Türk Yükseköğretim Yönetim Sisteminde YÖK ile Yaşanan Paradigmatik Dönüşüm: Vakıf Üniversiteleri Çelişkisi
TÜRK YÜKSEKÖĞRETİM YÖNETİM SİSTEMİNDE YÖK İLE
YAŞANAN PARADİGMATİK DÖNÜŞÜM:
VAKIF ÜNİVERSİTELERİ ÇELİŞKİSİ
Öğr. Gör. Dr. Aydın BALYER
Yıldız Teknik Üniversitesi
Yabancı Diller Yüksek Okulu
Yrd. Doç. Dr. Yüksel GÜNDÜZ
Artvin Çoruh Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Sınıf Öğretmenliği
Öz
1980’lerden itibaren neo-liberal politikalarla birlikte üniversitelerde yaygın bir reform ve dönüşüm dalgası yaşanmaktadır. Bu girişimler üniversitelerin rollerini dönüştürmekte ve rollerini yeniden tanımlamaktadır. Üniversiteler, Kıta Avrupa Modeli’ni terk
ederek üniversitenin modern işletme teknikleriyle yönetilmesini öngören Anglo-Saxon
Modeli’ni benimseyen YÖK’ün sıkı denetim ve kontrolü altındadır. Bu yönetim yaklaşımı
yaygın bir şekilde vakıf üniversitelerinin kurulmasına yol açmıştır. Vakıf üniversitelerinin,
akademisyenlere ödedikleri ücretlerden öğrenci kabul koşullarına kadar birçok konuda bir
takım eşitsizliklere neden olduklarına dair yaygın bir kanaat bulunmaktadır. Bu kurumlar
aynı zamanda cari giderlerinin yarısına yakın bir kısmını kamu kaynaklarından sağlamaktadırlar ve bu da sınırlı kamu kaynaklarının bu kurumlara aktarılması anlamına gelmektedir.
Bu anayasanın eşitlikle ilgili temel ilkelerine aykırıdır. Bu çalışmanın amacı, YÖK ile yaşanan dönüşüm ve vakıf üniversiteleri çelişkisini ortaya koymaktır.
Anahtar Kelimeler: Üniversite Yönetimi, Paradigmatik Dönüşüm, Vakıf Üniversiteleri.
PARADIGMATIC TRANSFORMATION IN HIGHER EDUCATION WITH YÖK:
PRIVATE UNIVERSITIES DILEMMA
Abstract
Since 1980s, there have been wide reform and transformation waves at universities
with neo-liberal policies. These initiations transform and redefine their roles. Universities
are under strict supervision and control of YÖK (Higher Education Council) that accepted
Anglo-Saxon Model leaving Continental European Model behind adopting modern
business administration techniques at universities. This administration method led
establishment of private universities widely. There is a common belief that they cause
several inequalities ranging from payments to academics to student admission. They also
transfer academics from state universities by paying high salaries rather than training.
Moreover, government compensates half of their current expenses from public fund that
means transferring limited financial resources to private ones which is against the basic
Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı: 31 Yıl:2011/2 (69-84 s.)
principles of constitution. Basic purpose of this study is to present paradoxes in higher
education system with YÖK and dilemma of private universities in the system.
Key Words: University administration, paradigmatic transformation, private
universities,
1. Giriş
Üniversite, kamu yararı için bilgi üreten, bilgiyi ileten ve yayan özerk bir
öğretim ve araştırma kurumudur.1 Üniversiteler iki temel amaç için vardır. Birincisi, cinsiyet gözetmeden insanları belli meslekler için eğitmek, ikincisi kısa vadeli
yarar gözetmeden bilim ve araştırmayı sürdürmektir.2 Üniversite aynı zamanda
kültür aktarımı, meslek eğitimi, bilimsel araştırma ve yeni bilim adamı yetiştirme
işlevlerine sahip olan kurum olarak nitelendirilebilir. Üniversitenin birçok önemli
işlevine değinen King3 kuramsal olarak, eski çağlardan beri birikmiş geleneksel
bilgilerin günümüze uyarlanarak, öğretim ve kültür yoluyla genç kuşaklara öğretmek, bilgiyi yaymak, yüksek nitelikli insan gücü yetiştirmek, soru sorma işlevinin
gelişmesiyle, üniversiteleri eleştiri merkezleri haline getirmek, bilgiyi toplumun
tümüne yaymak, toplumsal sınıflaşmaya yol açan önemli bir aracı temsil etmek
olarak tanımlamaktadır. Üniversitenin işlevlerine genel olarak bakıldığında, olduğu
görülmektedir. Bunlardan en önemli olarak görüleni bilgi aktarımıdır ve bugün
üniversitelere daha ağırlıklı olarak yüklenen rol, yüksek nitelikli insan yetiştirmektir ancak ilk örneklerinden günümüze kadar üniversiteler farklı yönetsel uygulamalara sahne olmuşlardır.
Üniversite, çok evrensel geçerliliği olan gerçeği araştıran bir kurumdur ve
bundan dolayı günümüzde artan bir şekilde değişik sosyal gurupların baskısı altındadır. Burada tehlike, üniversitenin bu baskı karşısında etik değerlerini koruyup,
toplumun artan taleplerine karşı misyonundan taviz vermeden yoluna devam edip
edemeyeceğidir. Bu baskılar, üniversiteleri, kurumsal bağımsızlık, entelektüel ya
da etik değerler ve kaynak sorunu ile karşı karşıya bırakmaktadır. Yüksek öğretimden artan beklentilerin, bu kurumlar üzerinde yarattığı baskı, üniversitelerin rollerinin önemli ölçüde değişmesine yol açmıştır.4 Bu grup ve kurumların her birisinin
üniversiteleri etki altına almaya çalışma nedenleri ve çabaları birbirinden farklıdır.
Bu nedenle üniversitelerin kuruluşları ve yönetim yapıları da toplumun her kesimi1
2
3
4
İbrahim Ortaş, “Üniversite Özerkliği Nedir?”, Üniversite ve Toplum Dergisi, Cilt: 4, Sayı:1, s.2
www.universite- toplum.org/ 03.03.2004 tarihinde alınmıştır.
Bertrand Russell, Eğitim Üzerine. (Çev.Nail Bezel), Say Yayınları, İstanbul 2001, s. 206.
Mahmut Adem, Eğitim Plânlaması, Şafak Matbaacılık, Ankara 1997, s.35-36.
UNESCO-IAU, The Feasibility and Desirability of an International Instrumentation Academic
Freedom and University Autonomy, Analysis, (Ed.).J.Thorens). http://www.unesco.org,.1998,
29.11.2002. s.2
70
Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı: 31 Yıl:2011/2 (69-84 s.)
ni yakından ilgilendirmekte ve dikkatle izlenmektedir. Söz konusu bu etki grupları,
bu yapılarda gördükleri plânlama ve yönetsel eksiklikleri, bu kurumların aleyhine
kullanmak suretiyle yıpratmaya, etki altına almaya ve kendi kişisel politikalarını
üniversiteler üzerinden yaşama geçirmeye çalışmaktadırlar. Ayrıca yükseköğretim
kurumları değişik grupların ağır bir baskısı altındadır.5
Günümüz serbest piyasa koşularından ve onun doğurduğu yapılardan fazlasıyla etkilenen üniversite, büyüme eğilimini piyasa koşullarına göre sürdürmekte
ve iş piyasasının istediği fakülteler ya da bölümler açarak bu gereksinime cevap
verme çabası içerisine girmekte ya da buna zorlanmaktadırlar. İşlevlerinden birisi
piyasaya meslek elemanı yetiştirmek olan bir kurum olan üniversite için anlaşılabilir bir durumdur ancak üniversitenin araştırma ve geliştirme rolünün göz ardı edilmesi gibi bir soncu doğurmamalıdır.6 Bu öngörüler yükseköğretimi ekonomik terimlerle yeniden ifade etmek anlamına gelmektedir. Hâlbuki yükseköğretimin getirilerinin salt ekonomik ya da kişisel olarak açıklanması doğru olmayabilir.
Artık üniversiteden beklenti denilince akla gelen ilk husus bilimsellik olmaktan çıkmakta ve bilimsellik farklı beklentilerle önceliği paylaşmaktadır. Liberal
ekonomilerde her hususun maddî bir karşılığı vardır. Öyle ise üniversitelerden de
böyle bir beklenti içinde olunması bizleri fazla şaşırtmamalıdır. Bu anlayış öğretim
elemanlarının yarı zamanlı çalıştırılarak fiilî olarak yaptığı işe göre ücret ödenmesi
gibi bir takım düzenlemeler ve uygulamalarla hayata geçirilmektedir.7
Yükseköğretimin çok hızlı geliştiği, II. Dünya Savaşı sonrası ve (...truncated)