Yeni Maden Yasasının Hukuk Açısından Değerlendirilmesi

Dec 1985

Bu yazıda, 6309 sayılı Maden Yasası yerine 15.6.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3213 sayılı yeni Maden Yasası'nın hukuksal açıdan bir değerlendirilmesi yapılmaktadır. Yasanın, Anayasaya aykırı olan maddeleri, boşlukları, uygulamada sorun yaratacak hükümleri belirtilmekte ve sonuçta öneriler sunulmaktadır.

Article PDF cannot be displayed. You can download it here:

http://dergipark.gov.tr/download/article-file/376353

Yeni Maden Yasasının Hukuk Açısından Değerlendirilmesi

MADENCİLİK Aralık December Cilt Volume 1985 Sayı No XXIV 4 Yeni Maden Yasasının Huhuh Açısından Değerlendirilmesi The Discussion of the New Mining Law at a Legal Plane. Faruk KÜRELİ (*) ÖZET Bu yazıda, 6309 sayılı Maden Yasası yerine 15.6.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3213 sayılı yeni Maden Yasası'nın hukuksal açıdan bir değerlendirilmesi yapılmakta dır. Yasanın, Anayasaya aykırı olan maddeleri, boşlukları, uygulamada sorun yarata cak hükümleri belirtilmekte ve sonuçta öneriler sunulmaktadır. ABSTRACT Within the framework of this paper, the new Mining Law no 3213, which came into effect on June 15th, 1985, is discussed at a legal plane. Accordingly, the artic les of the Law, that fall contrary to the Constitution; its voids; and the inadequate ordinances that will probably create problems in practice are laid down. Finally, some proposals are presented. (*) Avukat, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı emekli Baş Hukuk Müşaviri, Strasburg Cad. 12/1, S-hhıye-ANKARA, 5 1. G İ R İ Ş Bilindiği gibi, 1954 yılından beri 30 yılı aşkın bir süre yürürlükte kalan 6309 sayılı Maden Yasası'nın yerini alan 3213 sayılı Maden Yasası 15.6.1985 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yeni Ya sa çeşitli kuruluş ve kişilerce değişik biçimler de değerlendirilmiştir. 35 yılı bulan bir süre ko nunun içinde şu ya da bu biçimde bulunan bir kişi olarak, görüşlerimi bildirmeyi yerine geti rilmesi gereken bir yurttaşlık görevi saymaktayım. 2. MADEN YASALARININ ÖZELLİĞİ -Anayasamıza göre "madenler" devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan tabii servetlerdendir. Yurdumuzda yürürlükte bulunan karma ekonomi düzenine göre de, bu alanda kamu ve özel sektöre, genel hatları ile "hukuk eşitliği" tanınmıştır. Maden Yasasının birinci maddesinde, Yasanın amacı belirlenmekte ve "Bu Kanun madenlerin aranması, işletilmesi, üzerlerinde hak sahibi olunması"ve terkedilmesi ile ilgili esas ve usulleri düzen ler denilmektedir. Bu tanım eksik olmakla birlikte, görülüyor ki maden yasaları, maden yatakları üzerinde bir ta kim hakların alınması, verilmesi; bu hakların ipta li, iskatı, feshi gibi tamamen hukuki konuları dü zenlemektedir. Diğer taraftan bu işlemlerin esa sının yanında, usullerini de düzenlediği için, usul yasası karakterinde bir yasadır. Usul yasaları en küçük ayrıntıya kadar her hususu düzenlemek zorundadır; aksi halde, kişinin hakları teminat tan yoksun olur. Eski Yasa, bu açıdan, haksız bir eleştiri görmüş; yeni Yasa, işlemlere sürat ve ba sitlik getiriyorum derken, ileride açıklanacağı üze re, madenciyi geleceğinden ve maden hakkının te minatından yoksun bırakmıştır. 3. TASARININ HAZIRLANIŞI Bilindiği kadarıyla, bu yasanın tasarısı, maden hukukuna ve yasa yapma tekniğine vakıf olmayan bir ekip tarafından hazırfanmış, bu nedenle, ileride değinileceği üzere, Anayasaya aykırılıklar, çelişki ler, yasa boşlukları ve uygulanma olanağı bulun mayan hükümlerle, sakat bir yasa olarak hukuk hayatına girmiştir. Diğer taraftan tasarı hazırlanır ken, uygulayıcı daire olan Maden Dairesi 'nden kimse iştirak ettirilmeyerek DPT'nda adeta gizlilik içinde hazırlanmakla, ikinci ve önemli bir hata ya pılmıştır. 6 Başarının sırrı, akılcılıkta mıdır? Yoksa tecrübe de midir? Bu konu asırlar boyu tartışılmış; aklın yaratıcı gücünden istifade ederken, tecrübenin de netimi ile isabete varılacağı kabul edilmiştir. Yasa tasarısının hazırlanışında, anladığımıza göre, aklın üstünlüğüne önem verilirken, yıllar yılı binbir hadi se ile pişmiş tecrübenin birikimi ihmal edilmiştir. Bu ihmalin mahzurları, Yasanın yürürlüğe girme sini müteakip ortaya çıkmış, cevabı bulunamayan sayısız soru ile karşılaşmak kaçınılmaz olmuştur. Bu olumsuz durum karşısında, tasarıyı hazırlayan lar bir kenara çekilmişler; uygulayıcılar ise, bu içinden çıkılmaz durumu "tasarıyı hazırlayanlar çözümlesinler" demektedirler. Sözün kısası, mey dana gelen kargaşanın sorumlusu da bulunmamak tadır. 4. YENİ BİR YASAYA NEDEN GEREK GÖRÜLMÜŞTÜR ? Eski yasalar yürürlükten kaldırılıp yerine yeni yasalar konulur iken, lüzum ve zaruretler, tasarı ların gerekçelerinde açıklanır. Yeni yasanın genel gerekçesine bakıldığı zaman görülen şudur: Eski Maden Yasası; aksaklıklara yol açmış, gereksiz for maliteler bürokrasiyi artırmış, Yasa çeşitli yorum lara tabi olmuş; Maden Dairesi bu yüzden yetersiz kalmış, Türkiye'nin maden potansiyeli atıl kal mış, potansiyeli bilinen 40-50 bin sahadan ancak 5 bin kadarı faal olmuş, madenciliğimiz mali ve teknik açıdan yetersiz kalmıştır. İşte bu sakıncaları gidermek, madenciliğimize teknik ve mali açıdan ciddiyet kazandırmak, ma dencilik faaliyetine hız, yön ve verimlilik getir mek; hak sahipleri ile ilgililerin yetki ve sorumlu luklarına kesinlik getirmek, teknik personele iş imkanı sağlamak... vb. için bu tasarı hazırlanmış tır. Tasan yasalaşmış, uygulama başlamıştfr. Ge rekçede belirtilen ve yukarıda açıklamaya çalıştı ğımız parlak amaçlar ve faydalar hasıl olacak mı dır? Bunu zaman gösterecektir. Bu yazımızda, ilk günden ortaya çıkmış ve çıkmaya devam edece ğinden hiç şüphemiz olmayan hukuki sorunlara, genel hatları ile değinmeye çalışacağız. 5. ANAYASAYA AYKIRILIKLAR Yeni Maden Yasası'nm Anayasaya aykırı olan tarafları şu şekilde özetlenebilir. a) Yasanın 36. maddesi, işletme ruhsatnamesi sona eren bir kimsenin sahada mevcut cevherinin, idarece satılıp bedelinin "FON"a gelir kaydedile ceğini, emretmektedir. Madenler doğal konumlarında iken, devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Maden hakkına da yanarak madenci tarafından yer yüzüne çıkarılın ca, çıkaranın mal varlığına dahil, taşınır bir mal haline gelir. Şu halde, anılan maddeye göre, çıkarılıp sto ka konmakla maden hakkı sahibinin taşınır malı olan cevher, hiç bir bedel ödemeden elinden alına bildiğine göre, ortada hukuk devleti ilkesine, mülkiyet hakkına dair Anayasa hükümlerine ay kırılık aşikârdır. b) Yasanın 26. maddesi, işletme izni alan bir kişinin, izin tarihinden itibaren 6 ay içinde faaliye te geçmemesi halinde, ruhsatının münfesih olaca ğını hükme bağlamıştır. Tanımlar başlıklı 3. maddede ise; "MÜNFE SİH" in ifade ettiği anlam aynen "Hakların hiç bir bildirime gerek kalmadan otomatik olarak fesh olması", şeklinde açıklanmaktadır. Bu iki madde hükmü birlikte düşünülür ise, iş letme iznini izleyen 6 ay içinde faaliyete geçme yen madencinin, ruhsatı son bulacak fakat maden hakkı sahibine hiç bir tebligat yapılmayacaktır. Anayasamızın 125. maddesi, idarenin her türlü eylem ve işlemlerinin aleyhine yargı yolunun açık olduğunu, dava açma süresinin yazılı bildirim ta rihinden başlayacağını amirdir. Görülüyor ki, Maden Dairesi'nin, 26. maddeye göre bir ruhsatı münfesih sayması, fakat madenci ye hiç bir tebligat yapmaması şeklindeki işlemleri, Anayasamızın açıklanan hükmüne aykırıdır. c) Yasanın geçici 2. maddesinin son fıkrası hük müne göre; bu madde uyarınca intibakını.yaptır mayan kişinin maden hakkı fesholunacak; fesholunan bu maden sahasında biri "A" adındaki kişi ye, diğeri " B " adındaki kişiye ait ayrı madenler için mevcut haklar var ise, bu iki kişi arasında an laşm (...truncated)


This is a preview of a remote PDF: http://dergipark.gov.tr/download/article-file/376353
Article home page: http://dergipark.gov.tr/madencilik/issue/32585/361960

Faruk KÜRELİ. Yeni Maden Yasasının Hukuk Açısından Değerlendirilmesi, 1985, pp. 5-11, Volume 4, Issue 24,