Kaldor Yasası Çerçevesinde Türkiye’de Sanayi Sektörü ve İktisadi Büyüme İlişkisinin Sınanması
KALDOR YASASI ÇERÇEVESİNDE
TÜRKİYE’DE SANAYİ SEKTÖRÜ VE
İKTİSADİ BÜYÜME İLİŞKİSİNİN
SINANMASI
İbrahim ARISOY
Dr., Çukurova Üniversitesi, İİBF
İktisat Bölümü
Kaldor Yasası Çerçevesinde Türkiye’de Sanayi
Sektörü ve İktisadi Büyüme İlişkisinin Sınanması
Özet
Testing for the Relationship Between Industrial
Sector and Economic Growth in the Context of
Kaldor Hypothesis: The Case for Turkey
Abstract
Bu çalışmanın amacı Kaldor Yasasını tanıtarak bu
yasanın Türkiye ekonomisi için ampirik geçerliliğini 1963-2005 dönemine ilişkin verilerle daha
önceki çalışmalardan farklı olarak güncel eşbütünleşme ve nedensellik yöntemlerle sınamaktır.
Kaldorun birinci yasası imalat sanayinin ekonomik büyümenin motoru olduğunu belirtirken;
Verdoorn yasası olarakta bilinen ikinci yasası
sanayi sektöründeki işgücü verimliliği ile üretim
miktarı arasında pozitif bir ilişki olduğunu ima
etmektedir. Kaldor’un üçüncü yasası, sanayi
sektöründe işgücü verimliliği ile üretim miktarı
arasında pozitif, ancak sanayi sektörü dışındaki
diğer sektörlerde işgücü verimliliği ile üretim
miktarı ve istihdam hacmi arasında negatif bir
ilişki olduğunu varsaymaktadır. Analiz sonuçları
kısmen de olsa Kaldor Yasasını destekleyici
bulgular sunmaktadır.
This study, unlike the previous studies dealing
with Kaldor’s engine of economic growth hypotheses, provides an outline of Kaldor's growth
model and tests its relevance to the economic
experience of Turkey during the period 19632005 by using recent cointegration and causality
tests. Kaldor's first law states that manufacturing is the engine of economic growth, whereas
the second proposition, also known as Verdoorn's law, asserts that there is a strong positive
casual relationship between manufacturing
productivity growth and output growth, due to
static and dynamic increasing returns to scale.
Kaldor's third law purports that overall growth is
positively correlated to employment growth in
manufacturing output, and negatively correlated
to employment in non-manufacturing sectors.
The empirical results, regardless of the specification and estimation techniques employed, suggest that the models can partly explain the
developments in the economy to a certain degree.
Anahtar Kelimeler: Kaldor Yasası,
Sektörü, İstihdam, Verimlilik, Büyüme.
Keywords: Kaldor‘s Law, Industrial Sector, Employment, Productivity, Growth.
Sanayi
ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ İİBF DERGİSİ, NİSAN 2013, 8(1), 143-162
143
1. Giriş
İkinci Dünya Savaşı sonrasında bir bilim dalı olarak ortaya çıkan Kalkınma İktisadı’nın temel hedeflerinden birisi olarak telaffuz edilmeye başlanan sanayileşme
kavramının altında yatan ana düşünce hiç kuşkusuz sanayi sektörünün iktisadi
büyüme ve kalkınmada sürükleyici bir rol üstlendiği fikridir. Söz konusu nedenden
olsa gerek, iktisadi büyüme ve sanayileşme arasındaki ilişki teorik alanda olduğu
kadar uygulamalı iktisat alanında da dikkat çeken inceleme alanlarından birisi olmuştur. Söz konusu ilgi, özellikle, İkinci Dünya Savaşı sonrasında gelişmekte olan
ülkelere iktisadi anlamda reçeteler sunan Kalkınma İktisadı’nın ortaya çıkmasıyla
birlikte daha da artmıştır. Bu dönemde gerek ampirik gerekse teorik düzeyde yapılan çalışmalarda R.Nurkse, A.Lewis, R.Prebisch, H.Chennery, C.Clark, S.Kuznets,
N.Kaldor gibi tanınmış çok sayıda iktisatçı, İkinci Dünya Savaşı sonrasında az gelişmiş ülkelerin hızlı bir şekilde büyümelerini ve kalkınmalarını sanayileşmeye bağlamışlardır. Anılan iktisatçılar sanayileşmenin iktisadi büyümenin ve kalkınmanın itici
gücü olduğunu, yani iktisadi kalkınmada en hayati fonksiyonun sanayileşmeye
bağlı olduğunu ileri sürmüşlerdir.
İktisadi büyümenin motoru olarak sanayi sektörünün oynadığı rol kalkınma ekonomisi yazınında yoğun bir şekilde tartışılmıştır. Hirschman, sanayi sektörünün söz
konusu özelliğinin diğer sektörlerle olan ileriye ve geriye doğru bağlantılarından
kaynaklandığını ileri sürerken, Rosenstein-Rodan, firmaların ve bir bütün olarak
sanayi sektörünün büyümesi sonucu ortaya çıkan ölçek kazançlarından kaynaklandığını öne sürmüştür. Sanayi sektörü, gerek diğer sektörlerle olan bağlantısı gerekse yarattığı katma değer ve istihdam bakımından ekonomik büyümenin kilit sektörü konumundadır. Sanayi sektörünün gelişmesi, tarım ve hizmetler sektörlerini de
olumlu yönde etkilemektedir. Sanayi sektörü sahip olduğu geniş alt sektör yelpazesi nedeniyle ekonominin diğer tüm sektörlerinden önemli ölçüde ara girdi talep
ve arz eden bir niteliğe sahip olmasından dolayı tarım ve hizmetlerin gelişmesinde
de belirleyici rol oynamaya devam etmektedir. Yani, hizmetler kesimindeki büyüme eğilimi büyük ölçüde sanayi sektöründeki hareketlenmeye göre biçimlenmektedir.
Tarım sektörü, gelişmesini sürdürmek ve verimliliğini artırmak için sanayi sektöründen girdi almak zorunda olduğu gibi, bu sektöre hammadde de sağlamaktadır.
1920’lerde İngiliz iktisatçı Allyn Young bu türdeki sektörler arasındaki ağ tipi bağlantıların ekonomi genelindeki ölçeğe göre artan getirinin ana kaynağı olduğunu
öne sürmüştür. Allyn Young’ın görüşlerinden esinlenen Nicholas Kaldor bu türde
bir etkinin varlığını doğrulamış ve sanayi sektörünü ekonomik büyümenin itici
gücü olarak görmüş ve kendi adıyla anılan ilk yasasını ortaya atmıştır. Kaldor’a
göre (1966; 1968) sanayi sektöründe var olan ölçeğe göre getiri nedeniyle sermaye birikiminin veya yatırımların getirileri yerleşik iktisat teorisinin öngördüğü gibi
ESKİŞEHİR OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ İİBF DERGİSİ
144
azalmayıp artmaktadır. Sanayi sektörü sahip olduğu söz konusu özellikler nedeniyle, ekonomi genelinde pozitif dışsallıklar sağlamakta ve bu dışsallıklar aracılığıyla
ekonomik büyümeyi hızlandırmaktadır. Kaldor’a göre sanayi sektörünün büyümesi
sadece kendi içinde değil, aynı zamanda geniş işbölümü olanaklarıyla diğer sektörlerde de verimlilik düzeyini yükseltmektedir. Kaldor bu yüzden sanayi sektörünü
büyümenin motoru olarak kabul etmektedir(Choi,1983: 148-150; Ateşoğlu,1993:
67-68; Necmi,1999: 653-654).
Kaldor’a ilaveten Verdoorn Kanunu sanayi sektöründeki üretim artışının yine bu
sektörde verimliliğin daha hızlı bir oranda artmasına yol açacağını ileri sürmektedir. Verdoorn Kanunu statik ve dinamik ölçeğe göre artan getiriler nedeniyle sanayi sektöründe işgücü verimliliği ile üretim miktarı arasında pozitif, ancak azalan
verimler kanunu nedeniyle sanayi sektörü dışındaki diğer sektörlerde işgücü verimliliği ile üretim miktarı ve istihdam hacmi arasında negatif bir ilişki olduğunu
varsaymaktadır (Thirlwall,1983: 346-348;Terzi ve Oltulular,2004: 224).
Bu çalışmanın amacı Kaldor Yasasını tanıtarak bu yasanın Türkiye ekonomisi için
ampirik geçerliliğini 1963-2005 dönemine ilişkin verilerle daha önceki çalışmalardan farklı olarak güncel eşbütünleşme ve nedensellik yöntemlerle sınamaktır. Çalışmanın geriye kalan kısmı şöyle tasarlanmıştır. İkinci bölümde, konu ile ilgili kuramsal çerçeve ortaya konularak, kuramsal ve ampirik literatür özetlenmektedir.
Üçüncü bölümde, araştırmada kullanılan veri ve yöntem ile ilgili bilgilere, dö (...truncated)