The Comparison of the Incidence of Transierıt Neurological Symptoms Associated By Bupivacain and Ropivacain in Patients Undergoing Transurethral Resection with Spinal Anesthseia
Açta Oncologica Turcica 2009;42:61-68
Spinal Anestezi ile Transüretral
Rezeksiyon Yapılan Hastalarda Bupivakain ve
Ropivakaine Bağlı Geçici Nörolojik
Semptom İnsidansının Karşılaştırılması
The Comparison of the Inciderıce of
Transient Neurological Symptoms Associated By
Bupivacairı and Ropivacain in Patients Undergoing
Transurethral
Resection
Gülbahar G ÜLN ERM AN1, Selma KELEŞ1, Menşure KAYA1, Neslihan KURU1, Nihal KADIO ĞULLARI1
1 SB Dr. Abdurrahman Yurtarslan Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği, ANKARA
ÖZET
Bu çalışmada spinal anestezi ile iitotomi pozisyonunda transüretral rezeksiyon uygulanan hastalarda, bupivakain ve ropiva
kaine bağlı geçici nörolojik semptom insidansı ve derlenme özellikleri karşılaştırıldı. ASA 1-3 grubundan 90 hasta çalışmaya alın
dı. Spinal anestezi tüm hastalarda oturur pozisyonda, modifiye “pencil-point” iğne kullanılarak uygulandı. Birinci gruba 3 mL 15
mg %0.5 hiperbarik bupivakain, ikinci gruba 3 mL 15 mg %0.5 hiperbarik ropivakain, üçüncü gruba ise 3 mL 15 mg izobarik ropi
vakain enjekte edildi. Hemodinamik parametreler ile sensöriyel ve m otor blok düzeyleri kaydedildi. Hastalarla 24, 48 ve 72. saat
lerde ve bir hafta sonunda görüşülerek operasyon bölgesinde ağrı, bel ağrısı ve geçici nörolojik semptomlar sorgulandı.
Sensöriyel bloğun L 1 dermatomuna gerileme süresi hiperbarik bupivakain grubunda, ropivakain gruplarına göre anlamlı olarak
uzun bulundu. Motor bloğun derlenme süresi hiperbarik ropivakain grubunda en kısa, hiperbarik bupivakain grubunda ise en
uzundu. Gruplar arasında operasyon bölgesindeki ağrı ve bel ağrısı ile geçici nörolojik semptom insidansı yönünden anlamlı fark
lılık bulunmadı. Hiperbarik bupivakain ve hiperbarik ropivakain gruplarında birer hastada geçici nörolojik semptom bulguları
görüldü. Her iki hastada bel ağrısı orta şiddetliydi ve semptomlar 10. günde tamamen düzeldi. Sonuç olarak, transüretral rezek
siyon operasyonlarında, bupivakain ve ropivakain ile benzer sensöriyel ve motor blok düzeyi elde edildi. Ancak sensöriyel ve
motor blok süresi ropivakain gruplarında bupivakaine göre daha kısaydı. Geçici nörolojik semptom insidansı her üç grupta ben
zerdi. Benzer etki profili ve geçici nörolojik semptom insidansı ile ropivakain, kısa süreli cerrahi girişimlerde bupivakaine alter
natif olabilecek bir anestezik ajandır.
Anahtar Kelimeler: Spinal anestezi, postoperatif komplikasyon, geçici nörolojik semptom, İitotomi pozisyonu, ropivakain,
bupivakain.
SUMMARY
İn the present study we compared transient neurological symptoms, and recovery characteristics o f patients undergoing
transurethral resection in lithotomy position with spinal anesthesia using bupivacaine or ropivacaine. Ninety ASA 1-3 patients
were enrolled in to the study. Spinal anesthesia was performed with modified pencil-point needle in sitting position in ali patients.
Group 1; received 3 mL o f 0.5% hyperbaric bupivacaine 15 mg, group 2; 3 mL of 0.5% hyperbaric ropivacaine 15 mg and group
3; 3 mL of isobaric ropivacaine 15 mg. Hemodynamic parameters, level of sensorial and motor block were recorded. At 24, 48
and 72 hand one week later, patients were interviewed about pain in surgical area, lumbar pain and transient neurological
symptoms. The regression time o f sensorial block to L 1 dermatome was longer in hyperbaric bupivacaine group. The complete
61
Spinal Anestezi ile Transüretral Rezeksiyon Yapılan Hastalarda
Bupivakain ve Ropivakaine Bağlı Geçici Nörolojik Semptom insidansının Karşılaştırılması
resolutiorı of motor was shortest in hyperbaric ropivacaine group and iongest in hyperbaric bupivacaine group. There was no difference among the group regarding surgical and lumbar pain, and transient neurological symptom. One patient both in hyper
baric bupivacaine and hyperbaric ropivacaine group had transient neurological symptom. The lumbar pain was moderate in both
patients and symptoms resolved completely in ten days. İn conclusion, similar sensorial and motor block levels were obtained
with bupivacaine and ropivacaine. The duration o f sensorial and motor block were shorter in both ropivacaine groups. The incidence o f transient neurological symptoms were similar in three groups. Ropivacaine can be an alternative to bupivacaine in short
duration surgical procedures with its similar effects and transient neurological symptoms incidence.
Key Words: Spinal anesthesia, postoperative complications, transient neurologic symptoms, lithotomy position, ropivacai
ne, bupivacaine.
GİRİŞ
Geçici nörolojik semptomlar (GNS), spinal anes
tezi etkisi geçtikten sonra bel, giuteal bölge ve her iki
alt ekstremiteye yayılan ağrı olarak tanımlanmaktadır.
GNS gelişimiyle ilgili potansiyel risk faktörlerini değer
lendirmek için yapılan epidemiyolojik bir çalışmada
1863 hasta değerlendirilmiş, GNS’nin en sık lidokainle yapılan spinal anesteziden sonra geliştiği fakat
nadiren bupivakainle de gelişebileceği gösterilmiştir
(1). Hasta pozisyonu, kullanılan lokal anestezikler ve
spinal iğneye bağlı travmanın GNS gelişmesinde
önemli risk faktörleri olduğu düşünülmektedir.
Bu çalışmada, litotomi pozisyonunda transüretral
rezeksiyon (TÜR) uygulanan hastalarda, izobarik ve
hiperbarik ropivakain ile hiperbarik bupivakaini, geçi
ci nörolojik semptom görülme insidansı yönünden
karşılaştırmayı amaçladık.
HASTALAR ve YÖNTEM
Çalışmamız, hastane etik kurulu ve hasta onayla
rının alınmasından sonra, spinal anestezi iie TÜR
yapılması planlanan hastalarda gerçekleştirildi.
ASA 1-3 grubundan, 44-80 yaşlan arasında 90
hasta çalışmaya dahil edildi.
Hastalar randomize olarak üç gruba ayrıldı:
Grup 1: Hiperbarik bupivakain (n= 30).
Grup 2: Hiperbarik ropivakain (n= 30).
Grup 3: İzobarik ropivakain (n= 30).
Tüm hastalara, girişim öncesi uygulanacak anes
tezi yöntemi hakkında bilgi verildi. Periferik nöropati,
bel ağrısı, spinal anestezi uygulanma kontrendikasyonu olan hastalar ile kooperasyon güçlüğü olan has
talar çalışma kapsamı dışında tutuldu.
Tüm hastalara, 0.07 mg/kg intramusküler midazolam ile premedikasyon uygulandı. Operasyon odasın
da elektrokardiyografi, noninvaziv arteryel kan basın
cı ölçümü ve pulse oksimetre ile standart monitörizasyon uygulandı ve bazal değerler kaydedildi.
Spinal anestezi uygulanmadan önce, tüm hastalara
62
damar yolu açılarak 8 mL/kg %0.9 NaCI infüzyonuna
başlandı. Hipotansiyon, sistolik arteryel kan basıncı
nın bazal değerin %30’undan daha fazla azalması
olarak tanımlandı ve 5-10 mg intravenöz (IV) efedrin
ile tedavi edildi. Kalp atım hızının 50 atım/dakika
altında olması bradikardi olarak tanımlandı ve 0.5 mg
IV atropin ile tedavi edildi.
Hastalar oturur pozisyondayken cilt antiseptik
solüsyonla temizlenerek ponksiyon bölgesi steril bir
örtü ile örtüldü. Lomber ponksiyon (LP) L3_4 veya L4_
5 aralığından, 20 gauge kılavuz iğneli 26 gauge atravmatik modifiye “pencil-point” (Atraucan® Braun
Melsungen AG) spinal iğne kullanılarak, orta hattan
yaklaşımla gerçekleştirildi. Spinal anestezi deneyimli
bir (...truncated)