Wilfred Cantwell Smith’in Vahiy Anlayışı
Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2010/2, c. 9, sayı: 18, ss. 173-183.
WILFRED CANTWELL SMITH’İN VAHİY ANLAYIŞI
Celal BÜYÜK *
Özet
Wilfred Cantwell Smith’in Vahiy Anlayışı
Vahiy, Tanrı’dan insana doğru olan sözlü konuşmadır. Vahiy Tanrı, iman, kutsal kitap, teoloji ve
mucize anlayışlarının şekillenmesinde rol oynayan anahtar bir kavramdır. Vahiy konusunda Modern
Batı düşüncesinde birbirinden farklı iki anlayış vardır: Bunlar, “önerme merkezli” ve “kişi merkezli”
vahiy anlayışlarıdır. Wilfred Cantwell Smith, İlk dönem ve Orta Çağ Hıristiyanlığında kabul edilen
önermesel vahiy anlayışını reddetmekle birlikte, son dönemlerde ortaya çıkan kişi merkezli vahiy
anlayışını da aynen benimsememektedir. Smith, Tanrı’nın vahyettiği şeyin bizzat kendisi olduğuna
inanmaktadır.
Anahtar kelimeler: Vahiy, Önerme merkezli vahiy, Kişi merkezli vahiy, Tanrı, Wilfred Cantwell
Smith, William Temple, Kenneth Cragg.
Abstract
Wilfred Cantwell Smith’s Conception of Revelation
Revelation is a verbal address by God to man. Revelation is a key factor that plays role in the shaping of the conception of God, faith, the Scripture, theology, and miracle. There are two different
conceptions of revelation in modern Western thought: the “proposition-centered” and the “peoplecentered” revelation. Though rejects the proposition-centered conception of revelation that was
accepted in the early and medieval Christianity, Wilfred Cantwell Smith does not completely adopt
the person-centered conception of revelation that has emerged recently. Smith holds that what
God has revealed is Himself.
Key words: Revelation, the proposition-centered conception of revelation, the person-centered
conception of revelation, Wilfred Cantwell Smith, William Temple, Kenneth Cragg.
1. Giriş
Dinin en temel kavramlarından birisi olan ‘vahiy’ Tanrı, iman, kutsal kitap, teoloji ve mucize anlayışlarının şekillenmesinde rol oynayan anahtar bir kavramdır. Bu sebeple teoloji ve diğer din bilimleriyle ilgili çalışmalarda vahyin anla-
*
Dr., Öğretmen
Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2010/2, c. 9, sayı: 18
174 | Dr. Celal BÜYÜK
şılması önem kazanmaktadır.1
16. yüzyıla kadar Batı düşüncesine, ‚ilahi hakikatlerin önerme formunda
özel bir yolla bildirilmesi‛ şeklinde ifade edilebilecek olan geleneksel vahiy anlayışı hâkimdi. 17. ve 18. yüzyıllarda ise tartışmalar, vahyin imkânı ve gerekliliği üzerinde yoğunlaşmıştır. 18. yüzyılın sonları ile 19. yüzyılda ise vahiyle ilgili tartışmaların odak noktası, vahyin imkânı ve gerekliliğinden ziyade, vahyin
mahiyeti üzerine olmuştur.2
İlk dönem Hıristiyan düşünürleri, Tanrı’nın bir dizi hakikat, önerme veya
doktrin vahyettiğini savunurlarken modern dönemin düşünürleri, Tanrı’nın
bizzat kendisini vahyetmiş olduğunu savunmaktadırlar. Bu görüş ayrılığı, vahyin dinsel kullanımına yüklenen anlamda önemli bir farklılık meydana getirmiştir.3
Modern Batı düşüncesinde vahyedilen şeyin neliği konusunda birbirinden
farklı iki anlayış vardır: Bunlar, ‚önerme merkezli‛ ve ‚kişi merkezli‛ vahiy anlayışlarıdır.4
Hıristiyanlığın ilk dönemine ve Orta Çağ’a hakim olan ‚önerme merkezli
vahiy anlayışına‛ göre ‘vahiy’, ilahi olarak doğrulanmış hakikatlerin kişiye bildirilmesi işlemidir.5 Önerme merkezli vahiy anlayışını benimseyenler, tarihte
meydana gelmiş olan olayların bizzat kendilerinin vahiy olduğunu kabul etmezler. Bu anlayışı benimseyenler, önerme formunda Tanrı’nın kelamında
varolmadıkça hiçbir şeyi vahiy olarak görmezler.6 Walter Kaufmann, vahye
başvuran dindar kişinin Tanrı’nın insanlığa deklare etmesi gereken teolojik
önermelere işaret ettiğini düşünmektedir.7 Bu anlayışın ortaya çıkardığı teolojik
problemler arasında, ‚Tanrı’nın insanlarla olan ilişkisini çok donuk ve statik bir
ilişkiye‛ indirgediği iddiası önde gelmektedir. Buna göre Tanrı, kendisini öylesine geri çekmiştir ki, insanları sadece bir metin ve zihin ile baş başa bırakmış-
1
2
3
4
5
6
7
Recep Kılıç, Modern Batı Düşüncesinde Vahiy, Ankara Ü. İlahiyat Fakültesi Yay., Ankara 2002,
s. 1.
Kılıç, age, s.1 vd.
John Hick, Philosophy of Religion, Prentice Hall, Inc., New Jersay 1983, s. 61, 70; Kılıç, age, s.22.
Kılıç, age, s. 35.
Hick, age, s. 60.
Kılıç, age, s. 71.
Walter Kaufmann, Critique of Religion and Philosophy, Harper&Row Publishers, New York
1958, s. 89.
Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2010/2, c. 9, sayı: 18
Wilfred Cantwell Smith’in Vahiy Anlayışı | 175
tır.8
Helmut Richard Niebuhr, önerme merkezli vahiy anlayışını statik bulduğu
için eleştirmektedir. O, böyle bir vahiy anlayışının, Tanrı’yı geçmişin Tanrısı ve
hatta cansız bir Tanrı haline getirdiğini iddia eder.9 Niebuhr, vahiy ile tarihteki
bir ‘an’ı anlamaktadır. Buna göre tarihte meydana gelmiş olan bu tarihsel an ile
insan kendisini başından sonuna kadar bilebilir.10
Protestan Hıristiyanlığında yaygın hale gelen ‚kişi merkezli vahiy‛ anlayışına göre vahyin muhtevası, Tanrı hakkındaki hakikatlerin bir bütünü değil,
beşeri tarih içinde faaliyet göstermek suretiyle, insanın tecrübe eksenine giren
Tanrı’nın bizzat kendisidir. Bu bakış açısından teolojik önermeler, teolojik
önerme olmaları yüzünden vahyedilmemişlerdir. Bunlar, vahiy karakterli olayların önemini anlamak için gösterilen beşeri çalışmaları temsil ederler.11 Kişi
merkezli anlayışta vahiy, sadece sujeden sujeye bildirilen önermeler değil, aynı
zamanda sujenin sujeye kendisini ifşa etmesi olayıdır. Tanrı’nın insana
vahyettiği şeyin bizzat kendisi olduğu anlayışını savunanların başında William
Temple gelmektedir.12 William Temple, vahyin esas itibariyle, tarihi olaylarda
ortaya çıktığında ısrar etse de onun objektif tarihe indirgenmesinden de kaçınır.
Çünkü ona göre, bir olayın vahiy olabilmesi için her şeyden önce, o olayda
Tanrı’nın kendisini açığa vurduğunun kabul edilmesi gerekir.13 John Baillie de
vahyedilen şeyin ne olduğu sorusuna ‚vahyedilen şey, Tanrı hakkındaki bilgi
değil, İsa’da ortaya çıkan Tanrı’nın bizzat kendisidir‛14 diyerek Temple ile aynı
fikirde olduğunu göstermektedir. Batı dinsel geleneğinde vahiy, Tanrı’nın bizzat kendini açığa çıkarmasıdır. Kutsal Kitaplar da sadece o olayın meydana
geldiğine şahitlik eden referans kaynakları olarak işlev görmektedir.
Kısaca belirtmek gerekirse Batı düşüncesinde ortaya çıkmış olan ’önerme’
ve ‘kişi’ merkezli vahiy anlayışları arasındaki temel farklılık, önceliğin neye verildiğine bağlıdır:
8
9
10
11
12
13
14
John Baillie, The Idea of Revelation in Recent Thought, Oxford University Press, London 1956, s.
30; Kılıç, age, s. 68.
Helmut R.Niebuhr, The Meaning of Revelation, Westminster John Knox Press, Louisville 2006,
s. 29 vd.; Kılıç, age, s. 77.
Niebuhr, age, s. 112; Kılıç, age, s. 78.
Hick, age, s. 68; Kılıç, age, s. 36.
Baillie, age, s. 34; Kılıç, age, s. 69.
A.Dulles, Models of Revelation, Orbis Books, New York 1996, s. 54; Kılıç, age, s. 72.
Baillie, age, s. 28; Kılıç, age, s. 35.
Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2010/2, c. 9, sayı: 18
176 | Dr. Celal BÜYÜK
Önerme merkezli klasik anlayışta öncelik (...truncated)