Türkiye Diyanet Vakfı Tarafından Yayımlanan Alevî-Bektaşî Klâsiklerinde Hz. Ali
Türkiye Diyanet Vakfı Tarafından Yayımlanan
Alevî-Bektaşî Klâsiklerinde Hz. Ali
Yrd. Doç. Dr. Kıyasettin KOÇOĞLU
Atıf / ©- Koçoğlu, K. (2012). Türkiye Diyanet Vakfı Tarafından Yayımlanan Alevî-Bektaşî Klâsiklerinde Hz. Ali, Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 12 (1), 57-100.
Özet- Türkiye Diyanet Vakfı tarafından Alevî-Bektâşî Klasikleri isimli on üç eser yayımlandı. Bu
klasikler içerdikleri bilgilerin Alevî Bektaşi temel fikir yapısını ortaya koyması açısında önem arz
etmektedir. Hz. Ali, adı geçen geleneğin ana unsurlarından birisidir. Hz. Ali bu klasiklerde oldukça farklı tasavvur ve tesmiyelerle karşımıza çıkmaktadır. Onun hakkında bazen veli, imam,
Nebi, bazen daha da üst tanımlamalarda bulunulmaktadır. Bu değişim çoğunlukla tarihsel
gelişime paralel bir görünüm arz etmektedir. Klasiklerin en eski tarihlisi olan Hac-ı Bektâşî
Velî’ye atfedilen eserlerde neredeyse olmayan Ali tasavvurunda sonraki süreçlerde Hurufi ve
Batıni etkilerin etkisiyle klasik tasavvufi algıdaki veli anlayışından nübüvveti aşan anlayışa
doğru değişim gözlenmektedir. Bu değişime bağlı olarak Hz. Ali algısında Şia motiflerinin de
zamanla yer aldığı görülmektedir. Çalışmamızda sözü edilen klasiklerdeki Hz. Ali algıları ortaya konulmaya çalışılmıştır.
Anahtar sözcükler- Alevi, Bektaşi, Hurûfî, Bâtınî, Hz. Ali, Hacı Bektaş
§§§
Giriş
Alevilik-Bektâşilik geleneğinin genel bilgi kaynakları çoğunlukla sözlü kültüre dayanmaktadır. Son derece sınırlı olsa da Alevi-Bektâşiler tarafından temel kaynak kabul
edilen yazılı eserler de mevcuttur. Buyruklar, Makâlât, Menâkıbnâmeler/Vilâyetnâmeler,
Nefesler, Fütüvvetnâmeler, Erkânnâmeler, Tercümânlar, Kumrunâme, Fazîletnâme,
Hüsniye bu eserlerin önde gelenlerindendir. XV ve XVI yüzyıl ve sonrası dönemlerde
Bozok Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, e-posta:
Yrd. Doç. Dr. Kıyasettin KOÇOĞLU
yazıya geçirilmiş olan, mahiyetleri itibariyle sözlü kültür özellikleri taşıyan bu eserlerden
hareketle Aleviliğin-Bektâşiliğin tam anlamıyla yazılı kültüre geçtiğini söylemek oldukça
güçtür. İçerikler açısından bakıldığında, Menâkıbnâmeler ve Velayetnameler bir velinin
yaşadığı çevre ve kerametlerinden; Makâlât ve Buyruklar tarikat adab ve erkanlarından,
Câvidannâme ve Faziletnâme Hurûfî bakış açısında, Hüsniye sistematik olarak Şii teolojiden bahsetmektedirler. Dolayısıyla eserler birbirinden farklı inançları bünyesinde barındırırken, sistematik bir teoloji ortaya koymadıkları da görülmektedir1. Alevilik-Bektâşilik hakkında birbirinden oldukça farklı görüş ve algıların oluşmasının etken faktörlerinin başında
bu sözlü kültürün yazılı hale getirilememesi olduğu söylenebilir.
Alevî-Bektaşî geleneğin önemli verilerinin sözlü kültürle nakledilmesi subjektif yorumlara maruz kalma ihtimalini artırdığından, bu verilerin yazıya aktarılması, yapılacak
bilimsel çalışmalara kaynaklık etmede kolaylık sağlaması ve verilerdeki dış müdahaleleri
azaltarak objektif bilgi edinimlerine katkı sağlaması açısından önem arz etmektedir. Ülkemizde son yıllarda bu alana yönelik yapılan bilimsel nitelikli çalışmaların artması sevindiricidir. Bu konuda önemli adımlardan bir tanesi Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından
atılmıştır. 31 Ekim-20 Kasım 2003 tarihleri arasında, DİB tarafından düzenlenen I. Dini
Yayınlar Kongresi’nin sonuç bildirgesinin 4. Maddesinde “Alevilik-Bektaşilik, pek çoğu
yayınlanmamış, kütüphane raflarında yayınlanmayı bekleyen zengin bir dinî-kültürel mirasa sahiptir. Bugün bu eserlerin çok az bir kısmı yayınlanmış bulunmaktadır. Ancak bu tür
yayınlarda, özgün metne ve ilmî yayın kriterlerine bağlılık konusunda yeterli titizliğin genelde gösterilmediği için toplum olarak önemli bir bilgi kirlenmesiyle karşı karşıyayız. Bu durum, toplum katmanları arasında iletişimsizlik sorununun sürüp gitmesine, gereksiz gerginliklerin yaşanmasına ve karşılıklı dinî hoşgörünün zayıflamasına sebep olmaktadır. Toplum
katmanları arasında birbirini anlama sorununun giderilebilmesi, barış ve kaynaşmanın,
millî birlik ve bütünlüğün sağlanması, doğru ve bilimsel bilgiyle bu konudaki bilgi boşluğunun doldurulması ve küreselleşen dünyamızda birlikte yaşama kültürünün gelişmesi açısından yurtiçi ve yurtdışı kütüphanelerde bulunan bu kıymetli eserlerin, sahasında uzman
ilim adamlarınca ilmî neşirlerinin yapılarak dinî-kültürel hayatımıza kazandırılması tarihî bir
zorunluluktur. Diyanet İşleri Başkanlığı, İslâm kültürüne dair Alevi ve Bektaşilerce yazılan
1
58
Kutlu, Sönmez, Alevilik, Bektaşilik Yazıları, Aleviliğin Yazılı Kaynakları, Buyruk, Tezkret-i Şeyh Safi,
Ankara Okulu Yayınları, Ankara, 2006, s. 30-31; Üçer, Cenksu, Tokat Yöresinde Geleneksel Alevilik,
Ankara Okulu Yayınları, Ankara, 2005, s. 26, Eğri, Osman, “Alevî-Bektâşî Kaynaklkarının Neşri Problemi,Türk Kültürü ve Hacı Bektâşî Velî Dergisi, 2003, 28/124-127.
Alevî-Bektaşî Klâsiklerinde Hz. Ali
ve halk klâsikleri haline gelmiş bu kıymetli eserlerden bir kitap seti oluşturarak halkın yararlanabileceği genel kütüphanelere ve ilgili yerlere dağıtmayı hedeflemektedir” ifadelerinden
hareketle başlatılan çalışmalar sonucunda, bu geleneğin temel eserleri, metnin orijinalinin
fotoğrafı yanında latinize edilmiş ve Türkçeye sadeleşmiş şekliyle Türkiye Diyanet Vakfı
tarafından yayınlanmaktadır.
Türkiye Diyanet Vakfı tarafından bu güne kadar on üç tanesi okuyucuyla buluşturulan Alevi-Bektaşi Klasiklerinin yeni eserlerle basımı devam edeceği ifade edilmektedir.
Eserler üzerinde karşılaştırmalı metin çalışmaları, inanç, ibadet, tasavvufi kültür, ahlaki ve
eğitsel vb. açılardan hem metne hem de içeriğe yönelik pek çok çalışmanın yapılması
gerekmektedir. “Alevî-Bektaşî Klasikleri başlığının altını tam doldurmuyor” şeklindeki eleştirilerin önemli derecede haklılık payı olsa da öncelikle Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından
meselenin ele alınıp ve bu çalışmanın başlatılması anlamlıdır. Diğer taraftan devam eden
projede eleştirilere konu olan eksiklerin de giderilmesi ümidini taşımaktayım.
Öncelikle tarihi süreç içerisinde birçoğu çeşitli nedenlerle korunamamış olsa da
bu gün hala şahısların evlerinde veya özel kütüphanelerinde muhafaza edilmiş, yok olmak
üzere olan eserlerin yeni basımlarının yapılarak korunması, Alevî- Bektaşiler başta olmak
üzere bu alanda çalışma yapan bilim adamları, din eğitimi gibi alanlarda hizmet sunanlar
ve konuya ilgi duyan herkesin Aleviliği-Bektaşiliği kendi kaynaklarından öğrenmelerine
imkan oluşturmaktadır. Ayrıca Alevî ve Bektâşi kültür ve önderleri hakkında piyasada
bulunan doğru olmayan bir kısım bilgilerin düzeltilmesi2 gibi pek çok açıdan önemli katkılar
sağlayacağını düşündüğüm Alevî Bektaşi Klasiklerini yayınlama projesi, alan üzerinde
yapılan münazara ve konuşmaların kitabiyat üzerinden yapılmasına da ciddi katkı sağlamaktadır.
Bu klasikler içerisinde yer alan eserler her ne kadar Alevi-Bektaşi Klasikleri ifadesini tam karşılamasa da Hz. Ali algısı bağlamında içerdikleri bilgilerin gelenekte yaygın
olan Hz. Ali’yi daha doğru anlamamıza katkı sağlayıcı niteliktedir. Çalışmamızda söz
konusu eserler (...truncated)