Türk Vakıf Kurucularının Sosyal Tabakalaşmadaki Yeri 1700-1800
OSMA NL1 ARA Ş .T 1RM ALAR 1
III
Nesir Heyeti HALİlı İNALCIK -
Editorial Board
NEJAT GÖYÜNÇ
HEATH W. LOWRY
THE JOURNAL OF OTTOMAN STUDIES
III· ·
İstanbul - 1982
TÜRK VAKIF KURUCULARININ SOSYAL
TABAKALAŞMADAİU YERİ
1700-1800 *
Bahaeddin Y ediyıldrız
Başlangıcından günümüze kadar, her beşeri toplumun, duruma
göre· daha karmaşık ve girift tabakalaşmalar, hiyerarşiler ihtiva
ettiği bir gerçektir. Bu tabakalaşmalar içinde, fertler ve aileler bütünleşmektedirler. İnceleme konumuz olan Türk toplumu da bu kaidenin dışında kalmamıştır.
Sosyal ilimlerdeki, toplumdaki tabakalaşmanın sebepleri ve temelleri, sosyal sınıf teorilerine göre, farklı biçimlerde izah edilmiş
rir. Marx sosyal tabakalaşmanın kaynağını en geniş anlamıyla ekononiik sistemde bulmaktadır. Marx'a göre, sosyal teşkilatıanmanın
merkezi ve temel olgusunu teşkil eden üretim . vasıtaları insanlar
arasındaki diğer bütün münasebetleri belirler. Zaten ona göre, insanlık tarihinin her döneminde başlıca iki sınıf mevcuttur. Bunlardan birisi, üretim vasıtalarına sahip olanların meydana getirdiği
yönetici' sınıf, diğeri ise üretim va~ıtalarına sahip olmayanların,
yani ezilenlerin ve sömürülenlerih mensup oldukları yönetilen sı
nıftır.
Weber'e göre, hem ekonomik durum, hem itibar, hem de siyasi
iktidar, bir toplumun tabakalaşmasında en önemli rolü oynamaktadır. Sosyal sınıfların ekonomik farklılıkları üzerinde temellenmiş
* Bu makale, tarafımızdan hazırlanan, Institution du vaqf au XVIIle
siecle en Turquie -etude soclo-historique- (Paris· 1975) adlı ve henüz basılma
mış doktora tezinin bir bölümünden ibarettir (s. 154-182). Bu tezde, Vakıflar
Genel Müdürlüğü Arşivinde bulunan ve xvm. asra il.it olan vakfiyeler arasın
dan ihtimali sondaj metoduyla elde edilen 330 vakfiyenin sosyal tarih açısın
dan tahlili yapılmaktadır. Bütün istatistikler bu vakfiyelerdeki verilere dayanmaktadır. Tezin aslında mevcut olan bu vakfiyelerin listesi (s. 350-365) fazla
yer tuttuğundan burada ayrıca verilmemiştir. (B.Y.).
144
olduğunu ileri silren marksist tahlili kabul etmekle birlikte, Weber
için, sınıflar ancak tek tip bir tabakalaşmaya uygun düşmektedir.
Zira, bu yazara göre, iki tip tabakalaşma daha vardır: statü düzenine uygun, itibara, «sosyal şerefe» dayalı tabakalaşma ve siyasi
iktidar üzerinde temellerren tabakalaşma. Fonksiyonalistlere göre,
her toplum, teşkilatıanmış sosyal varlığın bazı temel zaruretlerini
tatmin etmek için, belli bir biçimde, fertleri çeşitli sosyal mcvkilere
(positions) dağıtmak ve bu mevkilere bağlı vazifeleri ifaya onları
mecbur etmek zorundadır. Bizzat bu mevkiler ve fertleri buralara
iten temayüller eşit değildir, eşit vazifeler ihtiva etmemektedir ve
eşit bilgi ve maharetler istememektedir. Bu eşitsizliklere rağiL.en,
toplumun her mevkiden beklediği vazifelerin en iyi biçimde tamamlanması gerekmektedir. İşte fonksiyonalistlere göre, «değerler, ihtiyaçlar ve netice itibariyle, bizzat toplumun hayatta kalışı üzerinde» teİnellenen sosyal tabakalaşma buradan kaynaklanmaktadır.
Werner ise, tabakalaşmanın menşeini, «bir topluluk üyelerinin biribirleri hakkında verdikleri şahsi hükümlerde» görmektedir1 •
Osmanlı toplumunda tabakalaşma
Toplumun mertebelere ayrılması konusunda Osmanlı döneminde Türklerin fikri ne idi? Bu konuda vakfiyelerde __bazı değerli bilgiler bulunmaktadır. Bu bilgilere göre, sosyal tabakalaşmanın menşei Allah'ın iradesindedir. Eğer, aynı toplumun fertleri arasında iktisadi, içtimai veya siyasi eşitsizlikler varsa, bu, Allah'ın insanları
toplumun iyi işleyişi için kendilerille düşen vazifeleri yapmaları gayesiyle farklı yeteneklerle mücehhez yaratmış olmasından ileri gelmektedir. İnsanları zengin veya fakir, şerefli veya hakir, siyasi manada, güçlü veya. güçsüz kılan_ Allah'tır. Bunun sebebi de şudur:
sosyal hayatta insanlar kendilerine özgü haklara ve vazifelere sahip
gruplara ayrılmak mecburiyetindedir. Osmanlılar'ın anlayışına göre,
en azından kabaca .iki grup insana ihtiyaç vard,ır: Bunlş.rdan birisi
memleketi ve sosyal nizarnı ırı:iıhafazaya mecbur olan- yüksek devlet
ı P. Laroque, Les classes sociales, P.U.F. Paris 1968; J. Cazeneuve, «Les
stratifications sociales», La sociologie, J. Cazeneuve ve D. Victoroff yönetiminde gerçekleştirilmiş eser,- .C.E.P.L. Paris 1970, s. 454-489; L.- Reiss:ıhan, -Les
classes sociales aux Etats-Unis, Fransizcaya çeviren H. Lesage ve M. Lesage,
P.U.F. Paris 1963, s. 30-109.
145
görevlileri (rical) grubu, diğeri ise, hizmetlerini yapabilmeleri için
birincilere gerekli serveti temin etmeye mecbur olanların meydana
getirdiği gruptur. Bu fikri iİeri -sürerken dayan-ak noktalarını da
Kur'an'da bulmaktadırlar: « ... O (Allah), size verdiği şeylerde sizi
denemek için, kiminizi derecelerle, (mertebelenmede, hiyerarşide)
kiminizin üstüne çıkarmıştır ... » 2 • O halde, bu farklılaşmanın ikinci
sebebi, Allah~ın zenginleri kendilerine bağışladığı şeylerde imtihana
çekmek istemesidir. Özellikle vakıf kurrı.cularının fikrine göre, sözkonusu bu imtihanda muvaffak olmak için, servete- sahip olanların
olmayanlara, bilhassa vakıf müessesesi yoluyla, yardımda bulunmaları gerekmektedir 3 •
Gerçekten, İslam teorisine göre, tabakalaşma sosyal bir zarfı
ret idi. Bunun'a birlikte, bu dinin bazı prensiplerinin tatbiki sayesinde, toplum grupları arasındaki eşitsizliklerin hafifletilmesi gerekiyordu. Fakat, XVIII. yüzyıl Türk toplumunda, toplumun yardıma
ihtiyacı olan üyelerinin hepsini hedef alan bir yardımlaşmanın
sözkonusu olmadığını müşahade etmekteyiz. Aşağıda görüleceği
gibi, -sadaka, vakıf veya başka- hangi şekil altında olursa olsun bu
uygulama çok defa dar grupların kabuğunu kıramamıştır.
Bu gruplar nelerdi? Vakıf yapanlar hangi gruplara mensuptuiar? Bu vakıfları kimler lehine yapıyorlardı? Acaba herkes, toplumun her· üyesi gözünde büyük bir değere sahip olduğu anlaşılan vakıf kurabiliyor muydu? Yoksa, vakıf yapma imkanına sahip olanlar, sırf doğuşları veya fonksiyonları gereğince bazı imtiyazlara sahip olan kişiler miydi? Bu kişilerin ı;lıeslekleri ne idi?
Vakfiyelerde umumiyetle vakıfların toplumda sahip oldukları
durum hakkında kafi derecede tafsilatlı bilgiler verilmiştir. En
azından icra ettikleri meslek ekseriya zikredilmektedir. Bu incelemede ele alınan vakfİyelerin tahlili neticesinde, XVIII. yüz~ıl Türkiye'sinde v2.kıf yapan kiŞilerin Dfesleklerinin yüzdesini -"'Oldukça
açık bir biçimde gösteren bir tablo hazırlamak mümkün olmuştur.
2
3
Kur'anı
VI/165.
Fatma binti İbrahim Paşa vakfiyesi,. VGMA (Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi), Kasa no: 56ı s. 1; m. Mustafa vakfiyesi, VGMA, Kasa no: 181ı
s. 5; Damad İbrahim Paşa vakfiyesi, VGMA, Ka8a no: 113ı s. 11-13; Çorlulu
Ali Paşa vakfiyesi, VGMA, Kasa no: 188ı s. 281-282; krş. Nabi,. Hayriye) Bulak
1257/1841; s. 44; Naima, Tarilıı İstanbul 1283, c. I, s. 53, 56; S. Ülgener, İktisadi
inhitat tarihimizin ahlak ve zilıniyet meseleleri) İstanbul 195.1, s. 99-102.
-
Forma: 10
, ..
%5,14
Padişahlar
~·
Sadrazam.lar
%5,14
Diğerleri
% 32,31
Siyil yöneticiler
% 37,45
ı:-
~
'l:!
s
rJl
"'
<ı::
.Q)
·.!:ı (...truncated)