TÜRKİYE’DE FİNANSAL SERBESTLEŞME DÖNEMİNİN MEVDUAT BANKALARI FON KAYNAK VE KULLANIMLARI ÜZERİNE ETKİSİ
Yayın Geliş Tarihi: 02.11.2017
Yayına Kabul Tarihi: 26.12.2017
Online Yayın Tarihi: 06.04.2018
http://dx.doi.org/10.16953/deusosbil.348811
Dokuz Eylül Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi
Cilt: 19, Sayı: 4, Yıl: 2017, Sayfa: 549-578
ISSN: 1302-3284
E-ISSN: 1308-0911
Araştırma Makalesi
TÜRKİYE’DE FİNANSAL SERBESTLEŞME DÖNEMİNİN MEVDUAT
BANKALARI FON KAYNAK VE KULLANIMLARI ÜZERİNE ETKİSİ
Nilgün ACAR BALAYLAR*
Öz
Finansal sektör ve makroekonomik koşullar birbirini karşılıklı etkileyerek
şekillenirler. Sağlam bir reel sektör için sağlam ve fonksiyonlarını yerine getiren bir
finansal sistem şarttır. Aynı şekilde reel sektörde ortaya çıkan sorunlar ödeme güçlükleri
aracılığı ile finansal sistemi zora sokabilir. Bu nedenle reel sektör ve finansal sektör
birlikte birbirini şekillendirir. Makroekonomik çerçeveyi belirleyen hükümetlerin
uyguladığı ekonomi politikaları iken makroekonomik ilişkilerin şekillendiği iklimi
belirleyen ise yasal ve kurumsal düzenlemelerdir. Bu nedenle bu çalışmada Türkiye’de
finansal sistemin en önemli unsuru olan mevduat bankalarında fon kaynak ve
kullanımlarındaki yapısal değişim 1980 sonrası dönem için yapısal ve makroekonomik
iklim çerçevesinde analiz edilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Finansal Serbestleşme, Banka Fon Kaynak ve Kullanımları.
Jel Kod: E44, F62, F41, G21
EFFECTS OF FINANCIAL LIBERALIZATION PERIOD IN TURKEY ON
DEPOSIT BANKS FUND SOURCES AND USES
Abstract
Financial sector and macro economic conditions are formed in a mutual
interaction. For a sound real sector durable and functioning financial system is a must.
Similarly problems in the real sector due to financial difficulty can cause problems for the
financial system. Therefore real sector and financial sector do form each other
simultaneously.
While it’s the government’s economical policies that set the
microeconomic framework, legal and institutional regulations set the climate that the
macroeconomic relations are formed. Therefore in this study the structural change after
1980s for flow of funds in the deposit banks, that are the key element of the financial system
in Turkey, will be analysed in the structural and macroeconomic climate.
Keywords: Financial Liberalization, Deposit Banks Fund Sources and Uses,
Jel Code: E44, F62, F41, G21
Doç. Dr., Dokuz Eylül Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İktisat Bölümü,
*
549
Acar Balaylar, N.
DEÜ SBE Dergisi, Cilt: 19, Sayı: 4
GİRİŞ
Bu çalışmanın amacı, 24 Ocak 1980 Kararları sonrasında Türkiye’de
finansal serbestleşmeye yönelik atılan adımların finansal sistemin en önemli unsuru
olan bankacılık sektöründe ortaya çıkan yapısal değişimin analizini yapmaktır.
Çalışmanın temel savı, finansal serbestleşme yaklaşımına göre gelişmekte olan
ülkelerde finansal serbestleşmenin tasarrufları artıracağı ve bu ülkelerin yabancı
sermayeye olan bağımlılıklarını ortadan kaldıracağı öngörüsünün, Türkiye
ekonomisi için geçersiz olduğudur. Finansal sistemin serbestleşmesi yönünde
alınan kararların beklendiği şekilde etki yaratabilmesi için ekonomide
makroekonomik istikrarın sağlanmış olması gerekir. Makroekonomik istikrarla
beraber serbestleşme sonrasında finansal sistemin karşı karşıya kalacağı yeni
risklere karşı düzenleme ve denetim de devreye sokulmalıdır.
Çalışmada birinci bölümde finansal serbestleşme hipotezinin gelişmekte
olan ülkelere yönelik kurgusu ele alındıktan sonra, ikinci bölümde Türkiye
ekonomisinde 1980 sonrasında finansal serbestleşmeye yönelik alınan kararlar ve
bu kararların gerek ekonomik yapıda gerekse bankacılık sektöründe yarattığı
etkiler analiz edilmiştir. Türkiye’de finansal serbestleşme sonrasında
makroekonomik yapıda ve bankacılık sektöründe ortaya çıkan değişimi 2000 krizi
öncesi ve sonrası şeklinde iki farklı dönemde incelemek daha doğru olacaktır. Bu
bağlamda, 2000 yılı öncesi ve sonrası dönemi için ayrı ayrı makroekonomik
değişkenler yardımıyla mevduat bankalarının içinde bulundukları makroekonomik
çerçeve ortaya konulmaya çalışılmıştır. Yine mevduat bankalarının fon kaynak ve
kullanımlarının söz konusu dönemde gerek iç gerekse dış koşullara bağlı olarak ne
yönde değiştiği irdelenmiştir.
Çalışma, finansal serbestleşme sonrası Türkiye ekonomisi ve bankacılık
sektörünün yapısal dönüşümüne yönelik genel bir değerlendirme ve politika
önerileri ile sonuçlanmaktadır. Bu bağlamda çalışmadan beklenen temel katkı;
finansal serbestleşmenin makroekonomik istikrarın sağlanmasına yönelik ekonomi
politikaları, yapısal denetim ve düzenleme uygulamaları ve ülkenin gerçeklerine
uygun bir döviz kuru politikası ile desteklenmedikçe beklendiği gibi finansal
sistemi büyüterek yabancı kaynak bağımlılığını azaltmaktan ziyade, kaynak
bağımlılığının devamlılığını sağlayan temel mekanizmalara sahip olduğunun ortaya
konulmasıdır.
FİNANSAL SERBESTLEŞME
İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde uygulanan finansal baskı stratejisi
sermaye dağılımında verimsizliğe, finansal aracılık faaliyetlerinde ise zayıflamaya
yol açmıştır. 1980'li yılların başında ve ağırlıklı olarak 1990'lı yıllarda ülkeler
arasında sermaye hareketlerine yönelik serbestleşme ve buna bağlı olarak özel
sermaye hareketlerinde belirgin bir artış ortaya çıkmıştır. Bu süreç gelişmiş
ülkelerde başlamış ve gelişmekte olan ülkelerde de kabul görmüştür (Santana ve
550
Türkiye’de Finansal Serbestleşme…
DEU Journal of GSSS, Vol: 19, Issue: 4
Garcia, 2004: 2). Bir grup gelişmekte olan ülke kademeli olarak finansal
serbestleşmeyi kabul ederek hızla küreselleşen ve yükselen pazar ekonomileri
olarak bilinen ülkeleri oluşturmuştur. Bu ülkeler finansal serbestleşme öncesi
döneme göre daha yüksek büyüme hızlarına ulaşmışlardır (Das, 2004: 870).
Finansal serbestleşme düşüncesinin temelinde tasarruf fazlası olan
ülkelerden tasarruf açığı olan ülkelere kaynak aktarılması ve böylece kaynak
dağılımında etkinliğin sağlanması fikri yatmaktadır. Tasarruflar istikrarlı ve
sürdürülebilir bir ekonomik büyüme için yatırımların kaynağıdır. Türkiye ve
benzeri gelişmekte olan ülkelerde gelir düzeyinin düşük olması tasarruf
yetersizliğine ve dolayısıyla düşük yatırımlara yol açmaktadır. Düşük yatırımların
yanı sıra yüksek nüfus artışı kişi başına düşen gelir düzeyinde istenilen artışın
sağlanmasını engellemekte ve bu süreç yine tasarrufların düşük kalmasına yol
açmaktadır.
Gelişmekte olan ülkelerin içinde bulunduğu kısır döngüden çıkış için
çözüm yolu olarak bu ülkelerin dış kaynakları ülkelerine çekmeleri bunun içinde
finansal sistemi serbestleştiren uygulamalara ihtiyaç olduğu görüşü ortaya
atılmıştır.
Finansal serbestleşme; hükümetlerin dış tasarrufları kendi ülkelerine
çekmek için finans sistemi üzerindeki denetim ve kısıtlamaları kaldırdığı ya da
önemli ölçüde azalttığı deregülasyon uygulamaları olarak tanımlanmakta ve
ekonomilerin uluslararası sermaye akımlarına açılma süreci olarak ifade
edilmektedir (Flora-Dymski, 2007: 1270). Finansal serbestleşme genel olarak
ekonomide devletin doğrudan müdahalelerinin azaltılması yönündeki eğilimin
genişletilmesi olarak nitelenebilir.
McKinno (...truncated)