Uydurma Hadis Nüshaları ve “Nüshatü Nübeyt b. Şerît” İsimli Uydurma Hadis Nüshasından Nakledilen Bazı Rivâyetlerin Değerlendirilmesi
Uydurma Hadis Nüshaları ve “Nüshatü Nübeyt b. Şerît” İsimli
Uydurma Hadis Nüshasından Nakledilen Bazı Rivayetlerin
Değerlendirilmesi
Yrd. Doç. Dr. Muhammet YILMAZ*
Atıf / ©- Yılmaz, M. (2007). Uydurma Hadis Nüshaları ve “Nüshatü Nübeyt b. Şerît” İsimli Uydurma Hadis Nüshasından Nakledilen Bazı Rivâyetlerin Değerlendirilmesi, Çukurova Üniversitesi
İlahiyat Fakültesi Dergisi 7 (1), 1-26.
Özet- Hz. Peygamber’in, kendi adına yalan söylemeyi kesin bir dille yasaklamış olmasına rağmen, değişik sebep ve gayelerle çok sayıda hadis uydurulduğu bilinen bir husustur. Bu uydurma
hadisler, Müslümanların İslam'ı anlamalarında bir takım problemlere yol açınca, hadis âlimleri de
bu faaliyete karşı bazı tedbirler aldılar. Zayıf, yalancı ve hadis uyduran râvileri tanıtmak amacıyla
telif edilen kitaplar, bu tedbirlerin önemli bir adımını teşkil eder. Hadis âlimleri bu çalışmalarında
bazı râvilerin "uydurma hadis nüshası" adı verilen küçük çaplı eserlere sahip olduklarına dikkat
çekmişlerdir. Ahmed b. İshâk'a ait olan Nüshatü Nübeyt b. Şerît bu nüshalardan sadece biridir.
Bu nüshada uydurma bir isnadla Hz. Peygamber'e izafe edilen rivâyetler vardır. Bunlar içinde
metin olarak uydurma olanlar yanında, farklı isnadlarla gelen sahih hadisler de bulunmaktadır.
Anahtar sözcükler- Hadis, Uydurma Nüsha, Nübeyt b. Şerît, Sahih, Rivâyet.
§§§
Giriş
Hz. Peygamber adına hadis uydurulduğu tarihi bir gerçek olmakla birlikte, bu faaliyetin ne zaman başladığı konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Hadis uydurma işinin
başlangıcını Hz. Peygamber dönemine kadar götüren hadis âlimleri yanında, bu faaliyetin
* Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Hadis Anabilim Dalı.
Yrd. Doç. Dr. Muhammet Yılmaz
Hz. Osman'ın (v. 35/655) şehit edilmesi hâdisesinden sonra ortaya çıktığını söyleyenler de
bulunmaktadır.1
Rical kitapları içinde cerh edilmiş râvileri tanıtıcı mahiyette ortaya konulan edebiyat
incelediğinde bazı râviler hakkında "onun uydurma hadis nüshası vardır", "münker rivâyetlerden oluşan bir nüshaya sahiptir" veya "içerisinde batıl hadisler bulunan bir nüshası vardır"
gibi ifadeler kullanıldığına şahit olmaktayız. Daha çok hadis uyduran ve yalancılıkla meşhur
olmuş kişilerin hal tercümelerinde rastladığımız bu ifadeler ile anlatılmak istenen, söz konusu
râvilerin, içerisinde uydurma hadisler/rivâyetler bulunan küçük hacimli eserlere sahip olduklarıdır. İbn Hibbân (v. 354/965), cerh edilmiş râvileri bir araya getirdiği Kitâbü'l-Mecrûhîn mine'lMuhaddîsîn ve'd-Du‘afâ ve'l-Metrûkîn isimli eserinde birçok kişinin "uydurma nüsha" sahibi
olduğunu ifade etmektedir. Ayrıca bu nüshalardaki hadislerin tamamının veya bir kısmının
sened ve metin açısından uydurma olduğu ya da metin açısından sahih olmakla birlikte isnad
açısından mevzû olduğuna dair değerlendirmeler yapmakta ve bu tür rivâyetlerden örnekler
vermektedir.2
Hadis âlimleri "nüsha" ve "sahife" lafızlarını daha çok iki anlamda kullanmışlardır:
1. Sahâbe ya da tabiûndan birine ait hadis mecmuası. Bir râvi bazı hadisleri bir
sahabî ya da tabiîden rivâyet etmekle meşhur olur ve naklettiği hadisler kendi ismiyle bilinir.
Hadisçiler "falanın nüshası" ya da "falanın sahifesi" dediklerinde kastettikleri kişi, o nüsha ya
da sahifeyi rivâyet edendir.3 Örneğin Ebân b. Ebî Ayyâş Nüshası demek, Ebân b. Ebî Ayyâş'ın (v. 138/755) Enes b. Malik'ten (v. 91/717) naklettiği hadislerin bulunduğu nüsha demektir. Esasen bu eserde bulunan hadisler Enes b. Malik'ten nakledilmektedir. Ancak bu
nüsha Ebân Nüshası olarak meşhur olmuştur. Aynı şekilde Sahîfetü ‘Amr b. Şu‘ayb, Abdullah b. ‘Amr b. el-Âs'ın (v. 61/680) rivâyet ettiği hadislerden ibarettir; ancak torunu olan ‘Amr
b. Şu‘ayb (v. 120/737) tarafından rivâyet edildiğinden onun ismi ile bilinmektedir.4
1
2
3
4
Bu konuyla ilgili görüşler ve değerlendirmeler için bkz. Kandemir, Mevzû Hadisler, s. 23 vd.;
Cihan, Uydurma Hadislerin Doğuşu Siyasi ve Sosyo-Politik Olaylarla İlgisi, s. 31 vd.; Yıldırım,
Hadis Problemleri, s. 16-40; Ünal, Hadisin Doğuş ve Gelişim Tarihine Yeniden Bakış, s. 224 vd.
Bkz. İbn Hibbân, Kitâbü'l-Mecrûhîn, I, 102, 123, 131, 144, 168, 190.
Kitab, Nüsha ve Sahîfe hakkında geniş bilgi için bkz. el-A‘zamî, İlk Devir Hadis Edebiyatı, s. 2931; Çakan, Hadis Edebiyatı, s. 13-14.
Ahmed b. Hanbel, Abdullah b. ‘Amr'ın bu sahîfesini Müsned'ine almıştır. II, 158-226.
2
Uydurma Hadis Nüshaları ve Nüshatü Nübeyt b. Şerît…
2. Belli bir konuyla ilgili hadisleri içine alan mecmua. Nehiyler hakkındaki Nüshatü
‘Abbâd b. Kesîr es-Sekafî böyledir. ‘Abbâd b. Kesîr (v. 160/777) bu nüshada nehiyle ilgili tüm
hadisleri bir araya getirmiştir. 5
Bu nüshalar, içerdikleri hadislerin sıhhatine göre sahih, hasen ya da uydurma olarak
da vasıflandırılmıştır Hemmâm b. Münebbih'in (v.114/732) Ebû Hureyre'den (v. 59/679)
naklettiği rivâyetlerinden ibaret olan Sahîfetü Hemmâm b. Münebbih sahih olarak6; ‘Amr b.
Şu‘ayb'ın, babası, dedesi kanalıyla naklettiği hadislerden müteşekkil Sahîfetü ‘Amr b. Şu‘ayb
hasen, Ebân'ın Enes'den rivâyetlerinden oluşan Sahîfetü Ebân da uydurma olarak nitelendirilmiştir.7
Uydurma olarak nitelenen nüshaların önemli bir kısmı, yalancı biri tarafından uydurulmuş ve Hz. Peygamber'e nispet edilmiş rivâyetleri içermektedir. İshâk b. Mahmeşâd (v. ?)
adlı yalancının8, âhir zamanda gelerek sünneti ihya edeceğini iddia ettiği Kerrâmiyye mezhebi şeyhi Muhammed b. Kerrâm'ın (v. 255/869) üstünlüklerine ait tamamı yalan ve uydurma
rivâyetlerden oluşan nüshası buna örnek olarak verilebilir.9
Diğer taraftan, bazı âlim ya da hikmet sahibi kişilere ait sözlerin, Hz. Peygamber'e
isnad edilmesiyle oluşturulan uydurma nüshalar da vardır. Zeyd b. Rifâ‘a 10 el-Erba‘ûne'lVed‘âniyye'yi kırk hadis şeklinde tertip etmiş ve anlam itibariyle sahih olan sözleri, Hz. Peygamber'in sözleriyle karıştırarak, tamamını Hz. Peygamber'in hadisleri gibi sunmuştur.11 Bu
nüshada yer alan rivâyetler hem isnad açısından hem de metin açısından uydurmadır. Bununla birlikte hadis şeklinde terkip edilen rivâyetlerin içinde yer alan bazı ifadeler sahih hadislerden alınmıştır. Bu nüshayı Zeyd b. Rifâ‘a uydurmuş, ondan da İbn Ved‘ân (v. 494/1101)
5
6
7
8
9
10
11
İbn Fellâte, el-Vad‘ fi'l-Hadîs, II, 87.
Muhammed Hamidullah tarafından iki yazması bulunarak neşredilen bu eser, Muhtasar Hadis
Tarihi ve Sahife-i Hemmâm İbn Münebbih adıyla Kemal Kuşcu tarafından Türk okurlarının hizmetine de sunulmuştur (Bahar Yayınları, İstanbul 1967).
İbn Fellâte, el-Vad‘ fi'l-Hadîs, II, 87-88.
Bkz. Halebî, el-Keşfü'l-Hasîs, s. 66.
İbn Hacer, Lisânü'l-Mîzân, I, 375; Şevkânî, el-Fevâidü'l-Mecmû‘a, s. 420.
Bkz. İbn Hacer, Lisânü'l-Mîzân, II, 506.
Kâdî Ebû Nasr Muhammed b. Ali b. Ved‘ân el-Mevsılî (v. 494/1101) tarafından 40 hadis şeklindeki bu nüsha, Ali Hasan Ali Abdulhumeyd'in takdim, ta'lik ve tahkîki ile el-Mektebetü'l-İslâmî tarafından 1407/1987 yılında Beyrut'ta basılmıştır.
3
Yrd. Doç. Dr. Muhammet Yılmaz
çalmış ve rivâyet etmiştir. İbn Ved‘ân ricâl alimleri tarafından hadiste insanların en cahili, en
utanmazı ve yalan konusunda da en cüretli olanı olarak (...truncated)