SULTAN VELED DİVÂNI’NDA BULUNAN MUVAŞŞAHLAR
Journal of Awareness
Cilt / Volume 4, Sayı / Issue 2, 2019, pp. 249-266
E - ISSN: 2149-6544
URL: http://www.ratingacademy.com.tr/ojs/index.php/joa
DOİ: https://doi.org/10.26809/joa.4.019
Araştırma Makalesi / Research Article
SULTAN VELED DİVÂNI’NDA BULUNAN MUVAŞŞAHLAR
THE MUWASHSHAHS (ACROSTIC POEMS) IN SULTAN WALAD’S DIWAN
Şadi AYDIN *
* Doç. Dr., Araştırmacı-Yazar, TÜRKİYE, E-mail:
ORCID ID: https://orcid.org/0000-0001-5953-4187
Geliş Tarihi: 14 Şubat 2019; Kabul Tarihi: 19 Nisan 2019
Received: 14 February 2019; Accepted: 19 April 2019
ÖZET
Sultan Veled yaşadığı devrin büyük entelektüel şahsiyetlerinden birisidir. Babasının mirasını
fevkalade bir şekilde değerlendirmiş ve mükemmel teşkilatçılığı vasıtasıyla bu mirası günümüze kadar
ulaştırmıştır. Onun entelektüel şahsiyetinin mühim bir bölümünü şiire olan ilgisi ve şairliği
tamamlamaktadır. Dört dilde -Farsça, Türkçe, Arapça ve Rumca- ortaya harika manzumeler koyan
Sultan Veled’in tıpkı babası gibi Anadolu’da gelişen Türk edebiyatına katkısı her yönüyle muazzamdır.
Klasik şiirin hemen hemen bütün tür ve şekilleriyle divânını süsleyen Sultan Veled, muvaşşah türünü de
kullanarak bu türün Anadolu’daki ilk örneklerini vermiştir. Divânda bulunan muvaşşah kasideler;
Alemeddin Kayser, Mecdeddin Ali bin Muhammed, Şerefeddin İbn-i Hatıreddin, Tâceddin Hüseyin ve
Ekmeleddin Müeyyed Nahcivanî hakkındadır.
Anahtar Kelimeler: Sultan Veled, Mevlevilik, Divân Edebiyatı, Şiir, Muvaşşah.
ABSTRACT
Sultan Walad is one of the great intellectual figures of his era. He has considered his father's
legacy in an outstanding way and has conveyed this legacy to the present day through his excellent
organization. His interest in poetry and his poetry as a poet complements an important part of his
intellectual personality. The great contribution of Sultan Walad in four languages -Persian, Turkish,
Arabic and Greek- like his father, is enormous in every aspect of his developing Turkish literature.
Sultan Walad, who adorned his diwan with almost all the forms and shapes of classical poetry, also by
using the muwashshah (acrostic) species gave the first examples of this species in Anatolia. The
muwashshah (acrostic) odes in diwan are about; Alamaddin Kaysar, Majdaddin Ali bin Mohammad,
Sharafaddin Ibn-i Hateraddin, Tajaddin Hosayn and Akmaladdin Moayyad Nahjevani.
Keywords: Sultan Walad, Mavlavi Order, Ottoman Literature, Poetry, Muwashshah (Acrostic)
AYDIN / Sultan Veled Divâni’nda Bulunan Muvaşşahlar
1. GİRİŞ
Muhammed Bahâeddin Sultan Veled, 25 Rebiülahir 623/26 Nisan 1226 tarihinde
Karaman/Larende’de dünyaya geldi. Hz. Mevlânâ’nın büyük oğludur. Mevlevîlikte yedi kutup
olarak anılan -Sultanü’l-ulema Bahâeddin Veled, Seyyid Burhaneddin-i Muhakkık-i Tirmizî,
Mevlânâ Celaleddin-i Rumî, Şemseddin-i Tebrizî, Şeyh Selahaddin-i Zerkub, Çelebi
Hüsameddin, Şeyh Kerimüddin, Sultan Veled- yüce velilerin sonuncusudur. Şeyh
Kerimüddin’in vefatından sonra posta geçerek irşat faaliyetlerine başladı ve Anadolu’nun çok
farklı coğrafyalarına müritlerini gönderdi. Babasının fikir ve düşüncelerini, Feridun Nafız
Uzluk’un tabiriyle “Mevlânâ’nın akval ve efalini” sistemli bir hale getirerek Harezm, Belh ve
Horasan’dan kopan bu sesi bütün dünyaya ulaştırma gayretinde oldu ve Mevlevîliğe en büyük
hizmeti yaptı. Uzun bir ömür süren ve Mevlevîliğe kurumsal bir hüviyet kazandıran Sultan
Veled h. 712/1312 tarihinde vefat etti ve yerine oğlu Ulu Arif Çelebi posta oturdu.
Veled mahlasını ihtiyar eden Sultan Veled oldukça velud bir şairdir. Mesnevi nazım
şekli ile kaleme aldığı İbtidâ-nâme, Rebâb-nâme, İntihâ-nâme’nin yanında mensur olarak
yazılan Maârif’i de Hz. Mevlânâ’nın eserlerinin adeta tetimmesi kabilindendir. Dört dilde Farsça, Türkçe, Arapça ve Rumca- manzumeler ihtiva eden divân, Sultan Veled’in ilmî, fikrî,
edebî ve entelektüel şahsiyetinin genişliğini ortaya koyan mühim bir eserdir. Divân yaklaşık
13.000 beyit ve arûzun 31 bahrinde tasnif edilmiştir. Kaside, gazel, terci-i bend, terkib-i bend
ve rubaîlerden müteşekkildir. Klâsik Türk edebiyatının kuruluş aşamasında, Anadolu’da şiir
dili Farsça’dır. Bununla birlikte nazım şekilleri ve türleri bakımından Türk şiirine örneklik eden
ilk eserler Mevlânâ Celaleddin-i Rumî’nin yapıtları ve sonrasında da oğlu Sultan Veled’in
eserleridir. Hemen hemen bütün nazım şekli ve türlerinde tam ve mükemmel eserler veren bu
iki şair, şekil ve tür açısından Anadolu klâsik Türk edebiyatının da banileri sayılabilirler. Sultan
Veled’in Divânı oldukça zengin bir eserdir. Sultan Veled’in kaside ve gazellerinin önemli bir
kısmı didaktiktir. Bu manzumelerde müritlerine tekke, tarikat ve tasavvuf erkânını talim eder.
(Aydın ve Musiç, 2015: 7-8) Sultan Veled Divânı’nda beş adet Farsça muvaşşah kaside
bulunmaktadır. Muvaşşah türü Anadolu’da ilk defa kendisi tarafından kullanılmıştır. İşte bu
muvaşşah kasideler bu makalenin içeriğini teşkil eder.
2. MUVAŞŞAH’IN TANIMI VE EDEBİYATTAKİ YERİ
Muvaşşahın günümüzde akrostiş şeklinde ifade edilmesinden dolayı sadece mısra
başlarındaki harflerden isim çıkarma sanatı olarak algılandığı malumdur. Hâlbuki divân
şiirindeki muvaşşah örneklerinde sadece mısraların ilk harflerinden değil mısranın ortasında ve
sonunda yer alan harflerden de faydalanılmıştır. Şairlerimizin, muvaşşah yoluyla unvan, duâ
ifadesi hatta bazen bir mısra veya beyit meydana getirdikleri gibi bu hüneri tarih düşürmede de
kullandıkları görülmektedir. Bu bakımdan muvaşşahların farklı muhtevalara sahip olduğunu
ifade etmeliyiz. Batı edebiyatlarında acrostiche, akrostichon, akrostic gibi kelimelerle
karşılanan muvaşşah, Batı tesirindeki Türk edebiyatıyla birlikte akrostiş olarak dilimize
girmiştir. Muvaşşaha göre daha dar bir anlam içeren akrostiş, manzumelerin mısralarının baş
taraflarında gizlenen ifadeleri karşılayacak şekilde kullanılmaktadır. Buna karşılık divân
şiirindeki muvaşşah örneklerinde, sadece mısraların ilk harflerinden değil mısranın ortasında
veya sonunda yer alan harflerden de bir ifade veya isim gizleme yoluna gidilmiştir. Bu
uygulama Batı edebiyatlarında farklı bir şekilde isimlendirilmiştir. Akrostiş mısranın ortasında
olursa mezoştiş, sonunda yapıldığında ise telestiş adını almaktadır. Kısacası muvaşşahı, Batı
edebiyatlarında akrostiş, mezoştiş ve telestiş gibi farklı isimlerle ifade edilen uygulamaların
genel adı olarak nitelendirmek mümkündür. (Yekbaş, 2012: 2651-53)
Muvaşşah, mısralarının ilk harfleri baştan sona doğru okunduğunda bir şahıs ismi çıkan
şiire denir. Bu tarz şiir yazmaya tevşih denir. Bu terim bu anlamıyla Türk edebiyatına İran
kaynaklarından girmiştir. Klasik belâgat kitaplarında tevşih, çoğu zaman irsâd için kullanılmış,
Journal of Awareness, Cilt / Volume:4, Sayı / Issue:2, 2019
250
AYDIN / Sultan Veled Divâni’nda Bulunan Muvaşşahlar
bazen de iki kafiyeli bir şiirin kafiyenin yardımıyla iki farklı vezinde okunabilmesine ad olarak
verilmiştir. Bu hünerin Arapça kaynaklardaki adı tatrîz’dir. (Saraç, 2007: 307) [Bu söz
sanatına,] eski Yunan ve Lâtin edebiyatlarında başvurulmuştur. Divân şi (...truncated)