NÂSIR-I HUSREV’E GÖRE TÜRKLER
YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ TARİH BÖLÜMÜ ARAŞTIRMA DERGİSİ
Cilt 1 – Sayı 2 Haziran 2017.
e-ISSN: 2564-7687
YEDİTEPE UNIVERSITY DEPARTMENT OF HISTORY RESEARCH JOURNAL
e-ISSN: 2564-7687
Volume 1 – Number 2 June 2017
NÂSIR-I HUSREV’E GÖRE TÜRKLER
Mehmet ÇALIŞKAN*
ÖZET
Rus tarihçi Lev Gumilev’e göre "Bir halkın tarihini biraz da onun düşmanlarının yazdıklarına
bakarak okumak gerekir”. Bu çalışmada Selçuklulara düşmanca bir tavrı olan Nâsır-ı
Husrev’in şiirlerinde Türklere bakışı ele alınmıştır. Ayrıca onun şiirlerinde kullandığı ve
kroniklerde geçmeyen iki yeni unvan tespit edilerek izah edilmeye çalışılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Nâsır-ı Husrev, Selçuklular, Gazneliler, Fars edebiyatı, Sefername
ABSTRACT
According to Russian historian Lev Gumilev “The history of a people need to read a little bit
looking at the writings of his enemies”. This work is about Turks in poems of Nâsir-i
Khusraw who is a enemy of the Seljuqids. Also two titles have been find out in this work.
Keywords: Nasir-i Khusraw, Seljuqids, Gaznawids, Persian literature, Safarnama
*
Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü yüksek lisans öğrencisi,
72
YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ TARİH BÖLÜMÜ ARAŞTIRMA DERGİSİ
YEDİTEPE UNIVERSITY DEPARTMENT OF HISTORY RESEARCH JOURNAL
e-ISSN: 2564-7687
e-ISSN: 2564-7687
MEHMET ÇALIŞKAN
İranlı şair, seyyah ve düşünür Nâsır-ı Husrev, Kubâdyânlı olmasına rağmen hayatının büyük
bölümünü Belh’de geçirmiştir. Bir kasidesinde söylediğine göre Hicrî 394 yılında (M. 10031004) doğmuştur1. Nâsır-ı Husrev’in 1045-1052 yılları arasında Merv’den Mısır’a kadar
yaptığı seyahatleri anlatan kitabının adı Sefernâme’dir. Bu kitap elimize ulaşan ilk Farsça
seyahatnamedir2. Kitaptaki bir ifadeden eserin Tuğrul Beğ’in ölümünden (1063) sonraki bir
dönemde yazıldığı anlaşılmaktadır3. Çağrı Beğ’in divan katiplerinden bir iolması sebebiyle
yazdıkları Türk tarihi açısından önem taşımaktadır. Seyahati sırasında Katrân-ı Tebrîzî ile
tanışmış4, el-Ma’arrî5 ve Mustansır-billah’ı6 görmüştür. Mısır’ı ziyareti sırasında İsmailî ve
“hüccet” olduğu düşünülmektedir7. Eser ilk olarak Paris’te Fransızca tercümesiyle beraber
1881’de Charles Schefer tarafından yayımlanmıştır. İngilizce, Rusça, Almanca ve Arapçaya
da çevrilmiştir. Türkçe tercümesi ise 1950 yılında Abdülvehhab Tarzî tarafından yapılarak
neşrolunmuştur8.
Nâsır’a Göre Tolunoğulları
Nâsır, Mısır’ı anlatırken “Tolunoğlu Camii”nden bahsetmiş ve Tolunoğlu’nu müstakil bir
hükümdar değil de, Abbâsîlerin emiri olarak anlatmıştır:
“Şehrin kıyısında bir tepe üstünde `Tolon camii´ yapılmış. Çevresine öyle iki sağlam duv ar
çekilmiş ki Âmid ve Miyafarkıyn şehirlerindeki hisarlardan başka hiçbir yerde bu duvarlardan
daha iyi bir duvar görmedim. Bunu, Abbas oğulları zamanında Mısır valisi bulunan birisi
yaptırmış. Şimdiki sultanın atası Hâkim bi-emr-illah zamanında, bu Tolun’un torunları gelip
bu camii otuz bin Mağribi dinara satmışlar, bir müddet sonra gelip satmadıkları minareyi
yıkmaya başlamışlar. Hâkim, siz, camiyi bana sattınız. Nasıl oluyor da yıkıyorsunuz diye
Hekîm Nâsır bin Husrev, Dîvân-ı Nâsır-ı Husrev, Muessese-i İntişârât-ı Nigah ve Neşr-i İlm, 1373, s. 232:
“بگذشته زهجرت پس سیصد نود و چار
” بنهاد مرا مادر بر مرکز اغبر
“Bigzeşte zi hicret pes sîsad neved u çâr
Binhâd merâ mâder ber merkez-i agber”
(Hicretten 394 [yıl] geçmişti
Annem beni yeryüzüne saldı)
2
Kaan Dilek, “Seyahatnâme”, DİA, C. 37, s. 12
3
Sefernâme-i Ebû Mu’în Hamîduddîn Nâsır b. Husrev-i Kubâdyânî-i Mervezî, haz. Muhammed Debîr Siyâqî,
İntişârât-ı Kitâbfurûş-i Zevâr, Tahran 1335, s. 123: “Sultân Togril Bîk Ebû-Tâlib Muhammed bin Mikâl [sic] bin
Selcûq rahmetullahi aleyhi” (Selçuk oğlu Mikail oğlu Sultan Tuğrul Beğ Ebû-Tâlib Muhammed –Allah’ın
rahmeti üzerine olsun-); Türkçe tercümede sehven “… Muhammed’in oğlu” denmiştir. bkz. Nâsır-ı Husrev,
Sefernâme, çev. Abdülvehhab Tarzî, MEB Yayınları, İstanbul 1994, s. 144.
4
çev. Tarzî, s. 4.
5
a.e., s. 16-17.
6
a.e., s. 73-74.
7
a.e., s. XI-XX
8
Nihat Azamat, “Nâsır-ı Hüsrev”, DİA, C. 32, s. 397.
1
73
YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ TARİH BÖLÜMÜ ARAŞTIRMA DERGİSİ
YEDİTEPE UNIVERSITY DEPARTMENT OF HISTORY RESEARCH JOURNAL
e-ISSN: 2564-7687
e-ISSN: 2564-7687
NÂSIR-I HUSREV’E GÖRE TÜRKLER
haber göndermiş. Onlarda biz minareyi satmadık ki demişler. Hâkim, onlara beş bin dinar
vererek minareyi de almış. Padişah, Ramazan ayında ve Cuma günleri orada namaz kılıyor.”9
Nâsır, Mısır’a seyahati bâbında Fâtımî ordusundaki Türklerden ise şöyle bahseder:
“Bir kısmına Meşarıka derler. Bunlar da Türkler ve Acemlerdir. Asılları Arap olmadığından
çoğu orada Mısır’da doğmuş bulunmakla beraber adları, asıllarından alınmıştır. On bin kişidir
derler, iri-yarı adamlardır.”10
Nâsır’a Göre Gazneli Mahmud
Nâsır dediğine göre, Gazneli Mahmud ve oğlu Mesud’un sarayında bulunmuştur. Mısır’da
Fâtımî halifesinin verdiği ziyafete katılabilmek için bir kâtibe şöyle demiştir:
“Sultan Mahmut Gaznevî ve oğlu Mesut gibi birçok İran padişahları gördüm. Meclisleri pek
yüceydi, nice nimetleri vardı, nice bezenmişti. Şimdi de Emîr-ül-müminîn’in meckisini
görmek istiyorum.”11
Yemgân’da yaşarken “Ey rüzgar, Horasan’a benden selam söyle” diye başlayarak yazdığı bir
kasidesinde Horasan’ın Türk yani Selçuklu yönetiminde olmasından şikayetçidir; Mahmud’un
da Türk olduğunu hatırlatarak şöyle der:
”به ملک ترک چرا غرهاید یاد کنید
جالل و عزت محمود زاولستان را
کجاست آنکه فریغونیان زهیبت او
ز دست خویش بدادند گوزگانان را
چو هند را به سم اسپ ترک ویران کرد
“به پای پیالن بسپرد خاک ختالن
“Be mulk-i Turk çerâ girreyîd yâd konîd
Celâl u izzet-i Mahmûd-i Zâvulistan râ
Kocâst ânki Farîgûniyân zi heybet-i û
Zi dest-i xiş bedâdend Guzgânân râ
çev. Tarzî, s. 77.
a.e., s. 71.
11
a.e., s. 85.
9
10
74
YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ TARİH BÖLÜMÜ ARAŞTIRMA DERGİSİ
YEDİTEPE UNIVERSITY DEPARTMENT OF HISTORY RESEARCH JOURNAL
e-ISSN: 2564-7687
e-ISSN: 2564-7687
MEHMET ÇALIŞKAN
Çu Hind râ be-somm-i esb-i Turk vîran kerd
Be-pây-i pîlân bespord xâk-i Xuttelân râ
Şomâ firîftegân pîş-i û hemî goftîd
Hezâr sâl fuzûn bâd omr-i Sultân râ
Perîr qible-i ahrâr Zâvulistân bûd
Çonânki Qa`be’st imrûz ehl-i îmân râ
Kocâst eknûn ân fer u celâlet u câh
Ki zîr-i hîş hemî dîd burc-i Seretân râ”12
(Türk mülküne niye aldanıyorsunuz
Zabulistanlı13 Mahmud’un celal ve izzetini hatırlayın
Nerededir onun heybetinden
Kendi eliyle Cüzcan’ı veren Farîgûnlular14
Türk atının toynağıyla Hind’i viran etti
Fillerin ayağıyla Huttelan toprağını çiğnedi
Siz kandırılmışlar ona diyordunuz
Sultan’ın ömrü bin yıl daha sürsün
Hekîm Nâsır bin Husrev, s. 58.
Zabulistan, bugün Afganistan’da bir bölgedir. Mahmud’un annesi oralı olduğu için Mahmud, Gazne dışında
bu nisbeyle de anılır. Bkz. Erdoğan Merçil, Gazneliler Devleti Tarihi, TTK Yayınları, Ankara 2007, s. 13.
14
“Farîgûn”lular, Cüzcan’ı yönetmiş mahallî bir hanedandır. Bu aileden Ebû’l-Hâris, Mahmud’un kayınpederi
idi. bkz. Merçil, s. 12.
12
13
75
YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ TARİH BÖLÜMÜ ARAŞTIRMA DERGİSİ
YEDİTEPE UNIVERSITY DEPARTMENT OF HISTORY RESEARCH JOURNAL
e-ISSN: 25 (...truncated)