Taberi Örneğinde Kırat ve Huruf-U Seb'a İlişkisi
e-Şarkiyat İlmi Araştırmalar Dergisi -www.e-sarkiyat.com- ISSN: 1308-9633 Sayı: III Nisan 2010
TABERİ ÖRNEĞİNDE KIRAT VE HURUF-U SEB'A İLİŞKİSİ
IN THE CASE OF TABARI CONNECTION BETWEEN READING (KIRÂAT)
AND SEVEN LANGUAGE (HURUF-U SEB’A)
Hacı ÖNEN
Ankara Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü
Doktora Öğrencisi
Özet
Tefsir literatüründe kırâat ve huruf-u seb’a konusu çokça tartışılan bir konu
olmuştur. Çoğu zaman huruf-u seb’a, yedi kırâat zannedilmiş, bu da bazı karışıklıkları
beraberinde getirmiştir. Bilindiği gibi Ebu Bekir b. Mücahid, kırâatları yediye indirmiş,
Yedi harf ve kırâatlarla ilgili bu karışıklık İbn Mücahid’in bu yaklaşımından
kaynaklanmıştır. Biz bu makalede hurufu seb’a ve kırâatlar arasındaki farka değinmekle
beraber bu iki konu arasında nasıl bir ilişki olduğuna değineceğiz.
Abstract
Reading (kırâat) and seven language (huruf-u seb’a) was discussed
considerabely in literature of Tafsir. Seven language was supposed seven reading
mostly. it causes some confusion. İt is known, Ebubekir b. Mucahid took down reading
in seven. This confusion interested with seven language and reading result from
approach’s İbn Mücahid. I will touch on difference between seven language and reading
in this article. İn addition I will touch on connection between seven language and
reading in this article.
GİRİŞ
Huruf-u seb’a konusu tefsir literatüründe çokça tartışılmış bir konu olmakla
beraber, kırâatlar ve huruf-u seb’a arasında nasıl bir ilişki olduğu konusu merak edilen
bir husustur. Çoğu zaman huruf-u seb’a yedi kırâat zannedilmiş, bu da bazı
karışıklıklara sebep olmuştur.
Bilindiği gibi Kur’an Arapça nazil olmuş, ancak nüzul tek bir Arap lehçesiyle
değil, yedi Arap lehçesiyle olmuştur. Bununla ilgili hadisler mevcuttur.1 Yedi harfin
genelde, yedi lehçe anlamında kullanıldığını söyleyebiliriz.
Bilindiği gibi, bir milletin konuştuğu dile luğat denir. Bir dilin çeşitli bölge ve
topluluklara göre gösterdiği farklılıklara da lehçe denir. Şive/ ağız ise; bir dilin şehir
veya bölgelere göre gösterdiği küçük farklılıklara denir. Lehçe geniş bölgelere yayılmış
bir dilin, hem yazılış, hem de söylenişinde görülen farklılık; şive ise daha küçük
bölgelerde görülen ve sadece söylenişte meydana gelen farklılıktır. Arapça pek çok
lehçeye sahip zengin bir dildir. Bunlar arasında da tabii olarak birçok farklılık
mevcuttur.2
A-YEDİ HARF (HURUFU’S-SEB’A)
1
2
Buharî, Fedailu’l-Kur’an, 5, 4991, 4992
Abdurrahman Çetin, Kur’n-ı Kerimin İndirildiği Yedi Harf ve Kıraatler, Ensar Yay. İstanbul, 2005, s.25
103
e-Şarkiyat İlmi Araştırmalar Dergisi -www.e-sarkiyat.com- ISSN: 1308-9633 Sayı: III Nisan 2010
1) HURUFU’S-SEB’A KAVRAMI
Huruf-u seb’a ifadesini açıklarken önce harf kelimesinin ne anlama geldiğine
değindikten sonra seb’a (yedi) kelimesinin ne anlama geldiğine değineceğiz.
Ahruf, harf kelimesinin çoğuludur. Harf, hece harflerinden her biridir. Harf,
rabıta denilen edatlara da denir. Bu, bir harf veya birkaç harften de meydana gelse, buna
da harf denir. 3 Bu anlamdaki harf, kelimenin üç kısmından olup fiil ve isim dışında
kalan kelimelerdir. Harf, taraf, kenar bir şeyin ucu demektir.4 Arapçada kılıcın kenarı
(harf), geminin, dağın kenarı şeklinde ifadeler kullanılır.5
Bir şeyin harfi, o şeyin tarafı, kenarı ve sınırı demektir. Harfu’l-cebel, dağın
tepesi demektir. 6 Harf, yolda yorulmuş soylu at anlamında kullanıldığı gibi, zayıf at
anlamında da kullanılır.7
Harf taraf, yön anlamında kullanılır. 8 Kur’an’da da bu kullanım geçer;
‘İnsanlardan kimi, Allah’a yalnız bir yönden (harf) kulluk eder.’ (22/Hac,11)
Kur’an’da bulunup farklı vecihlerle okunan her kelimeye harf denir. İbn
Mes’ud’un harfi onun kıraati demektir. Harf farklı vecihlerle okunan kıraat demektir.
Nitekim bu anlamda harf kelimesi hadiste kullanılmıştır. “Kur’an yedi harf üzerine indi.
Hepsi şafii ve kafidir.” Bu hadiste harf luğat anlamında kullanılmıştır.9 Ebu Ubeyde ve
Ebu Abbas şöyle demiştir: “Kur’an yedi Arap lügatiyle indi.” Bu, her harfte yedi vecih
vardır anlamına gelmez. Bu lügatler Kur’an’ın farklı yerlerinde bulunmaktadır.10
Seb’a (yedi) adedinin manası ile ilgili iki görüş ileri sürülmüştür. Bir görüşe göre
seb’a kelimesi yedi sayısını ifade eder ve bu manaya delaletinde kesinlik vardır.11 Diğer
bir görüşe göre ise, seb’a kelimesi, kesretten kinayedir. Bu görüşe göre, yedi çokluk
ifade eden bir kelimedir. Dolayısıyla belli bir sayı kastedilmemektedir.12
2-TABERÎ’YE GÖRE HURUF-U SEB’A
Taberî, Kur’an’ın Arapça olarak inzal edildiğine vurgu yaptıktan sonra,
Kur’an’ın hangi Arap lisanıyla (lehçesiyle) indiğini sorar. Kur’an bütün Arap
lisanlarıyla mı inmiştir yoksa bunlardan bir kısmıyla mı inmiştir?
Taberî, bu konuda Hz. Peygamber’den rivayet edilen haberlere müracaat etmek
gerektiğini ifade eder. Taberî, Ebu Hureyre'nin şu hadisini nakleder: “Kur’an, yedi harf
üzerine indirildi. Kur’an’dan şüphe etmek küfürdür.(üç defa). Ondan bildiklerinizle
amel edin, bilmediklerinizi bilenlere götürünüz.”13
Yine Taberî’nin naklettiği Hz. Ömer hadisinde, Hz. Ömer başından geçen bir
olayı hikâye etmektedir: “Rasûlullah, hayattayken Hişam b. Hâkim’in Furkan sûresini
okuduğunu duydum. Onun kırâatını dinlemek istedim. Rasûlullah’ın bana okumadığı
3
İbni Manzur, Lisanu’l-Arab, c.5, Daru’l-Kütübi’l-İlmiyye, Beyrut, s.457
İbni Manzur, a.g.e., s.457
5
Rağıp el-İsfehani, el-Müfredat, Beyrut, 2005, s.121
6
İbni Manzur, a.g.e. s.457
7
İbn Manzur, a.g.e. s.457
8
İbn Manzur, a.g.e., s.458
9
İbn Manzur, a.g.e., s.457
10
İbn Manzur, a.g.e., s.457
11
İbn Cerir et-Taberî, Camiu’l-Beyan An Te’vili Ayi’l-Kur’an, Daru ihyai’t-Turasi’l-Arabî, Beyrut, b.t.y.,
c.1, s.25
12
Celaleddin Abdurrahman es-Suyutî, el- İtkan fi Ulumi’l-Kur’an, c.1, Daru İbni Kesir, Beyrut, 2006,
s.145
13
İbni Cerir et-Taberî, a.g.e, c.1, s.16
4
104
e-Şarkiyat İlmi Araştırmalar Dergisi -www.e-sarkiyat.com- ISSN: 1308-9633 Sayı: III Nisan 2010
huruf-u kesire ile okuyordu. Neredeyse namazda ona saldıracaktım. Selam verinceye
kadar sabrettim. Selam verince elbisesinden yakaladım. Ona, ‘senden işittiğim bu sûreyi
sana kim okudu’ dedim. ‘Rasûlullah bana okudu’ dedi. Ona ‘yalan söylüyorsun.
Vallahi senden işittiğim bu sûreyi Rasûlullah bana da okudu’ dedim. Sonra onu bırakıp
Peygamber’e götürdüm. Dedim ki: ‘Ya Rasûlallah! Bunun, Furkan sûresini senin bana
okumadığın harflerle okuduğunu duydum. Sen bana Furkan sûresini okumuştun.’
Rasûlullah şöyle buyurdu: ‘Ey Ömer onu bırak. Oku Ey Hişam.’ O daha önce işittiğim
kıraatle okudu. Rasûlullah: ‘Böyle nazil oldu’ dedi. Sonra Rasûlullah: ‘Oku Ey Ömer’
dedi. Rasûlullah’ın bana okumuş olduğu kıraatle okudum. Rasûlullah: ‘Böyle nazil
oldu’ dedi. Sonra Rasûlullah şöyle buyurdu: ‘Bu Kur’an yedi harf üzere nazil oldu, onu
kolay olanıyla okuyun.14
Taberî, tefsirinde huruf-u seb’a ilgili pek çok hadis nakletmektedir.15 Taberî’ye
göre huruf-u seb’a ile ilgili rivayetler, Kur’an’ın, bazı Arapların lisanlarıyla (lehçe)
indiğini ispatlamaktadır. Kur’an, bütün Arap lehçeleriyle inmemiştir. Çünkü Arapların
sayılamayacak kadar çok lehçeleri vardır.16 (...truncated)