Molla Gürânî ve El-Kevserü’l-Cârî Adlı Eserinde Hadis Şerh Metodu
Molla Gürânî ve El-Kevserü’l-Cârî Adlı Eserinde
Hadis Şerh Metodu ∗
Dr. Öğr. Üyesi Ali KARAKAŞ ∗∗
Atıf / ©- Karakaş, A. (2018 Molla Gürânî ve El-Kevserü’l-Cârî Adlı Eserinde
Hadis Şerh Metodu, Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 18 (2),
923-957.
Öz- Molla Gürânî’nin tam adı, Şemsuddin Ahmed b. İsmail b. Osman b.
Muhammed
el-Gürânî’dir.
(ö.
893/1488).
Gürânî’nin
kendisinden
nakledildiğine göre o, Diyarbakır yakınlarında bulunan Hiler köyünde
doğmuştur. Gürânî, İslâm âleminin çeşitli yerlerinde ilmi araştırmalarda
bulunmuş ve o zaman için ulaşabildiği kadarıyla İslâm âleminin önde gelen
pek çok âliminden ders almıştır. Daha sonra Anadolu’ya geçmiş, Fatih Sultan
Mehmed’e (ö. 886/1481) hocalık yapmış, İstanbul’un fethinde etkin rol almış
ve ardından İstanbul’da ilimle meşgul olmuştur. Bununla beraber o, çeşitli idari
görevlerde de bulunmuştur. Gürânî, çeşitli ilim dallarında çok sayıda ilmi eser
yazmıştır. O, İslâm dininin temel iki kaynağı olan Kur’ân-ı Kerim ile Hz.
Muhammed’in (s.a.v.) sünnetine son derece önem vermiş ve onların üzerinde
çalışmalarda bulunmuştur. O, önce “Ğâyetü’l-Emânî fî Tefsîri’l-Kelâmi’rRabbânî” adlı bir tefsir yazmıştır. Onun, daha sonra Buhârî’nin “el-Câmiu’sSahih” adlı hadis kitabı üzerine yazmış olduğu “el-Kevserü’l-Cârî ilâ Riyâdi
Ehâdîsi’l-Buhârî” adlı eseri, hadis alanında önemli bir yere sahip
bulunmaktadır. Gürânî, hadis icazetini İbn Hacer el-Askalânî’den (ö.
852/1448) almıştır. O, bu kitabında hocası İbn Hacer’i tenkit etmiştir.
Gürânî’nin tenkit ettiği diğer bir hadisçi de Buhârî’nin diğer bir şarihi olan
Kirmânî’dir (ö. 787/1384). O, bu eserinde el-Câmiu’s-Sahih’i çeşitli yönlerden
şerh etmiştir. Biz bu makalemizde, onun şerh ettiği hadislerden bazı örnekler
ele alarak incelemeye çalışacağız. Ele aldığımız bu hadis örneklerini,
Buhârî’nin diğer şerhlerini de göz önünde bulundurarak yorumlamaya
çalışacağız.
Anahtar sözcükler- Molla Gürânî, el-Kevserü’l-Cârî, Buhârî, Hadis örnekleri
§§§
∗
Bu makale 14-17 Eylül 2017 tarihleri arasında düzenlenen Şarkiyat ICSS’17 Uluslararası Sosyal
Bilimler Kongresi’nde özet olarak sunulmuş olan tebliğin genişletilmiş halidir
∗∗
Mardin Artuklu Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi, e-posta:
924 | Dr. Öğr. Üyesi Ali KARAKAŞ
Giriş
İslam dininin temel kaynağı Kur’ân-ı Kerîm ve Hz. Muhammed’in
(s.a.v.) sünnetidir. Kur’ân ve sünnet kelimelerinin ifade ettikleri farklı anlamlar
vardır. Pek çok İslam âlimi Kur’ân kelimesinin filolojik anlamı hakkında farklı
yorumlarda bulunmuştur. Örneğin, Muhammed b. İdris eş-Şafiî (ö. 204/819),
Kur’ân kelimesinin herhangi bir kelimeden türemediğini ve hemzesiz bir
şekilde “Kurân” olarak okunduğunu belirtmiştir. Ayrıca tıpkı Tevrat ve İncil de
olduğu gibi Allah tarafından Hz. Muhammed’e (s.a.v.) gönderilen kutsal
1
kitabın özel ismi olduğunu ifade etmiştir. Ebu’l-Hasen Ali b. Hazm el-Lihyânî
(ö. 215/830) ve âlimlerin çoğuna göre Kur’ân kelimesi, “kare-yekrau” fiilinin
2
mastarıdır, hemzeli okunur ve sözcük olarak okumak anlamındadır.
3
4
5
6
Kur’ân’da, Kur’ân için “Furkân”, “Kitap”, “Zikr”, ve “Kur’ân” isimleri
7
kullanılmaktadır. Ayrıca Kur’ân için elli beş kadar ismin kullanıldığı rivayet
8
edilmektedir. Kur’ân kelimesinin filolojik tahlili ile ilgili daha pek çok yorumlar
9
vardır. Kur’ân-ı Kerîm’in terimsel anlamı hakkında da birçok izahın yapıldığını
okumaktayız. Onu özet olarak şu şekilde tanımlamamız mümkündür: “Kur’ân,
Allah tarafında Cebrâil vasıtası ile mahiyeti bilinmeyen bir şekilde son
peygamber Hz. Muhammed’e (s.a.v.) indirilen, Mushaflarda yazılan, tevatürle
nakledilen, okunması ile ibadet edilen, Fatiha suresi ile başlayıp Nâs suresi ile
1
el- Ezherî, Ebû Mansûr Muhammed bin Ahmed bin el-Ezher el-Herevî, “karee”,,
Tehzîbu’l-Luğa, thk. Ahmed Abdurrahman Muhaymir, Daru’l-Kutubi’l-İlmiyye, Beyrut 2004, VII,
254; ez- Zerkeşî, Bedruddin, el-Burhan fi Ulumi’l-Kur’ân, thk. Muhammed Ebu’l- Fadl İbrahim,
Mısır 1957, I, 278; es- Süyûtî, Abdurrahman Celâleddin, el-İtkan fi Ulûmi’l-Kur’an, Şirketu
Mektebe ve Matbaati Mustafa el-Bâbî el-Halebî, Mısır 1978, I 181.
Zerkeşî, el-Burhan, I, 277; Süyûtî, el-İtkan, I, 182; ez-Zerkânî, Muhammed Abdulazim,
Menahilu’l-İrfân fi Ulûmi’l-Kur’an, Dâru’l-Fikr, Beyrut 1996, I, 7; Daha detaylı bilgi için bkz. Buhl, F,
“Kur’an” İslam Ansiklopedisi, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul 1979,VI, 995.
2
3
el-Furkân 25/1.
4
el-Kehf 18/1.
5
el-Hicr 15/9.
6
Yûsuf 12/3.
7
Ezherî, “karee”, Tehzîbu’l-Luğa, VII, 254.
8
Ez-Zerkeşî, el-Burhân, I,273; es-Suyûtî, el-İtkân, I, 178; ez-Zerkânî, Menâhilu’l-İrfân, I,
11 vd; Buhl, “Kur’an” İslam Ansiklopedisi, VI, 995 vd.
Kur’ân kelimesinin filolojik tahlilleri hakkında geniş bilgi için bkz. ez-Zerkeşî, elBurhan, I, 278; Süyûtî, el-İtkan, I, 52; İbn Manzûr, Cemaluddin Muhammed b. Mukerrem,
“karene”, Lisanu’l-Arap, Dâru’l-Fikr, Beyrut 1994. I, 129; Doğrul, Ömer Rıza, Tanrı Buyruğu,
İstanbul 1955, I, 3; Ezherî, “el-Kar’u”, Tehzîbu’l-Luğa, VII, 254 vd; Zerkeşî, el-Burhan, I, 278;
Süyûtî, el-İtkan, I, 182; Karakaş, Ali, Oksidentalizmde Etik Değerler, Sosyal Bilimler Araştırmalar
Dergisi, cilt: 26, sayı: 13, Diyarbakır 2015, s. 181 vd.
9
ÇÜİFD, 2018, cilt: 18, sayı: 2, ss. 923-957.
Molla Gürânî Ve El-Kevserü’l-Cârî Adlı Eserinde Hadis Şerh Metodu | 925
biten, başkalarının benzerini getirmekten aciz kaldığı Arapça mûciz bir
10
kelamdır.”
“sünnet”, “Senne-yesünnü” fiiliden türemiş bir isimdir. Kelime olarak
yaşam biçimi, hal, tavır, gidişat, yol, kanun, tabiat, yön ve benzeri anlamlar
11
için kullanılmaktadır. Istılahî açısından ise sünnet, Hz. Muhammed’in (s.a.v.)
yapmış olduğu davranışları, söylediği sözleri ve reddetmeyip tasvip ettiği
takrirleridir. Hadisçilere ait olan bu tanıma göre, Hz. Muhammed’in ( s.a.v.)
ahlaki vasıflarını ve yaratılışı ile ilgili özellikleri, sîreti, ayrıca peygamberlikten
önce ibadet ve tefekkür için inzivaya çekildiği Hira mağarasındaki yaşantısı da
12
sünnet olarak kabul edilmiştir. Aslında bu anlamı itibari ile sünnet hadîs
kelimesinin müradifi olarak kabul edilebilir. Zaten bazı hadis âlimleri, hadis ve
sünnetin biri diğerinin yerine kullanılan iki kelime olduğunu kabul
13
etmektedirler. Hadis, “hadese-yehdusu” fiilinden türemiş bir isimdir. Olmak
ve yeniden meydana gelmek gibi anlamlar için kullanılır. Ayrıca Söz, haber ve
yeni anlamında olan hadis kelimesinin de çoğulu “ehâdîs”tir. Bir de hadis
sözcüğü,
eski anlamına gelen kadim kelimesinin de zıddı olarak
14
bilinmektedir. İslam fıkhında sünnet, Kur’an’dan sonra ikinci önemli teşri
15
kaynağı olarak kabul edilmiştir. Çünkü Hz. Muhammed (s.a.v.) söz, fiil ve
16
takrirleri ile Kur’an’ı Kerim’i izah edip yorumlayarak daha iyi anlaşılmasına
yardımcı olmuştur. O, Allah’tan aldığı vahyi öncelikle hayatına uygulayarak
17
Müslümanlar için önemli bir örneklik ortaya koymuştur. Onun, tebliğ ve
tebyin görevlerinin yanında birde dinde kanun ve hüküm koymak anlamında
10
eş-Şevkânî, Muhammed b. Ali b. Muhammed, İrşâdu’l-Fuhûl, nşr. Ebû Mus’âb
Muhammed Said el-Bedrî, Beyrut 1992, s. 62; Zeydân, Abdulkerim, el-Ve (...truncated)