Hicri 3. asrın başlarında sünnete sarılmak: “saç-sakalını da boyardı!”
Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 59:1 (2018), ss.87-116
DOI: 10.1501/Ilhfak_0000001484
Hicri 3. Asrın Başlarında Sünnete Sarılmak:
“Saç-Sakalını da Boyardı!”
MUHAMMED ENES TOPGÜL
Marmara Üniv. İlahiyat Fakültesi
https://orcid.org/0000-0003-3077-2610
Öz
Ravilerin hadis ilmi açısından ehliyetlerini tespit etmeyi hedefleyen biyografik eserlerde,
birtakım ravilerin saç-sakallarını boyayıp boyamadıklarına dair kayıtlara tesadüf edilir. Bu
makale doğrudan cerḥ-taʿdīl ile irtibatı olmayan bu verilerin biyografi türü eserlere hangi
dönemde ve hangi etkilerle girdiğini tespit etmeyi hedeflemektedir. Söz konusu kayıtların
hicri 3. asrın başlarında artması, konunun devrin sosyal, siyasi ve ilmî tartışmaları çerçevesinde ele alınmasını gerektirmektedir. Konu bu açıdan incelendiğinde saç-sakal boyamaya dair
kayıtların Miḥne hadisesi ve bu süreçte siyasi erkin baskısına maruz kalan Aḥmed b. Ḥanbel
ile irtibatı dikkat çekmektedir. Anlaşıldığı kadarıyla o, ihya edilmek istenen bir sünnet olarak
gördüğü saç-sakal boyama faaliyetini, siyasi erki hedef alan bir pasif direniş tarzı olarak
konumlandırmıştı. Ancak erken dönem boyama faaliyetleri ile Aḥmed b. Ḥanbel dönemi ve
sonrasındaki faaliyetlerin her biri, tarz, amaç ve muhataplar bakımından farklılık arz etmektedir. Sonuç olarak makale hem ricāl metinlerindeki dönemsel etkileri tartışmakta hem de
boyama faaliyetine yüklenen anlamın değişim serüvenini rivayet metinleri üzerinden takip
etmektedir.
Anahtar Kelimeler: Boya/ḫiḍāb, Aḥmed b. Ḥanbel, Ravi, Miḥne, Sünnet
Abstract
Embracing the Sunna in the Early 3rd/9th Century: “He Used to Dye His Hair and Beard!”
One comes across records about whether or not the rāwīs dye their hair and beard in the biographical works, which aim at determining the rāwīs’ qualification in terms the science of
hadith. This article aims at defining in which period and under what influences these data
were put into the biographical works, although they are not directly related with the transmitter criticism (jarḥ and taʿdīl). The rise of such records in the 3rd century hijri necessitates to
approach the question in the context of the social, political and intellectual debates of that
period. Studying through this perspective, it is salient that there is a relationship between
those records and the Miḥna, and Aḥmad b. Ḥanbal, who was exposed to pressure by the
political power. Apparently, he located the dying of hair and beard, which he considered a
rejuvenated sunna, as a way of non-violent resistance towards the government. Nevertheless,
dyeing activities in early periods and those in the time of Aḥmad and later differ from each
other in terms of style, objective and addressees. Consequently, this article both discusses the
contextual influences on rijāl literature and follows the change in the meaning of the dying
activity through the classical hadith collections.
Keywords: Dyeing/Khiḍāb, Aḥmad b. Ḥanbal, Hadith Transmitters, Miḥna, Sunna
88
Muhammed Enes Topgül
Giriş
Tārīḫ, ṭabaḳāt ve ricāl kaynakları ravinin ilmî durumunu ortaya koymak
için genellikle hoca-talebe ilişkisini vermekle yetinir ve evliliği, çocuğunun
olup olmadığı gibi özel hayatına veya “topallık”, “körlük” gibi bariz bedenî
kusurlar istisna edilecek olursa boy ve kilo gibi fizikî durumuna dair pek
fazla ayrıntı sunmaz. Ancak yine bu eserlerde bazı ravilerin ilmî konumu
resmedildikten sonra, ḥifẓ, itḳān, ḍabṭ gibi teknik hadisçilikle herhangi bir
ilgisi olmamasına rağmen o ravinin saç-sakalını boyayıp boyamadığına dair
birtakım ek bilgiler sunulabilmektedir. Kaleme alındıkları dönemi ve öncesini tasvir etmeyi hedefleyen bu eserler her halükarda muhatapları tarafından
rahatlıkla anlaşılıyordu. Bugünden bakınca anlayamadığımız pek çok nokta
ise muhtemelen eserin kaleme alındığı siyasi ve sosyo-kültürel ortamda hayli
anlamlıydı. Ricāl kaynaklarının üslup özellikleri, sistematikleri ve geçirdikleri tarihsel aşamalar başlı başına birer inceleme konusu olmakla birlikte, bu
çalışmada ravilerin saç-sakallarını boyama meselesinin tarihî seyri esas alınarak, “ricāl eserlerinde müelliflerin ilgi alanlarını ve yaşadıkları dönemlerin
etkilerini bulmak ne oranda mümkündür?” sorusu cevaplanmaya çalışılacaktır.
Rivayet ve ricāl kaynaklarında hem renk ayrımı olmaksızın saç-sakal
boyamanın sünnet olduğuna dair hadisleri hem de sahabe ve tabiun nesillerinin uygulamaları hakkındaki kayıtları görmek mümkündür. Belli bir dönemden sonra ise aynı kaynaklarda bu defa hem saç-sakal boyamamak hem de
boyada siyah rengi tercih etmek bir sorun olarak sunulmaktadır. Bununla
birlikte saç-sakalı boyayıp boyamamanın ricāl kaynaklarına ilave bir bilgi
kabilinden girmesinin tarihi ve bu bilginin ne ifade ettiği incelenmeye değerdir. Boyamaya önem atfedilme tarihini tespitte bir diğer hareket noktası
ise Ehl-i Hadis’in saç-sakal boyama ile ilgili haberlere hangi zaman diliminden itibaren ve hangi müstakil konu başlıkları altında yer verdiklerini incelemek olabilir.
Tespit edilebildiği kadarıyla ricāl kaynaklarındaki bu tarz kullanımlar
müstakil bir incelemeye konu olmamıştır. Bu muhtemelen “falanca saçsakalını boyardı/boyamazdı” gibi ifadelerin dönemsel anlamının dikkate
alınmamasından kaynaklanmıştır. Ancak ricāl kaynaklarında yorumsuz olarak bırakılan bu ifade, bunu çokça kullanan müelliflerin siyasi eğilimleri,
sosyal statüleri ve psikolojik motivasyonları da dikkate alınarak yeniden
değerlendirilmelidir. Ayrıca klasik metinlerde, ricāl kaynaklarında kullanılan bu ifadeyle ne kastedildiğini netleştirmeyi hedefleyen istisnai bir değer-
AÜİFD 59:1 Hicri 3. Asrın Başlarında Sünnete Sarılmak
89
lendirme Yemenli alim eş-Şevkānī (ö.1250/1834) tarafından dile getirilmiştir. Ona göre kılık-kıyafet konusunda gayrimüslimlere muhalefet temalı hadis, boyamanın ve beyazları değiştirmenin şer‘î gerekçesinin Yahudi ve Hıristiyanlara muhalefet olduğuna delalet eder. Bu hadisten dolayı boyamanın
musteḥab oluşu kuvvetlenir. Zira Allah Rasulü Ehl-i Kitap’a muhalefet konusu üzerinde fazlaca durmuş ve bunu emretmiştir. Selef de bu sünnet üzerinde çokça mesai sarf etmiştir. Bundan dolayı tarihçilerin terācime dair
eserlerinde “[Falanca] boyardı, boyamazdı” gibi ifadeler kullandıkları görülmektedir.1 Bu açıklamaları ile eş-Şevkānī, boyamaya dair ifadelerin ricāl
kaynaklarında yer bulmuş olmasını sünnete bağlılık çerçevesinde ele almış
olmaktadır.
Modern dönemde ise konu Ebū’l-Ḥasen el-Meʾrabī’nin, hocası elElbānī’ye (ö.1999) yönelttiği bir soruyla gündeme gelmiştir. El-Meʾrabī
klasik kaynaklarda tesadüf edilen söz konusu ifadenin Ehl-i Sünnet’e mensup olanlarla olmayanları ayırmayı mı hedeflediğini el-Elbānī’ye sorar; o da
özetle “Alimler bu tabirle sünnete sımsıkı tutunanlar ile ona tutunmayanları
tefrik etmeyi hedeflediler” cevabını verir ve mezkur ifadenin, sünnet veya
bidʿati ya da sünnete tutunan ile bidʿati benimseyeni açıklamak kabilinden
olmadığını; sünnetle amel eden, ona amelî olarak da önem verenle onunla
amel etmeye özen göstermeyeni ayırmayı amaçladığını söyler. (...truncated)