"Rastlantı ile Zorunluk
« R A S T L A N T I ile Z O R U N L U K »
AÇISINDAN
CANLILAR
BİLİMİ
Teoman
ÇALIŞMANIN
MEYDANA
Durah
GELDİĞİ
BÖLÜMLER
GİRİŞ
I — D O Ğ A L L I K ile S U N İ L İ K
n —GAYELİ VARLIKLAR
İ Ü — A N Î M l S M ile V İ T A L İ S M
I V — İ L İ M ile B Î L İ M
V —TÜMCULÜK
ile Î N D İ R G E M E C İ L İ K
V I — BÎYOLOJİ'den K a y n a k l a n a n Y e n i
Y e n i ibir FELSEFE-BÎLİM'e
Doğru
EKLER
ile
ATIFLAR
KAYNARLAR
FİHRİST
Felaefe A r . F . 1
2
«Akim kavrayamadığı,
rastlantıdır ;
zorunluluk değil»
İmmanuel
Kant*".
I
GİRİŞ
B u çalışmada Jacques Monod'mın «Rastlantı Ue Zorunhık»
başlıklı eseri ele alınıp orada C A N L I sorununun nasıl islendiğine
kısaca bakılmaktadır.
1
Çağdaş biyoloji felsefesinde
çığır açıcıhğıyla tanınmış, be
nimsenmiş olması, adı anılan kitabın incelenmesini kaçınılmaz kıl
maktadır. Özgün (orijinal) sayılabilecek düşünceler taşımanın yanı
sıra, «Rastlantı ile Zorunluluksun, çağdaş, biyoloji felsefesinin hem
en derli toplu ve tıkız araştırmalarından biri olması hem de yol
açtığı derin görüş ayrılıkları ile yoğun tartışmalar, onu göz ardı
edilemez bir k a y n a k eser durumuna sokmaktadır. B u sebeple bahse
konu kitapta dile getirilen ana savları inceleyip ulaştığımız vargı
ları «Rastlantı ile ZorunluIuk»unkisine kısmen koşut yürüyen bir
düzenlemeyle sunmağa çaba harcadık. Sonuçta, «Rastlantı ile Zo
runluluk» hareket noktamızı oluşturmakla birlikte, çalışmamıza yon
veren kaygılar ile görüşler, Jacques Monod'mmkilerden çok farklı
dırlar.
2
Canlılarla ilgili sorunlar h a k k m d a burada incelediğimiz kitapta
ileri sürülmüş her önermenin, ulaşılmış her vargının, çağımız bi
yolojisinin tesbitlerince her zaman doğrulanmadığı veyahut canlıları
konu alan gününmüzün öbür felsefe araştırmalarının bildirdikleriyle bağdaşmadığı, örtüşmediği görülebilir. Elbette kişisel görüş
niteliği taşımayan bilimsel gözlemlerin, tesbitlerin, b'ireylerüstü
özelliği tartışma götürmez. Nitekim Jacques Monod'nun, yoruma
yönehneyip y a l m k a t deney verilerine bağlı kaldığı sürece bu du
rumun, onun için de geçerli olduğu tabiîdir. Şu v a r k i , fizik-kimya
bilimlerinin tersine, biyolojide nedensellik ile nesnelliğin , çetrefil
birer sorun oldukları baştan belirtilmeli. Çünkü her canlının yürür
lükteki süreçleri üzerinde geçmişinin de yabana atılamaz raddede
3
3
ağırlığı vardır. Bundan dolayı da canlının 'bireysel ile türsel bakım
lardan asıl (orijinal), ilk (primer) hâlini incelemek gerekiyor. A n
cak, böyle b i r şeyi gerçekleştirmek varlıkça (ontik bakımdan) im
kânsızdır, işte, biyoloji felsefesinin temel problematiği de bura
dadır.
B u arada, çalışma boyunca sık geçen 'çağdaş' terimiyle ne
kaydedildiğine de bir, i k i kelimeyle değinmek gerekir. «Çağdaş'tan,
aşağı yukarı X V . yüzyılın son çeyreğinden günümüze değin uza
nan zaman dilimi kasdedilmektedir.
— I —
DOĞALLIK
ile S U N t L İ K
'Doğallık' ile 'sunîlik' kavramları ele alındıklarında, bunların,
temsil ve işaret ettikleri nesneler bakımından anlamca farkları,
hemen herkesin derhâl algılayabileceği kadar meydandadır. Nite
kim ırmağın, dağın, taşın, denizin, gölün doğal olduklarından kim
senin şüphesi olmasa gerek. Aynı şekilde ekmeğin, bıçağın, evin,
masanın, fenerin, seskayıt cihazının, uçağın yahut arabanın ise, i n
san eli île kafasının ürünleri olduklarından habersiz birinin bulunabi
leceğini pek tasavvur edemeyiz. Ne v a r k i , 'doğallık' ile 'sunîliğ'in,
birbirlerinden özce nerede ayrıldıkları genellikle çoğumuzun gözün
den kaçar. O y s a bu ayırım, öncelikle Monod'un ele aldığı sorun'un
belkemiğini oluşturmaktadır. Monod'un savını şöylece Özetleyebi
liriz : Doğal cisimler, daha baştan tayîn edilmiş bir görevi yerine
getirmekle, belli bir hedefe ulaşmakla yükümlü değildirler. Hâlbuki
sunî nesnelerin üretilmesinde hep 'belirli pratik yahut teorik bir gâye
gözetilir.
4
Belli bir gâyeyi gerçekleştirmek üzere meydana gelmiş yahut
getirilmiş nesnede Monod, i k i ana nitelik tesbit etmiştir :
1) Kurallılık (régularité); 2) tekrar (répétition).
Monod'ya bakarsak, geometri yapılarında karşılaştığımız yalın
lığa, kesin kurallılığa doğa kuvvetlerinin etkileşmeleri sonucunda
4
oluşan cisimlerde rastlayanlayız. Böyle bir kurallılığa, olsa olsa sunî
nesneler yaklaşabilir. Y i n e yapma nesnelerde göze çarpan bir başka
Özellik, eserin yaratıcısı yahut malın imalatçısının isteği doğrultu
sunda aynı gayeye yönelik tek tür birçok eşyanın meydana getirilebilmesidir .
5
GAYELİ
VARLIKLAR
Bütün yapma nesneler, canlıya, ama özellikle insana ait faa
liyetlerin ürünüdürler. Canlının böylece hem yapıp ettikleri hem de
kendi bünyesi aracılığıyla ne çeşit bir gayeye yönelik olduğunu
anlıyoruz. İşte canlılardaki 'gâyeye-yönelmişlik', 'görev-yaparlık'
biçiminde görünüme çıkan özellikleri, Monod, T E L E O N O M İ terimiy
le belirlemiştir". Aslında bu vargı, Monod'nun ana savı Cthese'i)
olarak da değerlendirilebilir.
Meydana getirilmiş yapma nesnelerin tasarımı (projet), Monod'ya bakılırsa, meydana getiren canlıya aittir. Yalnızca tamam
lanmış yapmın incelenmesi ve bunun gördüğü işlerin irdelenmesi
(analizi), gerçeklikte nesneyi yapanı değil, a m a ona biçim veren
tasarımın, gün ışığına çıkmasını sağlar. Y a p m a nesnenin yaratıcı
sını, yapanını ortaya çıkarmak amacıyla nesnenin o ânki durumunu,
asimi esasını, t a r i h i ile yapılışını araştırmak gerekir.
Ayrıca Monod, dış kuvvetlerin de, yapma nesnenin meydana
gelişinde önemli ölçüde etkili olduklarını vurgulamıştır : «İster
arıların oluşturduğu petek olsun, karıncaların yaptığı set, tarih
öncesi devirlerden kalma balta, isterse atom çağmın feza gemisi
olsun, hepsinde tanık olduğumuz ortak yan, bir defa büyük boyut
lu (macroscopique) yapı o r t a y a çıktıktan sonra, ona vücut vermiş
atomlar ile moleküller —yoğunluk, sertlik, yumuşaklık cinsinden
genel özelliklerin dışında— tamamlanmış yapıya artık katkıda bu
lunmazlar»'.
B u n a karşılık canlı yapı, Monod'ya kalırsa, bambaşka bir sü
recin sonunda belirir. Şöyle k i : Sözü edilen süreç, «dış kuvvetle-
5
rîn etkisinden hemen hemen bütünüyle bağımsızdır. Canlı varlığın
diriliği, morfogenetik etkileşmelerin (interactions) en ufak, en te
mel ayrıntılarına dek dayanır» . Gerçi dış kuvvetlerin, canlının
oluşması üzerindeki etkilerini de tamamıyla inkâr etmemiştir. Ne
var k i , Monod'nun görüşünce, canlıyı asıl biçimleyen, ona içkin
olan güçlerdir. Böylelikle, «büyük boyutlu yapılarına vücut veren
morfogenetik süreçlerin hem özerk hem de kendiliğinden (spontané)
Özellikleri sayesinde canlılar, yapma nesnelerden olduğu kadar,
'cansız' doğadaki varlıklardan da derin bir uçurumla ayrılırlar.
Gerçekten de doğadaki cansızların büyük 'boyuttaki biçimleri, önem
li ölçüde dış. etkenlerin verişidirler» . Sonuç olarak Mono d, bir
'varlığ'a 'canlı' dememizi olabilir kılan ilk önemli ayırıcı özelliği
şöyle açıklamıştır : «...Canlıların aşırı raddedeki karmaşık yapı
larının biçimlenişi, içten içe. Özerkçe işleyen bir çeşit gerekirciliğe
(déterminisme) dayanır...» "
8
9
1
Monod, ikinci ana özelliği, her canlının, kendi türüne bağlı bir (...truncated)