Mehmet Tabakoğlu, XVI. yy.’da Tenkitçi Bir Mutasavvıf: Nureddinzade, Hayatı, Eserleri ve Tasavvuf Anlayışı, Emin Yay., Bursa, 2017, 437 S.
AKADEMİAR DERGİSİ
YIL: 2017 (ARALIK) - SAYI: 3 - s. 237-242
Mehmet TABAKOĞLU,
XVI. YY.’DA TENKİTÇİ BİR MUTASAVVIF:
NUREDDİNZADE, HAYATI, ESERLERİ VE TASAVVUF ANLAYIŞI,
Emin Yay., Bursa 2017, 437.
Arş.Gör.
HARUN ALKAN
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
238
HARUN ALKAN
Kitap, Prof. Dr. Ethem CEBECİOĞLU danışmanlığında 2016 yılında tamamlanan “Nureddinzade, Hayatı, Eserleri ve Tasavvuf Anlayışı” adlı doktora tezinin basılmış halidir. Çalışma Nûreddinzâde’nin
tasavvuf tarihindeki yeri ve önemini ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır. Tez giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Girişte kaynaklar değerlendirilmiş ve Nûreddinzâde’nin yaşadığı XVI. yy.’da
Osmanlı Devletinin siyaset, ilim, kültür, sanat, mimari, sosyal, ekonomik, dini ve tasavvufi durumu kısaca ele alınmıştır. Birinci bölümde Nûreddinzâde’nin hayatı, eserleri, tarikat silsilesi, mürit yetiştirme usûlu ve halifeleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde
Nûreddinzâde’nin, Bedreddin Simâvî’ye ait olan Vâridât adlı esere
yazdığı reddiye bağlamında, tasavvuf anlayışı ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Burada ahiret, haşir, ba’s, cennet, cehennem, melek, şeytan,
cin, Hz. İsa, kıyamet ve alametleri, Allah’ın iradesi, âlemin kıdemi,
YIL: 2017/ARALIK SAYI: 3
KİTAP TANITIMI
ibadet ve namaz gibi konular üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde Nûreddinzâde’nin, tasavvufun temel kavramlarından elli yedi tasavvuf kavramını yorumlama şekli işlenmiştir.
Girişte kaynakların tanıtımından sonra XVI. yy.’ın siyasi durumu
hakkında bilgiler verilmiştir. II. Bayezid, Yavuz, Kanuni ve II. Selim
dönemleri hakkında verilen bilgilerde en çok göze çarpan kısımların
Osmanlı-Safevî mücadelesi ve Anadolu’daki isyanlar olduğu görülmektedir. Dönemin ilim, kültür, sanat ve ekonomide ulaştığı zirveyi göstermeyi amaçlayan bölümlerin biraz uzun olduğu söylenebilir.
Dini ve tasavvufî durum başlığı altında, kuruluşunda Sünnî bir tarikat
olan Safevilik’in zamanla şiileşme süreci kısaca işlenmiştir. Safevîler’in
Kalenderî, Hurufî ve Işık tabir edilen grupları bünyesine katmaya çalışarak ve tasavvufu kullanarak Osmanlı’yı ele geçirme gayeleri özetlenmiştir. Buna karşılık Osmanlı’daki sünni tarikatların özellikle de
Halvetîlik’in Safevî propagandalarına karşı üstlendiği işlevden bahsedilmiştir.
Dini ve tasavvuf durum başlığında rastladığımız dikkat çeken bir
konu da idam edilen sufîler konusuyla alakalı olarak Hamza Balî’nin
idamında Nureddinzade’nin rolüdür. Yazar Nureddinzade’nin tasavvuf anlayışının temel unsurları olan şeriat-hakikat birliği, zahir-batın
uygunluğu ve keşfin şeriata uyması gerektiği gibi noktalardan hareketle, Hamza Bali’nin idamında etkin bir rol üstlenmiş olabileceğini dile getirmiştir. Yine burada Nureddinzade’nin şeyhi Sofyalı Balî
Efendi ve Nureddinzade’nin talebelerinden Aziz Mahmud Hüdayî’nin
tasavvuf anlayışlarının benzerlikleri yanında devlet adamlarıyla olan
yakın ilişkileri de göz önünde bulundurularak, aykırı ve ayrılıkçı tasavvuf anlayışları karşısında mezkûr üç mutasavvıfın İslam Tasavvufunu ve devletin bekâsını korumaya matuf girişimleri vurgulanmıştır.
Girişte dönemin siyasi, dini ve tasavvufi durumu genişçe ele alınmıştır
denebilir. Bunun da sebebi herhalde Nureddinzade’nin tasavvuf anlayışının, yaşadığı dönemin konjonktürüyle olan güçlü bir ilişkisinin ve
bağının var olduğu fikridir.
Birinci bölümde Nureddinzade’nin hayatı, eserleri, tarikat silsilesi
ve halifeleri ele alınmıştır. Hayatı hakkında ayrıntılı bilgiler bulunmamakla beraber buradan öğrendiğimize göre Nureddinzade Ebus-
YIL: 2017/ ARALIK SAYI: 3
239
240
HARUN ALKAN
suud, Sokullu ve Kanuni gibi devlet yöneticileri ve ulema kesimiyle
yakın ilişkiler kurmuştur. Bunun en somut örneği Kanuni’nin son
seferi Zigetvar fethine çıkarken Nureddinzade’nin Kanuni’ye yaptığı
telkinlerde kendini göstermektedir. Diğer taraftan Nureddinzade’nin
müritlerini ve halifelerini yetiştirirken zahir ilimleri okuttuğu ve
buna bağlı olarak sürekli şeriata bağlı kalmayı tavsiye ettiği anlaşılmaktadır. Yetiştirdiği halifelerinden bazılarının İstanbul’un selâtîn
camilerinde vaizlik görevinde bulundukları da yazar tarafından ayrıca vurgulanmıştır. Eserlerinin tanıtım bölümünden anlaşıldığı kadarıyla Nureddinzade’nin en önemli eserleri Konevî’nin Nusus’una
yazdığı şerh, Herevî’nin Menazilü’s-Sairin adlı eserine yazdığı şerh ve
Simavî’nin Vâridât’ına yazdığı reddiyedir. En çok nüshası olan eseri
ise Mirac risalesidir. Kayıp olan ve Nureddinzade’ye ait olmadığı halde ona nispet edilen bazı eserler hakkında da bilgiler verilmiştir.
İkinci bölümde Nureddinzade’nin tasavvuf anlayışı ortaya konurken Vâridât’a yazdığı reddiye bağlamında öncelikle Bedreddin
Simâvî’nin hayatı, siyasi, ilmî ve tasavvufî yönü hakkında bilgiler verilmiştir. Simâvî’nin idamıyla sonuçlanan isyan hadisesi ve idamından sonraki süreçte Simavîlikle ilgili değerlendirmeler yapılmıştır.
Bu kısımda Ebüssuud, Bali Efendi, Nureddinzade ve Aziz Mahmud
Hüdâyî’nin Simavîlerle ilgili görüşlerinin birbirine çok benzediğini
görmekteyiz. Bali Efendi ve Aziz Mahmud Hüdâyî’nin devlet adamlarına yazdıkları mektuplarda Simâvîler’e karşı sert tedbirler alınmasını
önerdikleri görülmektedir. Tasavvufta vâridât ve Simâvî’nin Vâridât’ı
hakkında verilen bilgilerden sonra Nureddinzade’nin Vâridât’a yaptığı eleştiriler işlenmiştir.
Nureddinzade bu eleştirilerini ehl-i sünnet kelam ve fıkhını temel
alarak yapmıştır. Tasavvuf anlayışının en önemli özellikleri Şii, Bâtınî
ve İbahî yönelimlere karşı tavır alarak gerçek tasavvufun ancak şeriatla beraber yaşanması gerektiğidir. Nureddinzade’nin tasavvuf anlayışında vahdet-i vücudun ayrı bir önemi vardır. Ona göre İbn Arabî
şeratın zahirine muhalif bir söz söylememiştir. Fakat Bedreddin ve
Vâridât’ına şerh yazan Molla Abdullah İlâhî ve Muhyiddin Yavsî, İbn
Arabî’yi anlamamış ve yanlış yorumlarla yanlış sonuçlara ulaşmışlardır.
Nureddinzade’nin Varidat ve şarihlerini eleştirdiği en önemli konular
YIL: 2017/ARALIK SAYI: 3
KİTAP TANITIMI
ahiret âlemi ve kıdem, ba’s ve cesetlerin haşri, cennet-cehennem, melek, şeytan ve cin, Hz. İsa’nın durumu, kıyamet ve alametleri, Allah’ın
iradesi, âlemin kıdemi ve ibadetlerdeki hikmet ve namaz konularıdır.
Nureddinzade’yi Gazzalî’nin XVI. yy.’daki amatör bir örneği
olarak yazara göre Nureddinzade, cesetlerin haşri ve âlemin kıdemi
gibi konularda Bedreddin’i ve şarihlerini ilhad ve zındıklıkla suçlamaktadır. Nureddinzade bu eleştirilerini yaparken Kur’an ve sünnetin
zahirine bağlı kalınması gerektiğini vurgulamaktadır. Cennet ve cehennem konusunda hissi nimet ve azabın varlığını ısrarla vurgulayan
Nureddinzade’ye göre müellif ve şarihler cismani haşri inkâr eden bir
kabule varmışlardır. Onların bu düşünceleri inkârcılar ve felsefecilerin
görüşleriyle tamamen aynıdır. Eğer bu düşünceler keşif ve ilham sonucu elde edilmiştir denirse Nureddinzade’ye göre keşif mutlaka şeriata uygun olmalıdır aksi halde şeytanın aldatmacalarından ibarettir.
Çalışmanın üçüncü bölümünde Nureddinzade’nin tasavvuf kavramlarını yorumladığı Menâzilü’s-sâirîn şerhi esas alınmı (...truncated)