Akarsu Ekosistemlerinin Ötrofikasyon Oluşumuna Karşı Hassasiyeti: Sarıçay ve Karamenderes Örnekleri
Biyoloji Bilimleri Araştırma Dergisi 3 (1): 31-37, 2010
ISSN: 1308-3961, www.nobel.gen.tr
Akarsu Ekosistemlerinin Ötrofikasyon Oluşumuna Karşı Hassasiyeti: Sarıçay ve
Karamenderes Örnekleri
Esra KOÇUM
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fak., Biyoloji Bölümü, Çanakkale, TÜRKİYE
Sorumlu Yazar
e-posta:
*
Geliş Tarihi : 03.11.2009
Kabul Tarihi : 01.12.2009
Özet
Hidrolojik özelliklerinden dolayı akarsu ekosistemlerinin ötrofikasyon oluşumuna karşı dirençli sistemler oldukları yönündeki düşünce bu
sistemlerinde antropojenik nitrojen ve fosfor yüküne karşı diğer sucul ekosistemler kadar hassas olduğunu gösteren çalışmalarla geçerliliğini
yitirmiştir. Akarsu havzalarındaki tarım, kentleşme ve ormansızlaştırma gibi arazi kullanımı değişiklikleri bu ekosistemlerde ötrofikasyon oluşumuna
yol açan en önemli sebeptir. Havzalarında insan eliyle oluşturulan değişiklikler nedeniyle akarsulara ulaşan yıllık fosfor yükünde küresel ölçekte
endüstriyel devrim öncesine göre 3 katlık yıllık nitrojen yükünde ise en az 2 katlık artış meydana gelmiştir. Bu artışların akarsu içerisinde yine
insan eliyle yapılan ve su akışı ile sedimentasyon rejimini değiştiren baraj, sulama kanalları ve göletlerin varlığının yol açtığı etkilerle birleşmesi
akarsuları ötrofikasyon oluşumuna çok daha yatkın kılmaktadır. Akarsu ekosistemlerinin bu soruna karşı dayanıklılıkları başlıca drenaj alanlarının
toprak ve kayaç yapısına, arazi kullanım şekline, su akış rejimine ve iklim özelliklerine bağlı olarak değişim gösterebilmektedir. Genel olarak doğal
vejetasyon örtüsünün korunduğu ve daha az tarım arazisi bulunan havzalara sahip akarsulara ulaşan nitrojen ve fosfor girdisi daha düşük olurken
kalkerli topraklarda fosforun daha fazla birikerek alıcı su kütlelerine geçişinin yavaşladığı bilinmektedir. Akarsu havzalarındaki insan nüfusu
yoğunluğu da bu geçişi etkileyen bir diğer faktör olup artan nüfus yoğunluğu ile nehirlere karışan nitrojen ve fosfor yükünün arttığı bilinmektedir.
Bu derleme çalışmasında akarsu ekosistemlerinin ötrofikasyon gelişimini etkileyebilecek genel özellikleri tartışıldıktan sonra her ikiside aynı
coğrafi iklim kuşağında yer alan ve ötrofikasyon oluşumu potansiyelleri bakımından daha önce çalışılmış olan Sarıçay ve Karamenderes çayları bu
açıdan birbirleri ile karşılaştırılmıştır.
Anahtar Kelimeler: ötrofikasyon, akarsu, havza, arazi kullanımı, toprak yapısı, iklim.
Abstract
The opinion that owing to their hydrological characteristics lotic ecosystems are more resistant to eutrophication is no longer plausible due
to studies showing that these ecosystems are also sensitive to the anthropogenic inputs of nitrogen and phosphorus much like the other aquatic
ecosystems. Land use changes in their catchment due to transformation of natural ecosytems into agricultural land, urbanization and deforestration
is the most important cause for the eutrophication of lotic ecosystems. The amount of annual inputs of phosphorus and nitrogen into lotic ecosystems
has increased by three and two times, respectively due to human made changes in their catchments. These increases together with the effects
caused by alternation of flow and sedimentation regime through building of dams, irrigation channels and impoundments by humans make lotic
ecosystems more prone to eutrophication. The vulnerability of lotic ecosystems against this problem mainly varies depending on soil and geological
characteristics and land use properties of their catchment, flow regime and climate. In general nitrogen and phosphorus inputs are lower into lotic
ecosytems draining areas where natural vegetation is maintained and also accumulation of phosphorus in calcareous soils slows downs its leaching
into receiving water bodies. Human population density in drainage areas of lotic ecosystems is another factor affecting amount of leaching and
nitrogen and phosphorus loading increases with human population density. In this review after a discussion of general characteristics of lotic
ecosystems affecting their eutrophication potentials two lotic ecosystems, Sarıçay and Karamenderes rivers both are in the same geographic climate
zone and were previously studied for their eutrophication potentials were compared for their vulnerability to eutrophication.
Keywords: eutrophication, lotic ecosystems, drainage area, land use, soil structure, climate.
GİRİŞ
Sucul ekosistemlerin nitrojen ve fosforlu bitki
besinlerince (nutrient) zenginleşmesi sonucu birincil
üretim miktarı artarak organik madde üretimi ile
tüketimi arasındaki denge bozulur. Ötrofikasyon olarak
adlandırılan bu durum küresel ölçekteki yaygınlığı,
biyoçeşitlilik ve element döngüleri üzerindeki olumsuz
etkileri, yol açtığı ekonomik kayıplar ile daha gözle
görülebilir sonuçları olan suyun renk ve kokusundaki
değişimler, anokziya, toplu omurgalı ve omurgasız
ölümleri nedenleriyle iklim değişimi ile birlikte en fazla
ilgi gören küresel çevre sorunlarından birisidir [1]. İlk
kez 19.yy.da göl ekosistemlerinde tespit edilip üzerinde
çalışılmaya başlanan ötrofikasyon oluşumunun bugün
kıyısal sularda da yaygın olduğu bilinmektedir [2]. İlgili
bilim çevrelerinde akarsu ekosistemlerinin morfolojik,
hidrolojik ve fiziksel özellikleri nedeniyle bu soruna karşı
duyarlı olmadıkları yönündeki egemen görüş nedeniyle
ötrofikasyonun akarsular için de bir sorun olabileceği
gerçeği göz ardı edilmiştir. Ancak akarsularında nitrojen
ve fosfor yüklenmesine karşı hassas olduğunu gösteren
32
E. Koçum / Bibad, 3 (1): 31-37, 2010
artan sayıdaki çalışma ile bu sistemlerinde lentik ve
kıyısal ekosistemler gibi ötrofikasyona karşı hassas
oldukları kabul edilmektedir [3,4]. Farklı akarsuların
ötrofikasyona karşı hassasiyet düzeylerinin aynı olup
olmadığını anlamak için bir akarsu ekosisteminde
ötrofikasyon oluşumunun nelere bağlı olduğunu öncelikle
havza ölçeğinde daha sonra akarsu ekosistemi içerisinde
ele almak gerekmektedir.
Akarsu ekosistemlerinde ötrofikasyon oluşum
mekanizmasına havza ölçeğinde bir bakış
Karadan suya madde ve su taşınımı konusundaki
işlevlerinden dolayı akarsuların sucul ve karasal
ekosistemleri birbirlerine bağlayan köprü işlevi
görmeleri onları aynı zamanda drenaj havzalarındaki
insan aktivitelerine karşı hassas hale getirmektedir.
Akarsuları etkileyen belli başlı insan etkileri suyun akış
rejimini değiştiren, barajlar, kanallar inşa edilmesi ve
akarsu havzasındaki arazi kullanım özelliklerini değişimi
ile buraya ulaşan madde miktarındaki değişimlerdir.
Endüstriyel devrim öncesine göre insan aktiviteleri
sonucu karasal nitrojen döngüsündeki nitrojen
miktarında 2 katlık [5], fosfor miktarında ise % 75 lik
[6] artışlar meydana gelmiştir. Bunun anlamı yüzey
sularına karışan ve oradan akarsularca kıyısal sulara
taşınan N ve P miktarının artmasıdır [7]. Akarsudaki
birincil üretim miktarını artırıp artırmayacağı yani
ötrofikasyona yol açıp açmayacağı ise bir çok faktöre
bağlıdır. Bu faktörler göl ve rezervuar ekosistemlerinde
iyi anlaşılmış olmakla birlikte (...truncated)