ANADOLU AHİLİĞİNİN TEŞEKKÜLÜNDE

Selçuklu Medeniyeti Araştırmaları Dergisi, Dec 2016

ÖZET Anadolu Ahiliğinin Türklere has bir kuruluş olduğu, konu ile uğraşan bütün araştırmacıların kabul ettiği bir husustur. [1] Menşei bakımından Türk kültür ve zevkinin eseri olmakla beraber İslam Dünyasındaki ‘’Fütüvvet’’ harekâtı ile beslenip geliştiği, Abbasi Halifesi en-Nasır li-Dinillah’ın kurduğu ‘’Fütüvvet Teşkilat’’ına bağlı olarak kurulduğu ve bir teşkilat haline geldiği de bir vakıadır. Tarih boyunca Ahi tüzük ve yönetmenliklerinin ‘’Fütüvvet-name’’ diye adlandırılması ve bu fütüvvet-namelerin Anadolu Ahiliğinin ortaya çıkmasından önce yazılan fütüvvet-namelerden, özellikle de 34.Abbasi Halifesi en-Nasır li-Dinillah’ın(1180 – 1225) Şeyh Şihabü’d-Din Ebu Hafs ’Ömer es-Sühreverdi ‘ye (632 – 1235) düzenlettirdiği fütüvvet-nameden kaynaklanması [2] bunu gösterir. Bu bakımdan Anadolu Ahi Teşkilatı’nın nasıl kurulduğunu ve nasıl bir siyasi, sosyal ve kültürel ortamda teşekkül ettiğini anlayabilmek için fütüvvet harekâtı ve tarihi gelişimi üzerinde bir nebze durmayı gerekli buluyoruz. [1] M.Fuat Köprülü’nün Ahilik ile ilgili çalışmalarından sonra Ahiliğin Türklere has bir Fütüvvet tarzı olduğu genel olarak kabul edilmiştir. Ayrıca Neş’et Çağatay da ‘’Bir Türk Kurumu Olan Ahilik’’ adlı eserinde bu hususu yeterince açıklamıştır. [2] Bir Türk Kurumu Olan Ahilik, s.28-48

Article PDF cannot be displayed. You can download it here:

http://dergipark.org.tr/download/article-file/218950

ANADOLU AHİLİĞİNİN TEŞEKKÜLÜNDE

ANADOLU AHİLİĞİNİN TEŞEKKÜLÜNDEKİ ROLÜ AÇISINDAN FÜTÜVVET HAREKETİ ve TARİHİ Futuwwa Movement and Historical Role in Formation of Anatolian Akhism Mikail Bayram1 Öz Anadolu Ahiliğinin Türklere has bir kuruluş olduğu, konu ile uğraşan bütün araştırmacıların kabul ettiği bir husustur. Menşei bakımından Türk kültür ve zevkinin eseri olmakla beraber, Abbasi Halifesi en-Nasır li-Dinillah’ın kurduğu ‘Fütüvvet Teşkilat’ına bağlı olarak kurulduğu ve bir teşkilat haline geldiği de bir vakıadır. Tarih boyunca Ahi tüzük ve yönetmenliklerinin ‘Fütüvvetnâme’ diye adlandırılması ve bu fütüvvetnâmelerin Anadolu Ahiliğinin ortaya çıkmasından önce yazılan fütüvvetnâmelerden, özellikle de 34. Abbasi Halifesi en-Nasır li-Dinillah’ın (1180–1225) Şeyh Şihabü’d-Din Ebu Hafs Ömer es-Sühreverdi’ye (632–1235) düzenlettirmesi bunu gösterir. Bu bakımdan Anadolu Ahi Teşkilatı’nın nasıl kurulduğunu ve nasıl bir siyasî, sosyal ve kültürel ortamda teşekkül ettiğini anlayabilmek için fütüvvet harekâtı ve tarihi gelişimi üzerinde bir nebze durmayı gerekli buluyoruz. Anahtar Kelimeler: Ahilik, Fütüvvet, Anadolu Summary The fact that the Anatolian Brotherhood (Akism) is an institution unique to Turks, a subject accepted by all researchers involved. Although the terms of the origin of the work of Turkish culture and pleasure, ıt is also a fact that the Abbasi Caliphate was founded 1 Prof. Dr. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Emekli Öğretim Üyesi Mikail Bayram and became an organization under the umbrella of the "Futuwwa Organization" established by the Nasir li-Dinillah. Throughout history, the Akism statutes and directives called 'Futuwwa-name' and these futuwwa-names written before the emergence of the Anatolian Akism, especially during the 34th Abbasid Caliphate en-Nasir li-Dinillah (1180-1225) with the help of the Sheikh Shihab'd-Din Ebu Hafs Ömer es-Suhreverdi (632- 1235) indicates this. In this respect, we find it necessary to stop a little bit on the operation of Futuwwa and its historical development in order to understand how the Anatolian Akism Organization is formed and how it is formed in a political, social and cultural environment. Keywords: Akhism, Futuwwa, Anatolia 1-Fütüvvet’in Tarifi Fütüvvet, mastar anlamında Arapça bir kelimedir. Cömert, yiğit, delikanlı, gözü pek gibi anlamlara gelen ‘feta’ (çoğulu fityan) kelimesinden türemiş olup; ahlaki ve insani üstün meziyetlerden olan kahramanlık, hak ve hukuka riayet etmek, fazilet icaplarını yerine getirmek, güzel huylu, feragat sahibi olmak ve gücüyle başkalarına yardıma koşmak, bağışlayıcı olmak ve nihayet Allah yolunda nefsini hakir tutmak gibi anlamlar taşır. Bu yüksek meziyetlere sahip olan ‘feta’ ideal insan tipidir. Her devirde ve her toplumda mahiyetleri farklı olmakla beraber bir kahramanlık ülküsü ve üstün insan olan kahraman düşüncesi mutlaka vardır. İslam’ı din olarak kabul eden milletlerdeki kahramanlık ülküsüne ‘fütüvvet’, bu ülküyü taşıyana da ‘feta’ denmiştir.2 Fakat tarih boyunca İslam dünyasında bu ideal insan anlayışının mahiyet değiştirdiği, yeni boyutlar kazandığı görülür. Tabii 2 M. Fuat Köprülü’nün Ahilik ile ilgili çalışmalarından sonra Ahiliğin Türklere has bir Fütüvvet tarzı olduğu genel olarak kabul edilmiştir. Ayrıca Neşet Çağatay da ‘’Bir Türk Kurumu Olan Ahilik’’ adlı eserinde bu hususu yeterince açıklamıştır. 52 Anadolu Ahiliğinin Teşekkülündeki Rolü Açısından Fütüvvet Hareketi bunda en önemli etken farklı kültürel ortamların doğması, siyasî şartların değişmesi, dinî anlayış ve düşüncedeki farklılaşmadır.3 2-Fütüvvetin Kısa Tarihçesi a- Birinci Devre Cahiliye çağı Arap toplumunda ‘feta’ hem cömert, misafirperver, yardımsever, hem de asalet ve şecaat sahibi yiğit kişiyi ifade ederdi. Şecaat ve sahavet gibi iki meziyeti bulunan bu üstün insan Arap toplumunda takdir edilen, saygı gören, övülen, dillere destan olan kişidir. Cahiliye çağı insanı, insanların veya çevresinin takdirini kazanmak ve şöhret sahibi olmak için cömertçe davranışlarda bulunurdu. Burada tabii şahsi menfaat sağlama gayreti gayedir. Bir ülkü söz konusu değildir. Kur’an-ı Kerim’de ‘feta’ kelimesi birkaç defa geçmekte, her defasında sadece yaş bakımından genç adamı ifade etmektedir. Fakat İslam’da da sahavet ve şecaat iki makbul meziyettedir. Cahiliye devrinde sahaveti ile ün yapmış olan Hatem et-Tai’nin bu meziyetinin Hz. Peygamber tarafından övülmesi, onu sahavet bakımından Müslümanlar tarafından örnek alınması gereken bir insan kılmıştır. Tarih boyunca fütüvvet mesleği için sahavet bakımından Hatem et-Tai, şecaat bakımından da Hz. Ali örnek gösterilmişlerdir. ‘La Feta İlla ‘Ali’(Yiğit ancak Ali’dir.) sözü darb-ı mesel haline gelmiştir. Şecaat ve sahavet İslam dininde iki üstün meziyet olarak kabul edilmiş olmakla beraber, İslam’ın ortaya koyduğu Arapça ‘İsâr’, Türkçe ’de ‘’diğerkâmlık’’ diyebileceğimiz bir başka ideal kahraman anlayışı vardır ki, Kur’an-ı Kerim’de İsâr sahibi kişi üstün insan tipi olarak gösterilir.4 Bu insan başkasını kendi nefsine tercih eden, korkusuz, güçlüklere göğüs geren, sabırlı, inancı bütün, Allah yoluna sıdk ile kendini adayan, yolunda seve seve canını veren, 53 3 Neşet Çağatay, Bir Türk Kurumu Olan Ahilik, Ankara 1974, s.28-48 4 Kur’ân-ı Kerim, 59/9. Mikail Bayram dünya hayatını hiçe sayan, her türlü gösteriş ve menfaat duygusundan uzak, sadece Allah rızasını gözeten kişidir. İlk Müslümanlar arasında bu vasıflara haiz ideal kahramanların sayısı gayet çoktur. Gerçekten bu anlamda üstün kahramanlıklar göstermişlerdir. Bu yüzden de Kur’an-ı Kerim’de onlar hakkında övgüler bulunmaktadır. İslam dininin ortaya koyduğu bu ideal kahramanlık anlayışı, cahiliye çağı insanının fütüvvet (yiğitlik) ruhu ile kaynaşması, ilk Müslümanlardaki cihat ruhu ve mücadele azminin doğmasını gerçekleştirmiştir. İlk Müslümanlardaki bu mücadele ruhu ve cihat aşkı 30-40 sene gibi kısa bir zamanda İspanya’dan Hindistan’a kadar olan ülkelerin fethi ve İslam’ın bu ülkelerde sür’atle yayılması sonucunu doğurmuştur. İlk Müslümanların bu kahramanlık anlayışının eseri olduğu kadar, cahiliye Araplarının mütehammil, sabırlı, ağır çöl şartlarının doğurduğu zorluklara karşı direnme azim ve iradesi, macera düşkünü olmalarının da payı büyüktür. Bu dönemde fütüvvet daha çok askeri ve idari bir mahiyet arz etmekte ve İslam’ın ilk iki asrına inhisar edilebilir. İslam öncesi Arap toplumunda sulh ve sükûnu korumayı, haksızlıkları önlemeyi gaye edinen ‘Hilfu’l-fuzul’ adıyla anılan bir teşkilatın (erdemli insanlar ittifakı) mevcut olduğu bilinmektedir. Toplumdaki itibarlı kişiler bu örgüte üye idiler.5 Hz. Peygamber’in de peygamber olmadan önce bu teşkilata katıldığı, peygamber olduktan sonra da teşkilatın faaliyetlerini övdüğü rivayet edilir.6 Şüphesiz toplumdaki haksızlıklarla mücadele etmek, sulh ve sükûnu muhafaza maksadıyla savaşmayı göze almak, yiğitlik ve fedakârlık isteyen bir iş, âlicenaplıktır. Bu bakımdan ‘Hilfu’l-fuzul’, fütüvvet (yiğitlik ve kahramanlık) duygusunun cahiliye çağında Hicaz bölgesinde bir teşkilat hüviyeti almış (...truncated)


This is a preview of a remote PDF: http://dergipark.org.tr/download/article-file/218950
Article home page: http://dergipark.org.tr/sema/issue/27099/252674

Mikail BAYRAM. ANADOLU AHİLİĞİNİN TEŞEKKÜLÜNDE, Selçuklu Medeniyeti Araştırmaları Dergisi, 2016, pp. 51-73,