Dinden Mezhebe Dönüşümün Diyalektiği ve Sonuçları
İlahiyat Akademi Dergisi
201
Dinden Mezhebe Dönüşümün Diyalektiği ve
Sonuçları
Samir Omer SEYYİD
Özet
Bu çalışma, İslam’daki din anlayışından mezhep anlayışına dönüşümün sosyal,
siyasal ve tarihi serüvenini ortaya koymaya çalışmaktadır. Söz konusu dönüşümün tabiatı ve
gerekliliğinden de anlaşılacağı üzere bu değişim, sadece İslam dini için değil bilakis
Hıristiyanlık ve Yahudilik gibi diğer semavi dinler için de söz konusudur.
Araştırmamızda mezhep kavramını, hem fıkhi hem de itikadi mezhepleri içine alacak
şekilde kullandık. Bunun sebebi, pratikte bu iki kavramın aralarındaki sıkı ilişkiden dolayı
birbirinin içine geçmiş olmaları, teoride ise zihinlerde fıkhi ve itikadi mezhepleri birbirinden
ayırmanın zorluğunu göz önüne almamızdır. İlk başta fıkhi mezhepler ile itikadi mezhepler
arasında bir ayrım yapmayı düşündüysek de bu ayrımın içeriğe tesir etmeyen şekli bir ayrım
olacağını düşünerek vazgeçtik. Bu sebeplerden dolayı hem fıkhi hem de itikadi mezhepler
için mezhep kavramı kullandık.
Araştırmamızda daha sonra müntesiplerin, bir mezhebe tabi olduktan sonra ortak bir
fikir etrafında birleşmek sureti ile bağlı oldukları mezhebin hak din, onun dışında kalan
diğer bütün grupların ise batıl üzere olduğuna inanan mutaassıp bir mezhepçiliğe geçişi ele
aldık. Buna başka bir ifade ile müntesiplerin tasavvurunda din ile mezhep arasındaki güçlü
ilişkiden dolayı mezhepten dine doğru dönüşüm de diyebiliriz.
Yine bu araştırmamızda dinden mezhebe doğru bir hareketliliği ele aldığımız gibi,
mezhepten dine doğru tam tersi bir hareketliliği ve bu hareketlilikten doğan neticeleri de ele
aldık.
Bu araştırma çift yönlü diyalektik bir hareketliliğin tabiatını, tezahürlerini ve
neticelerini ortaya koymaya çalışmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Din, Fırka, Mezhep, Taassup, Mücadele, Tekfir
Yrd. Doç. Dr., Gaziantep Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, Arap Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı,
.
Dinden Mezhebe Dönüşümün Diyalektiği ve Sonuçları
202
Dialectic of Transition from Religion to Sect and its’
Consequences
Abstract
These papers will monitor the movement of the transition from religion to doctrine in
its historical, social and political moment within Islam. Through this monitoring, the nature
of the transition will be seen in terms of historical necessity and inevitability, not only in the
history of Islam but also in the history of other religions (Judaism and Christianity.)
I mean the doctrine here the comprehensive doctrinal and doctrinal meaning; to wear
each other in the application on the one hand, and the difficulty of separating them to the
intensity of overlap in the minds and perceptions on the other hand. If you have tried to
differentiate between them in the search, but this differentiation is a formal separation does
not affect the content very much.
This paper then followed the transition from sectarianism to doctrine, which may
mean in the form of intolerance and hypocrisy around the one thought as the true religion
and the other is falsehood, or in other words the return of the back of the doctrine to religion
because of the intensity of the association of each other within the perceptions followers.
Just as this paper moves from religion to doctrine, it is also looking at the opposite
direction and its implications. It is looking at moving in its dialectical movement in both
directions, to monitor its nature, manifestations and consequences.
Keywords: Religion, Sect, Doctrine, Intolerance, Conflict, Penanc
Giriş
Belirli bir süreç dahilinde vahiy vasıtası ile gelen bir din, kendi içerisinde
herhangi bir mezhebe dönüşmüş müdür? Daha sonra bu mezhep rol değiştirmek
sureti ile dine dönüşmüş müdür? Yani daha geniş bir alandan, daha dar bir alana
doğru bir dönüşüm yaşanmış mıdır? Veya başka şekilde ifade edersek, herhangi bir
dinde ilahi alandan beşerî alana doğru bir dönüşüm yaşanmış mıdır? Bu durum,
insanların din ile iletişime geçmesinin doğal bir sonucu olarak tarih boyunca bütün
dinlerde görülen bir durum mudur? Şayet bu doğal bir durum ise dindar
insanların, bağlı oldukları mezhepler ile dini anlamalarının sınırları, boyutları ve
sonuçları nelerdir? Araştırmamızda bu sorulara cevap vermeye çalışacağız.
Bu sorulara cevap vermeden önce araştırmamızda kullanacağımız
kavramların epistemolojik boyutunu tanımlamak faydalı olacaktır. Zira
araştırmanın üzerine bina edileceği kavramların (Din, Fırka, Mezhep) açıklığa
kavuşturulması sağlıklı bir neticeye ulaşmak için son derece önem arz etmektedir.
İlahiyat Akademi Dergisi
203
1. KAVRAMLARIN TANIMI:
1.1. Din:
Lisanu’l‐Arab’da d‐y‐n kökü, kelime manası itibari ile yetki sahibi birine itaat
veya alışkanlık anlamlarına gelir.1 Jastrof dini: ‘’insanın kendisinden daha büyük olan,
onu yöneten ve ondan etkilenmeyen bir güce inanmasıdır. Bu güç gaybî bir güç olup
duyular aleminin dışındadır. Bu gücün insan hayatına büyük bir tesiri vardır ve onun
oluşturduğu inançta emirler ve yasaklar yer alır’’ 2 şeklinde tarif etmiştir. Varnest
Gilner’a göre ise din: ‘’her hangi bir ümmetin itikadi veya ameli ilkelerinin bütünüdür.’’3
Bu gaybî güç, yasa koymak, mükafatlandırmak veya cezalandırmak gibi
hususiyetleri içerisinde barındırmasından dolayı hesap manasına da gelir. 4 Bu
anlamıyla din günü demek, ceza ve hesapların gerçekleştirildiği gün demektir.5
Firuzabadi’ye göre ise din, kendisi ile Allah’a ibadet edilen her şey anlamına gelir.6
Ayrıca Din kelimesi, kıyamet gününde insanlar arasında hüküm veren muhâsip
anlamına da gelir. Din kelimesi, British Encyclopedia’da ise şu şekilde tarif edilmiştir:
Din, müminlerinin, kendisine inandıkları bir güçtür. Bu güç onların hayatlarını ve
ölümlerini dönüştürücü bir etkiye sahiptir.’’7
el‐Mu’cemu’l‐Mufehres li Elfâzi’l‐Kitâbi’l‐Mukaddes adlı kutsal kitabın
sözlüğünde ise d‐y‐n kökü ‘’hüküm veren’’ anlamına gelir. Dân, Hz. Yakub’un
beşinci oğlunun adı olup, babası kendisi hakkında şöyle demiştir: ‘’Dân, kendi
halkını İsraili’in torunlarından biri olarak yönetecektir.’’ (Tekvin, 49:16)
Dolayısıyla diyebiliriz ki: Din, hesap gününde yöneten, mükafatlandıran ve
hüküm erenin hükmüne itaat etmek ve boyun eğmek demektir. Bu tarifi ve
yukarıdaki diğer tarifleri bir araya getirdiğimizde dinin tanımına dair karşımıza şu
üç husus çıkmaktadır:
‐ Gaybî güç: İnsanlar da dahil olmak üzere yaratılış ve ölümden
sonraki hayata dair meselelerde bütün varlıkları yöneten gaybî bir güçtür.
‐ İnsan: bu gaybî güçten etkilenen varlık olarak insan.
‐ Dindar insanın, inandığı gaybî gücün kendisine farz kıldığı
ibadetleri ve dini ritüelleri yerine getirmek sureti ile mutluluğu elde etmek
ve hüzünden uzaklaşmak için gaybî güce ulaşmak üzere harcadığı çaba.8
1 Cemaleddin bin Manzur el‐Ensâri, Lisânu’l‐Arab,(Üçüncü Baskı) Dâru’s‐Sadr, Beyrut 2004, V, d‐y‐n
maddesi.
2 Cevat Ali, el‐Mufassal fi Tarihi’l‐Arap Kable’l‐İslam, (İkinci Baskı), Camiatu’l‐Bağdat, 1993. VI, 28‐29.
3 el‐Muctemeu’l‐Muslim, Altıncı Makale, www.aranthropos.com: http://cutt.us/Ot4wk
4 http://alkalema.net/3arab/deen.htm
5 İbn Manzur, Lisânu’l‐Arab, a.y.
6 Eb (...truncated)