Vicdan Kavramına Psikolojik ve Dini Yaklaşımlar
İktisat Sayısı • Yıl:2017 Sayı:3
Vicdan Kavramına Psikolojik ve Dini Yaklaşımlar
Davut CEYLAN
Öz
Bu çalışmada vicdan kavramına dair batılı ve İslam düşünürlerinin görüşleri değerlendirilmekte ve yakın dönem mütefekkirlerinden olan Said Nursi’nin vicdana dair mülahazalarına yer verilmektedir. Vicdan fikri ana akım olarak iki temelde ele alınmaktadır.
Bunlardan biri onun doğuştan var olan insani bir değer olduğudur. Diğeri ise edimsel
olarak sonradan kazanıldığına dair görüştür. Batılı düşünürlerin birçoğu vicdanı edimsel
kabul ederken İslam düşünürlerinin geneli onu varoluşsal beşeri bir değer görmektedir.
Kuran’da “vicdan” ifadesi yer almamakla birlikte Said Nursi, onu insan ile Allah arasındaki iletişimin alt ucu olarak görmektedir. Allah insana peygamber ile hitap ettiği gibi
ona vicdanından da seslenmektedir. Bu nedenle bozulmamış vicdanın mazhar olduğu her
ilham/bilgi, ilahi bir kelamdır. Evrendeki varlıkları irade sıfatıyla yöneten Allah, kelam
sıfatıyla vicdana etki etmekte ve eşyanın özüne uygun doğru davranışı insana bildirmektedir.
Anahtar kelimeler: Vicdan, hakikat, doğru davranış, ahlak, ilham/bilgi, insan.
Psychologic and Religious Approaches to The Concept of
Conscience
Abstract
In this study, opinions of Western and Islamic thinkers, as well as the considerations
of Said Nursi (a thinker of modern times) upon the concept of conscience, are evaluated.
The idea of conscience as mainstream is evaluated on two bases. One of them; its being an
innate humanistic value, while the other is its being acquired later. While a lot of Western
thinkers accept it as acquired, the majority of Islamic thinkers consider it as an existential
humanistic value. While the expression “conscience” does not show up in The Qur’an,
Said Nursi sees it as the root of the communication between man and Allah. Like Allah
calls out to man through the Prophet, He also calls out to him through his conscience. For
this reason, any means to reach an unspoiled conscience lies through the holy word. Allah,
who administrates the universe with His will, influences conscience with His words and
informs man about the proper behaviour befitting a human being.
Keywords: Conscience, truth, proper behaviour, moral, information/inspiration, human.
Giriş
İnsan, madde ve mana boyutlarıyla karmaşık bir yapıya sahip olup, hayvanlara
göre üstün bir kabiliyetle dünyaya gelmekte, bireysel ya da toplumsal yaşam içinde
sahip olduğu bu kabiliyetlerini kullanarak hayatını devam ettirmektedir. Diğer
canlılardan farklı olarak hem iyiye hem de kötüye kabiliyetli olup aşağıların en
aşağısına düşecek veya yücelerin en yücesine çıkacak bir potansiyeli taşımaktadır.
185
Vicdan Kavramına Psikolojik ve Dini Yaklaşımlar / Davut CEYLAN
Yeryüzünde Allah’ın halifesi anlamında konuşan, düşünen, üreten ve eşyaya
anlam veren insan, üstün bir istidada sahip olmakla beraber dünyada kan döken,
yırtıcı ve korkunç bir varlık da olabilmektedir. Bu bağlamda yanlışa düşmesi
doğasının gereği olan insanın, her şeyin iç yüzünü bilen ve fıtratın yegâne sahibi
olan Allah’la ne tür bir iletişimi olmaktadır? Allah’ın kullarıyla vahiyden başka
iletişimi var mıdır?
Kâinatta her şeyi görerek yapan ve yarattığı her mahlûku bilerek terbiye eden
bir zat “yapan bilir, bilen ise konuşur” kaidesi gereği yarattığı en mükemmel varlık olan insanlarla konuşmaması, onları kendi haline bırakarak doğru yola yönlendirmemesi mümkün görülmemektedir. Arıya balı vahyettiği, ipek böceğine
dokumayı öğrettiği gibi, insana da hayatın belirsizlikleri içerisinde doğru yolu
bildirmesi O’nun rahmet ve hikmetinin gereğidir.
Toplumların ihtiyaçlarına cevap verecek umumi kaideleri vahiy yoluyla bildiren Allah, hususi ihtiyaçlara cevap verecek meseleleri fıtratın yalan ve yanlıştan
en salim uzvu olan vicdana bildirmemesi mümkün değildir. Öyleyse âlemlerin
Rabbi’ne muhatap olan vicdanın tartışılması kaçınılmaz hale gelmiş ve tarih boyunca birçok düşünür onu farklı yollardan tanımlamaya çalışmışlardır. Biz de bu
bağlamda vicdan hakkındaki felsefi, psikolojik ve dini yorumları karşılaştırmalı
olarak tartışmak istedik.
Şimdiye kadar vicdanla ilgili karşılaşılan önemli bir problem; insanın iç
yaşantısında vicdanın hangi konumda olduğudur. Vicdan sonradan yaşantı yoluyla
ortaya çıkan edimsel bir durum mudur? Yoksa insanın yaratılıştan sahip olduğu
bir güdü müdür? Öte yandan Müslüman düşünürlerce insan psikolojisinin temel
unsurları sayılan; kalp, nefis ve aklın, vicdan ile kurdukları dinamik ilişki de ayrı
bir merak konusudur. Said Nursi’nin dinamik bir güç ve şuurlu fıtrat olarak ifade
ettiği vicdan kavramını genel olarak değerlendirmek ve vicdanla ilgili psikolojik
ifadeleri de dikkate alarak Risale-i Nur adlı eseri bağlamında O’nun vicdan kavramına genel bakışını da ele almaya çalıştık.
1. Etimolojik Olarak Vicdanın Tanımı
Vicdan kelimesi Arapça bir ifade olup (v-c-d) kökünden türetilmiştir. Sözlükte “bulmak, zenginleşmek, sevmek, üzülmek, öfkelenmek” anlamlarındaki vecd
kökünden mastar olan vicdan ve aynı kökten vücdân, cide gibi kelimeler “bolluk,
rahatlık, zenginlik”, vecd ise üzüntü ve sevgi manasına gelir.1
Vicdan Arapçada kullanılan sembolik bir ifadedir. “vecede” fiil kökünden türetilmiştir. “Vecede” fiilinin mastar kalıbı olan “el-vucud” beş duyu organı aracılığı ile “bulma”yı ifade eder. Bir şeyin tadını, sesini, kokusunu, sertliğini bulmak,
1
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, Çıra Yay., İstanbul, 2012, s.1537.
186
İktisat Sayısı • Yıl:2017 Sayı:3
fark etmek, algılamak manasını ifade eder.2
Vicdan kelimesi, Arapça kullanımında bilişsel, duyuşsal ve hareki olarak pek
çok psikolojik süreci ifade eder. Nefsin içsel gücünü ve yetisini ifade etmek için
kullanılır. Arapçadaki geniş kullanım alanına karşın Türkçede bu kavram anlam
daralmasına uğramıştır. Zira Türkçede tutum ve davranışların ahlâkiliği ile ilgili
duygusal ve içgüdüsel durumlar için ifade etmektedir.3
İslam dini ilahi bir kanun olarak, itikat amel ve vicdaniyata ait hükümleri
kapsamaktadır. Ahlak, İslami hükümlerin üç kısmından birini kapsamakta olduğu
için İslam’a göre din ve ahlak başka şeyler değildir. Bu açıdan vicdanımız mazhar
olduğu ilham ile doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden, hayrı şerden ayırt etmeye kadir
ruhun manevi bir kuvvetidir.4
Vicdan konusuna benzer bir yaklaşım gösteren Musa Bilgiz’de; insanın vicdani duygusu, onun iyilikler karşısında sevinme, beğenme, hoşlanma, mutluluk
duyma; kötülükler ve şerler karşısında ise üzülme ve nefret etmeye yönelik duygularıyla ifade edilebilir demektedir.5
Hilmi Ziya Ülken’e göre ahlaki yaptırım hem içsel hem de dışsal olabilir. O’na
göre ahlaki yaptırımda dışsal etki olarak övme, takdir etme, kötüleme ya da ayıplamayı görürken, içsel bir ahlaki yaptırım olarak vicdan azabı ve vicdani rahatsızlık duymayı göstermektedir.6
Yokluğun (ma’dum) zıddı olarak var olmak (v-c-d); bilinci, farkındalığı, benlik
şuurunu, kendi varlığının ve varlığın devamı için gerekenlerin verililiğini anlamlandırmayı, var olana değer atfetmeyi anlam alanı içerisine almaktadır. (...truncated)