Sorumluluk Hukuku Açısından Zarar Görenin Kusurunun Hukuki Sonuçları

Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi, Apr 2002

Nuri KAHVECİ

Article PDF cannot be displayed. You can download it here:

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/52658

Sorumluluk Hukuku Açısından Zarar Görenin Kusurunun Hukuki Sonuçları

Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi II (2002), Sayı: 3 131 SORUMLULUK HUKUKU AÇISINDAN ZARAR GÖRENİN KUSURUNUN HUKUKİ SONUÇLARI Yrd. Doç. Dr. Nuri KAHVECİ∗ K.S.Ü. İlahiyat Fakültesi Giriş Sorumluluk hukukunun temel amacı, meydana gelmiş olan zararın tazmini ve bu tazminin kim tarafından ne oranda yerine getirileceğinin tespitidir. Tazminata hükmetmeden önce zararın tam olarak ortaya konulması önemli olduğu gibi zararın doğmasına sebep olan fiilin gerçek failinin/faillerinin belirlenmesi de önemlidir. Zira zararı tazmin sorumluluğu faile yükletilecektir. Ancak failin zararlı sonucu doğuran fiiline katkıda bulunan dış faktörler de göz ardı edilemez. Prensip olarak fail sadece fiilinin sonucundan sorumlu tutulmalıdır. Aksi takdirde, zararın oluşmasında diğer faktörlerin de etkili olduğu durumlarda, bütün zararın sorumluluğunun sadece faile yükletilmesi adalet anlayışıyla bağdaşmayacaktır. O halde zararın vukuunda failin yanında diğer faktörler de varsa bunların zararın oluşumuna katkı derecesinin tespiti de önemlidir. Zararın meydana gelmesine etki eden veya zararın artmasına neden olan faktörlerden biri de zarar görenin kusurudur. Sorumluluk hukukunda kusura dayanan haksız fiil sorumluluğu ve kusura dayanmayan sebep sorumluluğu olmak üzere iki temel sorumluluk belirlenmiştir. Bu çalışmamızda zararın meydana gelmesinde zarar görenin kusurunun her iki sorumluluk türü açısından hukukî sonuçlarını belirlemeye çalışacağız. Ancak çalışmamızı zarar görenin kusuru çerçevesinde ele aldığımızdan, kusurun sorumluluk hukukundaki genel anlamının belirlenmesinde fayda olacaktır. 1. Genel Anlamda Kusur Sorumluluk hukuku açısından haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsuru olarak değerlendirilen kusur, gerek sorumluluğun doğması gerekse tazminatın kapsamını belirlemede önemli role sahiptir. Bundan dolayı kusurun sorumluluğu sınırlayıcı bir fonksiyonu olduğu kabul edilmektedir1. Genel tanımıyla kusur, hukuk düzeninin hoş görmediği, kınadığı davranış biçimi olarak ifade edilmektedir2. Kusur, toplum düzeni tarafından kabul görmüş ∗ Yard.Doç.Dr., K.S.Ü. İlahiyat Fakültesi İslam Hukuk Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Eren, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 2. Baskı, Ankara, t.siz, II, 106 2 Tandoğan, Haluk, Türk Mesuliyet Hukuku, Ankara, 1961, 44 1 132 Yrd. Doç. Dr. Nuri Kahveci belli davranış kurallarına uyma konusundaki irade tersliği veya irade eksikliği olarak3 da tanımlanmaktadır. Her şeyden önce hukuka aykırı bir davranışı gerektiren kusurun bu yönünü Kur’an’da yer alan bazı ifadelerde de çıkarmak mümkündür. Mesela, “...mallarınızı aranızda batıl (haksız) sebeplerle yemeyin...”4 ayetindeki batıl (haksız) ifadesi kusurun hukuka aykırı olduğunun beyanı gibi değerlendirilebilir. Bu durumu Hz. Peygamber’in sözleriyle de tespit etmek mümkündür. Nitekim; “Ehliyetli olmadığı halde hastaya müdahale eden kimse zararından sorumlu tutulur”5 hadisi kusurun, sorumluluk doğuracak şekilde hukuka aykırı olduğunu ifade edecek niteliktedir. Yukarıdaki ifadelerden de anlaşılacağı gibi kusur bir davranış biçimidir. Ancak bu davranış biçiminin müspet yani aktif olarak icra edilen bir davranış olması şart değildir. Menfi bir şekilde bulunulmuş olması nedeniyle yani yapılmayan bir iş dolayısıyla da kusur meydana gelebilmektedir6. Kasıt, ihmal ve hata unsurları farklı hukuk branşlarına göre değişik şekillerde değerlendirilse bile sorumluluk hukuku açısından kusur unsuru içerisinde mütalaa edilirler7. Zira bunların hepsi de sorumluluk doğuran unsurlardır. Sorumluluğun kurucu unsuru olarak görülen kusurun oluşumunda zarar görenin de katkısının bulunması halinde ya zararla fail arasındaki illiyet bağı tamamen kesilmekte veya zararlı sonucun bir kısmı kusurundan dolayı zarar görene yükletilmektedir. 2. Genel Olarak Zarar Görenin Kusuru Zarar görenin kusuru, teknik anlamda bir kusur kabul edilmez8. Böyle olmakla birlikte herhangi bir zararlı sonucun doğmasında zarar görenin kusurunun belirlenmesi üzerine, onun ne oranda zararlı sonuca katkıda bulunduğunun tespiti ve bunun tazminata yansıması cihetine gidilir. Şüphesiz zarar görenin, zararın meydana gelmesindeki kusuru fail için doğacak tazminat borcundan indirim olarak değerlendirilecektir. Doktrindeki hakim görüşe göre, zarar görenin kusuru 3 Tunçomağ, Kenan, Borçlar Hukuku, İstanbul, 1969, 278; Karadeniz, Özcan, Roma Hukuku, Ankara, 1986, 287 4 Bakara: 2/188 5 Ebu Davud, Süleyman İbnü’l-Eş’âs es-Sicistanî, es-Sünen, Beyrut, 1988, Diyat, 23; İbn Mace, Ebu Abdillah Muhammed, es-Sünen, Beyrut, 1975, Tıb, 16; en-Nesai, Ebu Abdirrahman Ahmed b. Şu’ayb b. Ali, es-Sünen, Beyrut, t.siz, Kasame, 41 6 Umur, Ziya, Roma Hukuku, Umumi Mefhumlar-Hakların Himayesi, İstanbul 1967, 176 7 Velidedeoğlu, Hıfzı Veldet, Türk Medeni Hukuku Umumi Esaslar, İstanbul, 1960, 310; Tunçomağ, 280; Tandoğan, Mesuliyet, 46; Eren, Borçlar, II, 112; Kılıçoğlu, Ahmet, Şeref, Haysiyet ve Özel Yaşama Basın Yoluyla Saldırıdan Hukuki Sorumluluk, Ankara, 1993, 229; Karahasan, Mustafa Reşit, Sorumluluk Hukuk, İstanbul, 1995, 159; Tiftik, Mustafa, Akit Dışı Sorumlulukta Maddi Tazminatın Kapsamı, Ankara, 1994, 56 8 Tiftik, 107 Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi II (2002), Sayı: 3 133 dolayısıyla tazminatta yapılması gereken indirim, kural olarak, zarar görenin kusurunun zarara sebebiyette rol oynadığı oranda yapılmalıdır. Başka bir ifadeyle, meydana gelen zarar, zararı doğuran fiilin faili ile zarara uğrayan arasında, fiillerinin zarara sebep olma derecesine göre paylaştırılır9. Bu husustaki ölçü, kusura dayanan sorumlulukta kusurun derecesinden; sebep sorumluluklarında ise, sebebiyetin yoğunluğundan çıkarılır10. Sebep sorumluluğunu gerektiren objektif olayın, zararın meydana gelmesinde yoğun bir şekilde rol oynadığı durumlarda, zarar görenin hafif kusuru hiç hesaba katılmayabilir veya düşük oranda bir indirimle yetinilir. Bununla birlikte, zarar görenin kusuru ile zararın doğması veya artması arasında bir uygun illiyet bağı mevcut değilse, bu davranış bir indirim sebebi teşkil etmez11. Ayrıca zarara uğrayanın kusurunun, gerçek failin fiili veya sebep sorumluluğu oluşturan olay ile zarar arasındaki illiyet bağını kesen yoğunluğa ulaştığı durumlarda, şüphesiz tazminat sorumluluğu da ortadan kalkacaktır. Zira, böyle bir durumda zarar görenin kusurlu davranışı, zararlı sonucu doğurmaya elverişli fiil veya olayı ikinci plana atmış ve yoğunluğu itibariyle zararlı sonucun uygun sebebi haline gelmiş olmaktadır12. Bu takdirde zarar görenin tam kusurunun varlığı söz konusu olmaktadır. Mesela, bir işçinin işyerinde kullanılan demiryolu üzerine, intihar etmek kastıyla, tren gelirken kendisini atarak ölmesi durumu buna örnektir. Burada işçinin bu kasıtlı davranışı, ilk sebeple zararlı sonuç arasındaki uygun illiyet bağını kesmiştir. Zira bu davranışı, sorumluluğu işverene yükletilecek olayı ikinci plana atmış ve ölümün tek uygun sebebini oluşturmuştur13. Zarar görenin kusurlu davranışının illiyet bağını ortadan kaldırmış olmasının varlığını kabul edebilmek için onun fiilinin mahiyet itibariyle t (...truncated)


This is a preview of a remote PDF: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/52658
Article home page: http://dergipark.org.tr/daad/issue/4526/62263

Nuri KAHVECİ. Sorumluluk Hukuku Açısından Zarar Görenin Kusurunun Hukuki Sonuçları, Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi, 2002, pp. 131-142, Volume 2, Issue 2,