Fıkıhçıların Allah Algısı -Namaz Örneği-
Dosya
Fıkıhçıların Allah Algısı
-Namaz ÖrneğiTuncer NAMLI
Öz Bu çalışmada fıkıhçıların Allah tasavvuru incelenmiş ve şu temel düşüncelere yer verilmiştir: Öncelikle fıkhın ayrışma sürecinde kelam ilmindeki iman-amel ayrımının fıkha
yansımaları ve bunun Allah algısına olumsuz etkisi ele alınmıştır. İbadet ve muamelat
arasındaki kategorik ilişkinin netleştirilememesi sonucu ibadetlerle ilgili konuların ruhi
ve duygusal boyutunun gözden kaçırılması, ibadetlerin şekilden ibaret formaliteye dönüşmesi, buna karşın muamelatın ibadet formatına yaklaşması ele alınarak Allah’a yakınlaşma duygusu ve düşüncesinin geri planda kalması irdelenmiştir. Fıkıhtaki yüzeyselleşme sorununu Gazali’nin çözme girişimi incelenerek, kendisinin başarabildiği ve başaramadığı kimi noktalar değerlendirilmiştir. Genelde fıkıhçıların, özelde Gazali’nin sorunun
çözümünü Kur’an’ın deruni içeriğinde aramak yerine, mutasavvıflara havale etmesi, tarikata indirgenen mistik akımlarınsa konuyu ölçüsüz yorum alanına çekerek sorunu daha
da derinleştirmesi irdelenmiştir. Sonuç olarak Kur’an ve sünnette yer alan çok önemli
kavramların İslam âlimlerince göz ardı edilerek imkâna dönüştürülememesine dikkat çekilmiştir.
Anahtar kelimeler: Allah tasavvuru, fıkıh, iman, İslam, ihsan, ibadet, muamelat, tespih,
tenzih, sübhan, miraç.
The God of Fuqaha in the Case of Prayer
Abstract This study discusses about the God imaginations by the works of Islamic
jurisprudence. The relationship between faith and action in Islamic Theology had
results on Islamic jurisprudence and these have led to negative effects on imaginations
about the God. Muslims have failed to see the spiritual and the emotional dimensions
of the rituals, so prayer were made turn into a formality. As a result there had no
possibility to develop an intimacy with God in fiqh. Ghazzali have tried to overcome
with the lack of depth in fiqh, however his success was limited. As a matter of fact
Ghazzali, and the fuqaha in general, have referred to the Sufis for the solution.
However the mystical movement in Islam have made this crisis deeper. As a result,
some important concepts in the Koran and Sunna remained to be neglected by ulama;
and they have failed to turn this problem into an opportunity.
Keywords: Fiqh, the God concept, faith, Islam, ihsan, prayers, muamalat, tasbih,
tanzih, subhan, mirac.
İlahiyatçı-Araştırmacı, Anadolu İlahiyat Akademisi,
Eskiyeni 32/Bahar 2016, 55-72
56 • Eskiyeni 32/Bahar 2016
Giriş
Fıkıhçıların Allah anlayışını doğru değerlendirebilmek için onların görüşlerini, fıkhın ilk oluşum evresinden son geldiği yere kadar genel bir gözleme tabi
tutmak veya o genel düzleme uygun mukayeseli okumalar yapmak gerekir.
Buna ek olarak fıkhın geçirdiği aşamaları ve aldığı şekilleri o genişlikte bir
değerlendirmeye tabi tutmak da kaçınılmazdır. Fakat kütüphaneler dolusu
eser ihtiva eden fıkıh gibi bir ilim dalının bütün yazılı kaynaklarını inceleyip
özetlemenin bir makalenin boyutlarını aşacağı da muhakkaktır. Öte yandan
yapacağımız fıkhi okumalarda özellikle Fıkıh Usulünde ele alınan hüküm
bahsi dışında doğrudan Allah konusuyla ilgili başlıklar göremeyeceğimizi de
az çok tahmin ediyoruz. Bu nedenle alanı daraltarak, dolaylı da olsa Allah
düşüncesiyle doğrudan alakalı ve fıkıhçıların da görmezden gelemeyeceği
namaz gibi örnek bir konu üzerinden değerlendirme yapmayı uygun gördük.
Çünkü fıkıh otoritelerinin de altını çizdiği gibi furui fıkıhta Allah inancı ve
düşüncesini en belirgin şekilde yansıtabilecek öncelikli konu namaz olarak
görünüyordu. Tabi bunu yaparken de fıkhın genel hatlarını çizen meşhur bazı kaynaklar ile konumuz açısından dönüm noktası sayılabilecek farklı bazı
kaynakları karşılaştırmayı uygun gördük. Bir başka ifadeyle fıkhın kemikleşmiş genel müfredatını yansıtan meşhur bazı usul ve füru kitaplarının konuyu
ele alış biçimini tasvire çalışmanın yanı sıra yaklaşımları fıkhın geleneksel sınırlarına sığmamış ve farklı ufuklar açmış Ebu Hanife ve Gazali gibi isimleri
de konumuz gereği ön plana çıkarmaya çalıştık.
Gerçi Fıkıh Usulünde hükümlerin kaynağı konusunda fıkıhçılar, tıpkı Kelamcılar gibi Allah’ın tartışılmaz mutlak otorite olduğunu güçlü bir şekilde
vurgulamışlar ve bu nedenle de delil konusunda önceliği Kur’an’a ayırmışlardır. Furui fıkıhta da bu öncelik, tartışılmaz prensip olarak her fırsatta vurgulanmış ve gözetilmiştir. Fakat ileride de işaret edeceğimiz gibi genelde
iman amel ayrımının, özelde Ebu Hanife tarafından dillendirilen din-şeriat
ayrımının netleştirilememesi sonucu inanç ve amel konusunda bazı sorunlar
çıkmıştır. İtikadi ve ameli konular Kelam ve fıkıh diye ikiye ayrılırken din ve
şeriatın özdeşleştirilmesi sonucu ibadetlerle muamelat konusu aynı kategori
içerisinde değerlendirilerek ibadetler de salt beşeri-hukuki konular gibi zahiren incelenmiştir.
Bunun sonucunda en deruni ibadetler bile şeklen ele alınarak, bunların nasıl
uygulanacağı hususu en ince ayrıntısına kadar işlenmiştir. Fakat inanç konularının bütünüyle kelamda ele alınacağı da varsayılarak söz konusu ibadetlerin niçin yerine getirilmesi gerektiği konusuna sadece hüküm açısından bakılarak, onun Allah’ın emri gereği yapılmasının önemi vurgulanmakla ve hükmi değeri tartışılmakla yetinilmiştir. Ne var ki bu durum bazı konularda fıkıhçıların hiç de arzu etmediği sonuçları ortaya çıkarmıştır. Şirke götürebilecek uzaklık duygusunu ortadan kaldıracak ve insanı Allah’a yaklaştıracak bir
bilinçle icra edilmesi gereken ibadetler, muamelat konuları gibi o derin bilinç
Tuncer Namlı/Fıkıhçıların Allah Algısı -Namaz Örneği- • 57
ve duygusallıktan uzak zahiri bir formata büründürülmüştür. Böylesine
önemli bir husus, dikkatlerden kaçırılınca konu, disiplinden yoksun halk eğitimi mesleklerine havale edilerek dindarlık duygusunun belirsizlikler dünyasına terk edilmesi gibi vahim sonuçlara yol açmıştır. Bu düşünceden hareketle biz bu makalede böylesi önemli bir sorunu sebep ve sonuçlarıyla ele almaya ve analiz etmeye çalışacağız.
1. Başlangıç Döneminde Fıkhın İtikatla İlişkisi
Kur’an ana hatlarıyla ve nüzul sırasına göre değerlendirildiğinde Mekki surelerin Allah-insan ilişkisi noktasında inanç ve ahlak konularını öncelediği, şirki
ortadan kaldıracak ve insanı doğrudan Allah’a bağlayacak derin bir tevhid
şuuru oluşturmaya çalıştığı görülmektedir. Buna ek olarak imanın ve bilince
dayalı dünya görüşünün hayata yansıyan boyutu olarak derin bir ahlak bilinci
oluşturulmasına çalışıldığı da görülmektedir. Ayrıca Mekke’de emredilen ve
üzerinde sıklıkla durulan neredeyse tek ibadetin namaz olarak algılanmasına
bakılırsa iman, ibadet ve ahlak konularını aynı karede buluşturan en can alıcı
prensibin namaz olduğu anlaşılmaktadır. Kur’an’ın üçte ikisini oluşturacak
derecede önemli bir oranının Mekke’de indiği düşünülürse bu vurgunun
önemi daha iyi anlaşılabilir. Çoğu yerde namazla birlikte zikredilen zekâtın
bile Mekki surelerde bu kadar sık tekrarlanmaması ve Hicrete kadar kurumsal olarak icra edilememesi kısmen sosyolojik nedenlerden, kısmen de bu
noktadan kaynaklanmış o (...truncated)