Tip 2 diabetes mellitusta insülin tedavisi
Journal of Experimental and Clinical Medicine
Deneysel ve Klinik Tıp Dergisi
Derleme / Review
doi: 10.5835/jecm.omu.29.s1.009
Tip 2 diabetes mellitusta insülin tedavisi
Insulin treatment in type 2 diabetes mellitus
Hulusi Atmaca*
Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı, Samsun, Türkiye
MAKALE BİLGİLERİ
ÖZET
Makale geçmişi
Geliş
13 / 01 / 2011
Kabul
15 / 02 / 2011
*Yazışma Adresi:
Hulusi Atmaca
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi
Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları
Bilim Dalı\ Samsun, Türkiye
E-posta:
Anahtar Kelimeler:
Tip 2 Diyabet
İnsan insülinleri
Analog insülinler
Bazal insülin
Bolus insülin
Bifazik insülin
İnsülin, tip 2 diyabetteki hiperglisemi tedavisinde mevcut tedaviler içerisinde en etkili
olanıdır. Uygun şekilde kullanıldığında, artmış HbA1C’yi arzulanan hedefe düşürebilir.
Tüm tip 1 diyabetiklere insulin tedavisi gerekli iken, tip 2 diyabetiklerde insulin tedavisinin nasıl olacağı veya ne zaman başlanacağı konusu o kadar açık değildir. Belirgin
kilo kaybı, ciddi hiperglisemi veya ketosis durumlarında insulin hemen başlanmalıdır.
Bu durumların dışında, insulin dışındaki tedavilerle veya bir veya daha fazla non-insülin
ajanlarla glisemik hedeflere ulaşılamıyorsa insülin tedavisi eklenmelidir. Glukoz kontrolü
sağlandıktan ve semptomlar düzeldikten sonra insulin tedavisi kesilebilir veya devam
edilebilir. Burada kısaca tip 2 diyabette insulin tedavisi gözden geçirilecektir.
Keywords:
Type 2 Diabetes
Human insulins
Analoque insulins
Basal insulin
Bolus insulin
Biphasic insulin
J. Exp. Clin. Med., 2012;29:S44-S48
ABSTRACT
Insulin is the most effective available medication for treating hyperglycemia in type 2 diabetes. If appropriately used, it can decrease any level of elevated HbA1C to, or close to,
the desired goal. Whereas insulin therapy is required in all patients with type 1 diabetes,
the decision of how and when to start insulin in type 2 diabetes is not as straightforward.
Insulin usually should be started immediately in patients with marked weight loss, severe
hyperglycemia, or ketosis. In the absence of these features, insulin should be added when
glycemic goals are not met with one or more non-insulin agents, or when glycemic goals
are unlikely to be achieved with non-insulin therapy. After the glucose is controlled and
symptoms are relieved, it may be possible to withdraw the insulin or to be continued.
Here, insulin therapy in patients with type 2 diabetes will be briefly reviewed.
J. Exp. Clin. Med., 2012; 29:S44-S48
© 2012 OMU
İnsülinin 1920’li yılların başlarında izole edilerek
klinik kullanıma sunulması, diabetes mellitus (DM) tedavisinde devrim olmuştur. Günümüzde tüm tip 1 DM’li
hastalarda ve tip 2 DM’li hastaların çoğunda insülin tedavisi gerekmektedir (Skyeler, 2004). Komplikasyonların
azaltılmasında glisemik kontrolün önemi tip 1 diyabette
kanıtlanmıştır (DCCT Research Group, 1993; Nathan
ve ark., 2005). Aynı şekilde, UKPDS (United Kingdom
Prospective Diabetes Study) çalışmasında da tip 2 diyabette sıkı glisemik kontrolle mikrovasküler komplikasyonlarda benzer azalma sağlandığı, uzun vadede de
makrovasküler komplikasyonlarda azalma olduğu ortaya konmuştur (UKPDS Group, 1998). UKPDS sonuçları
göz önüne alındığında, tip 2 diyabette normogliseminin
sağlanması hedef olmalıdır.
Diyabet tedavisinde kullanılan insülin preparatları
İnsülin uzun yıllar boyunca antijenik özellikler içeren ve
alerjik yan etkisi olabilen sığır ve domuz pankreasından elde
edilmiştir. Günümüzde insülinler rekombinant DNA teknolojisi ile üretilmektedir. Orijinal insan insülini ile aynı aminoasit zincirine sahip olduklarından “insan insülini” olarak
adlandırılmaktadırlar (Skyeler, 2004). Bunlar kısa etkili (regüler insülin) ve orta etkili (NPH: nötral protamin Hagedron)
insülinlerdir. Aminoasit zincirinde yapılan değişikliklerle
değişik farmakolojik özelliklere sahip insülinler üretilmiştir.
Etki süreleri ve etkilerinin başlama süresi insan insülinlerine göre farklılık gösteren bu insülinlere “analog insülinler”
denir. Hızlı etkili insülin analogları lispro, aspart ve glulisindir. Uzun etkili insülin analogları ise glargin ve detemirdir (Skyeler, 2004; İmamoğlu ve Ersoy, 2009; McCulloch ce
Deneysel ve Klinik Tıp Dergisi - Journal of Experimental and Clinical Medicine 29 (2012) S44-S48
Nathan, 2010). Ayrıca kısa veya hızlı etkili insülinlerin orta
etkili insülinlerle oluşturulan hazır kombinasyonları (hazır
karışım insülinler) da mevcuttur. Bunlar kısa etkili regüler
insan insülini ve NPH karışımı, hızlı etkili lispro ve orta etkili
nötral protamin lispro (NPL) karışımı ve hızlı etkili aspart
ve orta etkili nötral protamin aspart (NPA) karışımıdır (İmamoğlu ve Ersoy, 2009). Karışım insülinler hasta tarafından da
hazırlanabilir. Ancak glargin ve detemir insülinleri hızlı etkili
insülinlerle aynı şırıngada karıştırılamaz (McCulloch ve Nathan, 2010). Tablo 1’de ülkemizde mevcut olan insülinler ve
özellikleri yer almaktadır.
İnsan insülinleri ile analog insülinlerin karşılaştırılması
İnsan insülinleri pik ve etki süreleri, bazal insülinemi
ve öğün sonrası hiperinsülinemisi açısından fizyolojik insülin salınımını taklit etmekten uzaktırlar. Bu nedenle analog insülinler geliştirilmiştir. Hızlı etkili insülinlerin (lispro,
aspart, glulisin) etkisi hemen ve hızlı başlar ve bu nedenle
öğün öncesi yapıldıklarında öğün sonrası glikoz yükselişini
önlemeye yeterli olabilirler. Glargin ve detemir insülin yapıldığında kanda pik etkiye yol açmadan daha uzun etki süreleri
ile bazal insülinemi sağlarlar. Böylece hızlı etkili insülinlerin
kısa etkili olarak bilinen regüler insüline göre etkileri daha
erken başlar ve daha erken biter. Bu özellik geç postprandial
dönemde hipoglisemi riskinin azalmasına yol açar. Uzun etkili analogların pik etkisinin olmaması bazal insülin olarak
NPH’ya tercih edilmelerini sağlar. Çünkü pik etki artmış hipoglisemi riski ile beraberdir. Glargin ile detemir mukayese
edildiğinde detemirin etki süresi glargine göre daha kısadır
(nadiren 24 saate kadar uzayan) ve NPH kadar olmasa da pik
etkisi vardır (McCulloch ve ark., 2011).
Tip 2 diyabette insülin kullanma gerekçesi
Sağlıklı bir bireyde insülin pulsatil olarak salgılanır. Pulslar bazal ve öğünlere cevap olarak iki şekilde cereyan eder.
Bazal insülin salınımı günlük insülin üretiminin yaklaşık
%50’sini oluşturur. Geri kalan insülini prandial (öğünlerle
stimüle olan) insülin oluşturur (McCulloch ve Nathan, 2010).
Tip 2 diyabette her ne kadar insülin direnci önemli patojenik
bir öge ise de insülin sekresyon defekti ilave olmadıkça kişide aşikar diyabet gelişmez. Yani tip 1 diyabet kadar olmasa
da pankreas beta hücre defekti gelişir. Zamanla beta hücre
fonksiyon bozukluğu progressif olarak ilerler ve tip 1 diyabete benzer şekilde insülin eksikliği ana defekti oluşturur. tip 1
diyabetten farklı olarak bu progresyon çok tedricidir ve yıllar
içinde gerçekleşir.
Özetle; tip 2 diyabet hastalarında insülinin hem salgılanması hem de etkisi bozulm (...truncated)