Kilisli Abdullah Efendi’de Kıyasın İşlenişi
Kilisli Abdullah Efendi’de Kıyasın Đşlenişi∗
Yrd. Doç. Dr. Halil ĐMAMOĞLUGĐL∗∗
Atıf / ©- Đmamoğlugil, H. (2011). Kilisli Abdullah Efendi’de Kıyasın Đşlenişi, Çukurova Üniversitesi Đlahiyat Fakültesi Dergisi 11 (2), 111-148.
Özet- Bu çalışmada, Kilisli Abdullah Efendi’nin kıyas ile ilgili telif ettiği “Kitâbu’l-Mantık fi Tertîbil Akîse” ve “Zübdetü’l-Hâşiyeti’l-Cedîde” adlı eserlerine bağlı kalarak, onun kıyas konusundaki
görüşlerini inceledik. Abdullah Efendi daha önceki Đslâm mantıkçılarına benzer bir tarifle kıyası
tanımlamıştır. O, kıyasları, içerisinde bulundurduğu (ihtiva ettikleri) önermelerin sayısına göre
“basit kıyaslar” ve “bileşik kıyaslar (mürekkep)” diye ikiye ayırmış, önermelerin çeşitlerine göre
de iktirânî (kesin) ve istisnâi (seçmeli) kıyaslar diye bir ayırım daha yapmıştır. Mantıkçımız
yüklemli kıyas şekillerinin her birinin netice (sonuç) vermesi için gerekli şartlara işaret eder. O,
önce bu şartlarla birlikte her bir şeklin netice vermeyen darb(mod)larını, sonra da devamlı
olarak netice veren darb(mod)larını sıralar. Đstisnâî kıyasları şekil itibarı ile dörde ayırır. Bu
kıyasların netice vermesi için gerekli şartları sıralar ve tafsilatlı şekilde inceler.
Anahtar sözcükler- Kıyas, yüklemli kıyas, şartlı kıyas, kıyas şekilleri, kıyas kuralları, şekillerin
modları, basit kıyas, bileşik kıyas
§§§
Giriş
Asıl adı “Abdullah b. Abdurrahman el-Kilîsî el-Hanefî” olan Abdullah Efendi
(m.1825-1885)1 Tanzimat döneminde yaşamış, mantık, kelâm, münâzara, nahiv ve kıraat
ilmine dair eserler bırakmış önemli bir âlimimizdir.
∗
Bu makale, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “Kilisli Abdullah Efendi’nin Kıyas Anlayışı” adıyla 1999’da yaptığım yüksek lisans tezinden yararlanılarak hazırlanmıştır.
∗∗
Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Đnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe Bölümü, e-posta:
Yrd. Doç. Dr. Halil ĐMAMOĞLUGĐL
Mehmet Ali Aynî’nin değerlendirmesine göre, kendi asrında yaşamış mantık müelliflerinin hepsinden faik (üstün) olan Abdullah Efendi, ömrünü mantık tedrisatına harcamıştır.2 Bu üstad, sadece nazariyattan (teoriden) ibaret kalarak hiçbir tatbikat görmeyen
mantık nazariyelerinin (teorilerinin) tatbikata koyulması hususunda önemli gayretler
sarfetmiştir. 3 O zamanlara kadar mantığın yalnız Arapça lisanına münhasır ve mahsûs
olması gibi meydana gelen garip fikirleri çürütmeye çalışmıştır. 4 Kitaplarında bin yıllık
misaller yerine yeni misaller irad etmiş5 ve dersleri sırasında yapılan kıyasların çoğunu
Türkçe ibare ve ifade ile çeşitli konularda tertip ve uygulamada başarılı olmuştur. Böylece
kıyas çeşitleriyle ilgili, kitaptan kitaba aktarılarak yıllarca devam eden sınırlı birkaç örnek
dışında sanki başka konu ve başka örnek yokmuş gibi ortaya çıkan yanlış kanaati yıkmış,
hangi dilde olursa olsun hiçbir sözün ve hiçbir metnin mantık dışında olamayacağına dair
düşüncesini ispat etmiştir.6
Biz bu çalışmamızda, onun kıyas ile ilgili telif ettiği “Kitâbu’l-Mantık fi Tertîbi-l
Akîse” ve “Zübdetü’l-Hâşiyeti’l-Cedîde” adlı eserlerine bağlı olarak, onun kıyas konusundaki görüşlerini inceleyeceğiz.
Kıyas
Kıyas öncül adı verilen birden çok önermeyle, sonuç adı verilen bir önerme arasında mantıkça geçerli bir ilişki kurmaktır. Bir başka ifadeyle kıyas, verilmiş önermelere
dayanarak zihnin onlardan, zorunlu olarak, bir sonuç çıkarma işlemidir.
Aristoteles, kıyası şöyle tanımlamaktadır. “Kıyas bir sözdür ki kendisine, bazı
şeylerin konulmasıyla, bu konulan şeylerden başka bir şey, sadece bunlar dolayısıyla
zorunlu olarak çıkar”.7
1
2
3
4
5
6
7
112
Bursalı Mehmet Tahir, Osmanlı Müellifleri, C. 1, s. 385; Bağdatlı Đsmail Paşa, Hediyyetü’l-Ârifîn,
Esmâü’l-Müellifîn ve Âsâru’l-Musannifîn, C.1, s. 492. Ömer Rıza Kehhâle, Mu’cemu’l-Müelefîn,C. 6, s.
71.
M. Ali Aynî, “Türk Mantıkçıları”, Dârü’l-Fünûn Đlâhiyat Fakültesi Mecmuası, s. 61.
Bursalı Mehmet Tahir, a.g.e., s. 385.
Bursalı Mehmet Tahir, a.g.e., s. 385; Aynî, a.g.m., s. 61.
Aynî, a.g.m., s. 61.
Bursalı Mehmet Tahir, a.g.e., s. 385-386.
Aristo, Organon III, Birinci Analitikler, Çev: H. Ragıp Atademir, Đstanbul 1996, s. 5; krş. Organon V,
Topikler, Çev. H. Ragıp Atademir, Đstanbul 1996, s. 3; Ayrıca bkz. H. Vehbi Eralp, “Leibniz’in Kıyas
Kilisli Abdullah Efendi’de Kıyasın Đşlenişi
Aristoteles geleneğine bağlı Müslüman mantıkçılar ise “Kıyas önermelerden
müellef bir sözdür ki, her ne zaman bunların doğruluğunu kabul edersen bundan doğrudan
doğruya başka bir söz lâzım gelir”8 şeklinde tarif ederler. Abdullah Efendi de “kendini bilmekten dolayı diğer bir şeyi bilmeyi gerektiren”9 şeklinde tarif edildiğini söyleyerek Đslam
mantıkçılarının kıyas tanımını benimser. O’na göre “Kıyas, içinde mükerrer cüz bulunan iki
mukaddimeye” 10 denir. Tanımdan da anlaşılacağı üzere kıyas iki öncülden meydana gelir.
Yani “kıyasta mükerrer cüz ile sonuçtan başka bir şey yoktur.11 Meselâ,
Her cisim değişkendir,
Her değişken sonradan olmadır.
Đki öncülde tekrar eden mükerrer cüz “değişken”dir. Mükerrer cüz çıkarıldığında
geriye kalan kısım, “Her cisim sonradan olmadır” sonuç olmaktadır.
Mantıkçımıza göre kıyasın şeklî kısmı; iki öncül ve orta terim’in tekrarıdır. Tekrar
olmadıkça iki önerme kıyas olmaz. Tekrar olursa delîl ve kıyastır.12 Daha önce ifade edildiği gibi, öncüllerde tekrar eden kısım çıkarılınca, kalan kısım aynen netice olur. Kıyasın bu
iki parçası bilinince, neticeler de herhangi bir güçlük olmaksızın kolaylıkla bilinir.
Abdullah Efendi’ye göre, kıyası meydana getiren kısımlarda bir hata bulunur ise
kıyas netice vermez.13 Meselâ,
8
9
10
11
12
13
Teorisi”, Felsefe Arkivi, C. II. S. 2, Đstanbul 1947, s. 66; W. David Ross, Aristoteles, çev., Ahmet
Arslan, Đhsan Oktay Anar, Özcan (Yalçın) Kavasoğlu, Zerrin Kurtoğlu, Đstanbul 2002, s. 50.
Bkz. Ebherî, Keşfu’l-Hakâik, Đstanbul 1998, s. 121; Îsâğûcî, Vezirhânî Matbaası, Đstanbul h. 1287; s.
5; Urmevî, Metâliu’l-Envâr, Đstanbul 1277, s. 177; Kazvînî, er-Risâletü’ş-Şemsiyye, Kum tarihsiz, s.
138; et-Tahtânî, Levâmiu’l-Esrâr, Đstanbul 1277, s. 177-178; et-Tahtânî, Tahrîru’l-Kavâidi’lMantıkıyye, Kum tarihsiz, s. 138-139; Taftazânî, Tehzîbu’l-Mantık, Kahire tarihsiz, s. 120; Fenârî,
Şerh-i Îsâğûcî, Matbaati Osmaniye 1309; s. 19-20; Gelenbevî, eş-Şerh alâ Îsâğûcî, Matbaati Sultaniye 1283, s. 50; Kıyas Risâlesi, Đstanbul 1297, s. 3.
Abdullah Efendi, Kitâbu’l-Mantık fi Tertîbi’l-Akîse, s. 2; Zübdetü’l-Hâşiyeti’l-Cedîde, s. 30, 33, 47.
Sonraki kısımlarda bu iki eser “Tertîbi’l-Akîse” ve “Zübdetü’l-Hâşiye” şeklinde kısaltılmış olarak zikredilecektir.
Abdullah Efendi, Tertîbi’l-Akîse, s. 1.
Abdullah Efendi, a.g.e., s. 4.
Abdullah Efendi, Tertîbi’l-Akîse, s. 2; Zübdetü’l-Hâşiye, s. 34-35, 88.
Abdullah Efendi, Tertîbi’l-Akîse, s. 2, 3; Zübdetü’l-Hâşiye, s. 76.
113
Yrd. Doç. Dr. Halil ĐMAMOĞLUGĐL
Boşanma nikâha bağlıdır,
Nikâh ise kadının iznine bağlıdır,
Boşanma kadının iznine bağlıdır.
Şu mü’mindir,
Her mü’min cennettedir,
O kişi cennettedir.
Allah birdir,
Bir ikinin yarısıdır,
Allah ikinin yarısıdır.
Bu kıyasların öncülleri doğrudur. Fakat gerekli olan son (...truncated)