AHLÂKIN TEMELİ ÜZERİNE BİR TARTIŞMA: AHMET HAMDİ AKSEKİ-IMMANUEL KANT
Atatük Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Sayı: 40 ● Erzurum 2013
AHLÂKIN TEMELİ ÜZERİNE BİR TARTIŞMA:
AHMET HAMDİ AKSEKİ –IMMANUEL KANT
Fatih TOPALOĞLU (*)
ÖZ
Ahmet Hamdi Akseki’nin ahlâk ekolleri içerisinde en fazla önem atfettiği ekol,
Kant’ın ödev ve hürriyete dayalı ahlâk anlayışıdır. Bu ahlâk anlayışının, felsefî
açıdan ahlâkı inceleyen en sağlam nazariye olduğunu düşünen Akseki, yine de
onun ahlâkı tam olarak temellendiremediğini ifade etmektedir. Çünkü Akseki’ye
göre, ahlâkın dine yani Yüce Varlığa dayandırılması, akla yani insana dayandırılmasından daha sağlam bir temel oluşturmaktadır. Ancak Akseki bu durumun
ahlâka aklî değerinden bir şey kaybettiremeyeceğini, zira dinin de netice itibariyle
akla dayandığını ve aklı muhatap aldığını belirtmektedir.
Bu çalışmanın konusunu, Akseki’nin ahlâk anlayışı ve bu anlayış doğrultusunda Kant’ın rasyonalist ahlâk felsefesine yönelttiği takdir ve tenkitlerin değerlendirilmesi oluşturmaktadır. Çalışmamız şu sorulara yanıt arama çabasının bir
sonucu olarak ortaya çıkmıştır: Akseki din-ahlâk ilişkisini nasıl temellendirmektedir? Akseki, Kantçı anlayışta yer alan ‘ödev’, ‘insan hürriyeti’, ‘vicdan’ gibi kavramları nasıl anlamıştır? Akseki’nin bu ahlâk anlayışına yönelttiği eleştiriler nasıl
değerlendirilebilir?
Anahtar Kelimeler: Ahlâk, ödev, insan hürriyeti, vicdan.
ABSTRACT
A Discussion on the Basis of Morality:
Ahmet Hamdi Akseki- Immanuel Kant
Among the schools of morality, Ahmet Hamdi Akseki attaches the biggest
importance to Kant’s understanding of morality which is based on duty and
freedom. Akseki who believes that this understanding of morality is the soundest
theory which studies morality with a philosophical point of view, still notes that
it has some problems in grounding the morality. Because, Akseki believes that
* Yrd. Doç. Dr., Karadeniz Teknik Üniversitesi İlahiyat Fakültesi. Trabzon/Türkiye,
e-mail:
350
Fatih TOPALOĞLU
founding morality on religion, i.e. on the Supreme Being provides sounder grounds
than basing it on reason, i.e. on mankind. Yet, Akseki notes that such an approach
will not cause morality to lose any of its rational worth since the religion is already
based on reason and addresses reason.
This study deals with evaluation of Akseki’s understanding of morality and
his praise and criticism on Kant’s rationalist philosophy of morality. Our study
is a product of the efforts to seek answers for the following questions: How does
Akseki gronds religion-morality relationship? How does Akseki understand the
notions ‘duty’, ‘human freedom’ and ‘conscience’ which are included in Kantian
understanding? How can we evaluate these criticisms that Akseki levels against
that sense of morality?
Keywords: Morality, duty, human freedom, conscience.
Giriş
İslam medeniyetini diğer büyük medeniyetlerden ayıran ve onu orijinal
kılan en önemli vasıf, sistemli ve işlevsel bir ahlâk anlayışına sahip olmasıdır.
Şüphesiz düşünce tarihinde ahlâkî değerleri yücelten ve onları felsefî bir şekilde temellendiren öğretiler bulmak mümkündür. Ancak bu öğretiler çoğu
zaman şahsi bir mülahaza olmanın ötesine geçememiş, bu yöndeki isteklerse
birer ütopya olarak kalmıştır.
İslam medeniyetinin bir ahlâk medeniyeti olduğu söylenebilir. Bu durum
onun ahlâkı felsefî anlamda bir mesele olarak ele alan, insan fiillerinin ahlâkî
değerini sorgulayan bir düşünce sistemi ve ahlâk anlayışı geliştirmesini sağlamıştır. İşte, Ahmet Hamdi Akseki bu ahlâk sistemini sahip olduğu felsefî
ve fikrî altyapısıyla yeniden yorumlayan önemli bir İslam mütefekkiridir. İslam Dinini bir ahlâk dini olarak tanımlayan Akseki, İslam dünyasının gerek
Batı’dan gerekse bizzat kendi içinden gelen fiziksel ve düşünsel taarruzlara
karşı durabilmesinin tek yolunun, İslâm toplumunu yeniden İslâm ahlâk öğretisiyle buluşturmak olduğunu görmüştür. Akseki bu gayeye ulaşmak için
ne geçmişten bir bakiye olarak devraldığı kültürel mirası inkâr etmiş ne de
kendini yeniliğe ve değişime kapalı bir dünyaya mahkûm etmiştir.
Çalışmamız içerisinde işlenecek konular öncelikle Akseki’nin kendi düşünce perspektifinden sunulmaya çalışılacak, daha sonra onun Kant’la ilgili
değerlendirmelerinden bahsedilecek, son olarak da Kant’ın bizzat kendi eserleri açısından durum ele alınacaktır. Doğrusu böyle bir çalışma ile amacımız,
bir yandan Akseki’nin Kant’ın ahlâk felsefesiyle ilgili oldukça kıymetli görüş
ve eleştirilerini ortaya koyarken, diğer yandan da sözü Kant’a vererek bu şekilde onun kendisini savunmasına izin vermektir. Ya da başka bir anlatımla
AHLÂKIN TEMELİ ÜZERİNE BİR TARTIŞMA:
AHMET HAMDİ AKSEKİ –IMMANUEL KANT
351
yalnızca Akseki’nin görüşlerinin aktarıldığı betimsel bir çalışmanın ötesinde,
bu görüşlerin Kant’taki karşılığını arama ve mümkün olduğunca bu konuda
değerlendirmeler yapmayı amaçlamaktayız. Öncelikle konunun altyapısını
daha sağlıklı bir şekilde oluşturmak için burada ahlâkla ilgili bazı temel bilgilerin verilmesinin gerekli olduğu kanaatindeyiz.
1. Ahlâkın Mahiyeti ve Ahlâk Felsefesinin İşlevi
En genel anlamda ahlâk, insanda yerleşmiş bulunan bir hareket yapısına
işaret etmekte ve fertlerin iradi hareketleriyle ilgilenen bir alan olmaktadır.1
Bu tanımdan hareketle ahlâkta iki temel unsurun öne çıktığı söylenebilir.
Bunlardan birincisi ahlâkî davranışın yerleşik olması yani zaman ve toplumsal
şartlara göre değişmemesi, diğeri ise onun iradi yani bilinçli ve istekli olarak
yapılmış olmasıdır. Gayesi insan davranışlarının ahlâkî değerini tespit etmek
olan ahlâk, sonuç itibariyle din gibi insan ruhunu temizlemeyi, yükseltmeyi
ve sonsuza doğru yüceltmeyi amaçlamaktadır.2
Ahlâk felsefesi ise, “ahlâkî hayat hakkında sistemli bir biçimde düşünme,
soruşturma, araştırma ve tartışma”3yı ifade etmektedir. Bu amaçla o, davranışların betimlenmesinin ötesinde, onları normatif olarak değerlendirmekte,
hangi davranışın iyi, hangisinin ise kötü olduğunu belirlemeye çalışmaktadır.
Aslında insan, tabiatı itibariyle, biz onun hakkında böyle bir felsefî faaliyete
girişmesek dahi ahlâkî eylemlerde bulunan, ahlâkla ilgili konularda düşünen,
başkalarının yapıp etmelerini gözleyen, değerlendiren ve onlar hakkında konuşan bir varlıktır. Ancak ahlâk felsefesi bu doğal faaliyetin ötesinde, ahlâkî
davranışın üzerinde sistemli, tutarlı ve geniş kapsamlı bir değerlendirme çabasıdır denilebilir.
Ahlâka yargısal bir işlev kazandıran bu durum, onun bir ahlâkî yargıyı
hangi kritere ve neye göre yapacağı meselesini gündeme getirmektedir. Yani
bir davranışın iyi ya da kötü olarak nitelendirilmesinin temel belirleyeni nedir? Böyle bir değerlendirme neye göre yapılmaktadır? Akseki’nin Kant’ın ahlâk anlayışı ile ilgili görüşleri ve ona yönelttiği eleştiriler, ahlâk felsefesinin işte
bu temel problemi üzerinde odaklanmıştır.
2. Akseki’ye Göre Ahlâkın Temellendirilmesi
Ahmet Hamdi Akseki, İslam dinini bir ahlâk dini olarak nitelendirmektedir. Onun düşünce dünyasına hâkim olan temel unsurun, ahlâk olduğu söyle1 Kılıç, Recep, Ahlâkın Dinî Temeli, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, Ankara, 1992, s. 2 (...truncated)