Okçuluk ve Hat Sanatı
İNSAN VE TOPLUM BİLİMLERİ
ARAŞTIRMALARI DERGİSİ
Cilt / Vol: 7, Sayı/Issue: 3, 2018
Sayfa: 1642-1672
Received/Geliş: Accepted/Kabul:
[26-04-2018] – [08-08-2018]
Okçuluk ve Hat Sanatı
Fatih ÖZKAFA
Doç. Dr., Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi,İslam Tarihi ve Sanatları Bölümü
Assoc. Prof. Dr., Marmara University, Faculty of Theology
Department of Islamic History and Arts
Orcid ID: 0000-0002-2794-5421
Öz
İnsanlık tarihi kadar eski olan okçuluk, insanoğlunun hem avlanarak gıda ihtiyacını karşılaması
hem de düşmanlarıyla savaşarak güvenliğini sağlaması için gerekli bir meziyet olmuştur. Aynı
zamanda en önemli spor dallarından biri olarak günümüze kadar varlığını sürdürmüştür. Türk
kültüründeki önemine ilaveten İslam dininin de teşvik etmesiyle okçuluk, Türkler’in hayatında
vazgeçilmez bir konum elde etmiştir. En muteber İslam sanatlarından olan hat sanatıyla
okçuluk arasında çok yakın ilişkiler söz konusudur. Bilhassa Osmanlı hattatları arasında,
okçuluğuyla da tanınan isimlere sıkça rastlanır. Bunlardan bazıları hem hattatların reisi hem de
okçular şeyhi sıfatlarını haizdir. Ayrıca şehzadelerin eğitim sürecinde okçuluk en gözde spor,
hat sanatı da en yaygın sanat dalı olduğu için bazı padişahlar hem iyi bir okçu hem de iyi bir
hattat olarak tanınmışlardır. Okçulukla ilgili hat levhalarına sıkça rastlanmakla birlikte menzil
taşlarının kitabeleri de hat sanatı tarihi bakımından büyük öneme sahiptir. Bu çalışmada, iki
kadim spor ve sanat dalı olan okçuluk ve hat sanatı arasındaki ilişkiler ele alınacaktır.
Anahtar Kelimeler: Okçuluk, Hat Sanatı, Hattat, Sanat, Estetik.
Archery and the Art of Calligraphy
Abstract
As old as the history of humankind, archery has been an important skill for purposes of hunting
and warfare. Encouraged by Islam, archery has an indispensable place in Turkish culture. There
are very close relations between archery and the art of calligraphy, one of the most venerated
Islamic arts. Many Ottoman calligraphers were also well-known archers. Some of them even
hold the titles of the leader of archers and sheikh of calligraphers at the same time.
Furthermore, since shahzadas, heirs to the throne in were trained in the both as favorite
pastimes, some of the Ottoman Sultans are renowned as talented archers and masterly
calligraphers. There are numerous calligraphic works about archery, in addition to epigraphs
on archery milestones, which are of great significance in terms of history of calligraphy. The
present study discusses the relationship between archery and calligraphy as two ancient
occupations.
Keywords: Archery, The Art of Calligraphy, Calligrapher, Art, Aesthetics.
Okçuluk ve Hat Sanatı
Giriş
İnsanlık tarihinde ne zamandan itibaren yer edinmeye başladığı kesin olarak
bilinmemekle birlikte, silah olarak “ok”un en eski silahlardan, spor olarak
da okçuluğun en eski spor dallarından olduğunu söyleyebiliriz.
İnsanoğlunun günümüze kadarki mevcudiyetinde okçuluğun önemi
büyüktür. Sayısız insan topluluğu, avlanarak hayatlarını idame etme ve
kendilerini düşmanlarından koruyarak nesillerini sürdürme mücadelesini
ok sayesinde başarabilmiş iken birçok kavim de okların hedefi olarak tarih
sahnesinden çekilmiştir.
Selçuklu Emiri Tülû Bey’in 1200’lü yıllarda yazdırdığı “Hülâsa fi İlm-i
Remy” isimli kitapta yer alıp daha sonra birçok Osmanlı kavsnamesinde
kullanılmış olan rivayete göre; Yüce Allah, Hz. Âdem’i yaratıp Cennet’ten
dünyaya gönderdiğinde ona tarım ve ziraat yapmayı öğretti, O da tarlalarını
ekti, fakat tarlalarına kuşlar musallat olunca Allah’a şikâyette bulundu.
Cenab-ı Hakk bizzat Cebrail (a.s.)’i gönderdi ve Cebrail (a.s.), Hz. Âdem
(a.s.)’e ok ve yay yapıp atmayı öğretti (Bozkurt, 2007: 333).
Her meslekle ilgili bir peygamber olduğu gibi okçulukla ilgili peygamberin
Hz. İbrahim olduğu da rivayet edilmektedir. Ayanoğlu’nun İmam
Suyûtî’den naklettiğine göre “kavs-i Arabî”yi yani yayı ve oku Hz. İbrahim
icad etmiştir. Çocukları İsmail ve İshak için ayrı ayrı kavisler yapıp onlara
bunun nasıl kullanılacağını öğretmiştir (Ayanoğlu, 1974: 16). “Kavis” ya da
Arapça’daki telaffuzuyla “kavs” kelimesi “yay” anlamına gelmektedir
(Kubbealtı Lugatı II, 2016). Okçulukta kavis yerine “keman” kelimesi de
kullanılmaktadır. Ok karşılığında ise Arapça kökenli “sehm” kelimesi
Türkçe’de zaman zaman kullanılır. “Kaza okları” anlamında bir mazmun
olarak “sihâm-ı kaza” tabiri, divan edebiyatında da kullanılagelmiştir. Divan
şairi Nef’î’nin genellikle hiciv türündeki şiirlerini ihtiva eden “Sihâm-ı Kazâ
isimli bir eseri de mevcuttur.
Türkler ise Hz. Âdem’den sonra ilk defa ok yapıp atanın İsfendiyar isimli bir
Türk olduğuna inanırlardı. İbrahim Hakkı Konyalı, Arap yazar Nüveyri’nin
“Nihayetü’l-Ereb Fî Fünûni’l-Edep” isimli eserini kaynak göstererek bu
bilgiyi vermektedir (Kurt, 2017).
İnsanlık tarihi bakımından mühim olduğu kadar, İslâm dininin inkışafı
açısından da çok büyük önemi olan okçuluğa Kur’an-ı Kerim’de işaret
edilmiştir. Ayrıca Hz. Muhammed (s.a.v.) hem bizzat ok atmakla meşgul
olmuş hem de ashabını bu işe teşvik etmiştir. (Buharî, Mevâkit: 18; Müslim,
Mesâcid: 217).
Okçuluğun İslâm tarihindeki pîri olarak sahâbeden Sa’d b. Ebî Vakkas (r.a.)
kabul edilir. Sa’d b. Ebû Vakkas (r.a.), Uhud Gazvesi’nde attığı her oku
hedefine isabet ettirdiği için Peygamber Efendimiz (s.a.v.) atacağı okları ona
birer birer verirken, “anam babam sana feda olsun ey Sa’d, at!” diye iltifat
etmiştir (Buharî, Fezâilü Ashabi’n-Nebî: 15; Müslim, Fezâilü’s-Sahâbe: 4142).
“İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi”
“Journal of the Human and Social Sciences Researches”
ISSN: 2147-1185
[itobiad]
[1643]
Fatih ÖZKAFA
Aşağıda örnekleri verilecek olan muhtelif hat levhalarında bu sahabenin
ismi farklı şekillerde istiflenmiştir. Sa’d b. Ebî Vakkas (r.a.), Rasûlüllah
(s.a.v.)’ın “anam babam sana kurban olsun” dediği ender sahabelerdendir.
Aynı şekilde Zübeyr b. Avvam (r.a)’a da hitap edilmiştir ki; her ikisi de
Cennet’le müjdelenen (aşere-i mübeşşere) sahâbelerdendir.
Okçulukta en mahir sahâbelerden bir diğeri ise Hz. Ömer (r.a.)’dir. Okun
hedefini bulması ve tesirli olması için ucuna sivri demir koymayı Hz. Ömer
(r.a.) icad etmiştir. Sağ başparmağa takılan ve parmağın yaralanmasına
engel olan “şast” ya da “zihgir” denilen yüzüğün mûcidi de Ali b. Ebî Talib
(r.a.)’dir (Kânî Mustafa Bey, 2010: 30).
1. Okçulukla İlgili Âyet ve Hadisler
Kur’an-ı Kerim’de, Enfal Sûresi 17. Âyet’te atıcılık (ramy) ile ilişkili olarak
şöyle buyrulmaktadır:
“(Savaşta) onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü onları; attığın zaman
da sen atmadın, fakat Allah attı (onu). Ve bunu, müminleri güzel bir
imtihanla denemek için (yaptı). Şüphesiz Allah işitendir, bilendir.”
Bu âyet, esasen Bedir Savaşı ile ilgili olarak nazil olmuş bir âyettir. Burada,
insanlar savaş esnasında düşmanları tarafından öldürülmüş olsalar bile
esasında canı alanın Allah olduğu (ölüm meleğinin de Allah’ın emriyle
hareket ettiği) vurgulanmaktadır. Ayrıca, Allah yolunda cihad edenlerin
bizzat Allah tarafından destekleneceğine de (...truncated)