ali'de Tenkid

Osmanlı Araştırmaları, May 2015

Mehmed Çavuşoğlu

Article PDF cannot be displayed. You can download it here:

http://dergipark.gov.tr/download/article-file/112713

ali'de Tenkid

OS MA NL1 ARAŞT 1RM ALAR 1 VII-VIII l~DITORS İSMAİL OF ~'HIS E . ERONSAL - SPECI AL JSSUE Ca::RISTOPHER FERRARD Ca::RISTINE WOODHEAD :. THE JOURNAL OF OTTOMAN STUDIES VII-VIU ı ı ı ir · İstanbul - 1988 Bu yazı Walsh Armağam için tasar- . l.anmış bulU?ıanı geni~ kapsa,mlı bir makalenin 'gir~ bölü.m.ii ola,ra,k kaleme alınmıştı. Prof. Dr. Melmıeil Çavuşoğlu, «Ali'de Tenkiil» ko1ıu.sımclan ha,raketle Divan Eclebiyatınd.a tenkid ve değerlendirme meselesine yeni bir bakış getirmek istediği bu son çalışmasını tama,mlayamacla?ı aramızdan ayrılmıştır. Makalenin elimizde bulunan böliimünii Merhum Hocamızm lıatıra,.sını saygı ile anarak yayınlıyon~z. ALl'DE TENKİD M ehmed ÇaVU§oğZu Gelibolulu Mustafa All'nin Künhü'l-Ahbar adlı ünlü tarihinin OsDevleti ile alakah bölümü, daha önce yazılmış olan tarihlerle kıyaslandırıldığında farklı özellikleri ile dikkati çeker. Birinci veya ikinci ağızdan dinlediği tarihi olaylar yanmda bizzat şahidi oldukları ile ilgili tefsirleri, izalıları, ülfet · ettiği kişiler hakkındaki tenkidleri müstesna bir değer taşımaktadır. Tenkidlerinde, umfuniyetle, «Cesur» kelimesiyle ifade olunabilecek .b ir:üslfıb ·kullanmışdır. Fakat en ziyade hislerine mağlfı.b olduğu durumlarda dahi ha:kikatden sapmamaya itina gösterdiği müşahede olunur. Onun tahlilci (analyst) ve gözlemci (observer) ·gibi, kendisinden önce gelen tarihçilerde pek görülmeyen fakat müte8:kıb yüzyıllarda, bilhassa Peçoyi ve Naima' da -aynı oranda olmamakla beraber- rastlanılan özellikleri kendisinin Onaltıncı yüzyıl Osmanlı tarihinin çok mühim bir kaynağı olarak telakkİ edilmesine sebeb olmuşdur. Künhü'f-Ahbar'dan başka eserlerinde, bilhassa Halat-ı Kahire ve Nasihatü's-Selatin'de, devrin sosyal ve siyasi ha.diselerini, devlet~ temel yapısındaki bozulmaları manlı ...., .. 178 mukayeseli bir bakışla ele alarak tahlil ve teşhisi, geniş anlamıyla tenkicli, onun değerini artıran başlıca özelliğidir. Ali'nin Osmanlı tarihine, bilhassa kendi müşahicli olduğu zamanlardaki bu nev'i şah sına münhasır tahlilci ve tenkidci bakışmda, müsbet veya menfi olarak irdelediği bu hadisenin, her vaziyetin oluşumunda sanki kendi karakterinde bir · kişinin veya kişilerin varlığı yahut yokluğu müessir olmuşdur gibi bir iddia tavrı vardır. Fatih'den Kanuni Süleyman devrinin başlarına kadar süren dönem için umumiyet itibariyle meclihkardır, hatta kendi zamanı için o devri birçok bakımlar dan örnek olarak gösterir. Herhalde sözünü ettiğim tahlilci ve tenhldci tavrında ilmine güveninin, geçen asırda olduğu gibi, kendi kabiliyetindeki bir kişiye layık olduğu mevkilerin muhakkak verileceğine itimadının te'siri vardır. Beklediğini elde edemeyince daha dikkatli bir mü.şahedeci, daha ayrıntılara dikkat eder bir tenkidci oluyordu. Fleischer'in de dediği gibi birkaç istisna dışında bulunduğu bütün vazifeler miliye ile alakalıydı ve ·b unlardaki terakkiler onu defterdarlığa götürebilirdi. Fakat o defterdarlık yerine ilmi ile mütenasib bir mevki olan nişancılığı kendisine layık görüyor, bu mevkie kendisini ulaştıracak meslekleri arıyordu. Önünde Koca Nişan cı Celal Çelebi, Ramazanzade gibi hayranı olduğu iki örnek vardı. Lafı dolaştırmakdansa doğrudan doğuya ifade etmek gerekirse Ali'nin tenkidlerindeki yukarıdan bakış üslubunu kencli.İı.e biçdiği değerle muhatab bulamayışıyla da izah etmek mümkinclir. Biraz aşağı da söz konusu eelilecek olan edebi · tenkidlerinde bu. tar~da tefsire müsaid örnekler pek çokdur. Fakat neticeelle onun müşahede, tenkid ve tahlillerinin kıymetini, bu izah ve tefsirler ·azaltmıyor, hatta menfi te'sir yapmıyor. Ali'nin sözü edilen «yukarıdan bakış» edası şu veya bu sebe'be ·bağlanması mümkin bir üslıib meselesiclir. Şurası var ki gördüğü veya bize gösterdiği . ma~ara ve o manzarayı değer lendirişi daima itimada ve . hürmete şayandır. Aslında o, Arap, Fars ve Türk edebiyatının ortak estetik kaidesi mahiyetindeki bedi'; beyan, maani; hakiki manasını ifade etmese bile fesahat ve : b.elagat kelimeleriyle bulasa edilmeleri mümkin bir üslıibla yazıyordu. Bir şair ve edebiyat adamı olarak bu üslıibda selefi Kemalpaşaoğlu, Celalzade Mustafa Çelebi ve Hoca Sade<ldin'i takib ederek eı;ı. ünlÜ e~~ ri olan Künhü'l-Ahbar'ı yazmışdır. Aşağı yukarı bütün eserlerind<!, bilhassa Nadirü'l-Meharib'de ve Nusratname'de sözkonusu üslıib 179 hakimdir; Hele -bu iki eserinde ne söylemek gerekdiği değil nasıl söylemek gerekdiği yani üslfıbu· muhtevaya tercih endişesi hakimdir. . Osmanlı Devletin'de Fatih devrinden itibaren hemen hemen her ilim ve devlet ad~minin şairleri himaye ·ettikleri görülür. Ba§da şu ara tezkireleri olmak üzere -aşağı" yu:karı bÜtün biyoğra.fik" kaynak-· lar bu hükmü teyid eden misallerle-doludur. Aslında bakılırsa şairle rm divanlarmda kendilerine kaside sunulan· bilginlerin, vezir, kazasker, beylerbeyi gibi devlet adamlarının bir dökümünü yaparak, ·şair ierin ancak kasidelerini onları değerlendirecek kişilere takdim edecekleri varsayımından hareketle, sanatı ve sanatkarı -özellikle şairi en çok kimin himaye ettiğini tesbit -etmek mümkind1r, ayrica lazım dır da. Şurası muhakkak ki o devlet adamla~ı, bilginler pek az .istisnasiyle şiiri denemişler, divan şiirinin estetik ölçülerine göre takdire layık beyitler yazmışlardır. Bazıları da divan saıiil:ii şairdiler. Fakat her hal ü karda çoğu şiirden anlayan, onları değerlendirmesi ni bilen kişilerdir. Ali'nin sitayişle bahs ettiği Şeyhillislam Kemal Paşaoğlu ve Ebfıssufıd Efendi'lerde~ . -ilki divan sahibi- her ikiı:ıi de değerli şair idiler. Kazasker Kadri ve Muhy-idd~ Efendi'ler, Ni§ancı Celalzade Mustafa Çelebi ile kardeşi Sa'di Çelebi devrin ö~çülerine göre şair denilmeye layık kişilerdi . Sözü edilen dönem içinde yalnız Rüstem Paşa şairleri, hatta şiiri sevmemekle itharn edilmişdir. Biiindiği gibi, Osmanlı Devleti'nin yükseliş döneminde her türlü yetenek ve hüner daima mükafatlandırılmışdır. İlim sahibi olmak ise bunl~ rm başında geliyordu. Ali'nin onaltıncı yüzyılın sonlarına doğru yazdığı eserlerde, bilhassa Künhü'l-Alıpar'da devlet adamlarınınilmeve yetenekliliğe aldırış etmediklerini·. ısrarla belirtınesi kendisini örııek aldığı faraziyesine bağlansa bile, Kanuni devrinin sonlanndan itibaren başlayan aksaklıklar, devleti ayakda tutan kanun, örf ve adetlere karşı gösterilen itaatsizlikler ve 'nihayet duraklama ve çöküş devrini hazırlayan bu tür menfi davranışlarm gitgide artışı onun haklılığını göstermeye yeterlidir denilebilir. o ' Denilebilir ki Ali, haklı olarak bu yerleşmiş kanaatin ilhamiyle birkaç divan ve bir iki mesnevi sahibi bir. şair, bir sürü eserler yazmış bir nasir, hillasa etm ek lazım gelirse ilmini isbat etmiş bir kişi olarak takdir ve terfi' ümidinde idi. Herhalde siyasi olayları tahlilde, askeri. hareketler.in başarısıılıklarını tenkidde bir bakıma hak ettiğine iman etdiği millrafatı kendisinden esirgeyen devlet adamları- • r..;......-- 180 m ve iktidar sahibi yapan düz~ni hedef alıyordu. Fakat onun şairler hakkındaki hükümleri o kadar geniş bir «ben»lik zaYiyesinden verilmiş değildir. Ama kabili (...truncated)


This is a preview of a remote PDF: http://dergipark.gov.tr/download/article-file/112713
Article home page: http://dergipark.gov.tr/oa/issue/10970/131251

Mehmed Çavuşoğlu. ali'de Tenkid, Osmanlı Araştırmaları, 2015, Volume 07-08, Issue 07-08,