Arap Dilinde هل / Hel ve أ / Hemze Soru Harflerinin Vaz’ı ve Kullanımı
Arap Dilinde هل/ Hel ve أ/ Hemze Soru
Harflerinin Vaz’ı ve Kullanımı
Doç. Dr. Musa ALP
Atıf / ©- Alp, M. (2017). Arap Dilinde هل/ Hel ve أ/ Hemze Soru Harflerinin
Vaz’ı ve Kullanımı, Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 17 (1), 89118.
Öz- Bu araştırmada هـل/hel ve أ/hemze soru harflerinin Arap dilinde kullanımı
incelenmiştir. Arap dilinde harfler cümlede zait olarak kullanılan tamamlayıcı
unsurlardır. İsim ve fiiller vaz’ edilmeleri açısından nadiren hazfedilmekle birlikte harfler sıklıkla hazfedilebilir. هـل/hel ve أ/hemze de soru harfleri olup evet
ya da hayır cevabına yönelik sorularda hazfedilebilir. Dolayısıyla bu iki edatın
vaz’ açısından cümlede zikredilmeleri istifham haricinde bir amaca yöneliktir.
Bu amaç da tekit, taaccüp, iğneleme, emir, hasr gibi cümlenin içeriğinin tamamen tasdiki ya da reddinden başka bir şey değildir. Hatta هـل/hel ve أ/hemze
ile yapılan bu tekit, bazen أ ََوال, أفلـم, هـل ِمـن, هـل ِلgibi harflerle birlikte kullanılarak
kuvvetlendirme derecesi artırılır. Diğer harflerde olduğu gibi bu iki soru harfi
de sözlü dilde evet veya hayır cevabı gerektiren bir soru cümlesinin başında
kullanılmadan cümlenin kendisinden bu soru anlaşılır. Kuran-ı Kerim sözlü
kültüre göre inmiştir. Ancak Kuran ayetlerinde soru harflerinin sıkça geçtiğini
ِ َ َـول ِجلهـنَّم ه ِـل امـت
görüyoruz. ألست بِـربِّكمile ـل ِمـن َّم ِزي ٍـد
ُ ْت َوتَـ ُق
ْ َ َ َ َ ُ يَـ ْـوَم نـَ ُقsorularında olduğu gibi
ْ ـول َه
bu harflerin görevi, sade bir sorudan ziyade anlamda vurgu ifade etmektir.
Sözlü gelenekte bu tür sorulara muhatap olan birinin içeriği olumlu anlamda
tasdik etmesi beklenilir.
Anahtar sözcükler- İstifam, هل/ hel, أ/ hemze, vaz’
§§§
Makalenin geliş tarihi: 17.03.2017; Yayına kabul tarihi: 19.06.2017
Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Arap Dili ve Belağatı Anabilim Dalı, eposta:
90 | Musa Alp
Giriş
Düşünen bir canlı olan insanoğlu ibtidaen bazı işaretler ve seslerle
kendi arasında iletişim kurarak daha çok sosyalleşmiştir. Zaman içerisinde
kendisinde var olan düşünme yetisini kullanarak her alanda kesintisiz bir şekilde daha mükemmele doğru ilerlemiştir. Beşeriyetin fikri gelişimine paralel
olarak insanoğlu sesleri disipline ederek bir anlam ifade eden müstakil kelimeler oluşturmaya başlamıştır ki Arap dilbiliminde bu olguya vaz’ denilmektedir 1.
Zamanla işaretlerin yerini kelimeler almış nihayet insanoğlu yazıyı da icat
ederek muhatapları dışındakilere ve kendinden sonra gelecek nesillere yapıp
ettiklerini aktarmayı başarmıştır.
Yaşayan dünya dillerinin ortak özelliklerinin yanı sıra her dili diğerlerinden ayıran kendine has birtakım yönleri bulunmaktadır. Bu genel kural
Arapça için de geçerlidir. Mevcut bilgi ve tecrübelerimizin yanında Suriye,
Ürdün, Lübnan, Filistin, Suudi Arabistan, Mısır, Cezayir gibi bizzat bulunduğumuz ülkeler ile Kuveyt, Bahreyn, Umman, Irak gibi Körfez ülkeleri ve Tunus,
Libya, Fas gibi Magariba ülkelerinden farklı vesilelerle irtibata geçtiğimiz ana
dili Arapça olan kişilerin sözlü kullanımlarından ulaştığımız kanaat; Arapların
soru harfleri هل/hel ve أ/hemze ile yapılan soruları evet anlamına gelen
نعم/neam ya da hayır anlamındaki ال/lâ cevabını almaya yönelik değil de daha
çok genel anlamda te’kîd amaçlı başka amaçlar için kullandıkları yönündedir.
Kur’an ayetlerinde de هل/hel ve أ/hemze soru edatlarının kullanımında aynı
durumun söz konusudur. Zira Kur’an-ı Kerim sözlü gelenek üzere indirilmiş,
toplanması, noktalanması ve harekelenmesi daha sonraki süreçte İslam coğrafyasının genişlemesi üzerine hâsıl olan ihtiyaca binaen gerçekleşmiştir.
Dolayısıyla Kur’an ayetlerinin dil yapısını anlamaya çalışırken dönemin sözlü
geleneğini esas almalıyız. Günümüz yazılı geleneğinden bakınca sağlıklı bir
anlamanın olmayacağını düşünmekteyiz. Bütün bunlardan hareketle şöyle bir
varsayıma ulaştık: “Arap dilinde هل/hel ve أ/hemze soru harfleri her ne kadar
yazılı gelenekte “evet” ya da “hayır” cevabı için kullanılıyor olsa da sözlü gelenekte bu iki soru edatı cümlede zikredilmemektedir. Sözlü gelenekte bunların
zikredilmesi ise vurgudan başka bir şey değildir. Dillerin müfredatı bidayette
sözlü geleneğe uygun olarak vaz’ edilmişlerdir. Zira yazı çok sonraları icat
edilmiştir.” Bu tespit ve varsayımımızın doğruluk oranını tespit etmek için
Kur’an ayetlerinde هل/hel ve أ/hemze soru harflerinin kullanımını vaz’ ilmi kapsamında inceledik. Ayrıca هل/hel ve أ/hemze soru harflerinin aralarındaki ilişkiyi
1
Ali Kuşcu, ‘Unkûdu’z-Zevâhir fi nazmi’l-cevâhir, thk. Ahmed Afîfî, Daru’l-Kutubi’lMısriyye, Kahire 2001, s. 170.
ÇÜİFD, 2017, cilt: 17, sayı: 1, ss. 89-118
Arap Dilinde هل/ Hel ve أ/ Hemze Soru Harfleri | 91
irdeleyerek bu harflerin birbirinden bağımsız olarak ayrı ayrı mı vazedildikleri
ya da birinin diğerinden mi türediği hususunu vaz’ ilmi açısından araştırdık.
Araştırma, Arapçada soru harfleri olan هل/hel ve أ/hemze’nin kullanımı
ile sınırlandırılmış olup farklı amaçlarla vazedilmiş olan ve müstakil çalışma
konuları olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşündüğümüz أين/eyne, مىت/metâ,
كيف/keyfe gibi diğer soru isimlerine bu araştırmada değinilmemiştir.
Farklı görüşler olsa da insanoğlunun ilk vazettiği kelimenin isim olduğunu düşünmekteyiz. Bu konuyla ilintili olarak Arap dil ekolleri arasında var
olan “Mastar fiilden mi yoksa fiil mastardan mı türedi?” sorusu aslında ilk vazedilen kelimenin tartışılmasından başka bir şey değildir. Zira Kûfe dil ekolü
mastarın fiilden türediğini savunurken Basra dil ekolü fiilin mastardan türediğini benimsemektedir2. Bize göre ilk vazedilen kelime isimdir. Çünkü faili olmayan bir fiilden söz edilemez. Fail de ancak isim olur. Dolayısıyla ilk vazedilen
kelime isim olmak durumundadır. Su isteyen birisi “su” dedikten sonra “ver” ya
da “istiyorum” fiillerini zikretmeden işaret yardımıyla meramını ifade edebilir.
İlk vazedilen kelime ister isim, ister fiil olsun, kesin olan bir şey var ki
o da harflerin tamamlayıcı bir unsur olarak vaz‘edildiğidir. Zira Arap dili harflerin3 vaz‘ edilmesi sonucu günümüzdeki gelişmiş halini almıştır. Çünkü insanoğlu ihtiyaca binaen kelime üretir yani vaz‘ faaliyetinde bulunur. Eğer vaz’
sırasına göre kelimeleri sıralayacak olursak isim, fiil ve harf şeklinde bir sıralama yapabiliriz. Arap dilinde de bütün dillerde olduğu gibi isim, muayyen bir
nesneyi ifade ederken; fiil, zamanla mukayyet bir eylemi ifade etmektedir.
Ancak genel anlamıyla edat dediğimiz bazı kelimeler vardır ki bunlara harf
denilmektedir4. Harf, kendi başına müstakil bir anlam ifade etmeyen ancak bir
isim ya da fiil ile kullanıldığında bir anlam kazanan kelimelerdir. Daha anlaşılır
bir ifade ile Arap dilinde harf yardımcı unsurdur. Dolaysıyla harfler tamamlayıcı konumunda olup harf kullanılmadan da anlam bir şekilde ifade edilebilir.
!رجل
ُ ايifadesi yâ/ ايnida harfini kullanmadan !;رجل
ُ
2
Abdurrahman b. Muhammed el-Ensari Ebu’l-Berakat Kemalettin el-Enbari, el-İnsaf
fi mesâili’l-hilaf b (...truncated)