Hadis Terimi Hakkında
Araştırma Notları/Review Articles/
ت درא
Hadis Terimi Hakkında
Ali KUZUDİŞLİ*
Giriş
Tarihî süreçte kavramlar, yaşlarına ve kullanımlarına bağlı olarak çeşitli değişimler geçirmekte; dönemin şartlarına göre, dildeki diğer sözcüklerle aralarındaki bağlantıları çoğalmakta veya azalmaktadır.1 Geçmişte üç beş kelimeyle
açıklanabilen bir kavram, zamanla değişik boyutlar kazanmasından dolayı,
sayfalarca açıklama gerektirebilmektedir. Örneğin hadis kavramı, İslâm’ın ortaya çıkışından kısa bir süre sonra, onun temel kavramlarından biri hâline gelmiş, İslâm bilimlerinin gelişimiyle beraber genişleyerek çok boyutlu anlamlar
kazanmıştır.
Bir yandan Hz. Peygamber’in tarihsel ve dinî kimliğiyle, diğer yandan İslâm
dininin yapısını oluşturan ana unsurlardan biri olması nedeniyle önemli bir
terim olan hadis, aynı zamanda üzerinde en çok tartışılan meselelerden biridir.
Bu öneme binaen, geçmişte ve günümüzde yazılan birçok kitap ve makale, hadis kelimesinin sözlük ve ıstılah anlamları hakkında –bunların çoğu birbirinin
tekrarı olsa da– bilgi vermektedir. Fakat hadis teriminin tarihsel gelişimini inceleyen müstakil bir çalışma bulabilmek zordur.
Bu eksiklik nedeniyle hadis kelimesinin İslâm’dan önceki dönemde nasıl
kullanıldığından başlayarak, İslâm’ın gelişi ve daha sonra Hadis ilminin gelişimiyle kazandığı anlam boyutlarını ve aynı/yakın anlamlarda kullanılan diğer
terimleri bir makale çerçevesinde incelemek yararlı olacaktır. Modern zamanlarda İslâm’a dair yapılan çalışmaların üzerinde yoğunlaştığı alanlardan birinin
hadis olduğu düşünüldüğünde, hadis terimi hakkında, derli toplu müstakil bir
makale yazılmasının gereği ortaya çıkmaktadır.
*
1
Yrd. Doç. Dr. Gümüşhane Üniv., İlahiyat Fak., Hadis,
Kavramlar tarihi hakkında özet bilgi ve bazı önemli kaynaklar için bkz. Ali Kuzudişli, “elKütübden İsrailiyâta Bir Kavramın Tarihsel Yolculuğu” Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2012, XVI, 1, s. 136.
155
Hadis Tetkikleri Dergisi (HTD) ________________________________________________________
İslâm Öncesi Dönemde Hadis Kelimesi
Terim çalışmalarında öncelikle sözlük, daha sonra ıstılah anlamlarının verilmesi yaygın bir uygulamadır. Bu yöntem, terimin anlaşılması için pratiklik
ve anlama kolaylığı sağlamakla birlikte, kaynak gösterilen sözlüklerin telif tarihlerine dikkat edilmemesi, terimin anlaşılması açısından karmaşaya neden
olmaktadır. Bu çalışmamızda tarihsel sürece bağlı kalarak, terimin her bir dönemdeki anlam genişliğini, mümkün olduğu kadar kendi dönemine ait kaynaklara giderek belirlemeye çalışacağız.
Günümüze kadar gelebilmiş, bilinen en eski Arapça sözlük olan Kitâbü’l‘Ayn’da h-d-s (ث-د- )حkökünden türemiş kelimeler hakkında verilen bilgileri,
dört anlam grubunda toplamak mümkündür.
Bunlardan birincisi, ‘söz, konuşma ve anlatma, nakil’ anlamıdır ki, bu anlamı belirtmek üzere ‘uhdûse’ kelimesi örnek verilmektedir. Buna göre ‘Sâra
fülânün uhdûse’ tabiri, bir kişi hakkında ‘ehâdîs’in çok olması, yani onun hakkında (lehinde veya aleyhinde) çok konuşulması anlamına gelmektedir.
‘Ehâdîs’in tekili olan ‘hadîs’ aynı zamanda ‘uhdûse’ ile eşanlamlıdır. Yine aynı
anlam grubunda bir başka örnek, ‘racülün hids’ tamlaması, lafı çok olan adam
anlamına gelmektedir.
İkinci anlam grubu, ‘olay, hâdise’ anlamıdır. Müellif bu anlamı ‘el-hadesü
min ehdâsi’d-dehr, şibhu’n-nâzile’ biçiminde açıklar ki; sel, deprem gibi doğal
âfet demektir.
Üçüncü anlam grubu, ‘ibdâ’ yani yaratmak, var etmek, ortaya çıkarmak kelimeleri etrafında toplanan anlamlardır.
Dördüncü anlam grubu ise eskinin zıddı olan ‘yeni’ anlamıdır. Bu anlamda
gençliğinin ilk yıllarında olan erkek çocuğu tanımlamak için ‘şâbbün hades’, kız
çocuğu tanımlamak için de ‘şâbbetün hadese’ denilmektedir.2
Son üç anlam grubu, ortak biçimde birinci anlam grubuyla yakından ilgilidir. Çünkü: (i) Sel, deprem gibi toplumu etkileyen büyük olaylar olduğunda;
(ii) Yeni bir şey icat/keşif/halk edildiğinde; (iii) herhangi bir ‘yeni’lik söz konusu olduğunda insanlar için gündem olur ve bu olaylar hakkında uzun müddet konuşulur.
İslâm öncesi edebiyatta da hadis, en çok ‘söylenti, dedikodu, söz, laf etme,
2
Halîl b. Ahmed el-Ferâhidî, Kitâbu’l-‘Ayn, (I-IV), thk. Abdulhamîd el-Hendâvî, Dâru’l- Lübnan: Kütübi’l-İlmiyye 2003, I, 292. Ayrıca bkz. İbnü’s-Sikkit Ebû Yusûf Yakûb b. İshâk elHuzistânî, Islâhu’l-Mantık, thk. Muhammed Mer‘ab, Kahire: Dâru İhyâi’t-Türâsi’l-Arabî 2002,
s. 79 (Burada yalnız birinci anlama işaret edilmektedir); İbn Düreyd Ebû Bekr Muhammed b.
el-Hasan el-Ezdî el-Basrî (ö. 321/933) Cemheretü’l-Luga (I-III), thk. Remzi Münîr Ba‘lebekkî,
Beyrut: Dâru’l-İlmi’l-Melâyeyn 1987, I, 416; İbn Fâris Ebû’l-Hüseyin Ahmed b. Fâris b. Zekeriyyâ, Mu‘cemu mekâyisi’l-luga (I-VI), thk. Abdüsselâm Muhammed Hârun, Beyrut: Dâru’lFikr 1979, II, 36; Ebû Nasr İsmâ‘îl b. Hammâd el-Cevherî, es-Sıhâh (I-VI), thk. Ahmed Abdülgafûr Attâr, Beyrut: Dâru’l-İlmi’l-Melâyeyn 1987, I, 278.
156
______________________________________________________________ Hadis Terimi Hakkında
münakaşa’ vb. anlamlarda kullanılmıştır. Örneğin İmruu’l-Kays’ın bazı beyitlerinde tenâze‘a fiiliyle birlikte şöyle kullanılmıştır: “Felemmâ tenâze‘nâ’lhadîse seeltühâ: Minel hayy?” (Sohbeti koyulaştırdığımızda o kadına sordum:
Sen hangi kabiledensin?).3 Benzer ifade bir başka şiirde şöyle geçmektedir:
“(Onun hakkında) konuşmaktan rahatsız olsan da, gülücüğünün, bir içim su
kadar tatlı olduğunu gördün.”4
İslâm öncesi Arapçanın semantik araştırmalarında önemli kaynaklardan
biri olan darb-ı mesellerin birinde ‘ileyke yüsâku’l-hadîs’ ifadesi yer almaktadır.
Anlatıldığına göre bu deyimin hikâyesi şöyledir: Adamın biri, bir kadına talip
olmak için evine gitmiş. Evde başka kadınlar da varmış. Sohbet sırasında kadın,
kendini övmeye başlamış. Kadının hareketlerinden etkilenen adam, elini göğsüne bastırıp “(Sana ne oluyor? Sanki) bu laflar sana söyleniyor!” demiş. Daha
sonra ‘ileyke yüsâku’l-hadîs’ sözü bir deyim haline gelmiş.5
Kur’ân’da ve Rivâyetlerde Hadis Kelimesi
Kur’ân’da h-d-s kelimesinden türemiş kelimeler otuz altı ayette yer almaktadır. Bu ayetlerdeki anlamları, yukarıda olduğu gibi dört grupta toplamak
mümkündür.
Birinci anlam grubu söz, söz söylemek, anlatmak, konuşmak, nakletmek,
duygu ve düşünceyi ifade etmek gibi kelimelerden oluşan gruptur. er-Râgıb’ın
ifadesiyle: Uyanıkken veya uykudayken olması fark etmeksizin vahiy veya
işitme yoluyla insana ulaşan her söze ‘hadis’ denir.6
Sözler, değer bakımından birbirinden farklı olup, bazı sözler anlamlı ve derin, bu nedenle değerli; bazı sözler yüzeysel ve sıradan, bazı sözler boş, sadece
eğlencelik, bazı sözler ise kaba, kem ve kabihtir. Kur’an’da h-d-s kelimesinden
türemiş kelimelerde bu anlamlardan sonuncusu hariç diğerlerini bulmak
mümkündür.
a. Anlamlı ve değerli yüce söz anlamında Kur’ân’da şöyle buyrulur: “Allah,
kelâmın en güzelini (ahsene’l-hadis) indirdi…”.7 ‘Kelâmın en güzeli’ ifadesiyle
3
4
5
6
7
Ebû Muhammed Abdullah b. Müslim ed-Dîneverî, eş-Şi‘r ve’ş-Şu‘arâ (I-II), Dâru’l-Hadîs, Kahire: 2002, I, 136; II, (...truncated)