Stoa Mantığı
STOA MANTIĞI*
Çiğdem
Duruşken
Stoa Okulu İ.Ö. 4. yy'da Kıbrıslı Zenon tarafından kurulmuş
ve -gelişmiştir. Genel çizgileriyle bir ahlâk felsefesi olmasının ya
nında, mantık ve fizik "bilimlerine de ayrı bir önem vermiş olan
Stoa felsefesi, kosmosun yapısını inceleyen fiziği bir ağaca; insan
ların bu yapı içinde nasıl hareket edeceğini gösteren ahlâkı verim
li bir tarlaya; ve fizik ile ahlâkı koruduğu için mantığı bir sura
benzetmiştir. Bu yüzden, mantığın Stoa felsefesinde ayrı bir yeri
ve önemi vardır. Stoalılar için mantık, Aristoteles'de olduğu gibi
felsefe için bir araç değil, aksine felsefenin bir parçasıdır. Bir başka
deyişle, mantık bir çeşit felsefedir .
1
Stoalıların mantığa verdikleri önem, gereksiz birtakım mantık
sal oyunlara duydukları ilgiden çok kendi felsefe görüşleriyle bağlan
tılıdır. Bu durum kısaca şöyle açıklanabilir: Stoa fiziğinde evren,
«evrensel akıl» ile varlık bulmuştur. Stoa ahlâkının idali, insan ru
hunun evrensel akıl içinde biçim kazanmasını ve doğaya 'isteyerek'
uymasını sağlamaktır. Çünkü doğa yasası aynı zamanda akıl yasa
sıdır ('Lex naturae est lexdivina). îşte mantık eğitimi bilge insanın
kendisini doğa ve evrensel akıl ile bütünleştirmesi için gerekli bir
eğitimdir. Çalışmalarının büyük bir kısmını Stoa felsefesine ayırmış
olan Diogenes Laertios şöyle der: «Stoalılar mantık eğitiminin zo
runlu olduğunu ileri sürerler. Çünkü mantık diğer tek tek erdemleri
içme alan bir erdemdir. Mantık bilmeyen bir insan yanlış çıkarım
lardan kaçınamaz. Mantık bilge bir insana doğruyu yanlıştan ayırdetme yeteneğî'kazandırır.» .
2
*
kür
Y a y ı n d a n ö n c e metni inceleyen Sayın. H o c a m Prof. D r . §. U r a l ' a t e ş e k
ederim.
1
E r e h l e r . E . , The Hellenistic
2
D u m i t r i u , A . , Uistory
and Roman
of Logic,
S. 220.
Age,
S. 44.
288
Bazı yazarlara göre, Stoa mantıkçılarının çalışmaları Aristoteles
mantığının soru-cevap şeklinde öğretiminden fazla birşey değildi .
Oysa Stoiklerin düşünce tarzları ve kendilerini yöneten evrensel ya
salar değişik olduğu için, Aristoteles mantığı ile aralarında birçok
konuda farklılıklar vardı .En Önemlisi de, yukarıda belirttiğimiz
gibi, mantığı felsefenin bir parçası olarak görmeleriydi: Stoacıların
pantheist dünya görüşleri gözönünde tutulacak olursa, mantığa bu
şekilde bakmalarının çok doğal olduğu anlaşılır. Çünkü, onların
inancına göre, «bütünün herbir parçası yasasına uymak zorunda
oldukları «bütün»le uyumlu ıbir birlik içinde olmalıdır. Mantık da
fizik ve ahlâk gibi bir bütünün parçası olduğuna göre, asla bir araç
durumunda düşünülemez .
3
4
0
Stoa mantığının gelişimine yön veren ve onu antikçağm -Aristo
teles'in düşünceleri ile şekil kazanan peripatetik okulunun yanındaikinci büyük mantık okulu haline getiren en önemli unsur, Megaralıların öğretileri ve Khrysippos'un mantık alanındaki çalışma
ları olmuştur. Bu yüzden, daha sonraki açıklamalarımıza temel oluş
turması açısından, kısaca Megarablardan ve Khrysippos'tan bahset
mek yerinde olacaktır :
Megwa OJcnilu I.Ö. 400'de 'Megaralı Eukleides tarafından ku
rulan ve günümüzde de ünlü olan ilginç kanıtları ve tartışmalarının
inceliğiyle tanınan Sokratesçi bir okuldur. Aralarında, keşfettiği
paradoksları ile ün kazanmış olan, Eukleides'in Öğrencisi Eubulides'in de bulunduğu Megaralılar mantığın gelişimine üç büyük kat
kıda bulunmuşlardı. Bunlar: I. Birçok paradoksun bulunması I I .
Modalite konusuna ilişkin .görüşlerin yeniden ele alınıp incelenmesi
İÜ. Hipotetik yargıların yapışma ilişkin çeşitli savların gündeme
getirilmesi.
Megara Okulu diğer mantık okullarına miras olarak kalan bir
çok paradoksun yaratıcısı sayılır. Antikçağın çeşitli yazarlarına
göre, genelde bilinen yedi paradokstan, özellikle Eubulides'e atfe
dilenler diğerlerinden farklı bir yapıdadır. Bunlar dört taneye indir
genebilir :
3
4
D u m i t r i u , A . , a y n ı eser, a y n ı y e r .
D u m i t r i u , A . , a y n ı eaer, a y n ı y e r .
5
D u m i t r i u , A . , a y n ı eser, a y n i y e r .
289
I. Y A L A N C I P A R A D O K S U : Bir adam yalan söylediğini söy
lüyor. Söylediği şey yalan mıdır, doğru mu?
II. TANINMAYAN ADAM P A R A D O K S U : Sen erkek karde
şini tanıdığını söylüyorsun. Ancak şimdi 'başı kapalı olarak gelen
adam senin kardeşindi ve sen onu tanımadın.
III. K E L ADAM P A R A D O K S U : «Eğer bir adamın sadece
bir tel saçı olursa, ona kel diyebilir misin?» «Evet». «Eğer iki tel
saçı olursa, ona kel diyebilir misin?» «Evet». «Eğer
O halde
bunu nerede sınırlayacaksın ?»
IV. B O Y N U Z L U ADAM P A R A D O K S U : Kaybetmemiş oldu
ğun şeye hala sahipsin. Ancak boynuzlarını kaybetmemişsin : Öy
leyse hala boynuzlara sahipsin.
Eubulides bu paradoksları ile Megara felsefesinin bazı savları
nı aydınlatmaya çalışmıştır. Bu yüzden bu paradoksları tamamen
amaçsız ürettiğini sanmak son derece yanlış olur. Bu dört paradok
sun her birinde işlenen asıl düşünceler şunlardır : Birinci tip pa
radokslar, bir ifadenin doğruluğuna veya yanlışlığına dair birşey
söylemeye kalkışmanın anlamsızlığını gösterir. İkinci tip paradoks
lar, 'tanıma' ''bilme' terimlerinin farklı kullanımlarından doğan so
runları gösterir. Ayrıca, 'X ve Y özdeşse, X'in doğruluğu için söylenebilen ş e y Y için de söylenebilir' türünden bir önermenin uygun
luğuna ilişkin görüşler öne sürer. Üçüncü tip paradokslar, insan
ların bazı ortak tanımlamalarının esasen belirsiz olduğunu dile geti
rir. Dördüncü tip paradokslara göre, eğer bir ifade (örn. boynuzlarını
kaybetmişsin gibi) önceden bir varsayı belirtiyorsa (yani, vaktiyle
boynuzların vardı), bu ifade ya aynı olasılığı kabul etmekle sınırlı
bir şekilde olumsuzlanabilir ya da bu, önceden yapılan varsayının
kabulü olmaksızın sınırsız bir şekilde olumsuzlanabilir .
8
Diogenes Daertios, Eubulides'in Aristoteles'e tamamen zıt bir
düşünür olduğunu ve geniş çapta ona karşı çıktığını söyler. Bunun,
Megaralılar ve Peripatetikler arasında bir düşmanhğı başlatıp baş
latmadığı bilinmiyor, ama şu bir gerçektir ki bu tartışmalar Stoa
mantığı ile de uzun yıllar sürmüş ve mantığın gelişimine olumsuz
etkilerde bulunmuştur, Çünkü her ne kadar Aristotelesci ve Stoacı
6
K n e a l e , W . , The
Development
of Logic,
S. 114.
F e l s e f e A r . P . 19
290
teoriler gerçekte birbirlerinin tamamlayıcısı olsalar da, felsefe tari
hinde hep iki alternatif olarak ele alınmışlardır'.
Megara mantığının Stoa Okuluna etkisi Khrysippos ile daha da
güçlendi. B u düşünürün çalışmaları sayesinde Stoa doktrinleri bîr
kalıcılık kazandı. Khrysippos için şöyle söylenir: «Khrysippos ol
masaydı, Stoa da olmazdı.» . Khrysippos'ıın özellikle dialektik ko
nusundaki çalışmaları sonraki Stoifclerin hayranlığını kazandı ve
Geç antikçağm başka yazarları tarafından tartışma konusu yapıldı.
Diogenes Laertios, Khrysippos hakkındaki bir deyişi bize şöyle ak
tarır: «Tanrılar arasmda dialektik olsaydı, bu, Khrysippos'unkinden farklı birşey olmazdı.» . Bu deyiş Khrysippos'un sistemine,
Aristotelesin sisteminden farklı olarak bakıldığını gösterir. İsken
deriyeli Klement, şairler aras (...truncated)