Orhun Abidelerinde Teokrasi Problemi ve Yabancı Dinlerin Türk Bozkır İdari Anlayışına Etkileri
Türk Tarihi Araştırmaları Dergisi / Journal of Turkish History Researches,
Yıl/Vol. 1, Sayı/No. 1 Güz/Fall 2016 ISSN: 2459-0185
Orhun Abideleri’nde Teokrasi Problemi ve Yabancı Dinlerin Türk
Bozkır İdari Anlayışına Etkileri*
Selim KARAKAŞ*
Özet
Başlangıcı insanlık tarihi kadar eskilere uzanan din, tarihin her
döneminde bireylere ve toplumlara tesir eden en önemli faktörlerden
birisi olmuştur. Bununla birlikte Türklerin tarih içinde dahil oldukları
muhtelif dinlerin onları çeşitli şekillerde etkiledikleri de bilinen bir
gerçektir. Bu bağlamda Türklerin İslam öncesi dönemde kabul ettikleri
yabancı dinlerin Türk yönetim anlayışı üzerindeki tesirleri meselesi de
tartışılmaya değer bir problematiktir. Bu çalışma bir taraftan İslam
öncesi dönemde Türklerin yönetim biçimlerinin teokrasi ile ilgisini
tartışmak, diğer taraftan da Türklerin dâhil oldukları Budizm,
Zerdüştlük ve Maniheizm gibi dinlerin, amme hukuku sahasındaki
yerini tespit etmek, bununla ilgili verilerin vasfını çeşitli cepheleriyle
ortaya koymak, nihayet söz konusu etkinin devlet algısındaki
yansımalarını örneklemek gibi bir takım hedefler gütmektedir. Bunu
yaparken de başta Orhun abideleri olmak üzere eski Türkçe metinler
ve Çin yıllıklarındaki bilgiler üzerinden meselenin mahiyetini ve
sınırlarını belirlemek adına çeşitli malzemeden yararlanılacaktır.
Anahtar kelimeler: Kut, Tanrı, Teokrasi, Budizm, Zerdüştlük,
Maniheizm
*
Bu çalışma, 21-23 Ekim 2015 tarihinde İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde
düzenlenen, “Uluslararası Orta ve Batı Asya’da Yönetim Kültürü
Sempozyumu”nda tarafımızca sunulan basılmamış bildirinin, gözden geçirilmiş
ve genişletilmiş metnidir.
*
Yrd. Doç. Dr., Giresun Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü,
Yabancı Dinlerin Türk Bozkır İdari Anlayışına Etkileri
159
Theocracy Problem in The Orkhon Monuments and The Effects of
Foreign Religions on Percept of Turkish Steppe Administration
Abstract
Religion whose begining dates back as long as history of human
being has been one of the most important factors affecting
communities and individuals in every period of the history. However,
a well known fact that is the various religions included to Turks in the
history affect is them in various ways. In this regard the matter of
influences of foreign religions that Turks accepted in pre-Islamic period
on sense of rule in Turks is a problematique which is very worth
discussing. This study aims to discuss interest of Turkish regimes with
theocracy in pre-Islamic period, to determine place of religions such as
Buddhism, Zoroastrianism and Manichaeismin which Turks are
involved in public law, to put forward feature of data related with this
and to give examples of reflections of mentioned influence on state
percept. In doing this various materials will be benefited such as
Turkish old texts, primarily the Orkhun Monuments, and information
in the Chinese annuals in order to determine the nature and limits of
the matter.
Key words: Kut, Tengri, Theocracy, Buddhism, Zoroastrianism,
Manichaeism
Giriş
Eski Türk hâkimiyet fikri, hükümdarda Tanrı bağışı bazı vasıfların
varlığını kabul eden bir anlayıştır. Buna göre Türk hükümdarına
yönetme hakkı Tanrı tarafından kut verilmek suretiyle bir lütuf olarak
bağışlanmıştır. Türk devlet düşüncesinde yönetim erkinin bir unsuru
olarak siyasi otorite veya siyasi iktidar kavramı kut sözü ile ifade
edilmiştir ki, bu siyasi hâkimiyet kudreti, yani devleti idare salahiyeti ve
otoritesi anlamına gelir. Ancak tartışılması gereken husus, eski Türk
Selim KARAKAŞ
160
idare telakisinde hâkimiyetin menşeinin ilahi karakter taşımasının,
yönetim biçiminin teokrasi olarak adlandırılmasını gerektirdiği midir?
Gerçekten de başlangıcı insanlık tarihi kadar eskilere uzanan din,
tarihin her döneminde bireylere ve toplumlara tesir eden en mühim
faktörlerden birisi olmuştur. Toplumların kültür hayatında din kurumu,
maddi ve manevi kültürün oluşumuna etki eden önemli bir faktördür.
Sembollerin, inançların, kıymetlerin ve değişik alanlardaki pratiklerin
kurumsallaşmış bir sistemi olarak tarif edebileceğimiz dinlerin, gerek
siyasi, sosyal, iktisadi, sanatsal v.b. alanlardaki maddi kültür öğeleri ve
gerekse insanların belli bir inanç, zihniyet yapısı, bir değerler ve
eylemler sistemlerinden müteşekkil bulunan manevi kültür dünyaları
üzerindeki tesiri yadsımaz bir gerçektir.
Bununla birlikte Türklerin tarih içinde dahil oldukları muhtelif
dinlerin onları çeşitli şekillerde etkilediği de bilinen bir gerçektir. Bu
bağlamda biz, yalnızca hâkimiyetin menşeinin ilahiliği üzerinden
Türklerin İslam öncesi dönemde yönetim biçimlerinin teokrasi olduğu
sonucuna varılamayacağını düşünmekteyiz. Zira iktidarın meşruiyetinin
bir kutsala dayandırılması ilk ve orta zamanların egemenlik telakkisinde
yadsınamaz bir vakıadır. Aksine aynı dönemde kabul ettikleri yabancı
dinlerin Türk yönetim anlayışı üzerinde teokratik tesirler bakımından
daha belirleyici bulunduğu kanaatini taşıyoruz.
İşte bu çalışama, Orhun Abideleri örneği üzerinden İslam öncesi
dönemde Türklerin yönetim biçimlerinin teokrasi ile ilgisini tartışmayı
hedefliyor. Ayrıca meseleyi karşılaştırmalı şekilde onların zaman içinde
dâhil oldukları hassaten Budizm, Zerdüştlük ve Maniheizm gibi dinlerin
özellikle amme hukuku sahasındaki konumları üzerinden ele alacağız.
Yine bu problematik konuyu adı geçen dinlerin Türk tarihindeki siyasi
mirasları ile diplomaside oynadıkları rol ve devletin dış politikasında
belirleyici bir aygıt olmaları -bu minvalde nim teokratik diyebileceğimiz
bir yapı arz etmeleri- noktayı nazarından da inceleyeceğiz.
Yabancı Dinlerin Türk Bozkır İdari Anlayışına Etkileri
161
Teokrasi Kavramı ve Ana Hatlarıyla İlk-Orta Zamanlarda DinDevlet İlişkileri
Din ile devlet arasındaki ilişkinin insanlık tarihi ile birlikte başladığı
söylenebilir. Bilimsel olarak incelenebilen en eski medeniyetlerde
toplumsal ve siyasal düzenin temelini dinin oluşturduğu
görülmektedir.1 Bilhassa geçmiş toplumlarda din, devlet yönetimi ile
birlikte hareket eden ve onun işleyişine doğrudan müdahil olup onu
destekleyen bir olgu halindedir. Dini inançlar, uygulamalar ve dinin
getirdiği kurumsallık iktisadi ve siyasi yapılanma içerisinde önemli bir
rol oynayabilmektedir. Siyasi iktidarı elinde tutan güç ile dini yapının iç
içe geçtiği bu medeniyetlerde, din ile devlet arasında herhangi bir
ayırımdan söz etmek imkânsızdır.
Din ile devlet arasındaki ilişki, tarihin değişik dönemlerinde farklı
şekillerde tezahür etmiştir. Başlangıçta tek iktidar alanı olarak din
görülürken, toplumsal örgütlenmenin büyümesiyle siyasal iktidar önem
kazanmış ve dinden ayrı bir iktidar alanı olarak ortaya çıkmıştır. Bu
dönemden sonra kimi zaman devlet, dini kontrol ederken kimi zaman
da din, devleti hâkimiyeti altına almıştır. Kimi zaman da aynı toplumda
iki farklı iktidar olarak birbirlerine müdahale etmeden yaşamaya
çalışmışlardır.2
1
Maurice Barbier, Modern Batı Düşüncesinde Din ve Siyaset, (çev. Özkan
Gözel), Kaknüs Yayınları, İstanbul, 1999, s.13.
2
Niyazi Ber (...truncated)