Metin Tenkidinde Temel Kriterler
ÇEVİRİ - SADELEŞTİRME - KİTAP TANITIMI
ÇEVİRİLER
Metin Tenkidinde Temel Kriterler
Prof. Dr. Abdülcebbâr SAÎD
Çev. Yrd. Doç. Dr. Ahmed ÜRKMEZ
Atıf / ©- Saîd, A. (2012). Metin Tenkidinde Temel Kriterler, çev. A. Ürkmez, Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 12 (1), 215-250.
Özet- “Metin tenkidinde temel kriterler” başlıklı bu çalışma, hadis alanında metin tenkidinin
uygulamalarına teorik ve kavramsal açıdan katkı sağlamaktadır. Yazar, İslam kültüründe eleştirel bakışın tarihsel süreci, tenkidin hadis rivayetlerine uygulanışına dair örnekler gibi meselelere ağırlık vermiştir. Ayrıca kimi teolojik argümanların yanı sıra Arap dilinin temel kurallarını da
hadiste metin tenkidi için dayanak olarak göstermekte ve literatür konusunda araştırmacıları
bilgilendirmektedir.
Anahtar sözcükler- Hadis, metin, tenkit, usûl.
§§§
“el-İtâru’l-Merciî li İlmi Nakdi Metni’l-Hadîsi’n-Nebeviyyi’ş-Şerîf”, İslâmiyyetü’l-Marife, yıl: 9, sayı: 39,
kış 1426/2005, s: 45-75.
Katar Üniversitesi Şeriat Fakültesi Usûlü’d-Dîn Bölümü.
İnönü Üni. İlahiyat Fakültesi Hadis Anabilim Dalı, e-posta:
Prof. Dr. Abdülcebbâr SAÎD / Çev. Yrd. Doç. Dr. Ahmed ÜRKMEZ
Allah insanı yaratmış ve ona bu dünyada mutlu yaşama imkânlarını geliştirecek,
ahirette de mutlu bir yaşama geçmesini sağlayacak güçler vermiştir. Nesiller boyu insanoğlu Allah ile yaptığı sözleşmeyi her unutuşunda ve yolunu her kaybedişinde, Yüce Allah
ihsanının ve rahmetinin bir göstergesi olarak peygamberler göndermiş, insanlara yol göstermeleri için kitaplar indirmiştir.
Cenâb-ı Hakk’ın hikmeti, bütün insanları kuşatacak ve mekânlar çoğalsa da, zamanlar değişse de onları ıslah edecek tek bir din oluşturmayı gerektirdiğinde ise tüm insanlığa son peygamber Hz. Muhammed’i (sav) görevlendirmiştir. Bu dinin mükemmel hale
gelmesi ve Allah’ın insanlara olan nimetinin tamamlanması için Resûl-i Ekrem’le (sav)
birlikte okunan bir kitap indirmiş, Kur’ân’ın okunmasını ve uygulanmasını insanlara kolaylaştırmıştır. Daha da önemlisi, insanların başka bir kitaba ihtiyaç duymamaları, önceki
kitapların başına gelen tahrif, parçacı yaklaşma, kaybetme ve unutma gibi problemlerin
yaşanmaması amacıyla Yüce Allah’ın bu kitabın korunmasını bizzat üstlenmiş olmasıdır.
Yüce Allah Kur’ân’ı indirme konusunda eşsiz bir yöntemi tercih etmiş, tek bir defada indirmeyip olaylara ve yeni gelişmelere göre bölüm bölüm indirmiştir. Böylece Allah,
Kur’ân’ı insanların hayatıyla ilişkilendirmiş, Resûlullâh’ın (sav) hayatında onu uygulamakla
mükellef olmasını sağlamış, onun yol gösterici siretinin ve masum sünnetinin Kur’ân için
bir açıklama ve uygulama örneği niteliği kazanmasını temin etmiştir. Müslümanlar da şu
ayeti bu bağlamda anlamışlardır:
“Allah’ın, (fethedilen) memleketlerin ahalisinden savaşılmaksızın peygamberine
kazandırdığı mallar; Allah’a, peygambere, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda
kalmışlara aittir. O mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir servet haline
gelmesin diye (Allah böyle hükmetmiştir). Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de
size yasak ettiyse ondan vazgeçin…”1
Allah, sahabe-i kirama Kur’ân’ı tek bir mushafta toplamayı müyesser kılmıştır. Allah’ın bu kitabı korumayı vaat ettiğini kesin olarak bilmelerine rağmen onlar hiç gayret
göstermeksiniz bu söze dayanma yoluna gitmemişlerdir. Bilakis bu ilahi vaadin gerçekleşmesi için akla gelebilecek en büyük beşeri fedakârlıkları yapmışlardır. Sonuçta topladıkları
mushafın her açıdan sağlam olduğunda, yazılış ve okunuş bakımından tam ve mükemmel
bulunduğunda görüş birliğine varmışlardır. Kur’ân’dan olmayan hiçbir şey o mushafta yer
almamış, o mushafta yer alıp Kur’ân’dan olmayan hiçbir şey de olmamıştır.
1
216
Haşr 59/7.
Metin Tenkidinde Temel Kriterler
Ama sünnet-i nebeviyyenin hali Kur’ân-ı Kerim’in durumu gibi değildir. Bizzat Allah Resûlü’nün (sav) mübarek hayatlarında bile sahabe-i kiram onun söylediği bazı sözlerin anlaşılması veya ona ait olup olmaması konusunda ihtilafa düşmüşlerdir. Bu yüzden
emin olmak için araştırma, tahkik etme ve eleme yoluna gitmişlerdir. Bu tenkid çabası
Müslümanların hayatında nesilden nesile aktarılarak devam edip gelmiştir.
Tenkid zihniyetine sahip ilim ehli öteden beri sünneti koruma konusunda emek
vermişlerdir ve vermeye de devam etmektedirler. Nebevi sünneti koruma ve kollama noktasındaki girişimlerde her ne kadar temel taşı oluşturan unsur (hem sened hem de metin
açısından) rivayet tenkidi konusunda âlimlerin koydukları kurallar ise de, çalışmalar pratik
açıdan daha ziyade senedi gözetme ve önemseme üzerinde yoğunlaşmıştır. Sened araştırmaları için alt birimler, kurallar ve eserler oluşturulmuş, bu arada her ne kadar sened
düzeyinde olmasa dahi metin de büsbütün ihmal edilmemiştir. Bunun en büyük göstergelerinden birisi, sened bilgisine dair yapılan çalışmalarla metin bilgisine dair yapılanların hacim itibarı ile karşılaştırılması olacaktır. Temel kuralların belirginliği ve yerleşikliği ile bu
kurallara uygun örneklemlerin boyutlarını ise kıyaslamaya bile gerek yoktur.
Bu söylemin müsteşrikler ve bir dönem mutezile tarafından dile getirilmiş olması,
cüzi bile olsa doğruluk payı olduğunu belirtmemize engel olmamalıdır. Zira konu hakkında
yapılacak bir araştırma bu gerçekliği ortaya koyacaktır. Biz inanıyoruz ki metinden çok
senede yönelen bu özel ilginin haklı gerekçeleri de vardır. Rivayet dönemi fitnelerin, fırkaların ve keyfi görüşlerin cirit attığı bir dönemdi. Sünnet-i seniyyeyi tehdit eden en önemli
tehlikelerden birisi; mezhebî, fikrî ve siyasî açıdan bir topluluğu veya kesimi destekleyip
diğerlerini dışlamak üzere sünnetin ve hadisin kullanılmak istenmesiydi. Bu atmosferde
râviler ve rivayetler üzerinden yalan üretme ve çarpıtma girişimleri belirginleşmişti. Dolayısıyla çalışmaların râviler ve rical üzerine yöneltilip yoğunlaştırılması kaçınılmaz hale gelmişti. Nitekim bu tahlil ve talili destekleyen verilerden birisi de, yaşanan kargaşa ile isnadın
ortaya çıkışını ve sorulur hale gelişini ilişkilendiren bilgilerdir. Müslim, senediyle İbn Sîrîn’in
şu sözünü rivayet eder: “Önceden isnadı sormazlardı. Ama fitne ortaya çıkınca ‘bize
ravilerinizin adını söyleyin bakalım’ demeye başladılar. Sünnet ehli ise hadislerini almaya,
bidatlara uyan kişilerden ise hadislerini almamaya başladılar.”2
2
en-Neysâbûrî, Müslim ibnü’l-Haccâc, Sahîh-i Müslim, Beyrut, Dâru İhyâi’t-Türâsi’l-Arabî, 2000, s.43
(27).
217
Prof. Dr. Abdülcebbâr SAÎD / Çev. Yrd. Doç. Dr. Ahmed ÜRKMEZ
Biz, metin tenkidi çalışmasının hak ettiği önemi ve konumu alma zamanının artık
geldiğine inanmaktayız. Kuralları iyice yerleşecek biçimde araştırmalara konu olmalı, üzerinde uygulamalı çalışmalar yapılmalı ve bu ilmin kendi ayakları üzerinde durması için ilmi
tartışmalar birbirini izlemelidir. Bu, konuyla ilgili olarak öncekilerin yaptıklarını görmezlikten
gelelim demek değildir. Bilakis onların çabalarına bir şeyler ekleyecek ve yine onlara dayanarak ilerleyeceğiz.
Fakat pek çok araştırmacı ve eleştirmenin bu ilmi derinlemesine ele almada ha (...truncated)