İngiliz Arşiv Belgelerinde Arap İsyanı
q
İngiliz Arşiv Belgelerinde Arap İsyanı
İsmail Köse
İstanbul, Kronik Kitap, Şubat 2018, 451 sayfa, ISBN:978-975-2430-35-8.
Ahmet Cengiz KARAGÖZ ∗
Gerçek kişilerle temsil edilen devlet hafızası; hale ve geleceğe tercüman ve üzerine inşa edildiği halkın
hafızasından bir cüzdür. Geçmişinden soyutlanan halk; toplumsal, devlet ise kurumsal hafızasını
kaybeder. Toplumsal travmalar yaşanmadıkça kaybedilen geri gelmez. Son on yıllarda Türkiye’de
cereyan eden olaylar esaslı bir uyarıcı oldu. İnsanlar okumaya, yazmaya, bilgiyi kullanmaya,
kaybettiklerini yerine koymaya başladı. İşte bu kitap; mevcut sürecin tabii ürünü, okuyanı sarsan, üzen
ve fakat hali ve geleceği tefsire yardımcı, ağırlıkla kurnaz düşmanın itiraflarından vücut bulan,
∗
Avukat, Em. Sb.,
Tarih Kritik, (4) 2 History Critique | Nisan/April 2018
56
doğrulanmış terkipli, sadece milli değil aynı zamanda bölgesel çarpıtılmışlıklara şifa milletlerarası bir
hafıza hapıdır.
Arap yarımadasını da içine alan Ortadoğu’daki temel sorun; çatışma üreten mümbit sosyolojik ve
psikolojik ortamda, stratejik ulaşım yolları ve üzerindeki zengin petrol yatakları ile cezbeden
coğrafyada Siyonistler ile menfaat ortaklığı temelinde kurulmuş, halefi ABD olan, tarihi İngiliz
sömürge düzenidir. Para ve silah ile edindikleri yerli işbirlikçilerini denetim altında tutan bu iki devlet
aynı zamanda bölgedeki tüm dengesiz siyasi yapılanmaların, savaşların, terörist teşkilatlar ve
faaliyetlerin baş senaristleri, derindeki ana müsebbipleridir. Dün devşirdikleri ve kitabın konusu olan
Arap işbirlikçilerine, bugün bir de tarihten hiç ders almamış bir kısım Kürt işbirlikçilerini de ilave
edebilmişlerdir. İşbirlikçiliğin unsurları; siyasi gelecek vaatleri, para ve silah desteği, ayaklanmalar ve
savaş, işbirlikçiliğinin neticeleri ise; denetim altında, kaynaklarını silahlanma ile heba eden çatışma
potansiyelli devletimsiler ve bunların; siyasi, sosyal, ekonomik, bilim ve teknolojik gelişimi
engellenmiş, sadece kaynak tüketen halklarıdır. Bu kitapla yazar; bu sömürge düzenini belgeleriyle
başarılı bir şekilde örneklendirmekte, toplumsal ve kurumsal hafızanın eksilmiş tuğlalarını yerine
koymaktadır.
Kitap; önsöz, giriş, dört bölüm, değerlendirme, kaynakça ve indeksten oluşmaktadır. Dört bölümün
başlıkları sırasıyla; Mısır’ın işgalinden (1882) sonra İngiliz hükümetinin Filistin ve Hicaz politikası,
İngilizler ve Şerif Hüseyin, isyan, isyanın ikinci yılı ve sonrasıdır.
Önsöz ve Giriş; Arap bölgeleri dahil kaybettiği topraklarda Devlet-i Aliyye’nin hakimiyetini
zayıflatan sebepleri, kurduğu düzenin zafiyetlerini, diğer devletlerin özellikle İngiltere’nin otorite
boşluklarından sızarak yerli işbirlikçilerle nasıl fiili hakimiyet alanları yarattığını, Arap isyanının
neden Hicaz’dan başlatıldığını ve kitabın amacını açıklayan bir kitap özeti mahiyetindedir.
Mısır’ın işgalinden (1882) sonra İngiliz hükümetinin Filistin ve Hicaz politikası bölümü; Mısır
üssünden hareketle Arabistan yarımadasını sömürgeleştirip bir taraftan Hindistan deniz yolunun
güvenliğini sağlamak diğer taraftan da petrol alanlarını denetimine almak isteyen ve fakat hazinesi
borç içindeki İngiltere ile Filistin’de ulusal yurt arayışındaki sermayedar Siyonistlerin
Balfour
Deklarasyonu ile somutlaşan çıkar birlikteliğini ve İsrail Devleti’nin kuruluşuna giden süreci, kısaca
Arap Yarımadasını Arap isyanları ile sömürgeleştiren temel oyunu açıklamaktadır.
İngilizler ve Şerif Hüseyin başlıklı, kitabın en kapsamlı ve ayrıntılı bölümünde ise yazar;
-Osmanlı Devleti’nin Hicaz’da kurduğu idari düzeni,
-Şerif Hüseyin ve oğullarının; kişilik özelliklerini, İngilizlerle isyan pazarlığı ile ilgili
mektuplaşmalarını, isyan hazırlıklarını, yazarın tiyatro diye isimlendirdiği; ortamı isyana hazırlayan
tahrik amaçlı ve İstanbul, Şam ve Hicaz’daki Osmanlı Devlet ricalini son dakikaya kadar asilerin
gerçek niyeti hakkında aldatan tertiplerini, Osmanlı Ordusu karargahlarındaki casusluk faaliyetlerini,
elde ettikleri hassas bilgileri İngilizlere pazarlamalarını,
Tarih Kritik, (4) 2 History Critique | Nisan/April 2018
57
-Türk ordusundaki istihbarat ve karşı istihbarat zafiyetini, Şerif Hüseyin’in IV. Ordu Komutanı Cemal
Paşa ve Hicaz Valisi Galip Paşa’yı kullanarak isyanı fark, istihbar ve ihbar edenleri itibarsızlaştırıp saf
dışı bırakmasını, bu sebeple isyan ile ilgili istihbarat akışını durmasını ve nihayetinde ordunun isyana
hazırlıksız yakalanmasını anlatmaktadır.
İsyan bölümünde; isyanın çıkışı ve başarısına etki eden siyasi, sosyolojik ve psikolojik temeller,
İngilizlerin; Hünkâr İskelesi Anlaşması(1833) sonrasında Arap yarımadasına artan ilgisi ve keşifleri
yedi sayfada özetlenmekte, sonra isyan öncesinde Mekke’deki durumdan başlayarak isyan ve Hicaz’ın
Medine hariç Şerif Hüseyin’in denetimi altına girmesi anlatılmaktadır.
İsyanın ikinci yılı ve sonrası bölümü Londra’daki; ‘Filistin’de Yahudi ulusal yurdu’ taahhüdü
kapsamında Siyonistleri önceleyen buna karşılık işbirlikçi Şerif Hüseyin ve oğullarını Arap isyanına
zarar vermeyecek şekil ve zamanda kullanımdan kaldırılması politikaları benimseyen
kabine
değişikliğini başlangıç olarak almıştır. Tabiidir ki bu bölüm; Medine’nin Şam ile bağlantısı kesilip,
isyanın Filistin ve Şam istikametinde, İngiliz birliklerinin harekatını kolaylaştıracak şekilde kuzeye
yayılması, Filistin ve Şam’ın ele geçirilmesi ve Mondros Mütarekesinin imzalanması sonrasında da
halen devam eden Medine müdafaasının sona ermesi konularına tahsis edilmiştir.
Değerlendirme en sondaki altı sayfadadır ve Arap isyanının başarıya ulaşmasının genel ve özel
sebeplerinden ve kullanılıp, Kıbrıs’ta ikamete mecbur edilen Hüseyin’in akıbetinden bahsetmektedir.
Yazarın çok geniş ve güncel kaynaklardan faydalanarak yazdığı; zarfında bazı maddi hataları ve
tekrarları ve fakat mazrufunda çok değerli bilgileri ve değerlendirmeleri bulacağınız bu kitap
hakkındaki katkı kabilinden düşüncelerimizi ifade etmek gerekirse, çatısının; üçüncü yetkin bir kişi
tarafından yazılan bir önsöz, amacı da açıklayan kısa bir giriş, Arap yarımadasının coğrafyası, Arap
halkının sosyolojik ve psikolojik durumu, önemli şahsiyetlerin- isyana müessir- biyografileri, İsyanın
kronolojik özeti, isyanı hazırlayan vakalar ve isyan (1833 Hünkar iskelesi anlaşmasından Mısırın
işgaline kadar olan dönem, Mısırın işgalinden isyanın başlangıcına kadar olan dönem, Hicaz isyanı,
isyanın kuzeye yayılması, Medine müdafaası gibi) ve değerlendirmeler, halkın hafızasına
nakşedilecek, kurumsal hafızayı
besleyecek hale ve geleceğe dair tercümeleri ihtiva eden sonuçlar
bölümü şeklinde kurulması halinde kitabın etkisinin artacağı mütalaa edilmektedir.
Tarihi kitaplarda sadece olanın vesikalarıyla anlatılması ve arkasından değerlendirilmesi alışılmış bir
durumdur.Nitekim kitapta yeri geldiğinde son derece gerçekçi değerlendirmeler yapılmıştır. Bu
konuda; Galip Paşa’nın Taif’i kuşatan asileri dağıtacak ve Mekke’ye intikal ederek isyanı bastıracak
gücü olmasına rağmen teslim olmasına, İngilizlerin ‘Türk Kaplanı’ ismini verdiği Fahret (...truncated)