Dilkaya (Orta Çağ) İnsanlarının Sağlık Yapısı
ANTROPOLOJİ
Dilkaya (Orta Çağ) İnsanlarının Sağlık
Yapısı
Antropoloji 37 (2019), 50-71
ARAŞTIRMA MAKALESİ / RESEARCH ARTICLE
* Sorumlu Yazar / Corresponding Author:
Serkan ŞAHİN
Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi, Fen - Edebiyat Fakültesi,
Antropoloji Bölümü, Kırşehir / TÜRKİYE
E-posta:
Alındı/Received: 24 Ocak / January 2019
Düzeltildi/Revised: 25 Nisan / April 2019
Kabul/Accepted: 29 Nisan / April 2019
Erken Görünüm / Early View: 7 Mayıs / May 2019
Yayımlanma/Published: 12 Haziran / June 2019
Serkan ŞAHİN1*
1
Dr. Öğr. Üyesi. Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi, Fen - Edebiyat Fakültesi, Antropoloji Bölümü,
Kırşehir / TÜRKİYE
The Health Status of (Medieval) Dilkaya People
Öz
Abstract
Bu çalışmanın materyalini oluşturan iskelet kalıntıları Van/Dilkaya
The remains composing the material of this study are obtained from Van/Dilkaya
kazılarından elde edilmiştir. Dilkaya Höyüğü Van’ın Edremit ilçesine
excavations. Dilkaya Mound is located at the west of Dilkaya village of Van’s
bağlı Dilkaya Köyü’nün batısında Van Gölü kıyısında yer almaktadır.
Edremit province, near the coast of Lake Van. The aim of this study is to investigate
Çalışmanın amacı Dilkaya Orta Çağ Toplumu’nun patolojik olarak
pathological structure of medieval population of Dilkaya and to use this data in
incelenmesi ve elde edilen verilerin diğer Anadolu toplumlarıyla
identification of health structure as well making a comparison with other Anatolian
karşılaştırılması sonucunda toplumun sağlık yapısının belirlenmesidir.
populations. A total of 319 individuals in Dilkaya medieval people were examined
Dilkaya toplumunda 319 birey paleopatolojik açıdan incelenmiş ve
in terms of paleopathology and estimations about the life style of the population were
topluluğun yaşam biçimi ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Toplumda
made. The ratio of the adults which have osteoarthritis at least in one vertebral bone
en az bir omurunda osteartrit görülen erişkinlerin oranı %82,05’dir.
is 82,05%. Similarly, the ratio of adults which have schmorl nodules at least in one
Toplumda en az bir omurunda schmorl nodülü görülen erişkinlerin
vertebral bone is 89,74%. Moreover, 52,56 % of the adults show osteoarthritis in
oranı ise %89,74’tür. Erişkin bireylerin eklemlerinde osteoartrit görülme
their joints. In Medieval Population of Dilkaya, the ratio of adult individuals who
oranı %52,56’dır. Dilkaya OrtaÇağ Toplumunda en az bir ekleminde
had lifestyle related pathology in at least one vertebral bone or joint is 97,44% while
ya da omurunda yaşam biçimine bağlı olarak gelişen patoloji görülen
most of the lifestyle related pathologies in the vertebral bones and joints are observed
erişkin bireylerin topluma oranı %97,44’tür. Omurlarda ve eklemlerdeki
in males and it was observed that the pathology increases with age. Due to the fact
yaşam biçimine bağlı olarak gelişen patolojiler en fazla erkek bireylerde
that pathological lesions affect all age/gender groups; small amount of the population
gözlemlenmiş ve görülme oranının yaşla birlikte artış gösterdiği
have infectious diseases and the presence of osteoarthritis is observed since younger
belirlenmiştir. Patolojik lezyonların her yaş/cinsiyet grubunu etkilemesi,
ages; the Medieval Population of Dilkaya is concluded to be a village population of
enfeksiyonel hastalıkların fazla görülmemesi ve osteoartritin genç
agricultural economy. Moreover, the nutrition and the hygienic conditions were shown
yaşlardan itibaren görülmeye başlanması gibi verilerden hareketle Dilkaya
to be relatively better than other Anatolian Populations.
Orta Çağ Toplumu’nun tarıma dayalı bir ekonomiye sahip, beslenme
açısından görece iyi durumda ve diğer Anadolu toplumlarına kıyasla
Key Words: Paleopathology, Medieval, Health Status, East Anatolia
göreceli olarak daha hijyenik yaşam koşullarına sahip bir köy topluluğu
olduğu düşünülmektedir.
Anahtar Sözcükler: Paleopatoloji, Orta Çağ, Sağlık Yapısı, Doğu
Anadolu
Giriş
İran, Kafkasya, Mezopotamya ve Orta Anadolu’nun
merkezinde yer alan Doğu Anadolu Bölgesi
maden ve yeraltı kaynakları açısından zengin
bir bölgedir ve bu zenginliği birçok uygarlığa ev
sahipliği yapmasını sağlamıştır. Doğu Anadolu’yu
kendilerine yurt edinen insanlar Erken Demir
Çağı’nda (M.Ö. 1300-850) bölgede örgütlenerek
kaleler kurmuş ve daha sonra Urartu Krallığı adı
altında bir araya gelmişlerdir (Belli ve Konyar, 2003).
Doğu Anadolu Bölgesi’nin insan yaşamı açısından
en verimli bölümü ise Van Gölü Havzası’dır. Bölge yeraltı
kaynakları açısından zengin olmasına rağmen sert bir
karasal iklime sahiptir ve etrafında bulunan sıradağlar
nedeniyle Karadeniz ve Akdeniz’den gelebilecek
ılımanlaştırıcı etkiden mahrum kalmaktadır. Bu bölgede
yerleşik düzene geç geçilmesinin temel nedeni olumsuz
iklim koşullarıdır. Kalkolitik dönemden hemen önce
Van Gölü kenar çizgisinin bugünkü seviyesinden 350
m daha içeridedir. Bu durum bölgenin o dönemde
Atıf için / Cite as:
Şahin, S. (2019). Dilkaya (Orta Çağ) İnsanlarının Sağlık Yapısı, Antropoloji, 37, 50-71.
DOI: 10.33613/antropolojidergisi.517217
50
Şahin |Antropoloji 37 (2019): 50-71
günümüze göre daha kurak ve tarıma elverişsiz olduğunu
gösteren önemli bir kanıttır (Sevin ve Kavaklı, 1996;
Belli ve Konyar, 2003; Köroğlu ve Konyar, 2005, 2008).
Van Gölü Havzası’nda bölgedeki Demir
Çağı yerleşimini gösteren üç önemli höyük kazısı
yapılmıştır: Dilkaya Höyüğü, Van Kalesi Höyüğü ve
Karagündüz Höyüğü. Her üçünde de Karaz veya Erken
Transkafkasya türü çanak çömlekler bulunmuştur.
Yine her üç yerleşim yerinde bulunan yapılar kerpiçten
mekanlardır ve Orta Demir Çağı’na tarihlendirilirler. Bu
höyüklerde M.Ö 2. Binyıl ve Erken Demir Çağı mimari
tabaka olarak bulunmamaktadır (Köroğlu ve Konyar,
2005, 2008). Bu durum Van Gölü Havzası’nda yaşayan
toplulukların Orta Demir Çağı’ndan önce göçebe
olduklarını göstermektedir. Bölgede yaşam dönemdeki
zor iklim koşulları nedeniyle temelde hayvancılığa ve
höyüklerin etrafında yapılan kuru tarıma dayalıdır.
Sulama faaliyetlerine ise kuraklık nedeniyle henüz
geçilememiştir (Çilingiroğlu, 1994, 1997).
Van Gölü Havzası’ndaki höyük kazıları sayesinde
elde edilen 3. ve 2. binyıla ait arkeolojik malzemenin
yeterli olmayışı bu çağlarla ilgili sağlıklı sonuçlara
varılmasını engellemiştir. Bölgede yapılan Urartu
kazıları ise tümüyle Urartu döneminde inşa edilen
kalelerde gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle erken Urartu
tarihi ve Urartu kültürünün kökeni ile ilgili birçok
sorun aydınlatılamamıştır. Dilkaya kazılarına yukarıda
değinilen sorunların çözülebilmesi amacıyla 1984 yılında
başlanmıştır (Çilingiroğlu, 1986).
Araştırma konusunu meydana getiren Dilkaya
Höyüğü’nde ilk insan yerleşimi MÖ 2500-2300 yılları
arasındadır. Höyük Erken Tunç Çağında terk edilmiş
daha sonraki dönemlerde Erken Demir Çağı’nda
yerleşim görmüş ve yine terk edilmiş ve en son Orta
Çağ’da insan yerleşimine tanık olmuş ve terk edilmiş bir
iskân alanıdır (Çilingiroğlu, 2012). Dilkaya Höyüğü’yle
alakalı yapılan paleoantropolojik çalışmala (...truncated)