İşârî Te’vil ve Kuşeyrî’nin Cihad ve Kıtal Ayetlerini Yorumlama Yöntemi
İşârî Te’vil ve Kuşeyrî’nin Cihad ve Kıtal
Ayetlerini Yorumlama Yöntemi
Doç. Dr. Sami KILINÇLI
Atıf / ©- Kılınçlı, S. (2017). İşârî Te’vil ve Kuşeyrî’nin Cihad ve Kıtal Ayetlerini
Yorumlama Yöntemi, Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 17 (1),
119-155.
Öz- İslam tarihinde ortaya çıkan Kur’an’ı yorumlama çabalarından biri de
işârî/irfânî te’vil anlayışıdır. Sûfîler kendi anlayışlarının Kur’an’dan kaynaklandığını açıklamak ve görüşlerini ayetlerle temellendirerek insanlara ulaştırmak
için işârî tarzda eserler telif etmişlerdir. Sûfîlerin bu anlayışında ayetlerin zâhirî
anlamları gözetilmekle birlikte kalplerine doğan işâret ve ilhamlar da te’vilin
rotasını belirlemiştir. Bu eserler son dönemlerde her ne kadar işârî tefsir olarak tanımlanmakla birlikte sûfîler eserlerini tefsir olarak değil, hakâik, letâif,
keşf gibi kendi irfânî te’vil tarzlarına göre isimlendirmişlerdir. Bu eserlerin en
meşhurlarından biri de Kuşeyrî’nin Letâifu’l-İşârât isimli kitabıdır. Kuşeyrî bu
eserinde cihad ve kıtalle ilgili ayetleri genel olarak zâhirî anlamlarına ve tarihî
bağlamlarına uygun olarak açıklamakla birlikte birçok ayeti de işârî tarzda
te’vil etmiştir. Sûfîler, insanın en büyük düşmanı kendi içindeki nefsi olduğundan hareketle cihadı büyük cihad, düşmanla yapılan cihadı ise küçük cihad
olarak isimlendirdikleri için Kuşeyrî’nin te’villerinde de nefisle cihad konusu
öne çıkmıştır. Kuşeyrî ayetleri yorumlarken sûfî düşünceye ait kalp, nefs ve sır
gibi kavramlara da yer vermiştir.
Anahtar sözcükler- Tasavvuf, sûfî, te’vil, nefs, cihad
§§§
Makalenin geliş tarihi: 27.10.2016; Yayına kabul tarihi: 19.06.2017
Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Anabilim Dalı öğretim üyesi, e-posta:
120 | Sami Kılınçlı
Giriş
Kur’an’ı Kerim ilk ayetlerinin nazil olmaya başlanmasıyla birlikte anlama faaliyetine konu olmuş ve tarihsel süreçte tefsir ve te’vil kavramları çerçevesinde farklı usuller geliştirilerek tarihi süreçte çok geniş bir literatür oluşmuştur.
Müslümanların genel tefsir algıları rivayet ağırlıklı tefsirlerin yanı sıra
fıkhî, kelamî ve lügavî tefsir eserleri çerçevesinde şekillenmiştir. Felsefî, diğer
ifadeyle burhanî te’vil anlayışı ise genel anlayışın dışında kaldığı için bazı
âlimlerce eleştirilmiştir. 1 Aşağıda da nakledeceğimiz üzere nazarî ve
feyzî/işârî olarak iki farklı şekilde değerlendirilen irfânî/iş’ârî te’vil anlayışı da
farklı açılardan eleştirilmiştir.
Biz bu makalede iş’ârî te’vil anlayışının 2 ne olduğu, hakkında neler
söylendiğine dair bazı temel bilgiler nakletmekle birlikte asıl olarak bu te’vil
türünün ana metinlerinden biri olan Kuşeyrî’nin Letâifu’l-İşârât isimli eserinde
cihad ve kıtal ayetlerinin nasıl anlaşılıp yorumladığını ortaya koymaya çalışacağız.
1. İşârî Te’vil Hakkındaki Mütâlaalar
İmam Maturîdî (v. 333/944) tefsirin Kur’an’ın inişine şahit olan, bağlamı bilen sahabeye, te’vilin ise fukahaya ait olduğunu 3 açıklamış; Vâhidî (v.
1
Felsefî/Burhânî tefsir anlayışa yönelik eleştiriler, değerlendirmeler için bkz.
Muhammed Hüseyin ez-Zehebî, et-Tefsîr ve’l-Müfessirûn, Mektebetu Vehbe, VII.
Baskı, Kahire, 2000, I, 308-318; İsmail Cerrahoğlu, Tefsir Tarihi, Fecr Yayınevi,
Ankara, 1996, II, 30-40. Beyanî, burhanî ve irfânî te’villle ilgili olarak bkz.
Muhammed Âbid el-Câbirî, Arap–İslam Kültürünün Akıl Yapısı, Kitabevi, çev.
Burhan Köroğlu ve diğerleri, İstanbul, 1999, s. 17-603.
2
“İşârî tefsir” kullanımıyla ilgili olarak Mustafa Öztürk, “Klasik dönemde sûfîlerin
Kur’an ayetleriyle ilgili görüş ve yorumlarını ifade maksadıyla işaret, i‘tibar, hakîkat,
latife, sır gibi çeşitli kelime ve terimler kullanılmış, son dönemde ve günümüzde ise
“işârî tefsir” tabiri yaygınlık kazanmıştır. Bize göre “işârî tefsir” tabiri hem anlam
hem de kullanım açısından sorunludur. Bu konudaki yapılan tanımlara göre sonuçta ‘işârî tefsir’ diye isimlendirilen şey aslında tefsir değil, te’vildir. Bize göre bu tür
yorumlarla ilgili en isabetli değerlendirme “tasavvufî-irfânî te’vil”dir.” demektedir.
Mustafa Öztürk, Tefsirin Halleri, Ankara Okulu Yayınları, Ankara, 2013. s. 81-82,
84. Biz de bu değerlendirmelere bağlı kalarak işârî te’vil tabirini kullanacağız. Bununla birlikte nakilde bulunduğumuz kaynaklardaki “işârî tefsir” şeklindeki kullanımları asıllarına uygun olarak kaydedeceğiz.
3
Ebû Mansûr el-Maturîdî, Te’vîlâtu Ehli’s-Sünne, th. Mecdî Bâsellûm, Dâru’l-kütübi’lİlmiyye, I, Baskı, Beyrut, 2005, I, 349.
ÇÜİFD, 2017, cilt: 17, sayı: 1, ss. 119-155
İşârî Te’vil ve Kuşeyrî’nin Cihad ve Kıtal Ayetleri Yorumu | 121
468/1076) de aynı doğrultuda Kur’an tefsirinin nakil ve semadan ibaret olduğunu, tefsir alanında vahyin nüzulüne şahitlik eden sahabilere ait nakillerden
bağımsız olarak, akıl-tedebbür ve re’y-tefekkür temelinde görüş beyan etmenin caiz olmadığını açıkça ifade ederek “kitap ve sünnet dışında kalan ve bu
ikisine dayanmayan her ilim batıldır. Bu konuda Hz. Peygamber, sahabiler ve
tabiûn işi sıkı tutmuşlar ve kendi re’yi ile görüş belirtenin doğru bir görüş ortaya koymuş olsa bile hatalı kabul etmişlerdir.” 4 demektedir. Bu açıklamalara
göre tefsir sahabeye ait bir faaliyettir ve rivayete dayanması gerekmektedir.
Vâhidî’nin “Ebu Abdurrahman es-Sülemî Hakâiku’t-Tefsir adlı bir kitap yazmış;
eğer o eserinin tefsir olduğuna inanıyorsa küfre girmiştir.” dediği nakledilmektedir. Vâhidî başkalarını eleştiren, rahat konuşan bir karaktere sahip olduğu
için5 naklettiğimiz görüşünde de bu yönünün ortaya çıktığı anlaşılmaktadır.
Sözlükte “bir nesneyi gösterme, bir anlamı üstü kapalı bir şekilde ifade etme, dolaylı ve kinâyeli anlatım” gibi manalara gelen işâret,6 tasavvufta
“maksadı söz aracılığı olmadan başkasına bildirme; ibareyle anlatılamayan,
yalnızca ilham, keşf gibi yollarla elde edilmiş bilgi ve sezgi sayesinde anlaşılabilecek kadar gizli olan mânâ” şeklinde tanımlandığı için keşf ve ilhamla
Kur’an ayetlerinin bir kısmının veya tamamının yorumlandığı tefsirler de işârî
(remzî) tefsir adını almıştır. Söz konusu gizli anlamları kavramanın yolu olarak
görüldüğü için tasavvufa “işaret ilmi” de denilmiştir. 7 Aşağıdaki nakillerde de
görüleceği üzere sûfîlerin Kur’an yorumları tefsir olarak kabul edilmemekle
birlikte birçok âlim tarafından yine de tefsir kavramı da yer verilerek işârî tefsir
olarak kaydedilmiştir.
“İşârî tefsir” kullanımıyla ilgili olarak Mustafa Öztürk’ün ifadesine göre,
“Klasik dönemde sûfîlerin Kur’an ayetleriyle ilgili görüş ve yorumlarını ifade
4
Ebu’l-Hasen Ali b. Ahmed el-Vâhidî, el-Vasît fî Tefsîri’l-Kur’âni’l-Mecîd, thk.
Komisyon, Beyrut, Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1994. I, 47-49.
5
Bkz. Ebû Amr Takıyyüddîn İbnü’s-Salâh eş-Şehrezûrî, Fetâvâ ve Mesâilü İbnisSalâh, nşr. Abdülmu’tî Emîn Kal’acî, Beyrut 1986, II, 196; Bkz. Ebû Abdillah Şemsüddîn Muhammed ez-Zehebî, Siyerü A’lâmi’n-Nübelâ, nşr. Şuayb el-Arnaût, Müessesetü’r-Risâle, I. Baskı, Beyrut 1984, XVIII, 342; Zerkeşî, el-Burhân, II, 105;
Suyûtî, el-İtkân, II, 472. Ayrıca bkz. Uludağ, “İşârî Tefsir”, XXIII, 426-427.
Vâhidî’nin hayatı ve görüşleri için bkz. Hadiye Ünsal, “ (...truncated)