İlahiyat Fakültesi Öğrencilerinin Mizah Anlayışlarının Bazı Değişkenlere Göre İncelenmesi
İlahiyat Fakültesi Öğrencilerinin Mizah Anlayışlarının Bazı Değişkenlere Göre İncelenmesi
Arş. Gör.Yusuf EMRE
Gülşen ÖZGEN
Atıf / ©- Emre, Y.- Özgen, G. (2017). İlahiyat Fakültesi Öğrencilerinin Mizah
Anlayışlarının Bazı Değişkenlere Göre İncelenmesi, Çukurova Üniversitesi
İlahiyat Fakültesi Dergisi, 17 (1), 277-298.
Öz- Mizah anlayışı ve dindarlık birbirlerinden uzak kavramlar olarak algılanmaktadır. Bundan dolayı olsa gerek ülkemizde bu iki kavram arasındaki ilişkiyi
araştıran çalışma sayısı oldukça azdır. Araştırmanın amacı yüksek din öğrenimi gören öğrencilerin mizah anlayışlarını demografik değişkenler ve dindarlık algısı bağlamında incelemektir. Araştırmanın örneklemi 2014-2015 eğitimöğretim yılında Türkiye’nin 6 İlahiyat Fakültesinde öğrenim gören toplam 346
kişiden (186 kız, 160 erkek) oluşan ilahiyat lisans ve ilköğretim din kültürü ve
ahlak bilgisi öğretmenliği öğrencileridir. Katılımcıların mizah anlayışları hakkında bilgi toplamak için Aslan, Alparslan, Evlice, Aslan ve Cenkseven (1999)
tarafından Türkçe’ye uyarlanmış Çok Boyutlu Mizah Duygusu Ölçeği
(ÇBMDÖ) kullanılmıştır. Bu araştırma sonucunda, katılımcıların mizah anlayışlarının, cinsiyete, yaşa, sosyoekonomik düzeye göre anlamlı şekilde farklılaştığı ancak sınıf düzeyine ve ikamet edilen yere göre farklılaşmadığı tespit
edilmiştir. Literatürdeki birçok araştırmanın aksine araştırma bulgularına bakıldığında öğrencilerin dindarlık algısı ve mizah anlayışları arasında olumlu bir
ilişki olduğu görülmüştür.
Anahtar sözcükler- Mizah anlayışı, dindarlık, mizah, çok boyutlu mizah duygusu ölçeği, İlahiyat Fakültesi
§§§
Makalenin gelişi 15.07.2016; Yayına kabul tarihi: 19.06.2017
Çukurova Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, Din Psikolojisi Anabilim Dalı, e-posta:
Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü PDR Anabilim Dalı Doktora
Öğrencisi, e-posta:
278 | Yusuf Emre - Gülşen Özgen
Giriş
Mizah kavramı tarihsel süreç içerisinde çoğunlukla “gülmeye yol açan
uyaran” olarak değerlendirilmiş, psikolojinin ayrı bir bilim dalı olarak kendini
kanıtlaması ile birlikte daha ayrıntılı olarak incelenmeye başlamıştır. Söz gelimi Freud (2012) mizahı sinirsel enerjinin gülme yolu ile serbest bırakılması
olarak tanımlarken, Allport (1961) sağlıklı ve olgun bir kişilik karakteri olarak
betimlemiştir. Benzer şekilde Maslow (1970) ise, mizahın kendini gerçekleştirmiş bireylerdeki karakteristik özelliklerden biri olduğunu savunmuştur.
Mizahın kişiliğe yansıyan yönü olan mizah anlayışı (sense of humor),
farklı ögeleri ve fonksiyonları olan bir grup özellik olarak ortaya çıkmaktadır
(Thorson & Powell, 1993a). Mizah anlayışı; gülme eğiliminin sıklığı, espri
yapma ve başkalarının yaptığı esprilere gülme gibi alışılmış davranış kalıpları;
mizah yaratma, başkalarını eğlendirme ve komik olayları hatırlama gibi bir
yetenek; neşelilik, maskaralık gibi mizaç özelliği; mizahi öğelerin birçok çeşidiyle eğlenme gibi estetik bir tepki, mizaha ve komik insanlara olan olumlu
yaklaşma gibi bir tutum; hayatı çok ciddiye almayan bir bakış ve hayatta karşılaşılan zorluklarla bir başa çıkma mekanizması olarak karşımıza çıkabilir.
Mizah anlayışını oluşturan kimi ögeler birbirleriyle sıkı bir ilişki içinde olurken,
kimileri olmayabilir. Sözgelimi, insanları güldürmekten hoşlanan bir kimse
zorluklarla baş ederken mizahı kullanma eğiliminde olmayabilir (Martin, 2007).
Mizahın bu farklı bileşenlerinden dolayı, onun kullanılması bireyden bireye
farklılaşmakta ve kişinin mizaha olan eğilimine, kişiliğine, mizahi uyarana dikkat seviyesine ve zekâsına bağlı olarak değişmektedir. İnsanların mizahı kullanma tercihleri ise sahip oldukları mizah repertuvarı ile mümkün olmaktadır
(Thorson & Powell, 1993a). Bu sayede mizah çok boyutlu bir yapıya kavuşmaktadır (José, Parreira, Thorson & Allwardt, 2007).
Thorson ve Powell (1993a)’a göre mizah duygusunun çok boyutlu yapısı içerisinde, mizah üretme ve mizahı sosyal amaçlan için kullanma, mizahı
başa çıkma yolu olarak kullanma, mizah üreten kişilere karşı tutum ve mizahı
değerlendirme unsurları bulunmaktadır. Kısaca belirtmek gerekirse, mizah
üretme ve mizahı sosyal amaçlan için kullanma ile bireyin kendini esprili olarak tanımlaması, sosyal ortamlarda mizahı sıklıkla kullanması, mizahla sıkıntılı durumları yumuşatabilmesi kastedilmektedir. Mizah yoluyla başa çıkma,
hayatta karşılaşılan problemlerle başa çıkarken mizahi bir tutum sergileme,
olayların üstesinden gülerek gelme ve bu başa çıkma tarzını değerli bulmayı
içermektedir. Mizah üreten kişilere karşı tutum, esprili, şaka yapan ve insanları güldüren kişilere yönelik değer yargılarını içerir. Mizahı değerlendirme ise,
mizahın duyuşsal yönüne ve işlevlerine yönelik yapılan değerlendirmeleri
ÇÜİFD, 2017, cilt: 17, sayı: 1, ss. 277-298
İlahiyat Fakültesi Öğrencilerinin Mizah Anlayışları | 279
içerir. İyi bir espriden keyif duyma, mizahı rahatlatıcı bulma ve espri yapan
kişilerin yeteneklerini takdir etme unsurları sayılabilir.
Mizah ve Din
Mizah ve gülme, dini gelenekte uzunca bir süre mesafeli olunması gereken, sakıncalı olabilecek konular arasında görülmüştür. Söz konusu tutumun, dini metin ve içeriklerde mizahı sınırlandıran, mizah ve gülmeye mesafeli olunması gerektiğine dair ima ve sözlerin bulunması ile ilgili olduğu söylenebilir. Söz gelimi İncil’de Hz. İsa’nın güldüğünden hiç bahsedilmemiş olması,
mizahın inançlı insanların ciddiyetini ve Tanrı korkularını azaltacağının düşünülmesi gibi nedenlerle Hristiyanlık asık suratlı bir din olarak algılanmaktadır
(Bennett, 2011; Avcı, 2003).
Benzer şekilde, Kuran-ı Kerim’de geçen bazı1 ayetlerde alaya alma,
dalga geçme ve küçük görme gibi anlamlara gelen gülmenin, din tarafından
tamamen kötü bir davranış ilan edilmiş dolayısıyla yasaklanmış gibi algılanmasına neden olabilmektedir. Diğer taraftan kutsal metinlerde peygamberlerin
gülmesine yer verilmemesi ve tarihsel olaylarda gülmenin alaycı, aşağılayıcı,
saldırgan yönünün eleştirilmesi dindarlar nazarında önyargılara neden olabilmekte ve dinlerin mizahı ve gülmeyi tamamen yasakladığı şeklinde yorumlara
yol açabilmektedir.
Saroglou (2014) din ile mizah arasında mesafe olmasının “haklı” nedenleri olduğundan bahsetmektedir. Zira mizahın doğasında toplumsal normların ihlali ve bozuma uğraması, anlamsız bir dünya ihtimali ve anlamlar üzerine oyun vardır. Aynı zamanda sürprizi, kontrol kaybını, yenilik ve belirsizliğe
açıklığı içeren mizah; ahlâk, hakikat ve sevgi ile ilgili olan şeylerin zarar görmesine neden olabilmektedir. Diğer taraftan din ise anlamlı bir dünya hayatını,
yaşamdaki düzeni, kontrolün gerekliliğini (Saroglou, 2002a), yenilik ve belirsizlikteki sıkıntıyı (Schwartz & Huismans, 1995) kişiler arası ilişkilerde ahlâkî
değerlere bağlı kalma sorumluluğunu (Saroglou, 2002b) vurgulamaktadır. Bu
bağlamda din, otokontrolü ortadan kaldırdığı için ölçüsüz gülmeye ve mizahın
din ile uyuşmayan yönlerine mesafe koymuş ve onu eleştirmiştir.
1
“Siz ise onlarla alay ediyordunuz. O kadar ki onlar size beni anmayı unutturdu.
Onlara hep gülüyordunuz.” (Mü’ (...truncated)