Boethius ve Müzik
AKDENİZ SANAT DERGİSİ, 2015, Cilt 8, Sayı 16
BOETHİUS ve MÜZİK
Nesrin AKAN*
Özet
Boethius, Helenistik Dönemin son filozofudur. Onunla Antikçağ Felsefesi sona erer, Ortaçağ
Felsefesi başlar. Felsefe tarihi açısından yaşadığı dönem ve yaptığı Aristoteles çevirileri-yorumları
nedeniyle önemli bir yere sahiptir. Boethius, filozofluğunun yanısıra matematikçi ve müzik
teorisyenidir. Bu özelliği, onu müzik tarihi açısından da önemli kılar. Bu önemi, hem yaşadığı
dönemle hem de müzik üzerine yazdığı ”De Institutione Musica” (Müzik Üzerine) adlı eserle ilgilidir.
Biz bu çalışmada, Boethius’un bu eseri ile onun müziğe bakışı ve müzik tarihi açısından önemini
ortaya koymaya çalışacağız.
Anahtar Kelimeler: Müzik, Antikçağ, Ortaçağ, Roma, Aristoteles, Platon, Quadrivium.
Abstract
Boethius is the last philosopher in the Hellenistic Period. Ancient Philosophy ends and
Medieval Philosophy begins with him. He has an important place in terms of history of philosophy by
his translation of Aristotle-reviews. Boethius, as well as the philosopher is a mathematician and music
theorist. His that feature makes him important for the history of music, too. This important relates to
both the period and both to a work on music he wrote that called “De Institutione Musica”. In this
study, we will try to demonstrate this work of Boethius together with his music outlook and his
importance of music history.
Key Word Music, Antiquity, the Middle Ages, Roman, Aristotle, Plato, Quadrivium
*
Doktora Öğrencisi, İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Felsefe Bölümü
Sayfa 1
AKAN Nesrin, “Boethius ve Müzik”
GİRİŞ
En çok, “Felsefenin Tesellisi” adlı eseriyle tanınan Boethius’un amacı, genellikle
mevcut eserleri değerlendirerek onları, Yunanca’dan Latinceye çevirmek ve yorumlamak
olmuştur. Bu doğrultuda Aristoteles’in birçok eserini Latinceye çevirmiştir. Aristoteles
çevirileri dışında, yazdığı bağımsız eserler de olmuştur. Her ne kadar müzik üzerine yazdığı
eseri, ”De Institutione Musica”nın kendisinden önce yaşamış olan Nichomachus (60-120)’un
Manual Of Harmonics’inden alıntılandığı söylense de, bu eser aslında başlıbaşına Boethius
öncesi mevcut bütün Antik Yunan müzik teorisinin bir özeti niteliğindedir. Boethius’un bu
eseri, müziği hem aktarma hem de müziğe yeni bakış açıları ve yorumlar getirme açısından
önemlidir. Bu nedenle onun felsefeye katkıları ve ağırlıklı olarak, felsefesinden hareketle
müziğe yönelmesinin gerekçelerini sorgulamak, yazdığı eseri tanımak ve onun müziğe
bakışını anlamak gerekmektedir.
Antikçağ filozoflarından bir çoğu, müzikle ilgilenmiş ve bazıları da sadece
ilgilenmekle kalmayıp müzik üzerine düşünerek, yazarak, müziğin gelişimine ve yaşadıkları
dönemin müziğinin aktarılıp tanıtılmasına önemli katkılarda bulunmuşlardır. Pythagoras,
Architas, Philalos, Platon, Aristoteles, Aristoksenus, Euclid, Nicomachus, Ptolemy,
Augustinus, vb… gibi özellikle Antikçağ’da yaşamış bu felsefeciler, felsefenin yanında müzik
üzerine düşünmüşler ve (veya) yazmışlardır.
Antikçağ Yunan filozoflarının müzikle ilgilenmelerinin temelinde yatan nedenlerin
sorgulanması ilginç sonuçlar verebilir. Fakat bir genelleme yaparsak eğer, bu ilginin daha çok
evren ve insanın sorgulanmasına dayandığı görünür. Dönemin sosya-kültürel yapısından
kaynaklı olarak müziğin etik anlamı, bireysel ve toplumsal etkisinin olduğuna dair inanç,
onun metafizik bir yaklaşımla ele alınması ve yorumlanmasına neden olmuştur.
Boethius, müziği bilgeliğe giden yollar arasında sayar. Dolayısıyla Hıristiyanlığın
ortaya çıkıp, felsefe ile din ve Doğu ile Batı arasındaki ilişkilerin artmaya başladığı bir
dönemde Boethius’un, hem felsefe hem de müzik alanında yaptığı çeviri ve yorumların,
dönemler ve kültürler arasında taşıyıcı bir rol oynamış olduğu söylenebilir. Buna örnek
olarak, onun notaları harflerle isimlendirme yönteminin, bugün hala birçok ülkede
kullanılıyor olması gösterilebilir. Aslında bu yöntem, kendisinden önce de Antik Yunan’da
kullanılmıştır. Fakat Boethius, Grek harf yazısının tersine, Latin alfabesindeki A’dan P’ye
kadar olan 15 harfi, kalından inceye doğru kullanmıştır. Örneğin, A harfi La sesini, B harfi Si
Sayfa 2
AKDENİZ SANAT DERGİSİ, 2015, Cilt 8, Sayı 16
sesini gösterir. Bugün, Almanya ve İngiltere gibi bazı ülkelerde kullanılan bu sistem,
kendisinin herhangi bir imada bulunmamasına rağmen (Turani,1997;73) müzik tarihinde
“Boethius Yazısı” olarak bilinir. Zaman içinde bu yazı bazı değişikliklerle günümüze ulaşır.
Örneğin, 9. yüzyılın sonlarında Hucbald “De Harmonica İnstitutione” adlı eserinde Boethius
yazısını, Fa anahtarının ikinci aralığındaki Do sesini, A harfiyle göstererek Do dizisini esas
dizi kabul etmiştir. Fakat daha sonraları bu durum değişmiş ve A harfi, günümüzde olduğu
gibi La sesi yerine kulanılmaya başlanarak asıl dizi, La dizisi olmuştur (Tohumcu,2006;14).
Boethius ve Felsefesi
Felsefe Tarihi’nde, Antik Yunan Felsefesi’nden Ortaçağ Felsefesi’ne geçişi sağlayan
filozof olarak kabul edilen Boethius’u Dante, “son Romalı ve ilk skolastik”† diye
tanımlamıştır. Roma’da doğmuş olan Anicius Manlius Severinus Boethius, İS. 480- 524
yılları arasında yaşamıştır.
Boethius’un, Antik Yunan ile Ortaçağ Hıristiyan Düşüncesi arasında bir köprü olarak
nitelendirilmesinin nedeni, hem yaşadığı dönem hem de eserlerinden kaynaklanır. Yaklaşık
olarak 476’da Batı Roma İmparatorluğu’nun ortadan kalkması ile 529’da Doğu Roma yani
Bizans İmparatoru Jüstinye’nin, Atina’da aralarında Platon’un Akademi’si ve Aristoteles’in
Lise’sinin de bulunduğu bütün pagan felsefe okullarını kapatması (Arslan,2010; 477) -ki bu
olay Antikçağ’ın sonudur- arasında geçen sürede yaşamıştır.
Boethius, Yunan felsefe yapıtlarını Yunancadan kendi dili olan Latinceye çevirerek
Helenistik dünyanın zengin kültürünü, kendi kültürüne aktarmayı amaç edinmiştir. Bu
düşüncesini bir eserinde şöyle ifade eder;
Her şeyden önce ilk amacım Aristoteles’in elime geçen bütün yapıtlarını Latince’ye çevirmek
ve her birinin üzerine Latince yorumlar yazmaktır… Ayrıca Platon’u da bütün diyaloglarını Latinceye
çevirerek ve üzerlerine yorumlar yazarak her birine Latin giysisi giydireceğim. Bu çeviriler ve
yorumları gerçekleştirdikten sonra, gönül rahatlığıyla Plato ve Aristoteles’in düşüncelerini uzlaştırmış
olacağım. Böylece çoğu eleştirmenin iddia ettiği gibi bu iki düşünürün her konuda birbirine karşıt
görüşler sergilemediklerini, tersine birçok konuda birbirine uygun düşünceler ileri sürdüklerini ve bu
noktanın
felsefede
çok
önemli
olduğunu
göstermiş
olacağım
(Boethius’tan
Aktaran,
Duruşken,2006;18).
†
Skolastik, Latince kökenli scola yani okul sözcüğünden türetilmiştir v eokul felsefesi demektir. Skolastik
Felsefe ise kilise düşüncesine ait felsefedir. Hıristiyanlık anlayışının felsefi olarak açıklanması üzerine kurulan
bu felsefe anlayışı, Ortaçağ boyunca etkili olmuştur. Aristoteles’in düşünceleri bu felsefeye kaynaklım etmiştir.
Sayfa 3
AKAN Nesrin, “Boethius ve Müzik”
Boethius, Aristoteles’in mantıkla ilgili eserlerinin çoğunu L (...truncated)