Makāsidu’l-Elhân’daki Organolojiye Dair Bilgiler
Makāsidu’l-Elhân’daki Organolojiye Dair Bilgiler*
Öğr. Gör. Dr. Cemal KARABAŞOĞLU∗∗
Atıf / ©- Karabaşoğlu, C. (2011). Makāsidu’l-Elhân’daki Organolojiye Dair Bilgiler, Çukurova
Üniversitesi Đlahiyat Fakültesi Dergisi, 11 (2), 193-215.
Özet- Müzik enstrümanlarını inceleyen organoloji, çalgıların tarihlerini, farklı kültürlerce kullanılan çalgı çeşitlerini, enstrümanlardan müzikal sesin çıkışının teknik yönden incelenmesini,
enstrümanların yapılış hususiyetlerini ve sınıflandırılmasını kapsamaktadır. Abdülkâdir elMerâgî’nin eserleri ve özellikle organoloji bilgileri içeren Makāsidu’l-elhân adlı eseri, 15. yüzyılın
erken döneminde Türk mûsikîsi nazariyatına dair telif edilen eserler arasında oldukça önemli
bir yer tutar. Bu eserinde Merâgî, en mükemmel mûsikî aletinin insan gırtlağı olduğunu ve
insan seslerinin tonlarına göre kırk farklı isimle sınıflandırıldığını açıklamaktadır. Đnsanlar tarafından icat edilen enstrümanların sınıflandırılmasını yaparken Orta Asya, Arabistan, Çin, Hindistan ve Avrupa gibi farklı coğrafyalarda kullanılan çalgıları, yapılarına ve çalınış şekillerine
göre “Telli enstrümanlar”, “Nefesli enstrümanlar” ve “Kâseler, taslar, levhalar” olmak üzere üç
gruba ayırmaktadır. Müellif üç grupta sınıflandırdığı bu enstrümanların akort tarzlarını telli
enstrümanlar üzerinde göstermekte ve teller üzerinde notaların çıkış noktalarını şekillerle açıklamaktadır. Bunlarla birlikte Merâgî’nin bu eseri enstrümanların menşeine ve mucitlerine dair
mitolojik bilgiler de içermektedir.
Anahtar sözcükler- Türk Mûsikîsi, Enstrümanlar, Akort, Makāsidu’l-elhân, Abdülkâdir elMerâgî.
§§§
*
Bu makalede “Abdülkâdir-i Merâgî’nin Makāsidu’l-elhân Adlı Eseri” isimli doktora tezimizden faydalanılmış ve konu genişletilerek hazırlanmıştır.
∗∗
Sakarya Üni. Đlahiyat Fakültesi Türk Din Mûsikisi Anabilim Dalı, e-posta:
Öğr. Gör. Dr. Cemal KARABAŞOĞLU
Giriş
Abdülkâdir-i Merâgî’nin (ö. 1435) telif ettiği Makāsidu’l-elhân adlı eserin Türk
Mûsikîsi nazariyatı bakımından önemli bir yeri vardır. Nazari mûsikî bilgileri yanında
Merâgî bu eserinde, Orta Asya halklarıyla Arapların, Çinlilerin, Hintlilerin ve Frenklerin
kullandıkları çalgıları bilimsel anlamda sınıflandırmakta, bu çalgıların yapılarına, teknik
özelliklerine ve akort hususiyetlerine dâir bilgiler vermektedir. Ayrıca bir dönem kullanılıp
sonradan terk edilmiş çalgılar hakkında malumatlar aktarmaktadır. Mûsikî nazariyatına
vukûfiyeti ve icrâ alanındaki mahâreti sayesinde döneminin en büyük formu olarak kabul
edilen nevbetleri oluşturan “kavl”, “gazel”, “terâne” ve “furudaşt” bölümlerine “müstezâd”
isimli yeni bir bölüm ilave ederek bu forma “ Nevbet-i müretteb ” tarzını kazandırmıştır.1
Bestelenmesi hayli zaman ve ustalık gerektiren bu formda 29 Şaban 778 ( 11 Ocak 1377 )
senesinde ramazan ayı boyunca her gün bir eser bestelemiştir.2 Đhdas ettiği fevkalade îkâ‘
dâireleri3 ile eserlerinde yer verdiği ebced notalı melodik örnekler4 döneminin mûsikî tavrını
yansıtması yanında onun amelî mûsikîdeki istidadını da göstermektedir. Bunların yanı sıra
Merâğî, Makāsidu’l-elhân adlı eserinde seleflerinin telif ettikleri nazariyat kitaplarının sistematiğinden farklı olarak önemli organolojik bilgilere yer vermekte5ve kırkı aşkın enstrümanı yapılarıyla detaylı bir şekilde anlatarak sınıflandırmaktadır. 6 Bu sayede biz, o dönemden zamanımıza kadar kullanılagelen veya unutulan birçok sazın yapısı ve akort tarzı
hakkında bilgi sahibi olabilmekteyiz. Kendi icat ettiği enstrümanların hususiyetleri yanında
günümüzde yakın ve orta doğuda gayet iyi bilinen tanbur ve ud gibi müzik âletlerinin yapısal ölçülerini ayrıntılı olarak vermiştir.7 Bu makalede Makāsidu’l-elhân bağlamında müzikal
1
2
3
4
5
6
7
194
Abdülkâdir-i Merâğî, Makāsidu’l-elhân, Nuriosmaniye Ktp., no. 3656, vr. 86a; Henry George Farmer, A
History of Arabian Music, s. 199-200.; Nuri Özcan, “Abdülkâdir-i Merâgî”, DĐA, c. 1, s.242.
Makāsidu’l-elhân, Nuriosmaniye Ktp., no. 3656, vr. 86a.
Owen Wright, “Middle Eastern Song-Text Collection”, Early Music, Vol. 24, no. 3, s. 462.
Owen Wright, “ Two Fifteenth-Century Example of Notation”, Bulletin of School of Oriental and
African Studies of London, Vol. 57., s. 477.
Makāsidu’l-elhân, Nuriosmaniye Ktp., no. 3656, vr. 100a.
Henry George Farmer, “Abdalqadir ibn Gaibi on Instruments of Music”, Oriens, s. 242.; Nuri Özcan,
“Makāsidu’l-elhân”, DĐA, c. 27, s. 421.; Bununla birlikte 14. yüzyılda yazılan Kenzü’t-tuhaf’ta sadece dokuz civarında enstrüman tanımlandığını belirtmemiz gerekir. (Zeynep Yıldız, Hasan Kâşânî’nin
Kenzü’t-tuhaf Adlı Eseri¸ Marmara Üniversitesi SBE (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi), Đstanbul
2011.)
Henry George Farmer, “Abdalqadir ibn Gaibi on Instruments of Music”, Oriens, s. 243.; Henry George
Farmer , “Abdülkadir Đbn Gaybî’nin Çalgılar Üzerine Görüşleri” (çev. Ekrem Memiş), Mûsikî Mecmuası, sy. 53, s. 12.
Makāsidu’l-Elhân’daki Organolojiye Dair Bilgiler
sesin oluşumu, enstrümanların akort edilme tarzları, çalınma şekilleri ve yapısal özelliklerine göre sınıflandırılmaları konularında Merâgî’nin düşüncelerinin ortaya konulması hedeflenmiştir.
I. Müzikal Sesin Oluşumu
Ses ve mûsikînin ortaya çıkışını ilâhi bir boyuta dayandıran Merâgî mûsikînin
varolma nedenini, Cenâb-ı Hakk’ın varlığının bir zorunluluğu olarak açıklamaktadır. O’nun
varlığının bir yansıması olarak dünyaya gelen her bir varlık, Cenâb-ı Hakk’ın “Ol!” emrinin
nağmesini işiterek fazilet ve güzellik yolunda varlık elbisesini giyer. Doğan her varlık da
ancak bu işitmenin titremesiyle mutluluk bulur.8 O’nun varlığı, sesleri en güzel lahinlerle ve
nağmelerle süsleyip insanlara lütfetmiştir. Đnsanoğlunun fıtratına edvâr ma‘rifetini yerleştirerek edvârın bekâsıyla sesini bâkî kılmıştır.9 Bir kimse selim bir tabiat sahibi değil ise
mûsikîyi inceleyemez ve mûsikîde muvaffak olamaz. 10 Çünkü mûsikînin irdelenmesi ve
uygulanması, selim bir tabîat sahibi olmayı gerektirir.
Cenâb-ı Hak, insanoğlunun rûhunu mûsikîye meyilli olarak yaratmıştır. Bu yüzden rûhlar, udu ve mızrâbı dinlediklerinde ona meylederler. Zira mızrâbın vuruşuyla kalbin
atışı, telin titremesiyle ortaya çıkan nağmeyle de insanın sesi buluşmuş olur.11 “Bu, Allah’ın
lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.”12 âyeti mucibince Cenâb-ı Allah
bazı kişilerin, anlaşılması zevk ve vicdan ile olan bu ilimdeki isti‘dâdını ve kabiliyetini arttırmıştır. 13
Đlk mûsikî icrâsının ise fıtratın bir gereği olarak ortaya çıktığını şu şekilde
delillendirmiştir: “Yaratanın emriyle Rûh, Hz. Âdem’in bedenine girdiğinde, nabzı harekete
geçmiş ve bundan sonra ses, insanoğlunun bir parçası olmuştur. O anda Hz. Adem’in,
8
9
10
11
12
13
Makāsidu’l-elhân, Nuriosmaniye Ktp., no. 3656, vr. 1b; Topkapı Sarayı Müzesi Ktp., Revân, no. 1726,
vr. 2b; Takî Bîniş, Makâsidu’l-elhân , s. 4.
Cenâb-ı Hak, gırtlaktan çıkan “ ses ” ve kalbin atışındaki “ ritim ” ile insanın fıtratına mûsikînin en
önemli iki unsurunu yerleştirmiştir. Kalbin ritmindeki devir ile nefesteki devirler de sürecek ve insanın
sesi devam edecekti (...truncated)