Varoluşcu Felsefelerdeki Bazı Özellikler
VAROLUŞÇU FELSEFELERDEKİ BAZI ORTAK
ÖZELLİKLER
Hakan GÜNDOĞDU1
ÖZET
Varoluşçuluk, insan özgürlüğü, ölüm ve kaygı gibi modern varoluşçu felsefelerde yer alan bazı iyi bilinen ortak temaları vurgulayan bir felsefe olarak geniş
anlamda anlaşılırsa eğer, bu, Sokrates’den Kant’a kadar birçok filozofun varoluşçu olduğu görüşü için güçlü bir haklı çıkarım olacaktır. Fakat, ‘varoluşçu’
terimi, yalnızca bazı ortak temalara işaret etmez. Varoluşçuluk, aynı zamanda
bu temaların bazı ortak varoluşçu ilkeler açısından işlenmesini de gerektirir. Bu
yüzden, bu makalede, öncelikle, Kierkegaard, Jaspers, Marcel, Merlau Ponty,
Sartre, Heidegger gibi modern varoluşçu filozoflarca paylaşılan bu ortak ilke ya
da özellikler tespit edilmeye çalışılmakta ve herhangi bir felsefenin varoluşçu
olarak kabul edilip edilemeyeceğine karar vermek için kullanılabilecek en az beş
özellik olduğu ileri sürülmektedir: (1) insanın merkeziliği, (2) insanın tikel, somut bir varlık, bir birey olarak alınması; (3) varoluşun öze önceliği; (4)
hakikatın öznelliği; ve (5) felsefenin aktörün bakış açısından yapılması. Ancak
tüm bu ilkelerin sözkonusu her filozof için ‘eşit ölçüde’ geçerli olduğu düşünülmemelidir. Bu genel çerçeveye ek olarak, makalede, ayrıca, hem varoluşçuluktaki öznelliğin keyfilik anlamındaki bir öznelcilikle özdeş olmadığına hem de
Sartre’ın ‘varoluş özden önce gelir’ iddiasının tüm varoluşçular için aynı anlama
gelmediğine dikkat çekilmektedir.
Anahtar Kelimeler: varoluşçuluk, öznellik, birey, varoluşun önceliği, aktörün
bakış açısından felsefe yapmak.
ABSTRACT
Some Common Properties of Existentialist Philosophies
If existentialism be understood in a very broad sense as a philosophy which
emphasizes some of such well-known common themes as human freedom,
death and anxiety taken place in modern existentialist philosophies, then there
will be strong justification for the view that many philosophers from Socrates to
Kant are existentalists. But the term “existentialist” does not connote only some
common themes. It also needs that those themes should have been considered
in terms of some common existentialist principles. For that reason, this paper
primarily tries to establish these common principles or properties held by modern existentialist philosophers like Kierkegaard, Jaspers, Marcel, Merlau
Ponty, Sartre and Heidegger. The paper claims that there are at least five
common properties shared by these philosophers and that they can be used in
deciding whether any philosophy be counted as an existentialist: (1) centrality
1
Yrd. Doç. Dr. Hakan Gündoğdu, Dokuz Eylül Üniversitesi, Felsefe Tarihi
ABD, E-mail: .
96
Hakan Gündoğdu
of man; (2) considering man as a particular, concrete entity, namely an
individual; (3) priority of existence over esence; (4) subjectivity of truth; (5)
philosophizing from the standpoint of an actor. Yet, all these principles or
properties, should not be considered equally applicable to every philosophers
mentioned. In addition to this general outline, the paper indicates on one hand
that the principle of subjectivity in existentialism is not identical to subjectivism
in the sense of arbitrariness, and on the other that the meaning of Sartre’s
claim ‘existence precedes esence’ is not the same for all existentialists.
Key Words: existentialism, subjectivity, individual, priority of existence,
philosophizing from the standpoint of an actor.
A. GİRİŞ
Günümüzde varoluşçuluk denilince birçok isim akla geliyor.
Bazı yazarlar varoluşçu filozoflar listesini o kadar geniş tutuyorlar ki St. Augustine (354-430), Don Scotus (1266-1308), Blaise
Pascal (1623-1662), ve Immanuel Kant (1724-1804) bile varoluşçu olarak kabul ediliyor2. Hatta Emmanuel Monuier’in yaptığı
gibi3, Sokrates’ten ilk varoluşçu filozof olarak söz ediliyor ve daha
ötede varoluşçuluğun tarihi Sokrates öncesi filozoflara kadar götürülebiliyor4. Bunun bir sebebi, onlardan her birinin ölümün ve
yaşamın anlamı, özgürlüğün ve seçimin önemi gibi modern varoluşçu temalardan birine ya da diğerine önem vermiş olmalarıdır.
Fakat yalnızca bu, tek başına, şu ya da bu filozofu varoluşçu olarak nitemek için yeterli değildir. Doğrusu modern varoluşçu felsefelerin ele alıp işledikleri varoluşsal problemler, aslında, hemen
hemen her dönemde ele alınıp işlenmiş problemlerdir. O halde
nasıl varoluşçular bu tür problemleri öne çıkarıp işledikleri için
bu problemleri ortaya atanların varoluşçular olduğu söylenemezse, benzer şekilde, söz konusu problemleri ele alıp işlediği için
her filozofa varoluşçu demek de doğru değildir.
2
3
4
S. J. Frederick Copleston, Contemporary Philosophy: Studies of Logical
Positivism and Existentialism, London: Burnes and Oates, 1956, s. 125.
(Bundan sonra kısaca “Frederick Copleston, CPSLPE” olarak ifade edilecek);
Ronald Grimsley, Existentialist Thought, University of Wales Press, 1960, s.
2.
Emmanuel Mounier, Existentialist Philosophies: An Introduction, trans. Eric
Blow, London: Rankin, 1948, s2
Kierkegaard Sokrates’i varoluşçu olarak değerlendirmesine rağmen, varoluşçuluk hakkında yazan birçok yazar, Sokrates’de bir varoluşçu görmeyi reddetmiştir. Bkz. Ronald Grimsley, Existentialist Thought, s. 1.
Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi, VII (2007), sayı: 1
Varoluşçu Felsefelerdeki Bazı Ortak Özellikler
97
Böyle bir değerlendirme, doğal olarak, varoluşçuluğun kendisiyle tanımlanabileceği bir takım ortak özellikler olduğunu varsayar. Bu yazıda varoluşçu felsefeleri varoluşçu olarak nitelendirmeye yol açan bu özelliklerin neler olduğu üzerinde durulacak;
ve varoluşçuluk, Soren Kierkegaard (1813-1855), Karl Jaspers
(1883-1969), Gabriel Marcel (1889-1973), Merlau Ponty, J. P.
Sartre (1905-1980) ve Martin Heidegger (1889-1979) gibi geleneksel felsefeden farklı yeni bir felsefe yapma tarzı ortaya koyan
modern filozoflarla sınırlandırılacaktır. Ancak, bu adı geçen filozoflar bile birbirlerinden oldukça farklı düşünce alışkanlıklarına,
farklı amaçlara ve inanışlara sahip olduklarından onların hepsinde ortak olan özelliklerin neler olduğunu tespit etmek pek kolay değildir. Neredeyse her varoluşçu yazarlar listesinin başında
yer alan, Jaspers, Marcel, Heidegger ve Sartre bile ilk bakışta
birçok bakımdan hemfikir değillerdir. Heidegger’in esas problemi
bir varlıkbilim inşa etmektir. Oysa Jaspers varoluşu izah etmenin bir aracı olarak herhangi bir ontoloji kabul etmeyi reddeder,
ama bir metafizik geliştirir.5 Jaspers, kendi düşüncesinin merkezine teizm, panteizm ya da ateizm olarak yorumlanmaması gereken bir tür aşkın (transcendent6) fikrini koyar. Heidegger’in felsefesi ise ilk bakışta ateistik gibi görünür; ama daha dikkatli bakıldığında onun düşüncesi bu yoruma çok rahat geçit vermez:
Heidegger, Tanrı’nın varlığını ne olumlar ne de yadsır. Sonunda
Sartre, ateizmi varoluşçuluğun merkezine yerleştirir ve mantıksal
bir ateizm geliştirmeye çalışır.7 Oysa Marcel, Kierkegaard gibi
5
6
7
I. M. Bochenski, Contemporary European Philosophy, Berkeley and Los
Angeles: University of California Press, 1956 (...truncated)