TÜRKİYE'DE FİNANSAL SERBESTLEŞMENİN TARİHSEL GELİŞİMİ
Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi – Sayı 38 – Ekim 2013
TÜRKİYE’DE FİNANSAL SERBESTLEŞMENİN TARİHSEL GELİŞİMİ
Burcu KILINÇ SAVRUL
Dr. ,Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Biga İ.İ.B.Fakültesi, İktisat Bölümü
Halil ÖZEKİCİOĞLU
Dr. ,Cumhuriyet Üniversitesi İ.İ.B.Fakültesi, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü, e-posta:
Hasan Alp ÖZEL
Dr. ,Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Biga İ.İ.B.Fakültesi, İktisat Bölümü
ÖZET: Finansal serbestleşme ile finans piyasalarını ayıran sınırlar yok olmakta, ulusal ekonomi uluslararası sermaye
akımlarına açılmaktadır. Türkiye’de 1980’den önce çeşitli vesilelerle yabancı sermayenin önemi vurgulanmışsa da,
uygulanan politikaların yabancı sermaye önünde önemli engeller oluşturduğu görülmektedir. Türkiye 1980’de önemli
bir ekonomi politikası değişikliği yaşanmıştır. 1980’den itibaren ticari serbestleşme politikaları uygulayan
Türkiye’de, 1980-1989 döneminde reel sektör öncelikli, ihracatı arttırmaya yönelik politikalara öncelik verilmiştir.
Bu kapsamda 1980’den itibaren finansal baskı politikalarının da çeşitli dönemlerde yapılan düzenlemelerle
gevşetildiği görülmektedir. 11 Ağustos 1989’da çıkarılan 32 Sayılı Kararname ile finansal baskı ve finansal
engellemelere yönelik uygulamalar terk edilerek finansal serbestleşme sağlanmıştır. Bu çalışmada, Türkiye
ekonomisinde finansal serbestleşmeye yönelik politikalar tarihsel süreç içerisinde ele alınmış, uygulanan finansal
serbestleşme politikalarının makroekonomik değişkenlere etkisi incelenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Finansal Serbestleşe, Türkiye Ekonomisi
HISTORICAL DEVELOPMENT OF FINANCIAL LIBERALIZATION IN TURKEY
ABSTRACT: The boundaries that separate financial markets disappear along with financial liberalization and the
national economy opens to international capital flows. Although the importance of foreign capital was highlighted in
Turkey on several occasions before 1980, it is seen that the policies implemented were the major obstacles for foreign
investment. In 1980, Turkey has experienced a significant change in economic policy. Priority is given to policies
aimed at private sector and prioritizing increasing exports during 1980-1989 in Turkey which implemented trade
liberalization policies since 1980. In this context, it is seen that financial repression policies has been relaxed with the
arrangements made at various times since 1980. The applications directed to financial repression and a financial
obstacle was abandoned by Decree No. 32 issued on August 11th 1989 and financial liberalization has been obtained.
In this study, the financial liberalization policies in Turkish economy have been discussed in the historical process
and the effect of financial liberalization policies on macroeconomic variables has been investigated.
Keywords: Globalization, Financial Liberalization, Turkish Economy.
GİRİŞ
Finansal serbestleşme, günümüzde sıklıkla kullanılan ekonomik küreselleşme kavramının önemli bir temelini
oluşturmaktadır. Finansal serbestleşme ile birlikte finans piyasalarını ayıran sınırlar ortadan kalkmaktadır. Finansal
serbestleşmenin temelinde tasarrufların verimliliğinin düşük olduğu yerden, yüksek olduğu yere yönelerek ekonomik
büyümeyi desteklemesi görüşü bulunmaktadır.
Türkiye ekonomisinde, özellikle kuruluş yıllarında yabancı sermayeye karşı kuşkucu yaklaşılmışsa da, yabancı
sermayenin Türk sermayesinin yetersiz kaldığı alanlar için kullanılması gereğine dikkat çekilmiştir. Dünya Ekonomik
Buhranı’nın ve II. Dünya Savaşı’nın etkisiyle Türkiye’de, diğer ülkeler gibi korumacı ekonomi politikalarına
yönelinmiş, yabancı sermayeye ilişkin sıkı demetimler uygulanmıştır. 1980’den önce doğrudan yabancı sermaye
227
Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi – Sayı 38 – Ekim 2013
yatırımlarını özendirecek çeşitli düzenlemeler yapılmışsa da bu dönemde finansal serbestleşmeye yönelik adımlar
atılmamıştır. 1980’den itibaren uygulanan ticari serbestleşme politikaları paralelinde finansal baskı politikaları bir
miktar azaltılmıştır. 1980’den itibaren yabancı sermayeye yönelik çeşitli kanunların çıkarılmasının yanında, kurumsal
alt yapının oluşturulmasına yönelik çeşitli adımlarında atıldığı görülmektedir. 1989’da ise finansal kısıtlamalar
kaldırılarak, Türkiye ekonomisi uluslararası ekonomiye uyum sağlama yönünde önemli bir adım atmıştır.
FİNANSAL SERBESTLEŞMENİN KAVRAMSAL VE TEORİK ÇERÇEVESİ
Finansal serbestleşmeyi, sermaye hesabının serbestleştirilmesi, mali baskı politikalarının ve yabancı yatırımcılara
yönelik sınırlamaların kaldırılması olarak tanımlamak mümkündür (Galindo vd, 2002: 2). Faiz oranına, piyasada
oluşan denge faiz oranının altında bir tavan belirlenmesi mali baskı olarak tanımlanmaktadır. Baskı altında tutulan
faiz oranlarının değişen ekonomik koşullara ayak uyduramaması yeni finansal araçların gelişmesi ve finansal kaynak
birikimini olumsuz yönde etkilemektedir (Eser, 1993: 85). Sermaye kontrolü, sermaye hareketlerini sınırlamak veya
yönlendirmek olarak ortaya çıkan politikalardan oluşmaktadır. Bu kontroller, vergiler, fiyat ya da miktar kontrolleri
olabileceği gibi sermayenin uluslararası dolaşımına ilişkin yasakları da kapsamaktadır (Neely, 1999: 15).
Finansal serbestleşme ile birlikte finans alanındaki sınırlamalar kalkmakta, bu sayede ulusal ekonomi uluslararası
sermaye akımlarına açılmaktadır (Duman, 2004: 41). Finansal serbestleşme sayesinde uluslararası sermaye
verimliliğin düşük olduğu bölgeden kolaylıkla verimliliğin yüksek olduğu bölgeye geçebilmektedir. Bu durum ise
ortalama verimliliğin artmasına sebep olmaktadır. Finansal serbestleşmeyi savunan görüşlere göre bu sayede, dünya
refahında bir artış sağlanmaktadır (Seyidoğlu, 2003: 143).
228
Teoride, finansal serbestleşme, ekonomik büyümeye yardımcı olmaktadır (Prasad vd. 2003: 9). Finansal
serbestleşmenin temel amacı kaynak dağılımındaki etkinliğin arttırılması ve ekonomik büyümenin sağlanmasıdır
(Binay ve Kunter, 1998: 1).
Finansal serbestleşme ile sermaye darboğazındaki ülkelere, tasarruf fazlası olan ülkelerden sermaye akışının
sağlanması umulmaktadır (Yentürk , 1997: 136). Finansal serbestleşme sayesinde katı kurallarla sınırlandırılmamış
uluslararası sermaye hareketlerinin ekonomik kaynakların daha etkili dağılımına, risk çeşitlendirmesi için fırsat
dağılımına ve finansal gelişmeye yardımcı olacağı savunulmaktadır (Edison vd. 2002: 1).
Finansal serbestleşmenin teorik temelleri McKinnon ve Shaw’ın yapmış olduğu çalışmalara dayanmaktadır. Teoriye
göre, finansal serbestleşme tasarrufların dünya ölçeğindeki dağılımını düzenleyerek ve faiz oranlarını ülkeler arasında
eşitlemektedir. Sonuç olarak, finansal baskının kalkması ve finansal derinleşmenin sağlanması etkin kaynak
dağılımını sağlamakta ve ekonomik gelişmeyi hızlandırmaktadır (Williamson ve Mahar, 2002: 8).
Neoklasik yaklaşıma göre 1950’li yıllardan itibaren gelişmekte olan ülkelerde uygulanan finansal baskı politikaları,
tasarrufların azalmasına ve sermaye kaçışlarına neden olmuştur. Kaynaklar verimlili (...truncated)