Kitâbü’l-Mantık fî Tertîbi Akîse

Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi (ÇÜİFD), Mar 2012

Bu çalışmada Tanzimat döneminde yaşamış ve mantık ilmine ait eserler vermiş olan Kilisli Abdullah Efendi’nin (m.1825-1885) kıyas konuları üzerine Osmanlı Türkçesi ile yazmış olduğu “Kitâbu’l-Mantık fî Tertîbi Akîse” adlı eserini sadeleştirerek günümüz Türkçe’sine aktarmaya çalıştık. Yazma olan eser Milli Kütüphane İbn Sînâ salonu Yz. A. 4074 numarada kayıtlıdır ve üzerine sayfa numaraları verilmiştir. 53 sayfadan oluşan eserin 44 sayfası kıyas konularına, 8 sayfası ise âdâb bahsine aittir. Eserin son sayfası ise kavramlar arası ilişkiyi anlatan bir ilavedir

Article PDF cannot be displayed. You can download it here:

http://dergipark.org.tr/download/article-file/46937

Kitâbü’l-Mantık fî Tertîbi Akîse

 SADELEŞTİRME Kitâbü’l-Mantık fî Tertîbi Akîse Kilisli Abdullah Efendi Sadeleştiren: Yrd. Doç. Dr. Halil İMAMOĞLUGİL  Bu “Kitâbu’l-Mantık fî Tertîb-i Akîse”, Mantık Sanatında Meşhur Kilisli Abdullah Efendi’nindir. Allah ona rahmet etsin. (Hayatını mantık tedrisatına adamış olan Abdullah Efendi, Tasavvurât, Tasdîkât, Îsâğûcî ve Fenârî üzerine hâşiyeler yazmış, “Zübdetü’l-Hâşiyeti’l-Cedîde” adlı eserinde kıyas teorisini işlemiştir. Onun matbu olan bu eserleri çeşitli kütüphanelerde bulunmakta ve mantıkçılar arasında bilinmektedir. Müstakil olarak kıyas konularını ele aldığı “Kitâbu’l-Mantık fî Tertîb-i Akîse” adlı yazma eseri ise mantıkçılar arasında tanınmamaktadır. Biz onun bu eserini bugünkü yazı ve dile çevirerek ilim ve kültür dünyasına bir katkıda bulunmak istedik. Osmanlı Türkçesi ile yazılmış olan bu eser Milli Kütüphane İbn Sînâ salonu Yz. A. 4074 numarada kayıtlıdır. Eser, gerek yazıldığı dönemin dili, gerekse muhtevası itibariyle ağır sayılırdı. Bu nedenle, eserde geçen eski kelime, terim ve kavramları çevirirken, bazen doğrudan doğruya, bazen de parantez içinde oldukları gibi zikrettik. Dilimizde karşılığı bulunan kelimeleri Türkçeleriyle, henüz karşılığı olmayan terimleri de aynen kullandık. Anlamı kolaylaştırmak ve metin üzerindeki eksiklikleri gidermek için yapılan ilaveleri köşeli parantez içerisinde verdik. Bazı ilave ve açıklamaları da dipnotta ifade ettik. Sayfa numaralarını ise köşeli parantez içinde gösterdik.)  Abdullah Efendi h.1241/m.1825 senesinde (o gün) Halep Vilayetine bağlı bir kasaba olan Kilis’te doğmuştur. Künyesi “Abdullah b. Abdurrahman el-Kilîsî el-Hanefî”dir. Tahsilini babası Abdurrahman Efendi’den tamamlayarak h.1261/m.1845’de icâzetnâme almış, sülûkünü ise Nakşibendî şeyhlerinden Mevlana Muhammed Can hazretlerinin halîfesi Baytarzâde Hacı Abdullah Şah Sermesti Veli Efendi’den tamamlamıştır. Daha sonra dedelerinin müderrislik yaptığı Kesik Minare Medresesi’nde ders okutmaya başlamıştır. Bursalı Mehmet Tahir’in verdiği bilgiye göre, Abdullah Efendi h.1272/ m.1854’de İstanbul’a gelerek Sultan Ambdülmecid Han’a Tasdîkat Haşiyesi’ni takdim etmiş, 100 lira ihsâna nâil olmuştur. Bahsedilen bu hâşiye Padişahın isteğiyle Matbaa-i Amire’de bastırılmıştır. Bundan üç yıl kadar sonra h.1275/m.1857’de vilayet vasıtasıyla Tasavvurât Hâşiyesi’ni takdim etmiş, hayatı boyunca 150 kuruş maaşla taltif olunmuştur. h.1303/m.1885’de vefat eden mantıkçımız, pederinin yanına defnedilmiştir. (Bkz. Halil İmamoğlugil, “Kilisli Abdullah Efendi’nin Kıyas Anlayışı”, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara 1999)  Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe Bölümü, e-posta: Kilisli Abdullah Efendi / Sadeleştiren: Yrd. Doç. Dr. Halil İmamoğlugil Atıf / ©- Abdullah Efendi, Kilisli. (2012). Kitâbü’l-Mantık fî Tertîbi Akîse, sadeleştiren: H. İmamoğlugil, Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 11 (2), 269-319. Özet- Bu çalışmada Tanzimat döneminde yaşamış ve mantık ilmine ait eserler vermiş olan Kilisli Abdullah Efendi’nin (m.1825-1885) kıyas konuları üzerine Osmanlı Türkçesi ile yazmış olduğu “Kitâbu’l-Mantık fî Tertîbi Akîse” adlı eserini sadeleştirerek günümüz Türkçe’sine aktarmaya çalıştık. Yazma olan eser Milli Kütüphane İbn Sînâ salonu Yz. A. 4074 numarada kayıtlıdır ve üzerine sayfa numaraları verilmiştir. 53 sayfadan oluşan eserin 44 sayfası kıyas konularına, 8 sayfası ise âdâb bahsine aittir. Eserin son sayfası ise kavramlar arası ilişkiyi anlatan bir ilavedir. Anahtar sözcükler- Kilisli Abdullah Efendi, Kitâbu’l-Mantık fî Tertîbi Akîse, Mantık, Kıyas, Şekiller, Modlar. §§§ Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla! Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’adır. Salât ve selam Hz. Muhammed’le onun bütün ailesi üzerine olsun.1 [Kıyasın Tanımı]: “Kıyas”; içinde orta terim (mükerrer cüz) bulunan iki öncüle (mukaddimeye) denir. Öncül lafzının birkaç ma’nâsı var ise de; burada “kıyasın bir parçası (cüz’ü)” kılınan ma’nâsına demek olmak üzere, küçük önerme (suğra) ve büyük önerme (kübra) yahut şartlı ve seçmeli öncül (mukaddime-i şartiyye ve istisnâiyye) demektir. Öncül, önermeden daha geneldir. Zira küçük ve büyük önerme, bir tek önerme olur ise, “Zeyd âlimdir”, “Zeyd fazîletlidir” gibi, [buna] “mukaddime ismi” ve “kaziyye ismi” denilir. Fakat birkaç önermeyi ihtiva eder ise, [bunlara] öncül denilip önerme denmez. (meselâ), 1 270 Mantık, ilimlerin ve fenlerin hizmetçisidir. Şüphe ve zan karanlıklarını ortadan kaldırır. O, söz ve hakikatin kaynağı, ifadenin maksadı ve incelemesidir. Onun [mantık] hakkında şöyle denilmiştir; “Kim mantığı bilmezse ilmine güvenilmez”. [Bu söz Gazâlî’ye aittir. Bkz. Kâtip Çelebi, Keşfu’z-Zunûn, C. II, s. 1862. Sadeleştiren.] Kitâbü’l-Mantık fî Tertîbi Akîse - Ben lütufkâr bir İlahım, - Sen şerefli bir peygambersin, - Ümmetin ise zayıf bir toplumdur, - O halde, bir zayıf [toplum] ve bir şerefli [peygamber] nasıl helâk olur, gibi. İnsanlar arasında, iki önerme olursa ise, çifte küçük önermeli; daha çok olursa [duruma göre] üç, dört küçük önermeli denilir. Fakat [bu kullanış tarzı] tartışmalıdır. Zira bir kıyasta [sadece] bir küçük önerme ve bir büyük önerme bulunur. Görünüşte “Ben lütufkâr bir İlahım, ilh…” gibi çok sayıda görünen, “ben, sen ve [senin] ümmetin, lütufkâr bir ilah [1] şerefli bir peygamber ve zayıf bir toplum” [birer önerme] hükmünde olup [aslında] bir tekdirler.2 Her bir mürekkebin maddi parçaları ve orta terimi (sûrî bir cüz’ü) bulunması gerekip, kıyas da mürekkeb olduğundan [onun] bütün parçalarının bilinmesi gerekmektedir. Kıyasın maddi parçaları (cüzleri); iki öncül ve orta terimin tekrarından ibarettir. Yani bir şeyi(n) lafzı, ma’nâsı ve kaydının aynı şekilde iki öncülde tekrar edilmesidir. Gerek konu, gerek yüklem ve gerek ma’nâyı tamamlayan yan cümlecik (kayd) olarak tekrar etsin; bu tekrar eden orta terim çıkarıldığında geri kalanı aynıyla (tamamıyla) netice olur. Kıyasın bu iki kısmı bilindiğinde neticeler de herhangi bir güçlük olmaksızın bilinir. Zira netice lâzım (zorunlu) ve kıyas melzûm(dur). Melzûmun varlığını bilmek lazımın varlığını bilmeyi gerektirir. Bu nedenle kıyas’ı; “kendisi bilindiğinde bir başka şeyin bilinmesini gerektiren şey” olarak ta’rîf etmişlerdir. Ancak bu öncüllerde hata olur ise [kıyas] netice vermez. Meselâ; - Allah birdir, - Bir ikinin yarısıdır. 2 «“Tekvîn”, “mükevven”den başkadır. Çünkü “fiil”, “mef’ulden” başkadır.» gibi ibarelerde, çifte küçük önermeli (bir) küçük önermenin, biri mukadder, büyük önerme mezkûrdur. Bu misâlde, küçük önerme matviyye, “tekvîn” fiil, “mükevven” mef’uldür. Fiil mef’ulün dışındakidir. Onun benzerlerini de bunun üzerine kıyasla. 271 Kilisli Abdullah Efendi / Sadeleştiren: Yrd. Doç. Dr. Halil İmamoğlugil Yine “Müslümün olan Zeyd’e” işâret ederek; - Şu mü’mindir, - Her mü’min cennettedir. Yukardaki sözlerimiz (önermeler) doğru ise de, netice gibi görünen “Allah ikinin yarısıdır” (birinci kıyasın sonucu) ve [2] “Bu [kişi] cennettedir” (ikinci kıyasın sonucu) yanlış oluyor diye sorulacak olursa; “lâz (...truncated)


This is a preview of a remote PDF: http://dergipark.org.tr/download/article-file/46937
Article home page: http://dergipark.org.tr/cuilah/issue/4182/54943

Kilisli Abdullah Efendi- Sad. Halil İMAMOĞLUGİL, Halil İMAMOĞLUGİL. Kitâbü’l-Mantık fî Tertîbi Akîse, Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi (ÇÜİFD), 2012, pp. 269-319, Volume 1, Issue 12,