. Montreuil ve Pedinelli (1995 ) genel n?fustaki aleksitimik bireylerde, g?rsel, sembolik ve bili sel s?re?leri inceledikleri bir ara t?rma yapm? lard?r. Ara t?rma 773 ? renci ?zerine Toronto Aleksitimi ?l?e i (TAS) uygulanarak yap?lm? t?r. Ara t?rma sonunda yap?lan analizler sonucunda ? rencilerin %6,8?inin aleksitimik ?zelliklere sahip oldu u saptanm? t?r. Ayr?ca duygular?n insan beyninin sa yar?m k?resinde yer ald? ? ancak sa elini ?ok yo un kullanan bireylerde ise duygusal ifadelerin sol yar?m k?rede yer ald? ? s?ylenmektedir. Bu bulgulara dayanarak ara t?rmac?lar aleksitimin asl?nda beynin iki yar?m k?resi aras?ndaki ili ki kopuklu undan kaynakland? ? eklinde a??klayan n?ropsikolojik kuram? destekledikleri g?r?lmektedir. Parker ve arkada lar?n?n (1998) ?Aleksitimi; Savunma Mekanizmas? ve Ba etme Sitilleri? ba l?kl? ara t?rmalar?nda a a ?daki sonu?lara ula m? lard?r. Ara t?rma normal yeti kinlerden olu an bireylere, ? rencilere, Toronto Aleksitimi ?l?e i (TAS) Savunma Mekanizmalar? ?l?e i (DSQ) ve Stresli Durumlarla M?cadele ?l?e i (CISS) uygulanarak yap?lm? t?r. Ara t?rma sonu?lar? incelendi inde aleksitiminin ?? ?nemli ?zelli i (Duygular? ifade g??l? ?, fantezi ve d? lem eksikli i, i e vuruk d? ?nme e ilimi) ile sa l?ks?z savunma mekanizmalar? aras?nda anlaml? bir ili ki oldu u tespit edilmi tir. Aleksitimik ? rencilerin ise olmayanlara g?re daha ?ok sa l?ks?z savunma mekanizmas? kullanma e iliminde olduklar? g?zlenmi tir. Ancak Parker ve arkada lar? ara t?rman?n genel bir sonucu olarak aleksitiminin bir savunma mekanizmas? veya stresle m?cadele ekli olmad? ?, duygusal bir bozukluk oldu unu vurgulanmaktad?r. Suslow ve Junghanns (2002 ) yapt?klar? bir ara t?rmada deneklere duygusal ve n?tr uyar?c?lar? i?eren durumlar verilmi ve duygular?n? ifade etmeleri istenmi tir. Ara t?rma sonucunda aleksitimik bireylerin duygusal durumla kararlar?nda ve duygular?n? ifade etmede zorland?klar? ve gecikme g?sterdikleri anla ?lm? t?r. Bu bulgular bili sel yakla ?m?n kuramsal g?r? leriyle uygunluk g?stermektedir. Yurt ?inde Yap?lan Ara t?rmalar ?lkemizde aleksitimi ile ilgili olarak yap?lan ara t?rmalar?n ?ok s?n?rl? say?da oldu u g?r?l-mektedir. S?n?rl? say?daki bu ara t?rmalar?n ?o- ununda klinik a ?rl?kl? betimsel ara t?rmalar olduklar? anla ?lmaktad?r. Okyavuz ve arkada lar? (1989 ) Ankara ?niversitesi psikiyatr? servisine yatan hastalar ile psikiyatr? servisine ba vurmam? hastalara MMPI uygulayarak yapt?klar? ara t?rma sonucunda, psikiyatr? servisindeki hastalar?n aleksimi d?zey-lerinin olduk?a y?ksek ??kt? ? g?zlenmi tir. Yemez Psikosomatik, Somataform ve Di er Psikiyatrik Bozukluklar? ve Aleksitimi ?zerine Kontroll? Bir ?al? ma adl? ara t?rmas?nda u sonu?lara ula ?lm? t?r. Ara t?rma Dokuz Eyl?l ?niversitesi T?p Fak?ltesi Hastanesi poliklini ine ba vurmu veya kliniklerde yatm? 16/65 ya lar? aras?nda 151?i kad?n, 86?s? erkek toplam 237 ki i ?zerinde yap?lm? t?r. Deneklere TA??ni uygu-lam? t?r. Bu ?al? ma sonunda ara t?rmac?, psikosomatik ve somatik bozukluklarda aleksiti-minin, di er bozukluklar ve kontrol grubuna g?re anlaml? d?zeyde y?ksek oldu unu tespit etmi tir. Bu ara t?rmada, aleksitimi ile demografik ?zellik aras?ndaki ili kiye de bak?lm? t?r. Ya ilerledik?e aleksitimik ?zelliklerin artt? ?; kad?nlarda g?r?lme s?kl? ?n?n erkeklere g?re daha fazla oldu u, ev han?mlar?nda ise ?al? an bayanlara g?re daha s?kl?kla rastlan?ld? ? ortaya ??km? t?r. Yine, anne-baban?n ? renim d?zeyi ile aleksitimi aras?nda anlaml? bir ili ki oldu u, aleksitimik ?zelliklerin, sosyo-ekonomik d?zey d? t?k?e artt? ?; ?ocuk-lu un ge?ti i yerle im birimi, evdeki ?ocuk say?s?, ailenin ilk, ortanca ya da son ?ocu u alma ile aleksitimi aras?nda bir ili ki olmad? ?; karde say?s? artt?k?a aleksitimik ?zelliklerin artt? ? gibi bulgulara ula ?lm? t?r ( Yemez, 1991 ). Pekta ve arkada lar? aleksitimik ?zelliklerin psikoaktif madde ba ?ml?s? olan ki ilerde de g?r?lebilece inden hareketle eroin ba ?ml?lar? ?zerinde bir ara t?rma yapm? lard?r. Bu ?al? mada DSM-III-R kriterlerine g?re eroin ba ?ml?l? ? tan?s? al?p Bak?rk?y Ruh ve Sinir Hastal?klar? Hastanesi AMATEM servisine yatarak tedavi g?ren ya ve cinsiyet bak?m?ndan t?rde olan 30 hastal?kl? grup ile, herhangi bir psikiyatrik bozuklu u olmayan 30 ki ilik kontrol grubunun aleksitimik ?zellikleri TA? verilerek ?l??lm? t?r. ?al? ma sonunda ara t?r-mac?lar eroin ba ?ml?lar? grubunda olan 30 ki iden yirmisinin; kontrol grubunda ise 30 ki iden alt?s?n?n aleksitimik oldu unu saptayarak aleksitimik ?zelliklerin eroinin ba ?ml?lar?nda ne denli y?ksek d?zeyde oldu u g?zlenmi tir (Pekta ,1991) . ahin?in (1991) Peptik?lser ile aleksitimi aras?ndaki ili kiyi inceledi i ara t?rmas?nda a a ?daki sonu?lara ula m? t?r. ?? grup olu turarak yapt? ? deneysel ?al? mas?nda ahin deneklere (TA?) uygulam? t?r. Analizler sonucunda peptik ?lser ile birlikte ba ka hastal? ? olan grubun sadece peptik ?lserli olan ve kontrol grubunda yer alanlardan aleksitimik ?zelliklerin y?ksek oldu u tespit edilmi tir. Ayr?ca peptik ?lserli olan grubun aleksitimik ?zelliklerinin ise kontrol grubundakilerden anlaml? d?zeyde y?ksek oldu u anla ?lm? t?r. Yine ba ka bir bulgu ise her ?? grupta da elde edilen aleksitimi oranlar?n?n literat?rde bildirildi inden olduk?a y?ksek ??kmas? dikkati ?ekmektedir. ?rne in bu ara t?rmada normal pop?lasyonda, sa l?kl? bireylerde aleksitimi oran? % 30 olarak bulunmu tur. Yine ahin (1992 ) taraf?ndan yap?lan bir ba ka ara t?rmada peptik ?lserli hastalar?n sa l?kl? bireylere g?re duygular?n? tan?ma, duygular?n? ve bedensel tepkilerini ay?rt etmede ve hayal kurmada yetersiz olduklar? anla ?lm? t?r. T?rk (1992) ??niversite ? rencilerinde Aleksiti-mik ?zellikler le Ruh Sa l? ? Aras?ndaki li ki? ba l?kl? ara t?rmas?nda a a ?daki bulgulara ula ?lm? t?r. Ara -t?rman?n ?rneklemi Ege ?niversitesinde okuyan 2. ve 3. s?n?f ? rencilerinden olu an 324 k?z 218 erkek toplam 542 bireyden olu maktad?r. Ara t?rmada Toronto Aleksitimi ?l?e i (TAS) Kalz Genel Uyum Skalas? (KAS-S) ve demografik ?zellikler i?in ise ki isel bilgi formu kullan?lm? t?r. Ara t?rma sonucunda; aleksitimik ?zellikler ile ruh sa l? ? aras?nda negatif y?nde anlaml? bir ili ki oldu u tespit edilmi . Yani ruh sa l? ? daha k?t? olan deneklerin aleksitimik ?zellikleri de y?ksek ??km? t?r. Yine somatik yak?nmalarla aleksitimik ?zellikler aras?nda pozitif y?nde anlaml? ili ki oldu u g?zlenmi tir. Somatik yak?nmalar artt?k?a aleksitimik ?zelliklerde art? olmaktad?r. Ayr?ca k?zlar?n aleksitimik ?zellikleri erkeklere k?yasla daha y?ksek olarak bulunmu tur. D? ?k sosyo-ekonomik d?zeyden gelen, ailesinden ayr? ya ayan, ailesi k?ykasabada ya ayan, anne ve babas? e itimsiz ya da sadece okuryazar, babas? i siz, annesi i ?i kendine ait odas? olamayan, ?ocuklu unun ilk on y?l?n? k?y-kasabada ge?iren, sorunlar?n? hi? kimseyle payla mayan, en ?nemli sorunu bedensel sa l?k sorunlar? olan, alkol? s?k kullanan ve ba ?ml?l?k yap?c? ila? veya madde al? kanl? ? olan deneklerde di erlerine oranla aleksitimik ?zelliklerin anlaml? d?zeyde daha y?ksek oldu u g?zlenmi tir. G?cer (1992) ?Baz? Psikosomatik Hasta Gruplar?n?n Aleksitimi A??s?ndan Ara t?r?lmas?? adl? yapt? ? doktora tez ?al? mas?nda u sonu?lara ula m? t?r. TAS ?l?e i uygulanarak yap?lan ara t?rma sonu?lar?na g?re normaller ile di er hasta gruplar aras?nda anlaml? farkl?l?k oldu u g?zlenmi tir. Peptik ?lser, ?lseratif kolit, s?rt a r?s? ve romotoid artrit, n?rodermatif ve psoriasis hastalar? orta derece aleksitimik ?zellikler g?stermi lerdir. Ancak hipertansiyonlu hasta grubu di erlerine k?yasla y?ksek d?zeyde aleksitimik ?zellikler g?stermi tir (G?cer, 1992) . Candansayar ve arkada lar? (1993 ), ?Gen? Eri kin Sa l?kl? G?n?ll?lerde Alesksitimi Pre-valas? (yayg?nl? ?)? konulu ara t?rmalar?nda, ?rneklem grubunu Gazi ?niversitesinde 18-25 ya aras? 460 ki ilik bir ? renci grubu olu tur-maktad?r. Irvine ve Toronto Aleksitimi ?l?ek-lerinin kullan?ld? ? ara t?rmada, aleksitimi pu-anlar?yla psikiyatrik tedavi g?rme, cinsiyet, psikosomatik hastal?k ?zellikleri, sigara i?me ve ailede psikiyatrik hastal?k durumu kar ?la -t?r?lm? t?r. Ara t?rma sonunda yap?lan analizlerde ?al? maya al?nan 210 erkek, 250 kad?n toplam 460 dene in % 5.6?s? her iki ?l?ekten pozitif puan alm? lard?r. Deneklerin % 16.7?si TAS?den ve % 3.4?? ise Irvine ?l?e inden pozitif puan ald? ? g?zlenmi tir. Deneklerin puanlar? aras?ndaki fark istatiksel olarak anlaml? bulunmam? t?r (Candan-sayar, 1993). Yemez ve arkada lar? (1995) aleksitimik bireylerde yarat?c?l?k, empati ve duygular?n? s?ze d?kmede g??l?klerin oldu u tezinden yola ??karak, aleksitimik ?zellikler ile sosyo metrik test sonu?lar? aras?ndaki ili kileri ara t?rm? lard?r. Ara t?rman?n ?rneklemi be ay s?ren psikodrama uygulamas?na kat?lan 14 Psikolojik Dan? manl?k ve Rehberlik ? rencisinden olu maktad?r. Ara t?rmada uygulamalar haftada bir iki saat s?ren seanslar halinde y?r?t?lm? t?r. S?recin sonunda yap?lan sosyo metrik testle deneklere test ?l??t? olarak ?psikodrama grubunda en ?ok hangi arkada ?n?zla ?al? mak istersiniz ve hangileri ile ?al? mak istemezsiniz? sorular? sorulmu tur. ?l?ek olarak TA??nin kullan?ld? ? ara t?rmada bulgular de erlendirildi inde ara t?rmac?lar?n bekledikleri-nin aksine, aleksitimik ki ilerin grubun en fazla birlikte ?al? ?lmak istenen bireyler oldu u g?r?lm? t?r. Buda aleksitimiklerin insan ili kileri ve ?evreyle uyumlar?n?n iyi oldu unu g?stermektedir. Aslan ve arkada lar? (1996), di er kliniklerden, kons?ltasyon istemiyle psikiyatri poliklini ine g?nderilen 17-65 ya lar? aras?nda 146 hasta ?zerinde yapt?klar? bir ?al? mada, hastalara TA?, Spielberger S?reklilik Kayg? Envanteri, Zung Depresyon ?l?e i ve Sosyo demografik D?zey ?l?e i uygulam? lard?r. Ara t?rma sonucunda, hastalar?n % 67? sinde aleksitimi belirlenmi tir. Aleksitimi, sosyoekonomik d?zey ile ili kili bulunmazken, e itim d?zeyi ve cinsiyetle ili kili bulunmu tur. Yine ara t?rmada, e itim d?zeyi d? t?k?e aleksitimin y?kseldi i, erkeklerin aleksitimi puanlar?n?n kad?nlardan daha d? ?k oldu u, Toronto Aleksitimi ?l?e indeki d? olaya y?nelik d? ?nme, duygular? s?zel olarak ifade etme ve hayal kurma alt boyutlar?n?n puanlar?yla S?reklilik Kayg? Envanteri ve Zung Depresyon ?l?e i puanlar? aras?nda pozitif ili ki oldu u sonu?lar? elde edilmi tir. Bayazid ve arkada lar?n?n (1996) ?Psikodraman?n Kontrol Oda ? Aleksitimi ve Empatik E ilim D?zeylerine Etkisi? konulu yapt?klar? ara t?rmada u sonu?lara yer vermi lerdir. Ara t?rma Dokuz Eyl?l ?niversitesi Psikolojik Dan? ma ve Rehberlik B?l?m?nden g?n?ll? kat?lan 7 ? renci ?zerinde 2-3 saatlik 20 seans psikodrama uygulamas? yap?larak ger?ekle tirilmi tir. Psikodrama ? renci grubunun kontrol oda ? ?n-test, son-test puanlar? analiz edildi inde, b?t?n ? rencilerin i?sel kontroll?l?k d?zeyinde bir iyile me g?r?l?rken, Empatik e ilim ve aleksitimi ?n-test ve son-test puanlar? aras?nda bir de i im belirlenememi tir. Psikodrama ya ant?s? aleksitimik iki ? renciden birini olumlu olarak etkilerken, di eri ?zerinde hi?bir de i im yarat-mam? t?r. Yine, en az aleksitimik olan iki ? rencinin aleksitimi puanlar?n?n da grup ya ant?s?ndan hi? etkilenmedi i tespit edilmi tir. G?rkan (1996) aleksitiminin psikiyatrik, psiko-somatik ve normal ki ilerde g?r?lme s?kl? ? ve bunun baz? sosyo-demografik ?zelliklerle ve depresyonla ili kisini ara t?rm? t?r. Toplam 234 dene in kat?ld? ? ara t?rma sonucunda, aleksitiminin en s?k psikiyatrik grupta (% 67.9) rastland? ? ve bunu psikosomatik (% 57.7) ve kontrol grubunun (% 38.5) izledi i, depresyon ile aleksitimi aras?nda anlaml? bir ili ki bulundu u tespit edilmi tir. Ancak sosyo demografik ?zelliklerle her ?? grupta da aleksitimiyle cinsiyet aras?nda ili ki olmad? ?, sosyo-ekonomik d?zey ile ise ili kili oldu u saptanm? t?r. Bu sonu?lardan aleksitimin sa l?kl? bireylerde % 38?e varan bir oranda g?r?lmesi aleksitiminin sa alt?m?na y?nelik daha ciddi ve kapsaml? ara t?rmalar yap?lmas? gerekti ini g?stermektedir. Varol (1998) ?Grupla Psikolojik Dan? man?n ?niversite ? rencilerinin Aleksitimik ?zellikleri ?zerine Etkisi? konulu yapt? ? ara t?rmada a a ?daki bulgular? elde etmi tir. Ara t?rma Ondokuz May?s ?niversitesi Fen Edebiyat Fak?ltesinden se?ilen ? renciler ?zerinde uygulanm? t?r. Bu ara t?rma ?ntest son-test kontrol gruplu olup deney ve kontrol gruplar? 26? ar deneklerden olu maktad?r. Toronto Aleksitimi ?l?e i (TA?) deney ve kontrol grubuna ?ntest ve sontest olarak iki kez uygulanm? t?r. Deney gruplar?na haftada bir seans olmak ?zere 12 hafta boyunca grupla psikolojik dan? ma uygulanm? t?r. Deneme bitiminde yap?lan istatiksel analizler (Kovaryans Analizi) sonucunda deney gruplar?n ?ntest ve sontest puanlar? aras?nda .001 d?zeyinde anlaml? farkl?l?k oldu u anla ?lm? t?r. Bunun yan?s?ra aleksitimi d?zeyi d? ?k olan deney grubunun ?n-test, son-test puanlar? aras?nda da ?nemli bir farkl?l?k oldu u g?zlenmi tir (p<.001). Ayr?ca bu iki deney grubunun sontest puanlar? aras?nda da istatiksel a??dan ?nemli farkl?l?k ??kmam? t?r. Ancak psikolojik dan? man?n cinsiyete g?re de i medi i sonucuna da ula ?lm? t?r. Sonu? olarak grupla psikolojik dan? man?n ?niversite ? rencilerinin aleksitimik ?zelliklerinin iyile tirmesinde etkili bir y?ntem oldu u g?zlenmi tir. Ko?ak (2003) taraf?ndan yaln?zl?k ve aleksitimi aras?ndaki ili kiyi inceleyen bir ?al? ma ger?ekle tirilmi olup, 2003 Mart say?s?nda PDR dergisinde yay?nlanaca ? bildirilmi tir. Ara t?rma Gazi ?niversitesi iktisadi ve dari Bilimler Fak?ltesinde 2001-2002 ? retim y?l? g?z yar? y?l?nda okuyan 109 k?z ve 121 erkek olmak ?zere toplam 230 ? renciye aleksitimi (TAS) ve yaln?zl?k (UCLA) ?l?ekleri uygulanarak ger?ek-le tirilmi tir. Ara t?rma soncunda yap?lan analiz-lerde aleksitimi ve yaln?zl?k aras?nda pozitif y?nde anlaml? bir ili ki (r= .663) oldu u tespit edil-mi tir. Atasoy (2002) ?G?z Hareketleri le Duyars?zla t?rma Ve Yeniden lemenin (EMDR) ?niversite ? rencilerinin Aleksitimik ?zellikleri ?zerine Etkisi? ba l?kl? doktora tez ?al? mas?nda, EMDR??n aleksitimik ?zelliklerin azalt?lmas?nda oldu u bulgusuna ula m? t?r. etkili G?z ve arkada lar? (2001) bir grup dermatolojik hastada aleksitimi, kayg? ve depresyon?u ara t?rd?klar? ?al? mada, dermatoloji hastalar?nda sa l?kl? bireylere k?yasla aleksitimi, kayg? ve depresyonun daha s?k ve daha yo un ya and? ? bulgusuna ula m? lard?r. Sonu? imdiye kadar bahsedilen ara t?rma bulgular? de erlendirildi inde aleksitiminin olu umu ile ilgili n?ro-fizyolojik yakla ?m? destekleyen baz? bulgularda olmas?na ra men, ara t?rma sonu?lar?n?n daha ?ok sosyal ? renme, davran? ??, geli imsel ve bili sel yakla ?mlar?n? destekledi i anla ?lmaktad?r. Yani aleksitimik ?zellikler ?ocukluktan itibaren geli im s?recinde, ya ant? ve sosyal ? renmelerle olu an bili sel emalardaki i levsel olmayan say?lt?lar, ger?e e uygun olmayan bili sel ?arp?tmalar ve otomatik d? ?nceler sonucu olarak olu maktad?r. B?t?n bu ara t?rma sonu?lar?ndan anla ?lmaktad?r ki ?lkemizde aleksitimi ile ilgili ?al? malar?n klinik a ?rl?kl? olarak daha ?ok psikosomatik, somatik ve psikiyatrik bozukluklarla s?n?rl? oldu u g?zlenmi tir. Bu hastal?klarla aleksitimi ve baz? demografik ?zellikler aras?nda ili kiler ara t?r?lm? t?r. Sa l?kl? bireyler bu ara t?rmalar?n ?o unda kontrol grubu olarak kullan?lm? t?r. Bu nedenlerden dolay? ciddi bir sa l?k problemi olarak toplumsal sa l? ? tehdit eden ve depresif duygulan?mla aras?ndaki yak?n ili ki g?z ?n?ne al?nd? ?nda, aleksitimi ile ilgili normal pop?lasyonda kapsaml? ve uygulamal? ara t?rmalar yap?lmas? gerekti i anla ?lmaktad?r. ?zelliklede sa l?kl? (normal) bireylerde aleksitimiklerin sa alt?m?na tedaviye y?nelik deneysel ara t?rmalara ihtiya? oldu u anla ?lmaktad?r. Bu nedenle bu makalenin bundan sonraki ara t?rmalar? te vik etmesi ve ? ?k tutmas? beklenmektedir. KAYNAK?A Allik, j and Realo,A. (19979. Emotional Experience and Its Relation to the Five Factor Model in Estonian. Journal of Personality, 65(3). 625-647. y?nelik olarak yap?lan e itici grup ?al? malar?n?n bir?ok ara t?rmac? taraf?ndan tercih edilmekte ve ?neril-mekte oldu u anla ?lmaktad?r ( Sifneos , 1988 ., Taylor, 1991 ., Swiller, 1998 ., Lane ve Schwartz, 1987 ., Lesser, 1985 ., Freyberger, 1985 ., Bergson, 1990 ). Arnold , M.B. ( 1960 ). Emotion and Personality . New York. Colombia University Press. Akkoyun , F. ( 1998 ). Transaksiyonel Analiz: Psikolojide lemsel ??z?mlere Yakla im . Ankara: Nobel Yay?n Da ?t?m. . Arthur , H ve Morn, C. ( 1990 ) ?Perceived Intimacy Of Expressed Emotion? , The Journal of Social Psychology , 130 ( 4 ), 476 - 486 . Aslan , H ve ark.( 1996 ). ?Psikiyatrik, Psikosomatik Hastalarda Aleksitimi?, N?ropsikiyatri Ar ivi, 33 ( 1 ), 13 - 18 Apfel-Savitz , R. , Silverman , D. , Bennett , M.I. ( 1977 ). Group Psychotherapy of Patients with Somatic Illnesses and Alexithymia . Psychotherapy Psychosomatics . 28 , 323 - 329 . Atasoy , A.S. ( 2002 ). G?z Hareketleri le Duyars?zla t?rma ve Yeniden lemenin (EMDR) ?niversite ? rencilerinin Aleksitimik ?zellikleri ?zerine Etkisi , Ankara ?niversitesi E it. Bil. Enst. Bayazid , G. ( 1996 ). Psikodraman?n Kontrol Oda ?, Aleksitimi ve Empatik E ilim D?zeyine Etkisi, Marmara ?niver . Atat?rk. E it. Fak. II Ul?sal E itim Sempozyumu Bildirisi ?zetleri . stanb?l. Baymur , F. ( 1983 ). Genel Psikoloji. stanbul. nk?lap ve Aka Kitabevi . Beck , J.S. ( 1995 ). Cognitive Therapy. Basics and Beyond , New York: The Guilford Press. Beach , M. ( 1994 ). Alexithymia and Somatization: Relationship to DSM III-R. Diagnoses? , Journal of Psychosomatic Research , 38 ( 6 ), 529 - 535 ) Berenbaum , H. ( 1993 ). ?Alexithymia And Movie Preference?, Psychotherapy Psychosomatics , 59 , 173 - 178 . Blanchard , B.E . , Arena , J.G. , Pallmeyer , J.P. ( 1981 ). ?Psychosometrik Properties Of a Scale to Measure Alexithymia? , Psychother Psychosom , 35 , , 67 - 71 . Borke , H. ( 1971 ). ?The Development of Empathy in Chineese And American Children Between Three And Six Years of Age? , Development Psychology , 9 ( 1 ), 102 - 108 . Boyatzis , J. ( 1992 ). ?Preschool Children's Decoding Of Facial Emotions? , The Journal Of Genetic Psychology , 15 ( 3 ), 375 - 382 . Carvey , C. S and Scheir , M.F. ( 1990 ). Origins and Functions of Positive and Negative Affect: A control Process View , Psychological Review, 97 ( 1 ), 37 - 54 . Crooks , R.L and Stein , J. ( 1991 ). Psychology Science, Behavior and Life . 2. Edition . Florida: Holt, Rinehart and Winston Inc . C?celo lu , D.( 1991 ). nsan ve Davran? ?: Psikolojinin Temel Kavramlar? . stanbul: Remzi Kitabevi. 2 .Bas?m. Candansayar , S ve Ark. ( 1993 ). ?Gen? Eri kin Sa l?kl? G?n?ll?lerde Aleksitimi Prevalas??, XXIX: Ulusal Pisikiyatri Kongresi , Bursa: Sava Ofset, Cooper , E.D. , Holmstrom , R.W. ( 1984 ). ; ?Relation Ship Between Alexihmia and Somatic Complaints in Normal Sample" , Psychother Psychosom , 41 , 20 - 24 . Dereboy , .F.( 1990 ). ; ?Alesitimi ?zbildirim ?l?eklerinin Psikometrik ?zellikleri ?zerine Bir ?al? ma?, (Yay?nlanmam? Uzmanl?k Tezi) . Ankara: Hacettepe ?niversitesi Sa l?k Bilimleri Enstit?s?. D?kmen , ?. ( 2000 ). Yar?na Kim Kalacak? Evrenle Uyumla ma S?recinde Varolmak Geli mek Uzla mak . stanbul: Sistem Yay?nc?l?k. D?kmen , ?. ( 1987 ) ; ?Y?z fadeleri Konusunda Verilen E itimin Duygusal Y?z fadelerini Te his Becerisi ve leti im ?at? malar?na Girme E ilimi ?zerindeki Etkisi? , Psikoloji Dergisi , 6 ( 21 ). D?kmen. U. ( 1994 ). leti im ?at? malar? ve Empati . stanbul: Sistem Yay?nc?l?k. Faryna A. , Rodenhauser P. , Torem M. ( 1986 ). ; Development of an Analog Alexithymia Scale . Psycychoter Psychosom . 45 , 201 - 206 . Freedman M. B. , Sweet B. S. ( 1954 ). ?Some Specific Features of Group Psychotherapy and Their Implications for Selection Patients? , International Journal of Group Psychotherapy , 4 , 355 - 368 Freyberger H. ( 1977 ). Supportive Psycho Therapeutic Techniques in Primary and Secondary Alexithymia? , Psychotherapy Psychosomatic , 28 , 337 - 342 . Freyberger , H. , K?nsebeck , H.W. , Lempa , W. ( 1985 ). Psychotherapeutic Interventions in Alexithymia Patients . Psychotherapy Psychosomatic , 44 , 72 - 81 . Fricchione G. , Howanitz , E. ( 1985 ) ; Aprosodia and Alexithymia A Case Report , Pschotherapy Psychosomatics, 43 , 156 - 169 . Gen?tan , E. ( 1995 ). nsan Olmak. stanbul: Remzi Kitabevi . 15 . Bas?m Goleman , D. ( 1996 ). E.Q. Emotionale Intellgence (EQ . Duygusal Zeka). G?cer , Z. ( 1992 ). ?Baz? Psikosomatik Hasta gruplar?n?n aleksitimi A??s?ndan Ara t?r?lmas?? (Yay?nlanmam? Doktora Tezi) , Konya: Sel?uk ?niversitesi Sosyal. Bil. Enst. G?rkan , S.B ( 19969 . ?Aleksitimi?, ?ukurova ?niversitesi E itim Fak?ltesi Dergisi , 2 , ( 14 ). 99 - 103 . G?z , H. , Ay , M. , Dilbaz , N. ( 2001 ). Bir Grup Dermotolojik Hastalarda Aleksitimik, Depresyon ve Anksiyete . D? ?nen Adam , 14 ( 2 ), 99 - 103 Hoppe K.D. , Bogen J.E. ( 1977 ). Alexithymia in Twelve Commissurotomised Patients , Psychotherapy Psychosomatics, 28 , 148 - 155 . Izard , C.E. ( 1993 ). Four Systems for Emotion Activation . Cognitive and Negative Processes , Psychological Review, 10081 ), 68 - 90 . Ko?ak , R. ( 2003 ). ?niversite ? rencilerinde Aleksitimi ve Yaln?zl? ?n Baz? De i kenler A??s?ndan Ka ?la t?r?lmas? ve Aralar?ndaki li kinin ncelenmesi , T?rk Psikolojik Dan? ma ve Rehberlik Dergisi , 11 ( 19 ), 15 - 24 . Kokkonen , P. , Karvonen , J.T. Veijola, j. ( 2001 ). Prevelence and Sociodemographic Correlates of Alexithymia in Population Sample of Young Adults , Comprehensive Psychiatry, 42 , 471 - 476 . Konrad , S and Hend, C. ( 1997 ). Duygularla G??lenmek, (?ev: Ta tan ,M, 2001 ). stanbul: Hayat Yay?nc?l?k. Kooiman , C.G. ( 1998 ). The Status of Alexithymia As a Risk Factor in Medically Unexplained Physical Symptoms . Comprehensive Psychiatry , 39 ( 3 ). 155 - 159 . Krystal , H.J. ( 1968 ). ?Massive Psychical Trauma? . New York: International Universities Press. Krystal , H.J. ( 1979 ). Alexithymia and Psychotherapy?, American Journal of Psychotherapy , 33 ( 1 ) , 17 - 31 . Krystal , H.J. ( 1982 ). Alexithymia and Effectiveness of Psychoanalytic Treatment . International Journal of Psychoanalytic Psychotherapy . 9 , 353 - 378 . Krystal , H.J. ( 1988 ). On Some Roots Of Creativity. Psycho . Clinic.N. Am . 11 , 475 - 491 . Laos , G. ( 1995 ). ?Prevalence Of Alexithymia In a General Population? , Annual Medical Psychology , 153 ( 5 ), 355 - 357 . Lane , R.D. , Ahern , G.L. , Schwrtz , G.E. ( 1997 ). Is Alexithymia The Emotional Equivalent of Blindsight? Biological Psychiatry , 834 - 844 . Lane , R.D. , Schwatz , G.E. ( 1987 ). Levels of Emotional Awareness : A Cognitive Development Theory and Its Application to Psychopathology. American Journal of Psychiatry , 144 , 133 - 143 . Lazarus , R.S. ( 1991 ). Progress on a Cognitive - Motivational Relational Theory of Emotion , Journal of Research in Personality, 21 , 1 - 39 . Lazarus , R.S. ( 1982 ). Thoughts on The Relation Between Emotion and Cognition. American Psychologist , 37 , 1019 - 1024 . Lesser , I.M. ( 1985 b) ?A Critique Of Contributions to The Alexithymia Symposium? , Psychotherapy Psychosomatic , 44 , 82 - 88 . Lesser , I.M. ( 1985 a). ?Current Concepts In Psychiatry: Alexithymia?, The New England Journal Of Medicine , 312 , ( 11 ), 690 - 694 . Lesser , I.M. ( 1981 ). ?A Review of the Alexithymia Concept? , Psychosomatic Medicine , 43 , ( 6 ), 531 - 543 Luminet , D. ( 1995 ). ?Psychosomatic Medicine The Future of An Illusion (Review)? , Ann. Med. Psycholl. 44 , ( 11 ), 367 - 371 . Lumley , A. M and Roby , K. ( 1994 ). ?Alexithymia and Negative Affect: Relationship to Cigarette Smoking, Noticing Dependence And Smoking Cessation?, Psycho-therapy . Psychosomatic , 61 , 156 - 162 MacLean , P.D. ( 1949 ). Psychosomatics Disease and The Visceral Brain, Psychosomatic . Medicine, 11 , 338 - 353 . Morgon , C.T. , King , J.R. , Welsz, ,j.( 1986 ). Introduction to Psychology, New York. McGrow Hill Company. Martin , B. J. and Pihl , O.R. ( 1986 ). Influence of Alexithymia Characteristics on Psychological and Subjective Stress Responses In Normal Individuals? , Psychotherapy Psycho-somatic. 45 , 66 - 77 . Mc Dougall , J. ( 1982 ).; Alexithymia; A Psychoanalytic Viewpoint , Psychotherapy Psychosomatics. 38 , 81 - 90 . Montreuil , M and Pedinielli , J.L. ( 1995 ). Parallel Visual Processing Characteristics In Healthy Alexithymia Subjects?, Ecephale , 21 ( 5 ). Morris , G.C. ( 2002 ). Psikolojiyi Anlamak (?ev. H.B Ayva ?k ve M. Say?l ) . T?rk Psikologlar Derne i Yay?nlar? . No: 23 ( 1991 ). Nemiah , J.C. , Sifnoes P. E. ( 1970 ). ?Psychosomatic Illness: A Problem In Communication . Psychotherapy. Psychoso-matic. 18 , 150 - 160 . Nemiah , J.C. ( 1975 ). Denial Revisited: Ref-lection on Psychosomatic Theory , Psychotherapy Psychosomatics, 26 , 140 - 147 . Okyavuz , U. , ?evik , A. , G?rcan , F. ( 1989 ). Psikosomatik Serviste Yatarak Tedavi G?ren Hastalar?n Baz? MMPI Bulgular?n?n Aleksitimik ?zellikler A??s?ndan ncelenmesi . XXV. Ulusal Psikiyatri ve N?rolojik Bilimler Kongresi . Ankara. ?ner , U. ( 1988 ). Uygulamal? Grup Etkile imi Dersi le lgili ? renci zlenimlerinin De erlendirilmesi . Ankara ?niversitesi E it. Bil. Fak. Dergisi, 21 , ( 1-2 ), 145 - 153 . ?zer , A.K. ( 1994 ). ??fke Kayg?, Depresyon E ilimlerinin Bili sel Alt Yap?s? le lgili Bir ?al? ma ?, T?rk Psikoloji Dergisi , 9 , ( 31 ), 12 - 35 . Paez , D. , Basebe , N. , Voldoseda , M. ( 1977 ). Confrontation: Inhibition, Alexithymia and Health In James W. Pennebaker, Emotion, Disclousure and Health, 2. Edition. Pennebaker , J.W. ( 1989 ). Confession Inhibition and Disease. Advances in Experimental Social Psychology . 22 , 211 - 244 . Parker , J.D. and Ark. ( 1989 ). The Alexithymia Construct: Relationship with Sociodemographic Variables And Intelligence , Comprehensive Psychiatry. 30 , Parker , J.D. and Ark. ( 1993 ). Alexithymia And The Recognition Facial Expressions of Emotion? , Psychotherapy. Psychosomatic , 59 , 197 - 202 . Parkinson , B. ( 1996 ). Emotions Are Social, British Journal of Psychology , 87 , 663 - 683 . Plutchik , R. ( 1980 ). A General Psycho Evolutionary Theory , Emotional Theory Research Experience, s. 68-78. Pekta , ? ve Ark . 819919 . ?Eroin Ba ?ml?lar?nda Aleksitimi?, XXVII. Ulusal Psikiyatrik Bilimler Kongresi, Antalya. Parker , J.D. and Ark. ( 1998 ). Alexithymia: Relationship with Ego Defense And Coping Styles? , Comprehensive Psychiatry , 39 ( 2 ), 91 - 98 . Sifneos P.E. , Apfel , S.R. , Frankel , F.H. ( 1977 ). ?The Phenomenon of Alexithymia,? Psychotherapy Psychosomatic. 28 , 47 - 57 . Sifneos , P.E. ( 1988 ). Alexithymia and Its Relationship to Hemispheric Specialization Affect and Creativity?, Psychiatric Clinics of North America , 11 ( 3 ), 287 - 293 . Sifneos , P. E ( 1972 ). Is Dynamic Psychotherapy Contraindicated For A Large Number of Patients With Psychosomatics Disease? Psychotherapy Psychosomatics , 21 , 133 - 136 . Sifneos , P.E. ( 1996 ). Alexithymia, Past and Present, American Journal of Psychi-atry , 153 ( 7 ). Skipko , S. ( 1982 ). Alexithymia and Somatizasyon?, Psychotherapy Psychoso-matic, 37 , 193 - 201 . Stokes , J.P. ( 1985 ). The Relation of Social Network and Individual Difference Variables to Loneliness . Journal of Personality and Social Psychology , 48 ( 4 ), 981 - 990 . Stoudemire , A. ( 1991 ). Somatothymia, Part 1 and 2? , Psychosomatics, 32 ,( 4 ), 365 - 381 . Suslow , T and Jounghonns, K. ( 2002 ). Impairments of Emotion Priming Alexithymia. Personality and Individual Differen-ces, Feb , 32 , 541 - 550 Swiller , H. ( 1988 ) Alexithymia Utilizing Combined Individual and Group Psychotherapy, International Journal of Group Psychotherapy , 38 ( 1 ), 47 - 61 . ahin , R.A. ( 1992 ). Peptik ?lserli Hastalarda Aleksitimil ?zellikler . T?rk Psikiyatri Dergisi . 3 ( 1 ), 26 - 30 . Taylor , J.G., Bagby , R.M. ( 1988 ). Creation Validity of the Toronto ?Alexithymia Scale? , Psychosomatic Medicine , 50 , 500509 . Taylor ,G.J., Bagby , R.M. , Parker , J.D. ( 1991 ). Alexithymia Construct, A Potential Paradigm for Psychosomatic Medicine? , The Academy of Psychosomatic Medicine , 32 ( 2 ), 153 - 163 . Taylor , G.J.( 1984 ). Alexithymia Concept, Measurement and Implications For Treatment? , American Journal of Psychiatry , 141 ( 6 ), 725 - 732 . Taylor , G.J.( 1993 ). Is Alexithymia A Non Nevrotik Personality Dimension , A Response Rubin Grasso , Sannino?, British Journal of Medical Psychology , 66 ( 3 ), 281 - 287 . Taylor , G.J.( 1992 ). Is Alexithymia And Somatic Complaints Psychiatric Out Patients? , Journal of Psychosomatic Research , 36 ( 5 ), 417 - 424 Taylor , G.J., Bagby , R. M ve Parker , J.D.A. ( 1993 ). Alexithymia: State and Trait, Psychotherapy Psychosomatics, 60 , 211 - 212 . Taylor , G.J. ( 2000 ). Recent Development in Alexithymia Theory and Research . Canadian Journal of Psychiatry , 45 , 134 - 142 . Troisi ve Ark. ( 1996 ). Nonverbal Behavior and Alexithymic Traits in Normal Subjects, Indidual Differences in Encoding Emotions . Journal Of Mental Disorders , 184 ( 4 ). T?rk , M. ( 1992 ). ??niversite ? rencilerinde Aleksitimik ?zellikler le Ruh Sa l? ? Aras?ndaki li ki?, (Yay?nlanmam? Y?ksek Lisans Tezi), zmir: Ege ?niversitesi Sosyal Bil . Enst. Varol , . ( 1998 ). ?Grupla Psikolojik Dan? man?n ?niversite ? rencilerinin Aleksitimik ?zellikleri ?zerine Etkisi?, (Yay?nlanmam? Doktora Tezi) , Samsun: Ondokuz May?s ?niversitesi Sosyal B l. Ents . VonRad , M. ( 1984 ). Alexithymia and Symp-tom Formation . Psychotherapy Psycho-somatics , 28 , 337 - 342 . Vingerhoets , J. A. ( 1992 ). Weeping Associations With Personality Coping and Subjective Health Status? , Person. Individ. Differ , 14 ( 1 ). Warnes , H. ( 1986 ) ?Alexithymia Clinical and Therapeutic Aspects? , Psychotherapy Psychosomatic (46) , 96 - 104 . Wise , T. N. , Mann , L.S. ( 1994 ). The Rela-tionship Between Somatosensory Amplifi-cation Alexithymia and Nevrotizmin . Journal of Psychosomatic Research , 38 ( 6 ), 68 - 71 . Witteenberg , M.T. ( 1986 ). Loneliness, Social Skills and Social Perception . Journal of Personality and Social Psychology , 12 ( 12 ), 1 - 30 . Wolf , H. ( 1977 ). The Contribution of The Interviev Sitiation to The Restriction of Fantasy Life and Emotional Experience in Psychosomatics Patients . Psychotherapy Psychosomatics , 28 , 58 - 67 . Yalom , I. ( 1999 ). Varolu ?u Psikotherapy, ?ev:(Z. . Babayi it) stanbul: Kabalc? Yay?nevi. Yemez , B. ( 1991 ). Psikosomatik, Somato-form ve Di er Bozukluklarda Alekte-sitimi ?zerine Kontroll? Bir ?a-l? ma?, (Uzmanl?k Tezi) , zmir: Ege. ?niver. Sos. Bil. Enst. Young , J.E. ( 1982 ). Cognitive Therapy and Lonelines . New Direction in Cognitive Therapy . New York: The Guilford Press. Ziotkowski , M. ( 1995 ). Does Alexithymia In Male Alcoholics Constitute A Negative Factor for Maintaining Abstinence , Psychotherapy. Psychosomatic, 63 , 169 - 173 .


This is a preview of a remote PDF: http://dergipark.gov.tr/download/article-file/509274

Recep KOÇAK. ALEKSİTİMİ: KURAMSAL ÇERÇEVE TEDAVİ YAKLAŞIMLARI ve İLGİLİ ARAŞTIRMALAR, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, 2002, 183-212,