YOKSULLUKLA MÜCADELE'NİN İNSAN HAKLARI BAĞLAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ
Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi – Sayı 38 – Ekim 2013
YOKSULLUKLA MÜCADELE’NİN İNSAN HAKLARI BAĞLAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ
Suat SÖYLEMEZ
Yrd.Doç.Dr., Dumlupınar Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü,
ÖZET: Yoksulluk, hayatın devamını sağlamak için gerekli gelir ve ürün eksikliğinden, açlık ve yetersiz beslenmeye,
eğitim ve diğer temel hizmetlere erişmede yaşanan sıkıntılardan, hastalık sebebiyle ölümlere, evsizlik ya da barınma
imkânlarındaki yetersizliklerden, sağlıksız çevre koşullarına ve sosyal dışlanma ve ayrımcılığa kadar birçok şekilde
ortaya çıkabilen bir olgudur. Yoksulluğu bu şekilde, hayatın tüm yönlerinde ortaya çıkan eksiklik ve yoksunlukları
dikkate alarak ortaya koymak, aynı zamanda insan hakları-yoksulluk ilişkisini gündeme getirmiştir. Yoksullukla
mücadelenin insan hakları bağlamında değerlendirilmesi, bu gündemin önemli bir boyutudur. Yoksulluğa bu açıdan
bakış, yoksullukla yalnızca ekonomik kalkınma programlar ya da iyi niyet ve hayırseverlik mekanizmalarıyla
mücadele edilemeyeceğini ortaya koymaktadır. Yoksulluğun insan haklarına duyarlı bir yaklaşımla ele alınması, bir
taraftan yoksullukla mücadelenin insan hakları koruma mekanizmaları arasındaki yerini alarak güçlenmesini sağlarken
diğer taraftan da insan haklarının gerçekleşmesi önünde bir sorun olan yoksulluğun önlenmesi konusunda yeni bir
bakış açısı sağlayacaktır.
Anahtar Kelimeler: Yoksulluk, İnsan Hakları, Yoksullukla Mücadele, Hak Temelli Yaklaşım.
EVALUATION OF FIGHT AGAINST POVERTY IN THE CONTEXT OF HUMAN RIGHTS
ABSTRACT: Poverty has various manifestations, including lack of income and productive resources sufficient to
ensure sustainable livelihoods; hunger and malnutrition; ill health; limited or lack of access to education and other
basic services; increased morbidity and mortality from illness; homelessness and inadequate housing; unsafe
environments; and social discrimination and exclusion. Put forth poverty in this way with taking into account
deficiencies and deprivation in all aspects of life also brought the relationship between human rights and poverty.
Evaluating fight against poverty in the context of human rights is an important dimension of the agenda. Accordingly,
this approach shows that poverty could not be dealt only with economic growth programs or aid and charity
mechanisms. A human rights oriented understanding of poverty on one hand would empower the position of fight
against poverty in human rights mechanisms and on the other hand would provide a new perspective on prevention of
poverty which is considered as an obstacle against fulfillment of human rights.
Keywords: Poverty, Human Rights, Fight Against Poverty, Right Based Approach.
GİRİŞ
Klasik yaklaşımlar çerçevesinde genel olarak, kişilerin gelir ve tüketim seviyelerindeki bir yetersizlik olarak anlaşılan
yoksulluk sorununa bakış açısı, son dönemlerde konunun uluslararası kamuoyundaki ağırlığının da artmasıyla birlikte
farklılaşmaya başlamıştır. Bu süreçte ekonomik kaynak eksikliğinin yoksulluğun sadece tek bir yönüne dikkat
çektiği, güvensizlik, hizmet ve fırsatlardan yararlanmada ortaya çıkan yoksunluklar ve sosyal dışlanma gibi
faktörlerin de yoksulluğun anlaşılmasında önemli noktalar olduğu kabul edilmiş ve konu daha geniş bir açıdan ve çok
boyutlu bir şekilde ele alınmaya başlamıştır.
Bu çerçevede yoksulluk, en genel düzeyde, özgür olmaktan istediğini yapabilmeye kadar geniş bir hayat yelpazesini
etkileyen kararlarda kabul edilebilir seçeneklerin eksikliği olarak değerlendirilebilir. Hayatın temel gereksinimlerini
karşılamak için yetersiz kaynağa sahip olmak, sık hastalık nöbetleri ve erken ölüm, kişinin kendini ve dünyayı
kavrama yeteneğini zayıflatacak bir cehalet ve eğitim seviyesinde olması, fiziksel ve ruhsal sağlığı tehlikeye atan
yaşam koşulları, tatmin edici olmayan tehlikeli işler, belirgin bir itibar eksikliği, diğerlerinin yeterince saygılı
olmaması ve toplumsal ilişkilerden dışlanma gibi tatmin edici bir yaşamın tüm yönlerinde yetersizlik ve yoksunluk da
yoksulluğun kaçınılmaz sonuçlarıdır (Foster vd.,2013).
217
Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi – Sayı 38 – Ekim 2013
Yaşamak için gerekli temel insan ihtiyaçlarının minimum düzeyde bile olsa karşılanıp karşılanamadığının, temel kriter
olarak değerlendirilmesine dayanan bu algılama biçiminde yoksulluk, hayatın devamını sağlamak için gerekli gelir ve
ürün eksikliğinden, açlık ve yetersiz beslenmeye, eğitim ve diğer temel hizmetlere erişmede yaşanan sıkıntılardan,
hastalık sebebiyle ölümlere, evsizlik ya da barınma imkanlarındaki yetersizliklerden, sağlıksız çevre koşullarına ve
sosyal dışlanma ve ayrımcılığa kadar bir çok şekilde ortaya çıkabilen bir olgudur (UN,1995:pr.19). Yoksulluğu,
hayatın tüm yönlerine etkileri ve insan haklarıyla ilişkisini gözden kaçırmadan ortaya koyabilmek için Amartya Sen’in
“yapabilirlik” yaklaşımı uygun bir çerçeve sağlamaktadır (UN,2004:6). Bu yaklaşım, yoksulluk ve insan hakları
arasındaki bağlantının açıklanmasında dikkate alınması gereken bir yaklaşımdır. Yapabilirlik kavramı insan hakları ve
yoksulluk arasında bir köprü olarak görülebilir çünkü yapabilirlik hem yoksulluğun hem de insan haklarının
anlaşılmasında kavramsal bir öneme sahiptir.
Yapabilirlik yaklaşımının temelinde insanın refahı üzerine kurulmuş bir kavramsallaştırma bulunmaktadır. Yani
yapabilirlik yaklaşımı, insanın refahını oluşturan şeylerin anlaşılmasında önemli bir noktayı oluşturmaktadır
(UN,2004:6). Buna göre insanın refahı temel olarak yapmak ya da olmak istediği birbiriyle ilişkili bir grup işlevden,
yapabildikleriyle ilgili bir durumdur. Yani bir insan yapmaya ya da olmaya değer verdiği bir grup işlevden ne kadarını
yapabiliyorsa o kadar refah içindedir. Bir anlamda insanın refahı yapmaya ya da olmaya değer verdiği işlevlerin ne
kadarını yapabildiğine bağlıdır. Bir insan, aç kalmamak ya da toplum yaşamının bir parçası olabilmek gibi değer
verdiği işlevleri ne kadar geniş bir anlamda yapabiliyorsa o kadar refah içindedir.
Bu bağlamda yoksulluğun insan haklarını ihlal eden bir olgu olarak görülebilmesinin temelinde yatan düşüncenin,
yoksulluğun temel yapabilirliklerde bir yoksunluk olarak algılanmasında yattığı görülecektir. Bu düşünce insan
haklarının birçoğunun da yapabilirlik hakları olarak görülebileceği düşüncesiyle birlikte değerlendirildiğinde, doğal
olarak yoksulluğun, insan haklarını ihlal eden bir olgu olduğu sonucuna ulaşılacaktır.
218
Yoksulluk ve insan hakları arasındaki ilişkiyi daha iyi anlayabilmek için insan haklarına dair bir takım temel
prensiplere değinmek gerekir. Bu prensiplerin en başında insan haklarının bütünselliği gelmektedir. İnsan haklarının
bütünselliği esastır, çünkü sivil ve politik hakların tam anlamıyla gerçekleşmesi sosyal, ekonomik ve kültürel hakların
sağlanmasına bağlıdır. Aynı zamanda bu ilişki tersi durum için de geçerlidir. Bu yüzden, çeşitli nedenlerle zaman
zaman farklı kategorilerle değerlendirilseler bile, insan hakları ancak bir bütünsel (...truncated)