Hacı Torun Efendi’nin Miftâhu’l Hayât İsimli Eseri Üzerine Bir Araştırma
HACI TORUN EFENDİ’NİN MİFTÂHU’L HAYÂT İSİMLİ
ESERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA
Dr. Seyfullah KORKMAZ
Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
Faculty of Arts / Al-Quds University
Öz
Bu araştırmada XIX. asır Kayserili ilim adamlarından Çukurlu-zâde Hacı Torun
Efendi’nin hayatı ve eserleri hakkında genel bir bilgi, ardından da Miftâhu’l-Hayât isimli
eserine dair ayrıntılı bir inceleme bulacaksınız.
Miftâhu’l- Hayât, müellif hattı halinde, tek nüsha olarak Kayseri Raşit Efendi Eski
Eserler Kütüphanesinde yer almaktadır. Araştırmanın amacı, söz konusu bu orijinal nüshaya
araştırıcıların dikkatini çekmektir.
Anahtar Kelimeler: Hacı Torun Efendi, İşaratü’l Kur’an, Miftâhu’l- Hayât, Arap
Dili ve Belagati
A STUDY ABOUT HADJI TORUN EFENDİ’S BOOK
NAMED MİFTÂHU’L-HAYÂT (The Key of Life)
Abstract
Hadji Torun Efendi M. Salih b. Abdullah is a researcher in rhetoric and in the
Arabic language. He lived in Kayseri in the nineteenth century.
You will find in this research, first information on the life of Hadji Torun Efendi
and his books and you will see after careful scrutiny of his book Miftâhu’l- Hayât (The Key
to Life). A original single manuscript of this book as a author handwriting is in the Rashid
Efendi Library in Kayseri. Our goal of this research is to attract the attention of researchers
to this manuscript.
Key Words: Hadji Torun Efendi, İşaratü'l Qur'an (The Signs of the Qur'an),
Miftâhu’l- Hayât(The Key of Life), and the rhetoric of the Arabic Language
1. Giriş
Hacı Torun Efendi M. Salih b. Abdullah, 1214/1799 yılında Kayseri’de
doğdu. Babası Çukurlu-zâde Abdullah Ağa’dır. Genç yaşta babasını kaybetti ve
ardından dedesi tarafından büyütüldü. Babalık görevini üstlenen dedesi, yanlış
anlaşılmaması ve akranlarından ayırt edilmesi yani oğlu değil torunu olduğunun
bilinmesi için ona "Torun" lakabını verdi. Asıl adı Mehmet Sâlih'tir. Baba ve dedeleri, Sivas yakınlarında bulunan Kesikköprü Vakfı’nın mütevellilerindendir. 610
Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı: 30 Yıl: 2011/1 (363-372 s.)
H. / 1213 M. tarihli bu köprünün mevsûk vakfiyesine göre, soyları Selçuklu vezirlerinden Ebü'l-Leys Arslan b. Sinbad'a dayanmaktadır. Horasan'dan çıkarak Sivas'a
uğradıkları, Kızılırmak nehri üzerine Kesikköprü'yü inşa ettirdikleri, ardından da
Çukur Karyesi'ne yerleştikleri ve Kayseri ile devamlı irtibatta bulundukları bilinmektedir1.
Hacı Torun Efendi soyunun Kayseri'ye bağlı yerleşim yerlerinden biri olan
Çukur'a (yeni adıyla Özvatan İlçesine) yerleşmiş olmaları sebebiyle kendilerine
Çukurlu-zâde denilmiştir.
Hacı Torun Efendi bir gece rüyasında Hz. Peygamber'i görür kendisine
"oku" der. Bunun üzerine bir süredir çalışmakta olduğu dokumacılık mesleğini
bırakıp kendini ilme verir ve Mürekkepçi İsmail Efendi'nin derslerine devam etmeye başlar. Ardından o yıllarda Kayseri ve çevresinde meşhur olan bilginlerden
Hacı Derviş Efendi, Göncüzâde Kasım Efendi, Ankaravî Sarı Abdullah Efendizade Mehmet Efendi ve Raşit Efendi Kütüphanesinin hâfız-ı kütüblerinden M. Salih Vahdetî'nin derslerine devam eder. Kırâat, hukuk, belagat ve tefsir derslerinde
çok iyi bir seviyeye ulaşır.
Hacı Torun Efendi, Kayseri Cami-i Kebir'de ders-i âmm olan ve kendisine
ders veren hocası Mehmet Efendi'nin ölümü üzerine hocasının yerine geçerek müderrislik görevini üzerine almış ve vefat edinceye kadar da bu görevi sürdürmüştür.
Otuz yılı aşkın bir süre görev yapmış, asrının öne çıkmış alimlerinden birisi olarak
şöhret bulmuştur. Tefsir, hadis, fıkıh usûlu, belâgat, edebiyat, kelam, mantık, astronomi, sarf ve nahiv dersleri okutmuştur. Bu arada yüzlerce talebe yetiştirmiş ve
Kayseri Cami-i Kebir (Ulu Cami) kürsüsünden vaaz ve irşatlarda bulunmuştur.
Üçyüzü aşkın talebeye icâzetnâme (yeterlilik diploması) vermiştir. Talebeleri içerisinde en meşhurları, Divrikli Emin Efendi (ö: 1327/1909), Küçük Hafız Efendi (ö:
1307 /1890), Müftü Nâil Efendi, Müftü Mesut Efendi (ö: 1310/1893), Müftü Hacı
Enver Efendi (ö: 1326/1908) ve emsalleridir2.
Bu arada hacca giden Hacı Torun Efendi, gidiş ve gelişi esnasında Mekke,
Medine ve Şam'daki bilginlerle görüşmüş, onlarla sohbet ederek bilimsel birikimini
ve kudretini onlara tasdik ettirmiştir. Dönüşlerinde Karaman müftüsü Hâdimi-zâde
Abdullah Hasib Efendi ile de görüşmüş ve onun bazı el yazma eserlerini inceleyerek istinsah etmiştir3.
1
2
3
Bursalı Mehmet Tahir, Osmanlı Müellifleri, Matbaa-i Âmire, İstanbul 1333, I, 286 ; Bağdatlı
İsmail Paşa, Hediyyetü'l-Ârifîn-Esmaü'l-Müellifin ve Âsârü'l-Musannifîn, İstanbul 1955, II, 384 ;
Ahmed Nazif, Kayseri Meşhurları (Kayseriyye Meşahiri), Basıma Hazırlayanlar Meserret Diriöz
- Haydar Ali Diriöz, Kayseri 1991, 77- 81 ; Bahri Yağmur, Dört Başlı Kartal, Kayseri 2003, 8083, 105, Halit Erkiletlioğlu,Geniş Kayseri Tarihi, Kayseri 2006, 549-550.
Ahmet Nazif, 77- 81 ; Ali Rıza Karabulut, Mevlana'nın Hocası Seyyid Burhaneddin Hz.leri ve
Kayseri İlmiye Tarihinde Meşhur Mutasavvıflar, Seyyid Burhaneddin Vakfı Yayınları, Kayseri
1994, 280-290 ; Muhsin İlyas Subaşı, Kayseri'nin Manevî Mimarları, Türkiye Diyanet Vakfı
Kayseri Şubesi Yayını, Ankara 1995, 268.
Ahmet Nazif, 79.
364
Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı: 30 Yıl: 2011/1 (363-372 s.)
O, derslerinde insanlara devamlı surette gönül adamı olmalarını tavsiye
eder, Hak’tan uzaklaşanların halktan da uzaklaşacaklarını söylerdi. Halkın ve aydınların gözünde İmam-ı Azam gibi saygıya layık bir zat idi4.
Hacı Torun Efendi, az da olsa kaleme aldığı şiirlerinde “Sâlih”5 mahlasını
kullanmıştır.
Hacı Torun Efendi, 22 Zilhicce 1302/1884 yılında Cuma günü, Cuma namazından evvel vefat etmiş ve Hunat Camisi batı kapısı yakınında bulunan Hunat
Hatun türbesi yanına defnedilmiştir. O yıllarda Kayseri Nâibi görevini sürdüren
Edirne Müftüsü Mehmet Fevzi Efendi ölümüne şu tarihi düşürmüştür:
Laf®ıle tariw-i fevtiñ ½abt idüp Fevzî dedi
Üç yüz iki sâli içre qıldı <Adn’e irtiwal6
Hacı Torun Efendi’nin Mezar Taşı Yazıları
Hacı Torun Efendi’nin mezar taşları 1938 yılında Kayseri müzesine nakledilmiştir.
Mezarının Baş Ucu Taşı Yazısı:
Mezarının baş ucu taşında tâlik hat ile şunlar yazılıdır:
İ¿â qâle’l- müe¿¿inü fi’l- xamsi eşhedü
Ve nawnü nücîbü fi’l- quburi ve neşhedü 7
Defterim ya Rab kara lakin sakal ak, rawmet et
Müsrif isem de bu nefse, kesmem ümid, rawmet et
Bu Hacı Torun Mehmed Salih’in reyi Haktadır
Kemter-i Xuddām-i din-i Awmedîyim rawmet et
Hem ziyaret eyleyen ixvan-ı din içün reca
Fatiwa iwsan idene eyle iwsan, rawmet et (1302)
Mezarının Ayak Ucu Taşı Yazısı:
Mezarının ayak ucu taşında şu satırları görüyoruz:
Hüve’l- Baqî
Hace-i Ebü’l fażl ü Dānā Torun Efendinin
Aśıl ismi idi Mehmed Salih Qanı> -ı Kemāl
Rûz u şeb neşr-i >ulûma sa>y idüp iderdi şöyle kim
4
5
6
7
Ahmet Nazif, 80.
Gerçek adı ise, Mehmet Sâlih’tir
Ali Rıza Karabulut, 283
Bu beytin anlamı : Müezzin beş vakitte “eşhedü” (Ben şehâdet ederim) dediği zaman biz de
mezarlarda “neşhedü” (Biz de şehâdet ederiz) diye ona cevap veririz.
365
Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı: 30 Yıl: 2011/1 (363-372 s.)
Ehl-i insaf itmedi >ilminde onun qîl ü qāl
Her doğan (...truncated)