Türkiye’de Kıraat İlmi Eğitim-Öğretimi

Cumhuriyet İlahiyat Dergisi, Dec 2018

Kur’ân-ı Kerîm’in nüzûlüyle birlikte başlayan Kur’ân eğitim tarihinin önemli bir boyutunu kıraat faaliyetleri oluşturur. Gerek Hz. Peygamber döneminde gerekse onun vefatından sonraki süreçte, Müslümanların Kur’ân kıraatlerini yaymaya yönelik eğitim-öğretim faaliyetleri devam etmiştir. Bu bağlamda müesseseler kurulmuş, kıraat ilmi eğitimine dönük eserler yazılmış ve metotlar geliştirilerek kıraat ilminin yayılmasına katkıda bulunulmuştur. Osmanlı’nın son döneminde ve Cumhuriyetin ilk yıllarında kıraat eğitim-öğretiminde, -ülkemiz adına- bir fetret dönemi yaşanmıştır. Uzun yıllar devletin gözetiminde ve resmî kurumları vasıtasıyla gerçekleştirilen kıraat ilmi eğitim-öğretimi, Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun çıkarılmasından sonra Türkiye’de gayr-ı resmî olarak yürütülmüş, bu ilmi okutan ehil hocaların azalmasıyla kıraat ilmine yönelik faaliyetler zamanla yok olma riskiyle karşı karşıya kalmıştır. Ülkemizde, son yıllarda aşere-takrîb-tayyibe tedrisine yönelik ihtisas kurslarının ve buralarda yetişenlerin sayısının hızla artması, üzerinde müstakil bir çalışmayı hak etmektedir. Özet İslâm eğitim tarihinde, kıraat ilmi sahasında pek çok âlim yetişmiş, çok sayıda eser kaleme alınmış ve pratik tarafıyla bu ilmin tedrisine devam edilegelmiştir. Kur’ân kelimelerinin telaffuz farklılıklarını konu edinen bu köklü ilmin tahsiline yönelik, zamanla birtakım müesseseler kurulmuş ve kıraat ilmi eğitiminin tarihsel sürecinde birtakım metotlar geliştirilmiştir. Kaynaklarda, kıraat ilminin Anadolu’ya ne zaman ve kimin vasıtasıyla geldiği tam olarak belli değildir. Osmanlı coğrafyasının kıraat ilmiyle tanışması, İbnü’l-Cezerî’nin öğrencisi Hatîb Abdulmü’min Rûmî’nin Bursa’daki kıraat eğitim-öğretim faaliyetlerine başlamasıyla gerçekleşmiştir. Ancak Osmanlı’da, kıraat ilmi tedrisatının İbnü’l-Cezerî ile müesses bir yapı arz ettiği ve resmiyet kazandığı ifade edilir. Dolayısıyla Türkler’in kıraat ilmiyle tanışmaları, İbnü’l-Cezerî’nin Bursa’ya gelişinin öncesine tekabül eder. Osmanlı coğrafyasında, XI-XIII. asırlar arasında kıraat ilmi ve tedrisatı en parlak dönemini yaşamış, yedi ve on kıraat olmak üzere eğitim-öğretim faaliyetleri yürütülmüştür. Yine Dânî, Şâtıbî ve İbnü’l-Cezerî gibi âlimlerin eserleri esas alınarak birçok müellif, tedrisata dönük yardımcı kaynaklar telif ederek uygulamaya koymuşlardır. Bu sayede kıraat eğitim-öğretimi daha pratik hale getirilmiş ve belirli usûller çerçevesinde okutulmaya başlanmıştır. XIII. asır sonları, aynı zamanda yedi kıraati esas alan seb‘a tarîki tedrisatının ülkemizde yavaş yavaş yerini on kıraati temel alan aşere tarîkine bıraktığı dönemdir. Böylece kıraat müfredatında, seb‘a tarîki okunmadan doğrudan aşere tarîkine geçilmiştir. Ülkemizde kıraat eğitim-öğretimi, 3 Mart 1924’te Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile birlikte medreselerin ilgâsına kadar dâru’l-kurrâ denilen ihtisas merkezlerinde yapılırken, medreselerin kapanmasıyla resmî olarak kesintiye uğramıştır. Cumhuriyetin kuruluşundan 1968 yılına kadar kıraat ilmi, kurumsal seviyede tedris edilememiş ancak özverili üstâdların şahsî gayretleriyle okutulmuştur. Bu tarihe kadar kıraat ilmi eğitim-öğretiminin devlet eliyle yürütülmemesi ya da bu ilme ilgi duyanların teşvik edilmemesi gibi sebeplerle kıraat ilmini okuyup-okutanların sayısı gün geçtikçe azalarak neredeyse bu ilim yok olmaya yüz tutmuştur. 1968 yılında ise dönemin Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Tayyar Altıkulaç’ın girişimiyle Mehmed Rüşdü Aşıkkutlu riyâsetinde resmî olarak kıraat ilmi yeniden tahsil edilmeye başlanmıştır. Bu tarihte, Diyanet İşleri Başkanlığının görevlendirmesiyle kurumun bazı personeli, hizmet içi eğitim kapsamında, Aşıkkutlu’dan kıraat derslerini tahsil etmek üzere Trabzon’un Of ilçesine bağlı Çifaruksa/Uğurlu beldesine gönderilmiştir. İstanbul Haseki Eğitim Merkezi’nin 1976 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından açılmasıyla birlikte Aşere-Takrîb-Tayyibe İhtisas Kursu, eğitim merkezi düzeyinde hizmete giren ilk kurs olmuştur. Burada Aşıkkutlu Mısır tarîkini, Gürses ise İstanbul tarîkini temsil etmek üzere her iki tarîkle birlikte kıraat tedrisatı sürdürülmüştür. Bu ihtisas kurslarının üçer yıllık dönemler halinde yapılması öngörülmüş ve sınavla kursiyer kabul edilmeye başlanmıştır. 1976-1979 yılları arasındaki ilk dönem sonunda kurs her iki tarîkten de ilk mezunlarını vermiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı önceden belirlediği tarihlerde, teşkilat bünyesinde veya diğer kurumlarda görev yapan yahut özel sektörde çalışan, kendi imkânları ve özel gayretleriyle aşere-takrîb eğitimini tamamlamış ve icâzet almış olan kimseler için hizmet içi eğitim belgesi sınavı düzenlemektedir. Yazılı ve sözlü olmak üzere iki aşamalı bu sınavda başarılı olanlara, söz konusu belge verilmektedir. Başkanlığın ilk defa 2010 yılında ve iki yılda bir defa olacak şekilde gerçekleştirdiği “Aşere-Takrîb Kursunu Dışarıdan Okuyanlar İçin Belge Sınavı” adlı sınavla -2018 yılı itibariyle- 184 kişi bu belgeyi almaya hak kazanmıştır. Ülkemizdeki kıraat eğitiminde, öğrencilerin aşerenin temel kâidelerini öğrendiklerinde, rivâyetleri birbirinden ayırt etme alışkanlığı kazanmasına yönelik infirâd yöntemiyle, Kur’ân’ın ilk 5-10 sayfası her öğrenciye aşere tarîki üzere yazdırılır ve okutulur. Ülkemizde kıraat eğitim-öğretiminde, infirâd yöntemiyle bir süre okuyan öğrenciye kıraat kavramları, kâideleri, imam ve râvî sıralaması gibi hususlarda alışkanlık kazandırdıktan sonra, indirâc yöntemiyle tüm Kur’ân’ın aşere sûreti her bir öğrenciye yazdırılıp okutulur. Kıraat ilmi tedrisatıyla uğraşan âlimlerin, öğretimde takip ettikleri kaynaklar ve metotlar, bulundukları bölgelerde yaygınlaşarak o bölgenin adıyla bilinir olmuştur. Bu bağlamda Osmanlı coğrafyasında kıraat ilmi, İstanbul ve Mısır tarîkleri olmak üzere iki usûlle okutulagelmiştir. Günümüz Türkiye’sinde, aynı şekilde bu iki tarîk üzere tahsil edilmeye devam etmektedir. Ülkemizde hâlihazırda yürütülen kıraat tedrisatında, İstanbul tarîkini Sûfî mesleği temsil etmekte ve başta İstanbul olmak üzere birçok merkezde kıraat eğitimi bu mesleğe göre yürütülmektedir. Halen Pendik, Müftü Yusuf Karali, Haseki Abdurrahman Gürses Eğitim Merkezleri’nde bu meslek okutulmaktadır. Ülkemizdeki son devir kıraat âlimlerinden Mehmed Rüşdü Aşıkkutlu ve Gönenli Mehmed Öğütçü, Mısır tarîkinin temsilcileridir. Ülkemizde Mısır tarîki, takip edilen ve yaygın olarak benimsenip uygulanmasıyla günümüzde Atâullah mesleğiyle temsil edilmektedir. Günümüzde kıraat eğitim-öğretiminde, özellikle ilk başlarda edâ yöntemi uygulanmaktadır. Böylece öğrenci, hocasından kıraatin uygulamasını bizzat işitmiş ve hocasına dersi sunmuş olur. Eğitim sürecinin ilerleyen aşamalarında, öğrenci dersi icrâda meleke kesbettikten sonra semâ‘ uygulamasının yoğunluğu azaltılır ve arz uygulamasına ağırlık verilir. Kıraat eğitiminde takip edilen programa gelince, klasik usûlde olduğu gibi günümüzde de ülkemizde takip edilen program aynı şekildedir. Buna göre tedriste aşere, takrîb ve tayyibe olmak üzere üç program takip edilir. Öte yandan kıraat okumaya başlayan kişinin sağlam hâfız olması ve Âsım kıraatinin Hafs rivâyetine göre tecvîd ilmini iyi bilip uygulayabilmesi şarttır. Böyle olmakla birlikte tecvîd ilmindeki uygulamaların pekişmesine yönelik müfredatta tecvîd dersi yer alır.

Article PDF cannot be displayed. You can download it here:

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/579794

Türkiye’de Kıraat İlmi Eğitim-Öğretimi

Cumhuriyet İlahiyat Dergisi - Cumhuriyet Theology Journal ISSN: 2528-9861 e-ISSN: 2528-987X Aralık / December 2018, 22 (2): 1081—1107 Türkiye’de Kıraat İlmi Eğitim-Öğretimi The Education of Qur’ān Recitation (Qirā’āt) in Turkey Yaşar Akaslan Dr. Öğr. Ü., Ondokuz Mayıs Ü., İlahiyat Fak., Kur’an-ı Kerim Okuma ve Kıraat İlmi Anabilim Dalı Assistant Professor Dr., Ondokuz Mayıs U., Fac. of Theology, D. of Recitation of the Qur’ān and Qirā’āt Samsun, Turkey orcid.org/0000-0003-0715-9295 Makale Bilgisi / Article Information Makale Türü / Article Types: Araştırma Makalesi / Research Article Geliş Tarihi / Received: 02 Temmuz / July 2018 Kabul Tarihi / Accepted: 30 Ekim / October 2018 Yayın Tarihi / Published: 15 Aralık / December 2018 Yayın Sezonu / Pub Date Season: Aralık / December Cilt / Volume: 22 Sayı / Issue: 2 Sayfa / Pages: 1081—1107 Atıf / Cite as: Akaslan, Yaşar. “Türkiye’de Kıraat İlmi Eğitim-Öğretimi [The Education of Qur’ān Recitation (Qirā’āt) in Turkey]”. Cumhuriyet İlahiyat Dergisi-Cumhuriyet Theology Journal 22/2 (December 2018): 1081—1107. https://doi.org/10.18505/cuid.439689 İntihal / Plagiarism: Bu makale, en az iki hakem tarafından incelendi ve intihal içermediği teyit edildi. / This article has been reviewed by at least two referees and scanned via a plagiarism software. Copyright © Published by Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi / Sivas Cumhuriyet University, Faculty of Theology, Sivas, 58140 Turkey. All rights reserved. www.dergipark.gov.tr/cuid 1082 | Yaşar Akaslan. Türkiye’de Kıraat İlmi Eğitim-Öğretimi The Education of Qur’ān Recitation (Qirā’āt) in Turkey Abstract: Qur’ān Recitation (qirā’āt) activities constitute a good part of the Qur’ān education history starting with the revealation of the Qur’ān. In Prophet Muḥammad’s era and after his death, education and teaching activities for spreading the Qur’ān recitations were maintained by muslims. Several institutions were built for this purpose, and many works are written for qirā’āt science education and methods developed made a big contribution to the spreading of qur’ān recitation science. An Interregnum period for qirā’āt science has happened at the last period of Ottomans and first years of Republic of Turkey. Qirā’āt Science, under the state supervision and by formal institutions for many years, were sustained in an informal way after the law on unification of education were introduced. With the decrease of teachers, the education of the Qur’ān recitation faced a difficult time and almost nearly ceased. In our country, increasing of the expertness courses and number of men who trained in this places in recent years deserve a separate study, particularly on this subject. Summary: There are many scholars who have studied the recitation of the Qur’ān (qirā’āt), and many papers that have been written on this subject analysing it by means of practice. Some institutions are founded with the purpose of teaching qirā’āt and a number of different methods have been developed in the historical process of qirā’āt. It is not clear when the knowledge of qur’ānic recitation first emerged in the region of Anatolia. In the Ottoman Empire, Khaṭīb ‘Abdulmu’min Rūmī who was tutee of Ibn al-Cezerī started to accept students for teaching qirā’āt in Bursa. Since then, qirā’āt became an official discipline of Islamic sciences. Evidently, the time Turks learned qirā’āt should be before Ibn al-Cezerī’s arrival to Bursa. The brightest era of the qirā’āt and its institutionalisation was between XI-XIII centuries during the reign of the Ottoman Empire. Not only did training and teaching activities took place as seven and ten recitations, but authors also wrote books as supplementary references by depending on the works of the scholars such as Dānī, Shāṭıbī and Ibn al-Cezerī. Thus, the scholars made education practical and started to teach it as part of certain methods. The end of the 13th century was the time when sab‘a (seven) method based on seven recitations was superseded by ‘ashara (ten) method based on ten recitations. That is, the sab‘a method was replaced by the ‘ashara method in the country. The education of qirā’āt which were taught in expert institutions known as dār al-qurrā untill the closure of madrasas was officially interrupted with the the law on unification of education on 3rd March 1924 in Turkey. The education of qirā’āt was not officially given from the Republic of Turkey to 1968, but it was taught by self-abnegating scholars with their own efforts. The teaching of qirā’āt almost disappeared due to some reasons such as education which wasn’t officially given by the state and the lack of encouragement for people interested in qirā’āt until 1968. The education of qirā’āt later became official with the initiation of Tayyar Altıkulaç who was the vice president of religious affairs under the presidency of Mehmed Rüşdü Aşıkkutlu in 1968. At that time, a number of staffs were sent to the town Çifaruksa/Uğurlu in Of /Trabzon for the job training with the appointment of the presidency of religious affairs in order to get education from Aşıkkutlu. The specialized training course named as ‘Ashera-Taqrīb-Ṭayyibah’ was the first course about qirā’āt with the opening of Istanbul Haseki Training Center by the presidency of Cumhuriyet İlahiyat Dergisi – Cumhuriyet Theology Journal Yaşar Akaslan. The Education of Qur’ān Recitation (Qirā’āt) in Turkey | 1083 religious affairs in 1976. The education of qirā’āt was carried out by Aşıkkutlu who used Egypt method and Abdurrahman Gürses used Istanbul method. These specialized training courses were made as periods of 3 years and trainees were begun to be admitted by taking an exam. The first students graduated who learned both methods at the end of the first period which was between 1976 and 1979. The presidency of religious affairs held the exam at a predetermined time for issuing in-service training certification to people, who have worked within its own institution, other institutions and in the private sector, and completed the education on ‘ashara method with their own efforts and got a degree. This certification has been given to people who succeeded in the written and oral examinations. 184 people got the certification after taking the exam entitled as ‘the exam for external students in the ‘ashara-taqrīb course’ which was taken place biennially and for the first time in 2010. When students have learned the fundamental principles of ‘ashara method, the first five-ten pages of the Qur’ān were read and indited with regard to distinguish narratives from each other with infirād method. ‘Ashera analysis of the Qur’ān was indited and read with indirāc method for each student after being taught about certain issues such as the concepts of qirā’āt, its principles, and the grading of the imām and rāvi to students who get education with infirād method in qirā’āt education in the country. Sources and methods used by scholars who are engaged in qirā’āt e (...truncated)


This is a preview of a remote PDF: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/579794
Article home page: http://dergipark.org.tr/cuid/issue/37971/439689

Yaşar Akaslan. Türkiye’de Kıraat İlmi Eğitim-Öğretimi, Cumhuriyet İlahiyat Dergisi, 2018, pp. 1081-1107, Volume 2, Issue 22, DOI: 10.18505/cuid.439689