Hava Kirliliği ve Bitkiler Üzerindeki Etkileri / Air Pollution and Its Effects on Plants
Atatürk Üniv. Ziraat Fak. Derg.
34 (4), 367-374, 2003
Hava Kirliliği ve Bitkiler Üzerindeki Etkileri
Erdal ELKOCA
Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü, ERZURUM ()
Geliş Tarihi : 11.11.2002
ÖZET : Günümüzde sanayileşmenin ve kentleşmenin bir sonucu olarak, enerjiye olan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Bu enerji ihtiyacının
büyük bir kısmı fosil yakıtlar ve bunların sentetik türevlerinin yakılması ile elde edilmektedir. Ancak, yanma neticesinde atmosfere verilen gaz ve
partikül halindeki kirleticiler, atmosferin doğal bileşim ve fonksiyonlarını bozmak suretiyle başta insan olmak üzere tüm canlı organizmaları olumsuz
yönde etkilemektedir. Bu literatür çalışmasında hava kirliliği, bitkiler üzerinde etkili olan hava kirleticiler ve bunların etki mekanizmaları üzerinde
durulmuş ve hava kirliliğinin bitkiler üzerindeki etkisini azaltmak amacıyla kirliliği azaltıcı tedbirler ortaya konulmuştur.
Anahtar Kelimeler: Hava kirliliği, bitkiler üzerindeki etkileri
Air Pollution and Its Effects on Plants
ABSTRACT : Today need for energy is ever increasing due to rapid industrialisation and urbanisation. Most of energy currently comes from fossil
fuels and its synthetic derivatives. However, gas and particular emissions as a result of burning negatively affect life of humans and other organisms
by disrupting natural balance and functions in the atmosphere. This review study highlighted air pollution and its effect on plats and drew conclusion,
on the possible measures to be taken in order to mitigate the noxious effect of the pollution.
Key words: Air pollution, effects on plants
GİRİŞ
Dünya nüfus artışına paralel olarak, şehirleşme ve
sanayileşme giderek artmaktadır. Özellikle endüstri
kuruluşlarının yoğun olduğu ülke veya yörelerde hava, su
ve toprak gibi unsurlar sanayi atıkları neticesinde her gün
biraz daha kirletilmektedir. Sanayiden kaynaklanan bu atık
maddeler hava, kara ve suların fiziksel, kimyasal ve
biyolojik karakterlerini değiştirmekte ve bu değişim canlı
hayatına farklı yönlerden zararlı etki yapmaktadır.
Günümüzde kirlenme, yalnız ülke sınırları içerisinde
kalmayıp, komşu ve hatta daha uzak ülkelere de yayılarak
küresel boyut kazanmaktadır.Kirliliğin ciddi boyutlara
ulaşması neticesinde, insanoğlu kendi sonunu hazırlamak
üzere olduğunu anlamış ve bu konuda tedbirler almaya
başlamıştır. Nitekim, günümüzde bütün ülkeler çevre
kirliliğine karşı çözümler aramaya ve uzun süreli planlar
yapmaya yönelmişlerdir. Diğer taraftan, çevre kirliliğinin
canlı organizmalar üzerindeki etkileri çok yönlü olarak
araştırılmaktadır.
Bu literatür çalışmasında hava kirliliği, bitkiler üzerinde
etkili olan hava kirleticiler ve bunların etki mekanizmaları
üzerinde durulmuş ve hava kirliliğinin bitkiler üzerindeki
etkisini azaltmak amacıyla, kirliliği azaltıcı tedbirler ortaya
konulmuştur.
HAVA KİRLİLİĞİNİN KAYNAKLARI VE
BAŞLICA KİRLETİCİLER
Deniz seviyesinde bulunan kuru havanın bileşimi temiz
hava olarak kabul edilmektedir (Tablo 1).
İnsan etkileri, özellikle evsel ve endüstriyel yanma
olayları sonucu havanın doğal bileşiminin, yapısının ve
fonksiyonlarının bozulması neticesinde hava kirliliği
oluşmaktadır (Yıldırım vd., 1991). Hava kirliliğini
oluşturan başlıca kaynaklar endüstriyel kuruluşlar,
kentlerdeki konutlar ve taşıt araçları olmak üzere üç grup
altında toplanmaktadır. Bilindiği gibi enerji, çağımızın ve
modern toplumların temel kaynaklarından biridir.
Toplumların ekonomik büyüme hızı ve kalkınmışlık
seviyesi ile enerji tüketimi arasında doğru orantılı bir ilişki
vardır. Dünyada üretilen enerjinin %30'u hidroelektrik ve
nükleer santrallerden, geriye kalan %70'i de kömür, petrol,
doğalgaz gibi fosil yakıtlar ve bunların sentetik türevlerinin
yakılması ile elde edilmektedir (Nuhoğlu, 1993). Fosil
yakıtlar temel bileşen olarak C, H ve O ile az miktarda
kükürt ve azottan oluşmuştur (Yıldırım vd., 1991). Bu
yakıtların yanması ile C, H ve O'nin havayla reaksiyonu
sonucu su, CO2, ısı ve ışık oluşmaktadır. Bunun yanında
kükürt bileşenlerin yanması sonucunda oluşan kükürt
dioksit (SO2), yüksek basınç ve ısı reaksiyonlarında oluşan
azot oksitler (NOx), yanma reaksiyonlarının tam olarak
oluşmaması sonucunda meydana gelen karbon monoksit
(CO), yanmamış hidrokarbonlar ve partiküller havanın
doğal yapı ve fonksiyonlarının bozulmasına neden
olmaktadırlar. Diğer bir kirletici kaynak olan motorlu
taşıtlardan çevremize yayılan kirleticiler ise CO,
hidrokarbonlar ve azot oksitler gibi gazlardır. Bunlardan
hidrokarbonlar ve azot oksitler güneş ışığı altında hızla
okside olarak, sekonder kirleticiler olarak bilinen ozon ve
peroksiasetil nitrat (PAN) biçimine dönüşmektedir
(Medeiros ve Moskowitz, 1983; Eraslan, 1988).
E.Elkoca
Tablo 1. Deniz seviyesindeki Kuru Havanın Bileşimi (Nuhoğlu, 1996)
Bileşen
Oran
Bileşen
Oran
Azot (N2)
% 78.081
Kripton (Kr)
1.1 ppm
Oksijen (O2)
% 20.946
Hidrojen (H2)
0.5 ppm
Argon (A2)
% 0.934
Diazot monoksit (N2O)
0.3 ppm
Su buharı (H2O)
% 0.7
Karbon monoksit (CO)
0.1 ppm
Karbon dioksit (CO2)
320 ppm
Ozon (O3)
0.02 ppm
Neon (Ne)
18.2 ppm
Amonyak (NH3)
0.01 ppm
Helyum (He)
5.2 ppm
Azot dioksit (NO2)
0.0002 ppm
HAVA
KİRLETİCİLERİN
VE
ASİT
YAĞMURLARININ BİTKİLER ÜZERİNDEKİ
ETKİLERİ
Hava kirleticilerin bitkiler üzerindeki toksik etkisi,
kirletici türü ve konsantrasyonuna (Weber vd., 1993), bitki
türü ve gelişme dönemine (Crittenden ve Read, 1979;
Momen vd., 1996; Rebbeck, 1996), ışık ve sıcaklık
(Thornton vd., 1993; Anderson vd., 1997) gibi çevresel
faktörlere göre değişmektedir. Kirletici türüne göre en etkili
kirleticiden, en az etkili kirleticiye doğru; hidrojen florit〉
kükürt dioksit〉 azot dioksit〉 ozon〉 PAN (peroksiasetil
nitrat)〉 azot monoksit〉 karbon monoksit şeklinde bir
sıralama yapılabilir (Nuhoğlu, 1993). Ancak bu sıralama
genel olup, tüm bitki türleri için geçerli değildir.
Her bitkinin kirletici gazdan hiç etkilenmediği bir alt
eşiği vardır. Bu eşikten sonra bitkilerde gözle görülemeyen
zararlar oluşmaya başlar. Daha sonra kirletici gaz
konsantrasyonu arttıkça kirleticinin zarar ve şiddeti de
artmaktadır. Bu sınır genel olarak hidrojen floritlerde 0.8,
kükürt dioksitte 30, azot dioksitte 40, ozonda 60 ve azot
monoksitte 100 mikrogram/m3 olarak kabul edilmektedir
(Nuhoğlu, 1996). Diğer taraftan, hava kirleticilerin bitkiler
üzerindeki etkileri konsantrasyonları yanında etki
sürelerine bağlı olarak da değişmektedir. Kirletici gazlar
yüksek konsantrasyonlarda kısa süre içerisinde bitkilerde
akut
zararlar
meydana
getirirken,
düşük
konsantrasyonlarda uzun sürede kronik zararlara sebep
olmaktadırlar (Psaras ve Christodoulakis, 1987). Ancak,
kirletici konsantrasyonunun etkisi üzerine sıcaklık derecesi
ve hava nemi önemli ölçüde etkide bulunmaktadır (Tibbits
ve Kobriger, 1983). Bitkilerin minimum fizyolojik aktivite
gösterdiği kış mevsimi boyunca düşük sıcaklık ve düşük
bağıl nem koşullarında yüksek kirletici konsantrasyonları
bitkiler üzerinde az etkili olabilirken; metabolik aktivitenin
yoğun olduğu ilkbahar ve (...truncated)