CERRAHİ BİLİMLER / SURGICAL SCIENCES
Derleme / Review
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Mecmuası 2005; 58:90-95
Nöroşirürji hastalarında antikoagülan tedavi
Anticogulan therapy for neurosurgical patients
Zafer Aydın1, Tolga Oğuz1, Erdal Reşit Yılmaz1, Meltem Kurt Yüksel2, Habibullah Dolgun3,
Nihat Egemen1
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroşirürji
Anabilim Dalı
2
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı
3
Etlik S.S.K. Hastanesi, Nöroşirürji Kliniği
1
Antikoagülan tedavi nöroşirürji disiplininde uzun süreden beri önemini koruyan bir tartışmadır.
Nöroşirürji pratiğinde tromboembolik problemler sık görülmesine karşılık tedavi konusunda bilgiler halen tartışmalıdır. Nöroşirürji hastaları açısından antikoagülan tedavi; kanama komplikasyonları, non hemorajik fakat hayatı tehdit eden nörolojik problemlerde veya sadece elektif cerrahi
uygulanan hastalarda önem taşımaktadır. Antikoagülan tedavinin erken dönemde başlatılması;
hemorajik komplikasyonlara, geç başlanılması ise tromboembolik olaylara yol açarak nöroşirürji
hastalarına yaklaşımda ciddi problemlere neden olabilmektedir. Nöroşirürjide antikoagülan tedaviye ne zaman başlanılacağı ve ne zaman güvenli olarak sonlandırılabileceği iki önemli sorun
olarak karşımıza çıkmaktadır. Mortalite ve morbiditenin azaltılmasında; tromboembolizme neden
olan hiperkoagülobilite durumlarının bilinmesi, risk faktörü taşıyan hastaların belirlenmesi ve
uygun tedavi rejimlerinin başlanması önemli rol oynamaktadır. Bu çalışmada nöroşirürji yoğun
bakım ünitelerinde antikoagülan tedavi uygulaması gözden geçirilmiştir.
Anahtar kelimeler: Antikoagülan tedavi, Nöroşirürji, yoğun bakım, Pulmoner emboli, Tromboemboli.
Anticoagulant therapy is a very important subject in neurosurgey. Although tromboembolic complications are frequently seen in neurosurgical practice, there is not an exact opinion about the
treatment. The significance of anticoagulant therapy is known in nonhemoraghical neurological
problems, bleeding complications and in elective operations. Early administration of anticoagulant therapy can lead to hemorrhagical and late administration of anticoagulant therapy can lead
to thromboembolic complications and these situations cause serious problems in neurosurgical
patients. Two major problems are the confident and safe administration and ceasing time of the
anticoagulan therapy. It’s imperative to know hypercoagulability states and to identify patients
having risks and to decide appropriate medical treatment systems. In this study, we reviewed the
anticoagulan therapy in neurosurgery intensive care units.
Key words: Indication of anticoagulant therapy, Neurosurgery care unit, pulmonary embolius,
thromboemboly.
Geliş tarihi: 06.09.2004 • Kabul tarihi: 25.01.2005
Yazışma adresi
Zafer Aydın
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroşiürji Anabilim Dalı, Ankara
Tel
: (312) 3103333 /2934
Faks
: (312) 309 4340
E-mail
:zaydı
[email protected]
90
1934 yılında Hamoni, derin ven trombozu ile pulmoner emboli arasındaki
ilişkiyi tanımlamıştır ve bu tarihten sonra tromboembolinin ciddi bir sorun olduğu daha iyi anlaşılmıştır.
Tromboemboli ile ilgili problemler (derin ven trombozu, pulmoner emboli)
nöroşirürji yoğun bakımını da ilgilendirmesine rağmen bu konuda yapılan yayınlar ve araştırmalar oldukça kısıtlıdır (1,2,3,4).
Venöz tromboembolizm (VTE) majör sağlık problemlerinden birisidir,
ABDde yılda 201.000 yeni olgu görülmektedir (1). Bu hastaların %25’i venöz
tromboembolizm saptanmasından sonraki bir haftada kaybedilirken, %21’inde
ölüm tanıya zaman bırakmayacak şekilde hızlı olmaktadır (2). Artmış profilaksi rejimlerine rağmen venöz tromboembolism insidansı 1979 yılından bu yana
1/1000 olacak şekilde sabittir (1). Derin ven trombozu profilaksisi verilmeyen ve
nöroşirürjikal operasyon yapılan hastalarda DVT prevelansı %24’dür (3).
Journal of Ankara University Faculty of Medicine 2005; 58(2)
Venöz tromboembolizm etyolojisinde 1869 yılında
Virchow’un tanımladığı teori halen geçerlidir.Buna göre
VTE oluşmasında üç temel faktör mevcuttur: staz, damar
duvarı hasarı ve hiperkoagulabilite. Bunlardan birinin bulunması VTE riskini arttırmaya yeterlidir.
Pıhtılaşma mekanizmasına bakacak olursak; trombositler normal hemostaz mekanizmasında ilk basamağı oluştururlar. Endotel hasarının bulunduğu durumlarda aktive
olurlar; adezyon ve agregasyon yetenekleri hemostaza yardımcı olmaktadırlar (5,6,7,8).
Beyin, normalde vücudun en fazla doku tromboplastini
içeren organıdır. İntrakranial cerrahi veya travma sırasında
tromboplastin salınımı en üst seviyededir. Bu nedenle nöroşirürjide postoperatif dönemde venöz tromboz gelişimi
nöroşirürjiyenler için günümüzde giderek önemli bir konu
haline gelmektedir (9).
Yoğun bakım ünitesinde hemostazın laboratuvar
olarak değerlendirilmesi
Nöroşirurji yoğun bakımı ünitelerinde yatan hastaların
kanama problemi olsun ya da olmasın sık aralıklarla koagülasyon profilinin izlenmesi esastır.
Hemostaza ait patolojilerin değerlendirilmesinde laboratuvar tetkikleri ön plandadır. Bunlar;
a. Trombositler ve fonksiyonlarına ait,
b. Koagülasyona ait, olmak üzere iki grupta ele alınmaktadır.
Trombositlere ait testler: kalitatif ve kantitatif değerlendirmeye yöneliktir.
Kantitatif değerlendirme de trombosit sayısı değerlendirilir.
Kalitatif değerlendirme kanama zamanı, pıhtılaşma zamanı, trombosit agregasyonu ile değerlendirilir.
Trombosit fonksiyonları ile ilgili olarak ayrıca ADP
nükleotidleri, serotonin salınımı, PF3 ve prostaglandin
kaskadının değerlendirilmesine ait ayrıntılı testler de mevcuttur.
Koagülasyona ait testler:
Koagülasyon Zamanı, PT (Quick), aPTT (active),
trombin zamanı (TT)
FDP (Fibrinojenin proteolitik fragmanları) ile değerlendirilir.
Bugün koagülasyon faktörlerinin (I, II, V, VII, VIII,
IX, X, XI, XII) ve plazmin düzeyinin RIA yöntemleriyle
tayini laboratuvar şartlarında mümkün olmaktadır.
Tromboembolide risk faktörleri
Klinik araştırmalar ve otopsi çalışmalarında hastanın
yaşı ile trombüs oluşum riskinin arttığı gösterilmiştir. Kalp
hastalıklarında derin ven trombozu riski 2-3 kat daha fazla
Zafer Aydın, Tolga Oğuz, Erdal Reşit Yılmaz ve ark.
Tablo 1. Venöz tromboembolizme yol açan hiperkoagubilite
durumları (10).
Primer
1. Faktör V Leiden gen mutasyonu
2. Protrombin gen 202101 mutasyonu
3. Protein C eksikliği
4. Protein S eksikliği
5. Antitrombin III eksikliği
Sekonder
1. Staz (Postoperatif dönem, immobilizasyon)
2. Malignite
3. Nefrotik Sendrom
4. Östrojen kullanımı ya da gebelik
Primer ya da sekonder
1. Antifosfolipid antikor sendromu
2. Hiperhomosisteinemi
olarak bulunmuştur. Bu hastalarda trombüs alt ekstremite
venlerinden kaynaklanmaktadır.
Daha önce tromboemboli geçirmiş olan hastalarda
tromboemboli riskinin yine 2-3 kat fazla olduğu bildirilmektedir (8,9,11,12).
Derin ven trombozu ve pulmoner emboliye
yaklaşım
Derin ven trombozu (DVT)’nun tanısında; ekstremitede ödem, gerginlik, ısı artışı ve karşılaştırmalı ekstremite
çevresinin ölçümlerinde artış gibi bulguların tespit edilmesinden sonra tanı (...truncated)