Cumhuriyet Döneminde Türkiye’de Kur’an Kurslarının Kurulması ve Gelişimi
Cumhuriyet Döneminde Türkiye’de
Kur’an Kurslarının Kurulması ve Gelişimi
Prof. Dr. Zeki Salih ZENGĐN∗
Atıf / ©- Zengin, Z.S. (2011). Cumhuriyet Döneminde Türkiye’de Kur’an Kurslarının Kurulması
ve Gelişimi, Çukurova Üniversitesi Đlahiyat Fakültesi Dergisi 11 (2), 1-24.
Özet- Đslam Dininin temel kaynağı olan Kur’an’ın öğretimi, din eğitiminin amacı ve içeriğinin
belirlenmesinde daima özel bir önem taşımıştır. Kur’an metninin doğru biçimde okunması da
din eğitiminin bir parçası olarak görülmüştür. Bu nedenle Hz. Peygamber döneminden itibaren
örgün ve yaygın eğitim ortamlarında Kur’an’ın içeriğinin ve okunmasının öğretimi üzerinde
durulmuştur. Đlköğretim kurumları olan küttab ve sıbyan mekteplerinde Kur’an öğretimi programın temelini oluşturmaktadır. Daha ileri düzeydeki Kur’an öğretimi ise darü’l-Kur’an ya da
darü’l-huffaz adlı kurumlarda yapılmıştır. Cumhuriyetten sonra 1924 yılında Tevhid-i Tedrisat
Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra medreseler kapatılarak, örgün din eğitimi kurumları
Maarif Vekâleti’ne bağlanmıştır. Yaygın din eğitimi ise yeni kurulan Diyanet Đşleri Reisliği’nin
sorumluluğu alanına girmiştir. Aynı yıl Diyanet Đşleri Reisliği sadece Kur’an öğretimi yapılmak
üzere darü’l-huffazların açılmasına çalışmış; ancak başarılı olamamıştır. 1930 yılında din görevlisi yetiştirmek amacıyla açılan Đmam ve Hatip Mektepleri kapanınca, Hıfz Dershaneleri
açılmıştır. Kurs niteliğindeki Hıfz Dershaneleri uzun bir dönem din görevlisi yetiştirme amacını
gerçekleştirmiştir. Çocuk ve yetişkinlere Kur’an okuma ile birlikte dînî bilgilerin de verildiği
yaygın eğitim kurumları olarak Kur’an Kurslarının açılmaları ise 1965 yılından sonra başlamıştır. 1971 yılında yönetmeliğin açılması ile yasal zemin sağlanmış ve sayıları hızla artmıştır.
Daha sonraki yıllarda yönetmeliklerde yapılan değişikliklerle kursların etkinliği ve niteliği daha
da artmıştır.
Anahtar sözcükler- Kur’an Kursu, Tevhid-i Tedrisat Kanunu, Yaygın Din Eğitimi.
§§§
∗
Çukurova Üni. Đlâhiyat Fakültesi Din Eğitimi Anabilim Dalı, e-posta:
Prof. Dr. Zeki Salih ZENGĐN
Giriş
Đslam Dininin temel kaynağı olan Kur’an’ın öğretiminin, başlangıçtan itibaren din
eğitimi faaliyetleri içerisinde özel bir yeri ve anlamı olmuştur. Temel inanç esasları yanında
ibadet ve ahlakî esasları da içeren Kur’an’ın öğrenilmesi, doğal olarak dinin vazettiği bilgi
ve hayat tarzının öğrenilmesi ve anlaşılması açısından son derece önem taşımaktadır.
Kutsal kitabın öngördüğü esaslar din eğitiminin teorisinin oluşturulmasından, eğitimde
izlenecek programa; hatta izlenecek yönteme kadar her aşamada temel belirleyici olmuştur.
Geniş anlamı ile düşünülecek olursa din eğitimi esas itibarıyla Kur’an eğitimidir.
Onun getirdiği inanç, ibadet ve ahlak esaslarından oluşan içeriğinin anlaşılması, yorumlanması ve yaşanması bu eğitimin başlıca amacını oluşturmaktadır. Bu amacın gerçekleştirilmesinin bir parçası ise aynı zamanda Kur’an metninin belirli kurallar çerçevesinde okunabilmesidir. Kur’an’ın okunması bir ibadettir. Sadece bu maksat için Kur’an okumayı
öğrenmek söz konusu olabilir. Nitekim günümüzde çocuklar ve yetişkinler için düzenlenen
Kur’an kurslarında bu amaç öncelikli olarak gözetilir. Anlamı bilinmeden dahi Kur’an okumanın, inanan insanın ruh dünyasında olumlu etkiler bıraktığı, ibadet etmiş olmanın verdiği
huzura kavuşturduğu bilinmektedir. Đlm-i Kıraat ve Tecvit kuralları çerçevesinde Kur’an’ı
doğru okutabilme becerisi ise ayrı bir çalışma alanı olmuştur.
Şüphesiz din eğitiminin bütünlüğü içerisinde, Kur’an’ın hem okunabilmesi, hem
anlamının bilinmesi hem de verilen mesajdaki bilginin davranışa dönüştürülmesini birlikte
ele almak gerekir. Kur’an öğretiminin tarihî sürecine bakıldığında genel anlamda bu bütünlüğün sağlanmasının hedeflendiği görülür. Çalışmamızda Cumhuriyet döneminde Kur’an
kurslarının gelişimi esas alınmakla birlikte, bu konuya geçmeden evvel Hz. Peygamber
döneminden itibaren Kur’an öğretimi konusunda yapılan çalışmalar hakkında genel bir
bilginin verilmesi konu bütünlüğünün sağlanması açısından yararlı olacaktır.
Kur’an öğretimi, doğal olarak Đslam’ın tebliği ile birlikte başlamıştır. Mekke döneminde başta Dârü’l-Erkam olmak üzere çeşitli ortamlarda Hz. Peygamber müslümanlara
Kur’an’ı öğretmiştir. Hicret’ten sonra Medine’de inşa edilen Mescid-i Nebevî ve hemen
yanındaki Suffa’da yapılan eğitim de aynı amacı taşımıştır. Kur’an dersleri, namazda
okunmak üzere ezberlenmesi, ahenkli sesle okunması ve metinlerin uygulanmak üzere
açıklanmasını kapsamaktadır. Medine döneminde Mescid-i Nebevî dışındaki mescit ve
2
Cumhuriyet Döneminde Türkiye’de Kur’an Kursları
evlerde de bu tarz eğitimin yapıldığı, eğitim için ayrıca muallimler de görevlendirildiği,
muallimlerin - hediye olarak dahi - ücret almalarının söz konusu olmadığı bilinmektedir1.
Buralarda yetişen insanlar yeni müslüman olan toplulukların eğitimi işiyle görevlendirilmiş,
bu gelenek Hulefâ-i Raşidîn döneminde de sürdürülmüştür2.
Đlk dönemlerde küttap adı verilen, daha sonraki dönemlerde ise sıbyan mektebi,
mahalle mektebi ya da iptidai mektepleri olarak anılan çocukların temel eğitimlerinin yapıldığı kurumların öğretim programlarında Cumhuriyet’in başlarına kadar, din dersleri ile
birlikte Kur’an öğretimi daima yer almıştır3. Đslam dünyasında medreselerin kurulması ile
birlikte Kur’an’ın bir taraftan genel eğitim içerisinde Tefsir, Hadis, Fıkıh, Kelam gibi ilimler
altında içeriğinin, bir taraftan da darü’l-Kur’an, dârü’l-huffâz ve dârü’l-kurrâ adlarıyla açılan
müstakil kurumlarda, farklı biçimlerde ve belirlenen Tecvit kurallarına uygun biçimde
okunmasının esas alındığı Kıraat ve Mehâric-i Hurûf ilimlerinin tedrisinin söz konusu olduğu, ayrıca hafızlık eğitiminin de verildiği görülmektedir4. Cahit Baltacı’nın tespitlerine göre
XV. ve XVI. asırlarda çeşitli şehirlerde 15 dârü’l-kurrâ medresesi bulunmaktadır5; ancak
Osmanlı ülkesinde Kıraat ilminin okutulduğu mekânların bunlarla sınırlı olduğu söylenemez. Müstakil olarak dârü’l-kurrâ adıyla inşa edilen binalar olduğu gibi bazen bir medresenin bir kısmı da bu adla Kur’an öğretimine ayrılabilmektedir. Đlk dönemlerden itibaren
dâru’l-kurrâlara mescitler, evler, medreseler veya tekkeler içerisinde yer verildiği görülmektedir6.
Süreç içerisinde Kur’an öğretiminin kurumsal yapısının nitelik değiştirdiği, daha
önce örgün eğitim kurumlarında yer alan bu etkinliğin günümüzde yaygın eğitim içerisinde
1
2
3
4
5
6
Muhammed Hamidullah, Đslam Peygamberi II, 5. bs. Çev. Salih Tuğ, (Đstanbul: Đrfan Yayınları, 1991),
s. 758-778.
Şakir Gözütok, Đlk Dönem Đslam Eğitim Tarihi, (Ankara: Fecr Yayınları, 2002), s. 183; Johs. Pedersen,
“Mescit”, Đslam Ansiklopedisi (MEB), 1957, VIII, 47-62.
Mehmet Dağ ve H. Raşid Öymen, Đslam Eğitim Tarihi, (Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, 1974),
s. 170.
Faik Reşit Unat, Türkiye Eğitim Sisteminin Gelişmesine Tarihî Bir Bakış, (Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, 1964), s. 8; Yusuf Alemdar, Đstanbul’da Kur’an Okulları, (Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı
Yayınları, 2007), s. 90.
Cahid Bal (...truncated)