Dinden Mezhebe Dönüşümün Diyalektiği ve Sonuçları

İlahiyat Akademi Dergisi (Gaziantep Üniversitesi İlahiyat Fakültesi), Aug 2018

Bu çalı ş ma, İ slam’daki din anlayı ş ından mezhep anlayı ş ına dönü ş ümün sosyal, siyasal ve tarihi serüvenini ortaya koymaya çalı ş maktadır. Söz konusu dönü ş ümün tabiatı ve gereklili ğ inden de anla ş ılaca ğ ı üzere bu de ğ i ş im, sadece İ slam dini için de ğ il bilakis Hıristiyanlık ve Yahudilik gibi di ğ er semavi dinler için de söz konusudur. Ara ş tırmamızda mezhep kavramını, hem fıkhi hem de itikadi mezhepleri içine alacak ş ekilde kullandık. Bunun sebebi, pratikte bu iki kavramın aralarındaki sıkı ili ş kiden dolayı birbirinin içine geçmi ş olmaları, teoride ise zihinlerde fıkhi ve itikadi mezhepleri birbirinden ayırmanın zorlu ğ unu göz .nüne almamızdır. İ lk ba ş ta fıkhi mezhepler ile itikadi mezhepler arasında bir ayrım yapmayı dü ş ündüysek de bu ayrımın içeri ğ e tesir etmeyen ş ekli bir ayrım olaca ğ ını dü ş ünerek vazgeçtik. Bu sebeplerden dolayı hem fıkhi hem de itikadi mezhepler için mezhep kavramı kullandık. Ara ş tırmamızda daha sonra müntesiplerin, bir mezhebe tabi olduktan sonra ortak bir fikir etrafında birle ş mek sureti ile ba ğ lı oldukları mezhebin hak din, onun dı ş ında kalan di ğ er bütün grupların ise batıl üzere oldu ğ una inanan mutaassıp bir mezhepçili ğ e geçi ş i ele aldık. Buna ba ş ka bir ifade ile müntesiplerin tasavvurunda din ile mezhep arasındaki güçlü ili ş kiden dolayı mezhepten dine do ğ ru dönü ş üm de diyebiliriz. Yine bu ara ş tırmamızda dinden mezhebe do ğ ru bir hareketlili ğ i ele aldı ğ ımız gibi, mezhepten dine do ğ ru tam tersi bir hareketlili ğ i ve bu hareketlilikten do ğ an neticeleri de ele aldık. Bu ara ş tırma çift yönlü diyalektik bir hareketlili ğ in tabiatını, tezahürlerini ve neticelerini ortaya koymaya çalı ş maktadır.

Article PDF cannot be displayed. You can download it here:

http://dergipark.gov.tr/download/article-file/490811

Dinden Mezhebe Dönüşümün Diyalektiği ve Sonuçları

İlahiyat Akademi Dergisi 201 Dinden Mezhebe Dönüşümün Diyalektiği ve Sonuçları Samir Omer SEYYİD Özet Bu çalışma, İslam’daki din anlayışından mezhep anlayışına dönüşümün sosyal, siyasal ve tarihi serüvenini ortaya koymaya çalışmaktadır. Söz konusu dönüşümün tabiatı ve gerekliliğinden de anlaşılacağı üzere bu değişim, sadece İslam dini için değil bilakis Hıristiyanlık ve Yahudilik gibi diğer semavi dinler için de söz konusudur. Araştırmamızda mezhep kavramını, hem fıkhi hem de itikadi mezhepleri içine alacak şekilde kullandık. Bunun sebebi, pratikte bu iki kavramın aralarındaki sıkı ilişkiden dolayı birbirinin içine geçmiş olmaları, teoride ise zihinlerde fıkhi ve itikadi mezhepleri birbirinden ayırmanın zorluğunu göz önüne almamızdır. İlk başta fıkhi mezhepler ile itikadi mezhepler arasında bir ayrım yapmayı düşündüysek de bu ayrımın içeriğe tesir etmeyen şekli bir ayrım olacağını düşünerek vazgeçtik. Bu sebeplerden dolayı hem fıkhi hem de itikadi mezhepler için mezhep kavramı kullandık. Araştırmamızda daha sonra müntesiplerin, bir mezhebe tabi olduktan sonra ortak bir fikir etrafında birleşmek sureti ile bağlı oldukları mezhebin hak din, onun dışında kalan diğer bütün grupların ise batıl üzere olduğuna inanan mutaassıp bir mezhepçiliğe geçişi ele aldık. Buna başka bir ifade ile müntesiplerin tasavvurunda din ile mezhep arasındaki güçlü ilişkiden dolayı mezhepten dine doğru dönüşüm de diyebiliriz. Yine bu araştırmamızda dinden mezhebe doğru bir hareketliliği ele aldığımız gibi, mezhepten dine doğru tam tersi bir hareketliliği ve bu hareketlilikten doğan neticeleri de ele aldık. Bu araştırma çift yönlü diyalektik bir hareketliliğin tabiatını, tezahürlerini ve neticelerini ortaya koymaya çalışmaktadır. Anahtar Kelimeler: Din, Fırka, Mezhep, Taassup, Mücadele, Tekfir  Yrd. Doç. Dr., Gaziantep Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, Arap Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, . Dinden Mezhebe Dönüşümün Diyalektiği ve Sonuçları 202 Dialectic of Transition from Religion to Sect and its’ Consequences Abstract These papers will monitor the movement of the transition from religion to doctrine in its historical, social and political moment within Islam. Through this monitoring, the nature of the transition will be seen in terms of historical necessity and inevitability, not only in the history of Islam but also in the history of other religions (Judaism and Christianity.) I mean the doctrine here the comprehensive doctrinal and doctrinal meaning; to wear each other in the application on the one hand, and the difficulty of separating them to the intensity of overlap in the minds and perceptions on the other hand. If you have tried to differentiate between them in the search, but this differentiation is a formal separation does not affect the content very much. This paper then followed the transition from sectarianism to doctrine, which may mean in the form of intolerance and hypocrisy around the one thought as the true religion and the other is falsehood, or in other words the return of the back of the doctrine to religion because of the intensity of the association of each other within the perceptions followers. Just as this paper moves from religion to doctrine, it is also looking at the opposite direction and its implications. It is looking at moving in its dialectical movement in both directions, to monitor its nature, manifestations and consequences. Keywords: Religion, Sect, Doctrine, Intolerance, Conflict, Penanc Giriş Belirli bir süreç dahilinde vahiy vasıtası ile gelen bir din, kendi içerisinde herhangi bir mezhebe dönüşmüş müdür? Daha sonra bu mezhep rol değiştirmek sureti ile dine dönüşmüş müdür? Yani daha geniş bir alandan, daha dar bir alana doğru bir dönüşüm yaşanmış mıdır? Veya başka şekilde ifade edersek, herhangi bir dinde ilahi alandan beşerî alana doğru bir dönüşüm yaşanmış mıdır? Bu durum, insanların din ile iletişime geçmesinin doğal bir sonucu olarak tarih boyunca bütün dinlerde görülen bir durum mudur? Şayet bu doğal bir durum ise dindar insanların, bağlı oldukları mezhepler ile dini anlamalarının sınırları, boyutları ve sonuçları nelerdir? Araştırmamızda bu sorulara cevap vermeye çalışacağız. Bu sorulara cevap vermeden önce araştırmamızda kullanacağımız kavramların epistemolojik boyutunu tanımlamak faydalı olacaktır. Zira araştırmanın üzerine bina edileceği kavramların (Din, Fırka, Mezhep) açıklığa kavuşturulması sağlıklı bir neticeye ulaşmak için son derece önem arz etmektedir. İlahiyat Akademi Dergisi 203 1. KAVRAMLARIN TANIMI: 1.1. Din: Lisanu’l‐Arab’da d‐y‐n kökü, kelime manası itibari ile yetki sahibi birine itaat veya alışkanlık anlamlarına gelir.1 Jastrof dini: ‘’insanın kendisinden daha büyük olan, onu yöneten ve ondan etkilenmeyen bir güce inanmasıdır. Bu güç gaybî bir güç olup duyular aleminin dışındadır. Bu gücün insan hayatına büyük bir tesiri vardır ve onun oluşturduğu inançta emirler ve yasaklar yer alır’’ 2 şeklinde tarif etmiştir. Varnest Gilner’a göre ise din: ‘’her hangi bir ümmetin itikadi veya ameli ilkelerinin bütünüdür.’’3 Bu gaybî güç, yasa koymak, mükafatlandırmak veya cezalandırmak gibi hususiyetleri içerisinde barındırmasından dolayı hesap manasına da gelir. 4 Bu anlamıyla din günü demek, ceza ve hesapların gerçekleştirildiği gün demektir.5 Firuzabadi’ye göre ise din, kendisi ile Allah’a ibadet edilen her şey anlamına gelir.6 Ayrıca Din kelimesi, kıyamet gününde insanlar arasında hüküm veren muhâsip anlamına da gelir. Din kelimesi, British Encyclopedia’da ise şu şekilde tarif edilmiştir: Din, müminlerinin, kendisine inandıkları bir güçtür. Bu güç onların hayatlarını ve ölümlerini dönüştürücü bir etkiye sahiptir.’’7 el‐Mu’cemu’l‐Mufehres li Elfâzi’l‐Kitâbi’l‐Mukaddes adlı kutsal kitabın sözlüğünde ise d‐y‐n kökü ‘’hüküm veren’’ anlamına gelir. Dân, Hz. Yakub’un beşinci oğlunun adı olup, babası kendisi hakkında şöyle demiştir: ‘’Dân, kendi halkını İsraili’in torunlarından biri olarak yönetecektir.’’ (Tekvin, 49:16) Dolayısıyla diyebiliriz ki: Din, hesap gününde yöneten, mükafatlandıran ve hüküm erenin hükmüne itaat etmek ve boyun eğmek demektir. Bu tarifi ve yukarıdaki diğer tarifleri bir araya getirdiğimizde dinin tanımına dair karşımıza şu üç husus çıkmaktadır: ‐ Gaybî güç: İnsanlar da dahil olmak üzere yaratılış ve ölümden sonraki hayata dair meselelerde bütün varlıkları yöneten gaybî bir güçtür. ‐ İnsan: bu gaybî güçten etkilenen varlık olarak insan. ‐ Dindar insanın, inandığı gaybî gücün kendisine farz kıldığı ibadetleri ve dini ritüelleri yerine getirmek sureti ile mutluluğu elde etmek ve hüzünden uzaklaşmak için gaybî güce ulaşmak üzere harcadığı çaba.8 1 Cemaleddin bin Manzur el‐Ensâri, Lisânu’l‐Arab,(Üçüncü Baskı) Dâru’s‐Sadr, Beyrut 2004, V, d‐y‐n maddesi. 2 Cevat Ali, el‐Mufassal fi Tarihi’l‐Arap Kable’l‐İslam, (İkinci Baskı), Camiatu’l‐Bağdat, 1993. VI, 28‐29. 3 el‐Muctemeu’l‐Muslim, Altıncı Makale, www.aranthropos.com: http://cutt.us/Ot4wk 4 http://alkalema.net/3arab/deen.htm 5 İbn Manzur, Lisânu’l‐Arab, a.y. 6 Eb (...truncated)


This is a preview of a remote PDF: http://dergipark.gov.tr/download/article-file/490811
Article home page: http://dergipark.gov.tr/ilak/issue/37511/434691

Samir Omer SEYYİD. Dinden Mezhebe Dönüşümün Diyalektiği ve Sonuçları, İlahiyat Akademi Dergisi (Gaziantep Üniversitesi İlahiyat Fakültesi), pp. 201-224, Volume 5, Issue 4,