Bir Zimbabwe Kömür Madeninde Toz Durumu, Pnömokonyoz ve Toz Standardı İlişkisi
MADENCİLİK
Aralık
1986
December
Cilt
Volume
XXV
Sayı
No
4
Bir Zimbabwe Kömür Madeninde
Toz Durumu, Pnömokonyoz Ve
Toz Standardı İlişkisi
The Relationship Between Dustiness, Pneumoconiosis and
Dust Standard at a Zimbabwean Coal Mine
Tevfik GÜYAGÜLER*
D.M.MCHAINA**
ÖZET
Bu çalışmada Zimbabwe'deki bir kömür madeninde tozluluk durumunun pnömokonyoz üzerine olan etkileri araştırılmıştır. Ayrıca, hastalığa neden olmayacak güveni
lir sınır olarak tanımlanan izin verilebilir toz yoğunluğunun bulunması da amaçlanmış
tır. Bunlara ilaveten toz yoğunluğu ile uygulanmakta olan toz standardının kıyaslaması
yapılmıştır. Sonuç olarak işçiler için 700 mgay m - 3 toplam toz dozajının güvenilir sı
nır olarak önerilebileceği ve uygulanan toz standardının hastalığı önlemede yeterli ola
cağı sonucuna varılmıştır.
ABSTRACT
In this study the effect of dustiness of mine air on the pneumoconiosis in Zimbab
wean coal mine is investigated.
It is also aimed to find the maximum allowable concentration that is safe level as
fas as illness is concerned. The comparison of dust concentration with the prevailing
dust standard has been made and it is concluded that for the workers, a cumulative
dust dozage of 700 mg month rrT 3 may be suggested as a safe limit and the dust
standard applied is sufficient to prevent illness.
(*) Doç.Dr., ODTÜ Maden Müh. Böl., ANKARA
(**) M.Sc. Öğrencisi, Zambia Üniversitesi, Lusaka, ZAMBİA.
35
Hastalık olayını azaltmak için tozdan oldukça
arınmış çalışma ortamının oluşturulması zorunlu
dur. Başka bir deyişle toz yoğunluğu izin verilen
(MAC) sınırı aşmamalıdır. Kömür üreten belli başlı
ülkeler toz standardı olarak bilinen MAC değerini
kendi koşullarına göre saptamışlar ve emniyet tü
züklerinde belirtmişlerdir.
Çeşitli ülkelerde toz standardlarının belirlenme
sinden önce geniş çapta araştırmalar yapılmıştır.
Bu araştırmalarda pnömokonyoz hastalığının kesin
oluşumunun açıklığa kavuşturulması ve hastalığa
neden olan toz seviyesinin belirlenmesine öncelik
tanınmıştır. Ayrıca toz tanelerinin büyüklük dağılı
mına ve tozun petrografik içeriğine de önem veril
miştir. Zira, bazı maden ocaklarında çalışan ma
dencilerin fazla toz yoğunluğuna maruz kalmaları
na karşın tozdan çok az etkilendikleri gözlenmiş
tir. Bu, araştırmacıları, hastalığa duyarlılığın sade
ce tozluluk seviyesine göre değil, fakat aynı za
manda onun fiziksel, kimyasal ve petrografik içeri
ğine de bağlı olduğu görüşüne götürmüştür.
Akciğere zarar veren pnömokonyoza neden
olan toz tanelerinin çapları 0,5-7,0 mikron arasın
dadır (2,5,13). Bu yazıda toz kelimesi ile çapı 10
mikrondan küçük toz taneleri tanımlanmıştır.
Tıbbi belirtiler hastalığın ilerleme derecesi ile
ciğerlerde biriken tozun miktar ve içeriği arasında
yakın bir ilişkinin bulunduğunu göstermiştir (1,3
4,9).
Bugün hastalığın kontrolünde bilinen yöntem
ler mühendislik ve tıp biliminin sahalarına girmek
tedir. Ancak tozun akciğer alveolleri üzerindeki,
hastalığa neden olan etkisi halen kesin olarak an
laşılamamış; bu nedenle de, tedavide ümit verici
bir yöntem şimdilik geliştirilememiştir (11). Bu
durumda ocaklarda tozluluğun kontrolü ve çalışan
işçilerin yakından gözlenmesi pnömokonyoz ile
savaşta en etken yöntem olmaktadır.
Bu esastan hareketle belli başlı kömür üreten
ülkeler 1960'lı yıllarda maden ocaklarında hasta
lığı kontrol altında tutmak amacı ile toz standardlarını belirlemişlerdir. Ayrıca solunabilir tozu ta
nımlamak için "Akciğer Toz Tutulma Eğrisi" yine
aynı yıllarda ortaya çıkarılmıştır (8,10,14).
1. G İ R İ Ş
Uzun süre tozlu ortamda çalışma sonucu oluşan
pnömokonyoz, gerek sağlık açısından, ve gerekse
mali açıdan verdiği zararlar nedeniyle üzerinde
önemle durulması gereken bir konudur.
Ocak havasının toz içeriğinin kontrolünde uy
gulanan belli başlı yöntemler; tozun oluşumunu
engellemek ve oluşan tozun ocak havasına karış
masını önlemek yönündedir (6).
İşçilerin hastalığa karşı kontrolü ise maruz kal
dıkları toplam toz dozajının yakından gözlenmesi
ile yapılabilir.
Toplam toz dozajı işçilerin değişik iş yerlerin
de çalıştıkları süre ve o işyerinin ortalama toz yo
ğunluğundan yararlanılarak hesaplanır.
Bu çalışmada her bir işçinin maruz kaldığı top
lam toz dozajı, hastalık durumları ile uygulanmak
ta olan toz standardının işçileri hastalıktan ne de
receye kadar koruduğu konuları incelenmiştir.
Solunulan tozlu havanın toz yoğunluğunu ölç
mek için ağırlık esasına dayalı "gravimetrik" toz
ölçerler geliştirilmiştir. İngiltere ve Amerika'da ge
liştirilen toz ölçerlerle sadece akciğerde toplanabi
lecek nitelikte olan tozların toz ölçerlerle tutulma
sı sağlanmıştır.
Diğer taraftan silis içeriği fazla olan tozlar için
toz yoğunluğu ile birlikte tozun toplam yüzey ala
nı da önem kazanmaktadır. 1959 Johannesburg
pnömokonyoz konferansında yeraltı maden ocak
larında toz standardını belirlemek için ağırlık kon
santreleri, silis tozları için ise toz tanelerinin yüzey
alanlarının ölçüt alınmasının uygun olacağı görüşü
benimsenmiştir (12).
Bugün kömür üreten ülkelerin çoğu ağırlık esa
sına dayalı toz standardını (mg/m3) kabul etmiş
lerdir. İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri, Sov
yet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, Zimbabwe gi
bi. Bu durumda toz standardı, tozun silis içeriğine
bağlı olarak belirlenmektedir.
2. T O Z STANDARDI
Yeraltı maden ocaklarında, tüzüklerle belirlen
miş olan izin verilebilir toz yoğunluğu (MAC) toz
standardı olarak tanımlanmaktadır.
36
Diğer taraftan bazı ülkeler sayı esasına dayalı
(tane/cm3) (Polonya), bazıları (tane/cm3) değerin
den hesap edilen logaritmik bir indeksi (Fransa),
bazıları ise tozlu atmosferin ışığı kırma değeri ve
tozun kül içeriğine bağlı olarak (Federal Alman
ya) toz standardlarını belirlemişlerdir (5).
Burada:
tj
= Çalışma Süresi (ay)
-3
gj = Ortalama toz yoğunluğu ( m g m )
3. ARAŞTIRMA YÖNTEMİ
n
Araştırma için yeraltında çalışma süreleri 1000 ay arasında olan 148 işçi incelenmiştir. İşçizaman içersinde yaptıkları işler ile belirli ara.arla alınmış göğüs röntgen f i l m l e r i maden oca
ğı merkezindeki kayıt bürosunda sağlanmıştır.
N
İşçilerin çalışma süreleri değişik madencilik
faaliyetlerinde veya birbirine benzer faaliyetlerde
çalışma süreleri olarak ayrılmıştır. Çalışmalar, kö
mür kesme, küreme, yükleme, delme, eleme ve di
ğerleri (tahkimat, konveyör nezaretcileri vb) ola
rak sınıflara ayrılmıştır.
Araştırmanın birinci aşamasında, işçilerin çalış
ma süreleri içinde maruz kaldıkları tozun miktarını
belirlemek için yukarıda adı geçen işlem sınıfların
da oluşan tozun ortalama yoğunluğunun ölçümleri
yapılmıştır.
= Değişik çalışma yerlerinin sayısı.
Daha sonra hastalığın var olup olmadığını, var
ise derecesini saptamak için işçilerin göğüs röntgen
filmleri incelenmiştir.
Hastalığın ilerleme durumu Uluslararası İşçi Örgütü'nün (ILO'nun) sınıflandırması esas alınarak
saptanmıştır (7,8). Bu sınıflandırmanın ana hatları
Ek 1. de verilmiştir.
4. ÖLÇÜM VE İNCELEMELERİN
DEĞERLENDİRİLMESİ
Çalışılan 148 işçi için hesaplanan toplam toz
dozajı solunum süresine karşı grafiksel olarak gös
(...truncated)