KİNDÎ’NİN TANRI TASAVVURU ÜZERİNE

Diyanet İlmi Dergi, Jul 2018

Kindî dini düşüncenin yoktan yaratma anlayışını esas alır ve bu anlayışı Aristocu ve Yeniplatoncu ilkeler doğrultusunda sağlam bir felsefi zemine oturtmaya çalışır. Kindî, Tanrı’nın âlemi, öncesinde yokluğun bulunduğu bir zamanda yaratmış olmasını sadece bir iman nesnesi olarak değil, aynı zamanda tanrı-evren ilişkisinin en makul açıklaması olarak görmektedir. Kindî bu görüşü felsefi olarak temellendirmek için birbirini intaç eden iki tür argüman geliştirir. Bunlardan ilki, cisim olması bakımından âlemin sonlu bir şey olduğunu ve bu nedenle zamanda bir başlama noktasının bulunmasının zorunluluğunu ispatlamasıdır. Ezelî kavramının tahlilinden hareket eden ve bu makaleye de konu olan ikincisi ise, Gerçek Bir ve Gerçek Fail olarak tek bir ezelînin bulunmasının zorunluluğunu ispatıdır.

Article PDF cannot be displayed. You can download it here:

http://dergipark.gov.tr/download/article-file/508149

KİNDÎ’NİN TANRI TASAVVURU ÜZERİNE

YAȘAR AYDINLI PROF. DR. ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAK. 2018· SAYI:2 · SAYFA 33-52 KİNDÎ’NİN TANRI TASAVVURU ÜZERİNE ON KINDI’S CONCEPT OF GOD ABSTRACT ÖZ Kindî dini düşüncenin yoktan yaratma anlayışını esas alır ve bu anlayışı Aristocu ve Yeniplatoncu ilkeler doğrultusunda sağlam bir felsefi zemine oturtmaya çalışır. Kindî, Tanrı’nın âlemi, öncesinde yokluğun bulunduğu bir zamanda yaratmış olmasını sadece bir iman nesnesi olarak değil, aynı zamanda tanrı-evren ilişkisinin en makul açıklaması olarak görmektedir. Kindî bu görüşü felsefi olarak temellendirmek için birbirini intaç eden iki tür argüman geliştirir. Bunlardan ilki, cisim olması bakımından âlemin sonlu bir şey olduğunu ve bu nedenle zamanda bir başlama noktasının bulunmasının zorunluluğunu ispatlamasıdır. Ezelî kavramının tahlilinden hareket eden ve bu makaleye de konu olan ikincisi ise, Gerçek Bir ve Gerçek Fail olarak tek bir ezelînin bulunmasının zorunluluğunu ispatıdır. Anahtar Kelimeler: Yoktan yaratma, ezelî, birlik-varlık, gerçek fail-mecazî fail. Kindi essentially adopts the understanding of creation out of nothing (e nihilo) and struggles to construct a philosophical basis for this understanding in accordance with Aristotelian and Neo-Platonic principles. Kindi regards God’s creation of the universe in the beginning of the time, before which there was nothing as the most plausible e planation of the relationship between God and universe, as well as an object of creed. Kindi develops two interdependent arguments to ground this view philosophically. Firstly, he proves that the universe is finite, considering that it is substance; and so, it has necessarily a starting point within time. The second one that is based on the concept of eternal and the subject of this article proves that there is no eternal being but the True One and True Agent. Key words: Creation out of nothing (e nihilo), eternal, oneness-e istence, true agent-metaphorical agent. 34 DİYANET İLMÎ DERGİ · CİLT: 54 · SAYI: 2 · NİSAN-MAYIS-HAZİRAN 2018 Giriș Kavramsal Zemin slâm dünyasında sekizinci yüzyılda başlayıp dokuzuncu yüzyılda güçlü bir ivme kazanan din dışı ilimlere yönelik ilginin kayda değer ilk sonuçları, ilk Müslüman filozof olarak kabul edilen Ebu Yusuf Yakub b. İshak el-Kindî’nin oldukça geniş bir yelpazeye yerleşen çalışmalarında ortaya çıkmaktadır. Kitaplarını Yunan-Roma kültürünün pagan yazarlarına öykünerek yazan, onların dilini ve yöntemlerini kullanan, onlardan aldığı kavram ve fikirleri kendi sistemine uyarlayan bir düşünür olarak Kindî, yeni bir entelektüelin tipolojisini bize sunar. Onu dokuzuncu yüzyılın teologlarından ayıran en temel özellik, çalışmalarını teksif etmiş olduğu konuların genellikle din dışı alanlarla, yani kaynağını insanın kendisinde bulan bilgi dallarıyla ilgili olmasıdır. Bu ise, doğal olarak, onun referans çevresini, yani düşüncelerini temellendirirken atıfta bulunduğu kişi ve yazılı kaynakları da farklılaştırmaktadır. Bir düşünürün entelektüel mensubiyetini belirlerken nazarı dikkate almak durumunda olduğumuz hususlardan birisi referans çevresidir. Filozof ve bilim adamı olarak Kindî’nin alışverişte bulunduğu düşünceler dünyası büyük ölçüde antik dünyadan aktarılan fikri gelenekler ve Pythagoras, Sokrates, Platon, Aristoteles, Plotinos ve Proclos gibi filozofların sistemleriyle bağlantılıdır.1 İslâm öncesi kaynaklara pozitif referanslarda bulunmak, her şeyden önce hakikati evrensel insani katkıya açık bir tasavvur olarak görmeyi gerektir ki, bu yaklaşım filozofu hakikati kendi dini ile sınırlandıran teologtan ayırt eden temel bir tavır olarak kendini gösterir. Bu bağlamda Kindî, düşünsel gerilimin yüksek olduğu bir ortamda büyük bir cesaretle insanlığı bir bütün olarak göz önünde bulundurduğunu ve hakikate ancak kültür, zaman ve bölge farklılıklarını dikkate almaksızın bütün insanların ortak çabasıyla vakıf olunabile- I 1 Bkz. Peter Adamson, Al-Kindî (O ford UP, 2007), 25. KİNDÎ’NİN TANRI TASAVVURU ÜZERİNE ceğini belirtir, hatta bunun insanın varlık yapısından kaynaklanan nedenlerle bir zorunluluk olduğunu ifade eder. Çünkü tek başına bir insanın hayatı veya tek başına bir kültür dilimi hakikatin ortaya çıkmasını sağlayacak zamansal ve zihinsel yeterliliğe sahip değildir. Bu yaklaşım içerisinde Kindî kendisini geçmişin doğal bir mirasçısı olarak görür ve medeniyetler arasındaki ilişkiyi de bu konsept içerisinde değerlendirir. Her bir medeniyet bir önceki medeniyetin mirasçısıdır ve bayrağı onun bıraktığı yerden alarak daha ileriye, sonraki nesillere ulaştırmak durumundadır. Hakikatin açığa çıkması ancak böyle bir birikimsel ve paylaşımsal yapıyla mümkün olabilir. Bu düşünce doğrultusunda Kindî, Aristoteles’in görüşlerine katılarak, geçmişe teşekkür borçlu olduğumuzu vurgulu bir biçimde ifade eder ki, bu, örneğine bir mütekellimde asla rastlayamayacağımız bir bakışı yansıtır. Kindî Yunan felsefesi geleneği üzerinden kendi düşüncesini temellendirmeye çalışan bir filozoftur. O sadece çalışmalarını bu geleneğin kavram ve yöntemlerini kullanarak yapmakla kalmamış fakat aynı zamanda bu geleneğe mensup filozofların görüşlerini tanıtmak ve yeri geldiğinde savunmak için de gayret sarf etmiş, zahmet çekmiştir.2 Zira o, bu bağlamda şu iki şeye kesin olarak inanıyordu: Kadim filozoflar, hakikate ulaştıran yolları keşfetmişler ve tam olmasa bile, gerçeğe vakıf olmuşlardır. Onlardan bize intikal eden gerçek felsefe ile sahih din arasında asla bir çatışma yoktur.3 Çünkü son tahlilde, peygamberlerin ulühiyyetin doğası, Tanrı’nın birliği ve genel olarak ahlak alanında getirdiği bilgiler ve gerçekleştirmek istediği şeyler, bir hakikat araştırması olan felsefenin kapsamına giren şeylerdir. Yani bu konulara ilişkin meseleler esasen felsefede ele alınıp incelenir. Bu bağlamda felsefe ile din arasında bir gaye birliğinin olduğu filozofumuz tarafından belirtilmektedir.4 Sonuç itibariyle Yunanlıların felsefe olarak isimlendirdikleri hakikat araştırması müslümanların da bigâne kalamaması ve elde etmek için çaba harcaması gereken bir kazanım durumundadır. Kindî’nin Yunan felsefesiyle tesis etmiş olduğu ilişki biçiminin, Fârâbî ve İbn Sîna gibi sonraki asırların büyük filozoflarında karşımıza çıkmayan birtakım hususi yönleri bulunmaktadır. Kindî bize, örneğini Aurelius Augustinus ve Thomas A uinas gibi Hıristiyan düşünürlerinde görebileceğimiz bir tarzda, dinin temel ilkelerince yönlendirilmiş bir filozofun bakışını Bkz. Adamson, Al-Kindî, 22. Kindî’nin akıl-din ilişkisine dair görüşü bir paragrafta şu şekilde verilir: “Hayatıma yemin olsun ki, gerçekten sadık olan Muhammed’in Allah’ın rahmeti üzerine olsunşanı yüce Allah’tan getirdiklerinin hepsi, aklın verilerinde (el-mekayisü’l-akliyye) mevcuttur. Öyle ki, bütün insanlar arasında bu gerçeği ancak akıldan yoksun olanlar ve cehaletle yoğrulanlar inkâr edebilir”. “Göklerin Allah’a Secde ve İtaat Edişi Üzerine”, 346, Kindî Felsefi Risaleler, çev. Mahmut Kaya (İstanbul: Klasik Yayınları, 2015). Makale boyunca Kindî’nin eserlerine yapılan atıflarda bu yayın (...truncated)


This is a preview of a remote PDF: http://dergipark.gov.tr/download/article-file/508149
Article home page: http://dergipark.gov.tr/did/issue/38347/444627

YAȘAR AYDINLI. KİNDÎ’NİN TANRI TASAVVURU ÜZERİNE, Diyanet İlmi Dergi, 2018, pp. 33-52, Volume 2, Issue 54,